Türkiye'de Hristiyan Olmak: Merak Ettiklerin ve Karşılaşacakların

Episode 19 May 09, 2026 00:35:56
Türkiye'de Hristiyan Olmak: Merak Ettiklerin ve Karşılaşacakların
Özgürce - Türk Hristiyanlar Anlatıyor
Türkiye'de Hristiyan Olmak: Merak Ettiklerin ve Karşılaşacakların

May 09 2026 | 00:35:56

/

Hosted By

Tiranus - Herkes Duyana Kadar

Show Notes

Hristiyanlık inancına dair merak ettiğiniz her şey bu bölümde! Özgürce'de, Özgür Uludağ ile birlikte, Hristiyan olmadan önce, yeni Hristiyan olanlar ve hatta uzun süredir iman yolculuğunda olanların mutlaka bilmesi gereken 10 önemli konuyu ele alıyoruz.

View Full Transcript

Episode Transcript

[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar merhaba. Özgürce'ye hoş geldiniz. Bugün Hristiyan olmadan önce bilmeniz gereken 10 şey hakkında konuşacağız ve bunu kardeşim Özgür Uludağ'la birlikte yapacağız. Hoş geldin Adaş. [00:00:10] Speaker B: Hoş bulduk. Yine bir programda birlikteyiz. [00:00:12] Speaker A: Yine kaldığımız yerden devam. [00:00:15] Speaker B: Güzel bir programla. [00:00:16] Speaker A: Evet çok çok önemli, güzel bir program çünkü devamlı bize sorulan sorulardan bir tanesi ve belki sorulan sorular çok farklı değişiyor ama ''Bizim de keşke bunu söylesek iyi olurdu.'' dediğimiz birçok şey var. Yani Hristiyan olmadan önce ya da olma sırasında bazı insanlar ne soracağını bilmiyor. [00:00:33] Speaker B: Evet yeni Hristiyan olmuş bir kişi. [00:00:35] Speaker A: Ya da yeni Hristiyan olmuş daha böyle ''Ya ben böyle şeyler düşünüyorum ama garip mi düşünüyorum? Bana biraz garip geldi. Yani bende mi problem var? Neden böyle hissediyorum?'' Böyle bir geçiş dönemi oluyor. Bugün amacımız bir nevi bunlara cevap vermek. Bunları insanlarla paylaşmak ki bir ortam yaratalım. Belki kardeşlerimiz daha da fazla ekleyebilir bu listeye. En azından 10 tane var ama. [00:00:58] Speaker B: Birbirimizi inenemeden, yaşlı da olsaydı falan demeden. [00:01:02] Speaker A: Evet, evet, evet. Biz bu 10 maddeyi geçmeden önce ilk başta bir sana sorayım adaş. Senin için var mıydı böyle bir keşke Hristiyan olmadan önce şunu bilseydim. Çok iyi olurdu o geçiş zamanında. [00:01:14] Speaker B: Yani Hristiyan olmadan önce ben çok harika insanlar tanıdım. Hristiyan olmayı düşünürken çok harika insanlarla iletişim kurdum. Ve dolayısıyla da kilisenin içindeki bütün insanların da böyle olduğunu düşündüm. Ama yani keşke bilseydim ki herkes harika yaşamıyor. Harika gördüğüm insanların da elbet sorunları var, problemleri var. [00:01:33] Speaker A: Doğru. [00:01:33] Speaker B: Ama ilk başta böyle bir şey oluyor heyecanla. Yani ha buradaki herkes çok harika. Yani hiç bir sorun yok. Yani bir sorun yaşanmayacak bir yermiş gibi geliyor bize. [00:01:43] Speaker A: Kesinlikle. [00:01:44] Speaker B: Ama aslında yani sorunlu insanların oluşturduğu bir topluluk sonuç olarak. [00:01:48] Speaker A: Şey gibi geliyor bir yandan da. Yani şu an kayıt yapıyoruz, videolar çekiyoruz, paylaşıyoruz. İnsanlar da bazen bizim hakkımızda da böyle düşünüyor. Ne kadar kutsal kitap bilgisi var, her şey mükemmel. Onun farklı bir podcastta ben özgür adaşım yok. Ama yani sonuçta ben de insanım. Yani benim o seviyede gösterilmemi istemem zaten. Çünkü bana fazla yük koyuyorsun yani benim hak etmediğim bir şeyi veriyorsun bana. Zaten istemiyorum da çünkü aşırı bir baskı oluşturuyor. [00:02:15] Speaker B: Dediğin gibi hepimizin sorunları var, problemleri var, günahları var. [00:02:18] Speaker A: Kesinlikle öyle. [00:02:18] Speaker B: Kesinlikle öyle. Ama onu bilmek isterdim. Yani en azından Hayal kırıklığım düşük olurdu. Çünkü öyle olunca bu kişiler nasıl böyle yapar gibi bir düşünceyi kapılıyor. Sende ne vardı? [00:02:29] Speaker A: Bende o soru sorma ve çekinme, soru sormaktan çekinme durumu vardı. Çünkü bir önceki inancımızda böyle haşa sen kimsin, sorguluyorsun tarafı oluyordu bazen. Demiyorum bu öğretiliyordu herkes tarafından ama sokakta büyüdük yani sorduk. Yemişizdir, enseye bir şey gelmiştir yani. O nedenle Bunu öğreniyorsun. Zayıflık olarak görüyoruz soru sormayı, şüpheci olmayı. Benim de karakterim biraz öyleydi. Yani yanlış anlaşılırım, beni imansızmış gibi düşünürler filan diyerekten soru sormaktan çekiniyordum. Bu nedenle Hıristiyan olduğumda da böyle çok ciddi sorularımı minimize edip, ya küçükten sorayım fazla, yani direkt sormayayım yanlış anlarlar, yanlış anlamayın ama bir şey sorabilir miyim diyerek konuyu açıyordum hep. Keşke bilseydim. Yani onlarla alakası olan bir şey değil. Yani Tanrı cevap vermeye zaten hazır. Kendi sözünü vermiş bize. Tanrı bu kapıyı bize açmış. Davet etmiş o sorularımızı. Bütün aklımızla ibadet etmek bunun bir parçası. Keşke bunu bilseydim. O aşama biraz daha kolay geçer diye düşünüyorum. [00:03:33] Speaker B: Şey birçok kişi var. Seve seve soruları cevaplamak için hazır bulunan. [00:03:37] Speaker A: Elbette. Elbette. O zaman başlayalım. Kardeşlerimizin Hristiyan olmak isteyen, yeni Hristiyan olmuş ve uzun yıllardır Hristiyan olan kardeşlerimizin bilmesi gereken 10 şeyden birincisi nedir? [00:03:48] Speaker B: Yani bu 10 şeyi tabii ki kafamıza göre baktık. Daha da çok şey olabilir. Ama önemli olan şeylerdir bunlar. Ama ilk başta bilinmesi gereken 10 şeyin ilki Tanrı ile ilişki. Hristiyan olduysan ya da Hristiyan olmayı düşünüyorsan ya da birkaç yıldır Hristiyansan Türkiye için konuşuyorum. Sonuçta bu topraklarda büyüdüğümüz için bize tuhaf ya da anlaşılmaz bir kavram olarak gelebilir ama Hristiyan'san Tanrı'yla ilişki kurmaya hoş geldin. Yani sadece ibadet ettiğin uzak bir Tanrı, aşkın bir Tanrı kavrayışından ziyade seni tanıyan ve senin de kendisini tanımanı isteyen bir Tanrı anlayışı var. [00:04:29] Speaker A: Evet, bu benim inanç yolculuğumda, iman yolculuğumun ilk adımı oldu. Camide namaz kılarken bu soru geldi aklıma. Hatırlıyorum. Tanrıyı tanıyabilir miyim yani? eğiliyorum, korkuyorum, çekiniyorum ama bilmek istiyorum. Kimdir? Daha yakından tanıyabilir miyim yoksa bu hep böyle mi olacak? Böyle bir mesafeli bir Tanrı'yla bir ilişkin mi olacak? [00:04:50] Speaker B: Aslında merak ediyoruz çünkü Tanrı kimdir? [00:04:53] Speaker A: Doğru. [00:04:53] Speaker B: Ben hatırlıyorum küçüklük sorularımı. İşte çok basit ya saçma sorular. Allah uyur mu? Allah nerede yaşar? [00:05:00] Speaker A: Doğru. [00:05:00] Speaker B: Onu merak ediyorsun yani sonuçta yaratan bir kimlikten bahsediliyor. [00:05:04] Speaker A: Doğru doğru doğru. [00:05:05] Speaker B: Onda bile genelde şeydi yani öyle sorular sorma günaha girersin şu olur bu olur. Merak etmeyeyim mi tanımayayım mı ben onu? [00:05:13] Speaker A: Doğru. İşte o yolculuk beni başlattı ve hatırlıyorum bir gün öğle namazından çıktıktan sonra eve geçtim. Evde o duam yani eğer varsan seni tanımak istiyorum. Sen bana kendini göster, senin yollarında yürümek istiyorum. İlişki yüreğimize de işlenen bir şey. Augustine'in de, Siastos'un da farklı şekillerde söylediği yani bir ve Pascal'ın da yüreğinizde böyle bir boşluk var. Doldurmaya çalışıyoruz Tanrı boşluğunu fakat onu tanımaktan geçiyor ve İsa'nın ismin de beden alıp gelmesi. ve kendini, Tanrı'yı o beden almış haliyle, 12 havariyle birlikte, etrafındaki kadın, erkek, çoluk, çocuk hepsinin bir ilişkarcıyla Tanrı'yı tanıyor olması da mükemmel bir ana konu. Yani bu inancımızın temeli. Tanrı beden aldı ve aramızda yaşadı. [00:05:58] Speaker B: Bu kültüre göre dediğin gibi Tanrı'nın aşağıya inmiş ve kendi yarattığı insanlardan biri olmuş olması fikri şok edici bir şey, evet bizim kültürümüz için. [00:06:08] Speaker A: Ve bu bence insana ve bireysel olarak bir yani kadın, erkek fark etmeksizin insan olmak bile günah. Yani ete bürünmek aslında bu şeylerden gelen birçok filozofun iddia etti. Yani bu beden, bu fiziksel şeyler değersiz, önemli değil. Bu sadece yani bu inancımızdan gelen, eski inancımızdan gelen bir şey değil. Daha önce de böyle düşünülüyordu. [00:06:29] Speaker B: Fiziki dünya kötüdür anlayışı. [00:06:31] Speaker A: Kötüdür, aynen. Bu aslında devam ediyor alttan. [00:06:33] Speaker B: 2000 yıl önce ilk kilisenin de uğraştığı gnosisçilik aynı şey değil mi? [00:06:37] Speaker A: Evet, gnosisler. Evet, bu devam ediyor. Hala beden aldıysa ona da inanmazsın kardeşim diyerek sana kim söyledi? [00:06:44] Speaker B: Sonuçta kendi büyüdüğü kültürün, inancın tamamen karşı olduğu bir şey olduğu için muazzam bir karşı koyuş oluyor genelde. [00:06:55] Speaker A: Kesinlikle, kesinlikle. O zaman ikinciye geçelim mi? Bu daha önce de videoyu yaptık ama yine de paylaşmakta hayır var. Hristiyanlık batı dini değildir. [00:07:04] Speaker B: Nasıl değil ya? [00:07:05] Speaker A: Ya kardeşim ya. [00:07:06] Speaker B: Amerika Hristiyan, Avrupa Hristiyan. [00:07:08] Speaker A: Evet, evet bu Haçlı. [00:07:09] Speaker B: Değil falan. [00:07:10] Speaker A: Aynen, aynen, aynen. İşte burada da mesela bu haçlı düşüncesi de haçlı seferleri bak Batu bize karşı ya o zaman Andalun'un yarısından çoğu Hristiyan yani öyle düşün yani Batı dini dediğimiz yer İstanbul. [00:07:24] Speaker B: Abi o haçlılar var ya. [00:07:26] Speaker A: Konuyu Kore'ye giriyor. [00:07:29] Speaker B: Yahudi'yi de düşman ettiler kendilerine, Müslüman'ı da düşman ettiler kendilerine, Hristiyan'ı da düşman ettiler kendilerine. Doğru, doğru. [00:07:35] Speaker A: Ortadoğu'daki Hristiyanlar. [00:07:36] Speaker B: Yani tek bir kesim sakın demesin yok bize yapıldı. Önüne gelene saldırdı Haçlı ordular. [00:07:42] Speaker A: Yörüşelim'e, Kudüs'e giderken İstanbul'a gidelim. [00:07:45] Speaker B: Şuraya da bir girelim, kiliseyi bir soyalım. [00:07:48] Speaker A: Ne yazık ki. [00:07:49] Speaker B: Ama Batı dini dediğin gibi, yani Hristiyanlık dersen Batı'yla eş anlamlıdır. [00:07:54] Speaker A: Doğru. [00:07:55] Speaker B: Türkiye'de de nereden geliyor bu fikir bilmiyorum. Türk sen Müslümansın algısı. Kesinlikle öyle bir şey yok. Yani Türk sen Müslümansın diye bir hikaye. İnandığım bir hikaye değil benim. Türklük farklı bir şeydir. Müslümanlık, Hristiyanlık, Yahudilik, Zercişlik, şu bu farklı bir şeydir. [00:08:13] Speaker A: Burada o zaman şey verebilir miyiz biraz? Yani birkaç örnek verelim. Yani neden Batı dini değil? Tamam Batı dini değil dedik de neden bunu diyoruz? [00:08:20] Speaker B: Yani Hristiyanlık bir kere bu topraklarda doğdu. [00:08:22] Speaker A: Aynen. [00:08:23] Speaker B: Örnek verelim. [00:08:24] Speaker A: Aynen. [00:08:24] Speaker B: İsa tabii ki yani Nasırada doğdu. Orada İsrail'de, Betlehem'de doğdu. Nasırallığı deniyordu. O bölgede hizmetini sürdürdü. [00:08:34] Speaker A: Bekleyen bugün Filistin parçası. [00:08:36] Speaker B: Buralardan da yayıldı yani bugün ilk kilisedi Antakya'daki Saint Pierre, Aziz Petrus kilisesi gösterilmiş. [00:08:44] Speaker A: Doğru. [00:08:44] Speaker B: Veya yani Hristiyanlığın en büyük inanç yayıcısı, misyoneri derler, Paulus Tarsuslu'ydu. Veya işte İncil'de vahiy bölümünde özellikle adı geçen yedi kilise. Asya ili dediği yer Türkiye toprakları hepsi şu an Türkiye'de, Manisa'da, Denizli'de, İzmir'de. Ekumenik konserlerin hepsi burada yapıldı. [00:09:06] Speaker A: Anadolu'da. [00:09:07] Speaker B: Yani İstanbul'da, Kadıköy'de, İznik'te. [00:09:10] Speaker A: Doğru, Efes'te. [00:09:11] Speaker B: Yani bu şeylerin içeriğine baktığında Hıristiyanlık batı dini değil, batıya buradan giden bir din. [00:09:18] Speaker A: Doğru, kilise babaları diyoruz. Yani kilisenin babaları Kapadokya'dan çıkmış. Buradan batıya dediğimiz İtalya'ya, Avrupa'nın birçok yerine, Fransa'ya, Almanya'ya buradan gidiyor. Ve hatta sadece batı tarafına da değil. Aynı zamanda o Anadolu'dan Hindistan'a uzun yıllar papazlar, rahipler gönderilmiş. [00:09:36] Speaker B: Yani İncil'i okursanız Türkiye'yi göreceksiniz. [00:09:39] Speaker A: Evet. [00:09:40] Speaker B: O yüzden genelde son sayfayı çeviriyoruz. [00:09:43] Speaker A: Türkiye haritası. Amerika haritası yok ama Türkiye haritası var. [00:09:47] Speaker B: Amerika haritası yok, Avrupa haritası. Yani buna hazır olun. Hemen gelip size diyecekler ki sen gavursun, sen Türklükten de çıktın. Bu inanç bizim inancımız değil, batının inancı. Yok kardeşim öyle bir şey. Yani bilmiyorsunuz siz. Bu inanç tam olarak buranın inancıdır. Anadolu'dan çıkmıştır. Avrupa'ya, Amerika'ya da buradan gitmiştir. Zaten şimdi kızarlar ama Amerika dediğim ülke Daha 250 yıl önce kurulmuştu. [00:10:14] Speaker A: Bir orası kalmıştı zaten bizi. [00:10:17] Speaker B: Onları da gönderdi. Sanki Amerika üretmiş Hristiyanlığı. [00:10:20] Speaker A: Doğru, doğru, doğru. Güzel. O zaman üçüncü. [00:10:23] Speaker B: Üçüncü konu Kur'an'daki İsa ile İncil'deki İsa. [00:10:27] Speaker A: Benim böyle bir videom oldu ama çok laf yemiştim ben ona. [00:10:31] Speaker B: Yani çok ciddi bir konu. Neden? Çünkü hem bazen Hristiyan olanlar da tam olarak ayırt edebildiği detaylara vakıf değil. Tabii ki İsa'yla ilgili anlayışımız tamamen değişiyor. İsa Mesih çok farklı bir kimlikle artık gördüğümüz bir kişi oluyor, kurtarıcımız, Rabbimiz oluyor. Ama bazı detayları da hala böyle. Geçmişten gelen kültürümüzle ya da anlayışımızla yaşamaya çalışıyoruz. [00:10:57] Speaker A: Doğru. [00:10:57] Speaker B: Yani Müslüman olarak büyüdük. Buradaki bu topraklardaki birçok insan gibi İsa'yı tanınıyorduk. Ama yani İsa sadece Meryem'in oğlu İsa. Peygamber. İşte ölmüş ölmemiş tartışması da bambaşka bir tartışma. [00:11:14] Speaker A: Doğru. [00:11:14] Speaker B: Kimileri kabul ediyor, kimileri etmiyor. Hani İsa'da bizim peygamberimizdir derler. Büyük bir peygamberdir derler. Ama İncil'deki İsa'yla Kur'an'daki İsa aynı İsa değil. [00:11:25] Speaker A: Kesinlikle. [00:11:26] Speaker B: Yani bilmiyorum sen bununla ilgili ne tecrübe ettin? Evet. [00:11:29] Speaker A: Evet paylaştığım video direkt oydu. Lara Kilisesi'nden bir gün vaaz verdikten sonra hazır oradayken bir video çektim. Yani sadece ona netlik kazandırmak. Çoğu insan durmadan yazıyor. Biz de seviyoruz. Hatta sizden daha fazla seviyoruz İsa'yı. Sen Kur'an'da yazan İsa'yı seviyorsun. Ben Kur'an'da yazan İsa'yı kabul etmediğim için aynı kişiden bahsetmiyoruz. Yani iki farklı insandan bahsediyoruz aslında orada. Sadece bazı örtüşmeler var, o kadar. Ama söyledikleri farklı. Öğretileri farklı. Öğrettiğini iddia ettiğimiz şeyler farklı. Yaşamı farklı. Yani bayağı şeyler farklı yani. [00:12:00] Speaker B: Bu konuyu merak eden, fark nedir diyen sadece açsın Yuhanna bölümünü okusun. İncil'in. İncil kitabın dördüncü bölümü. [00:12:08] Speaker A: Üç müjde kitabı da. [00:12:09] Speaker B: Aynen hepsini okuyun da sadece yani İsa'yla ilgili ne fark var? Aç, Yuhanna bölümünü oku. Direkt İsa'nın kim olduğunu başlıyor anlatmaya zaten. [00:12:19] Speaker A: Doğru, doğru, doğru. Ve önemli. [00:12:21] Speaker B: Yani Nabel Koreş'in güzel bir sözünü okumak istiyorum. Diyor ki, o yani Müslümanlıktan Hristiyanlığa geçen üçlü inanç savuncusuydu. Genç yaşta kanserden hayatını kaybetti. Ama yani çok değerli şeyler de bıraktı o kısa süre içerisinde. Diyor ki, iki İsa arasında seçim yapmak zorunda kaldım. Kur'an'ın İsa'sı ve İncil'in İsa'sı. Birini okurken huzur buldum, diğerini okurken yabancı gibi hissettim. Yani anlatı farkı var çünkü. Yani o yüzden diyoruz ki, Hristiyan olmayı düşünüyorsan ya da Hristiyan olduysan, yeni bir Hristiyansan, bil ki İsa Mesih'in kimliği çok farklıdır. Diğer bir soru ya da konuşmamız gereken konu üçlü birlik. [00:13:05] Speaker A: Evet yani bunu da arkadaşlarımızın bilmesi gerekiyor. Üçlü birlik konusu kaç yıl Hristiyan olduğundan fark etmeksizin yani bir yıl, on yıl, yirmi yıl bizi düşündüren, üzerine derin derin düşünmemiz gereken konulardan bir tanesi. Çünkü Tanrı'nın özünden bahsediyoruz. Çoğu Müslüman arkadaşımız zaten burada direkt şey der yani bilemeyiz yani onu o kadar bilemezsin Tanrı hakkında. Birdir deriz ama onun bilen bir olmak nedir onu bilemiyoruz. [00:13:32] Speaker B: Allah'ın birliğini açıklayamazsın zaten. [00:13:34] Speaker A: Kesinlikle. [00:13:34] Speaker B: Nasıl olduğunu. [00:13:35] Speaker A: Ve birçok zaten bunu İslam mistikleri açıklamaya farklı yollarla denemişlerdir. Bu ayrı. Yani bir şey oraya laf atmadan şunu söyleyebiliriz. Çok derin bir öğreti. Kursak'ta bu baz alan bir öğreti. Fakat böyle ha tamam anladım deyip de geçirecek bir konu değil. [00:13:52] Speaker B: Tam olarak anlamadığımız bir konu da değil. Yani hiç anlamadığımız değil. Çünkü şimdi şöyle bir problem var bu konuya. Üçlü birlik deyince bazı yani Müslüman kesimden dostlarımız şey diyor. Ya işte böyle bir şey zaten açıklayamıyorsunuz. İşte şu yok. Yok açıklama var. Kutsal kitabın birçok yerinde üçlü birliği görüyorsun. Ama üçlü birliği yüzde yüz kavradığımızı iddia etmiyoruz. [00:14:19] Speaker A: Doğru. [00:14:19] Speaker B: Yani bir kişi zaten ya bırak üçlü birlik konusunu az önce konuştuğumuz konuya geri geleceğim. Aynı şeyi biz de söylüyoruz çünkü Tanrı tektir. Bu tek olan Tanrı'yı bana anlat, açıkla dediğinde bunu bile kavrayışımızı ne kadar ki biz anlatalım, açıklayalım. [00:14:36] Speaker A: Doğru. [00:14:36] Speaker B: Yani üçlü birlikte bize Tanrı'nın kendisini açıklama yönüdür, kimliğidir. Baba, oğul ve kutsal ruh kendisinde kendisini açıklamıştır. Ama bunu kavramamız zaman alıyor. Son güne dek de devam edecek büyük ihtimalle. [00:14:50] Speaker A: Fakat tesis, bu üçlü birlik inancının nedeni de zaten kutsal kitapta gördüğümüz o ilişki. Tanrı'nın bir ilişkisi var. Baba, oğul ve kutsal ruh adında vaftiz edilmemiz öğretiliyor. ve bu ilişki dünyanın yaratılışından beri görüyoruz bunu. Yani bu gördüğümüz şeyi sadece anlamaya çalışıyoruz. Bir üçlü bir birlik var orada ve o üçlü birliğin o ilişkisini, o bağını kavramak elbette kutsal yazılı metin limitli. Fakat burada Yine Nebil Kureyş'inin güzel bir sözü var. Diyor ki, tesisi anlamak, yani üçlü birliği tam olarak kavramak mümkün olmayabilir ama reddedebilmek için önce tam olarak anlamak gerekir. Güzel bir öğreti aslında çünkü gerçekten kavramadığın bir şeyi nasıl reddedebiliyorsun yani. Ben bunu anladım. Anladığım işe bunu reddediyorum. [00:15:36] Speaker B: Bir şey anladıkları yok. Direkt şey diyorlar, yok 3 tallaha inanıyoruz. [00:15:39] Speaker A: Argümanlar evet çok şey olduğu için, zayıf olduğu için bizi böyle dikkatli olarak anlatmaya çalışınca bunu şey olarak, zayıflık olarak görüyorlar. Aslında orada da argümanın ne kadar konuya uzak ve ilgisiz oldukları ortaya çıkıyor. Çünkü bunun amacı size yanlış bir bilgi vermek için tane tane anlatmaya çalışıyoruz. Onların düşüncesi de ya bak anlamıyor ya kendisi bile iman etmiyor diyerek çok saçma cümlelere kayıyor. [00:16:06] Speaker B: İşte Hristiyan olmayı düşünen ya da yeni Hristiyan olan birisinin bilmesi gereken bir konu üçlü birlik vardır. Üçlü birlik konusu seni de zorlayacak. Yani çünkü kavramaya çalışacaksın, derin bir öğretidir. Kutsal kitabın her yerinde vardır, görebilirsin. Ama bunu bir anlamda içselleştirmek, anlayabilmek zaman alacak. Nihai gün geldiğinde, son günde de ancak o zaman. tam olarak bize açıklanmış olacak. Çünkü o zaman Rabbimizle karşılaşmış olacağız. Yani bu dünyadaki bilgimiz sınırlıdır. Doğru. Beşinci nokta senden gelsin. [00:16:41] Speaker A: Şimdi fark var, üstte birlik, inancı farklı ama en büyük fark bu değil. Kutsal kitapta gördüğümüz en büyük fark günahtan kurtulmak. Yani kurtuluş. Ben bu kefaret, ben nasıl kurtulabilirim? İslam'a göre ve Hristiyan'la göre aradaki fark o kadar büyük ki çoğu insan Hristiyan olduktan sonra bile kafası karışabiliyor. [00:17:03] Speaker B: Kesinlikle. Yani genelde iyilikle, kötülükle cennet ya da cehennem kavramı konuşulur. Yani Müslüman büyüdük, biz de aynı anlayıştaydık. Nedir? Yani iyilik, çok iyilik yaparsak Cennet'e gideceğiz. İşte kötülükler, yargı günü hangisi ağır gelirse ona göre hakkımızda bir hüküm verilecek. Ama tabii ki bizim de, şu an içinde bulunanların da bence hep sorusu oydu. Yeterli miyiz gerçekten? Ya bir de şeyi kavramakta güçlük çekiyorum ben. Aynı öğreti. İslam'da da bu öğreti var. Adem ile Havva bir günahtan dolayı Allah'ın huzurundan kovuldu. Kardeşim benim sen nasıl bu kadar günahla O'nun huzuruna çıkmayı düşünüyorsun? Ya da bunu bilmiyorum insanı nasıl savunabilirim ki ben? Bir günahla kovduğuna inandığım şey şu an değişiyor. Diyorum ki ben bu kadar günah işliyorum ama sevaplarım çok olursa işte ben yeniden cennete gidiyorum. [00:17:58] Speaker A: %51 yetiyor mu hocam %49'la sanki? [00:18:00] Speaker B: Sevabının çok olması da mümkün değil. İnsanlar maalesef o konuda zannediyorlar ki günah sadece yaptıkları eylemle ilgilidir. Mesih'in öğretisi tam tersine meydan okur. Bırak eylemi senin zihnin, senin düşüncen, senin yüreğin Bu günahı başlatan şeyler. [00:18:15] Speaker A: Yaptığın, yapmadığın hepsi. [00:18:17] Speaker B: O yüzden kurtarıcıya ihtiyacımız var. [00:18:20] Speaker A: O zaman ana fark kurtuluşumuz nasıl mümkün? Yani kendi amellerimle kurtulmayacağım, Kur'an'da gördüğümüz en azından Müslüman arkadaşlarımızın öğrettiği çabalarımızla, amellerimizle, sevaplarımızla kurtulmamız mümkün değil. O zaman Kutsal Kitap'taki öğreti nedir? [00:18:35] Speaker B: İmanet kurtulacaksın diyor. Hristiyanlıktaki en büyük fark da o zaten günahtan kurtuluş Tanrı'nın lütfu aracılığıyla. gerçekleştirilen bir şeydir. Bir armağandır. Bizim hak ettiğimiz ya da kazanabileceğimiz bir şey değildir. İsa Mesih'in bizim günahlarımız için bu dünyaya gelişi, çarmıha gerilişi, ölümü ve dirilişi bizim kurtuluşumuzu sağlayacak olan şeydir. Buna iman et kurtulursun diyor kutsal yazılar. Bunu yap artı şunları şunları şunları yap diye bir öğretiş kutsal kitaba bir şeyler eklemektir bana kalırsa. O bizi kurtaracak şey değil. [00:19:08] Speaker A: Çok dikkatli olmamız gerekiyor. Ama şunu da ekleyelim. Bu iyi işler yani sevap dediğim şey. [00:19:13] Speaker B: İyi iş yapmayın demiyorum. [00:19:14] Speaker A: İyi işler yeri var, sıralamada yeri var. Sıralamada iyi işler sonra kurtuluş değil, kurtuluş iyi işleri doğuruyor. [00:19:23] Speaker B: Bak işte ve kurtulmak için iyi işler yapmıyoruz. Problem şu yani genelde bizim kendi iç meselemizde de bu karmaşa var. Hristiyanlıkla ilgili söylüyorum bunu. Biz demiyoruz ki bir Hristiyan iman etsin, kurtulsun, hiçbir iyilik yapmasın. Ama iyilik imanı doğurmuyor. İman iyiliği doğuran bir şeydir. Biz iyi işler yapıyoruz. İmanımız bizde bu meyveyi ürettiği için yapıyoruz. İmanımızı arttırsın diye ya da bizi kurtuluşa eriştirsin diye yaptığımız bir şey değildir. İnsan her şeyi zannediyor. Ben onlara Hristiyanlığı anlatacağım. Onlar Hristiyan olunca bana bir sevaplar yazılacak. Öyle bir şey yazıldığı yok. [00:20:00] Speaker A: Doğru doğru. Bizim mesela geçtiğimiz pazar, senin pastör olduğun kale içinde vaaz verirken, orada bunu hatırlatmayı gittiğim her üç kilisede yapıyorum. Buraya gelmemizin amacı sevap kazanmak değil. Bizim ihtiyacımız var. Tanrı'nın bize ihtiyacı yok. Hesap kitap tutmuyor kaç kere kiliseye gittin diye. Fakat ben Her Tanrı'ya baktığımda ve kendime baktığımda görüyorum ki benim kardeşlerime ihtiyacım var. Onlarla bir araya gelmeye ihtiyacım var. Bizim bu ilk şey Tanrı'nın lütfu sonra diğerleri geliyorsa sorun yok. Ama kafamız bazen karışıyor. Çünkü geçmiş inancımızdan gelen bir amellerimiz de çabala, hadi biraz daha kötü hisset, kafir filan. durması gerekiyor. Bizdeki çok farklı bir dünya bakışımız var burada. Altıncıya geçelim. Bu bence her Hristiyan olan kişiye açık açık on defa söylesek yeridir. Çünkü kültürümüzde bir kin, bir affetmeme hastalığı var. Okur musun, biraz paylaşır mısın bu konu hakkında nedir bu? [00:20:59] Speaker B: Hristiyan olmayı düşünüyorsan ya da yeni Hristiyansan ya da uzun süredir Hristiyansan İsa'nın ve İncil'in emridir. Affetmek zorundasın. Yani bu insanları tüylerini diken diken ediyor. Yani çok zorlanıyorlar. Ama kardeşim zorlansan da anlasan da anlamasan da Kutsal Kitap diyordu ki affedeceksin. Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi sen de bizim suçlarımızı bağışla diye Rab İsa'nın bize öğrettiği dua şeklidir. Biz neredeyse her gün bu duayı yapıyoruz. O zaman orada bir sorun var. Bize karşı suçlayanları bağışladığımız gibi bizim suçlarımızı bağışla ama ben bunu bunu bunu bağışlamıyorum. [00:21:40] Speaker A: Doğru. [00:21:41] Speaker B: O zaman nasıl affedilmeyi bekliyorum? [00:21:43] Speaker A: Doğru. [00:21:44] Speaker B: Yani bu noktada bir fark var. Bazen affetmek belki bilmediğimiz bir alan olduğu için reddediyoruz. Ya ben affetmem o. Biliyor musun o bana neler neler yaptı. Doğru. Ya da affetmekle ilgili yanlış bir düşüncemiz var. Zannediyoruz ki affetmek demek Unuttuk demek. Yani ben hep şey diyorum, affetmek unutmak anlamına gelmiyor. Affetmek, o durumu hatırlasan da sana acı vermemesi. Senin yaralamaması ve seni özgür bırakması artık belki vardır ama eskilerden küçük bir anı olarak aklında kalır. [00:22:19] Speaker A: Doğru. [00:22:20] Speaker B: Ama affetmediğin şey taşıdığın bir yüktür. [00:22:22] Speaker A: Doğru doğru doğru. İsa Mesih'in de tekrar ve tekrar farklı benzetmelerle anlatıyor bu konuyu ve en önemli dediğimiz gibi konulardan bir tanesi bu. Hayatımızda hani iman ettik meyve verecekse Bu alanda çok değerli, güzel meyveler veren kardeşlerim oldu. Böyle çok derinden yaşadıkları acı. Acılarda Rabbi İsa Mesih'i onları rüyalarında görünerek o kişiye affetmelerini sağladığı kardeşlerim oldu. Bu bence çok önemli bir konu. Tanrı direkt bizimle ilgilendiği bir şey. Ve buradaki o söz, sen benim neler yaşadığımı bilmiyorsun. Tanrı da mı bilmiyor? Onu senden isteyen İsa Mesih de mi bilmiyor? Ya da sen İsa Mesih'in senin için neler yaşadığını biliyor musun? Bence gözümüzü kendi acılarımıza diktiğimizde affetmek mümkün değil. İsa Mesih'in bizim için yaşadıklarına diktiğimizde gözlerimizi, o benim için bunu yaptıysa, ben daha günahkarken o beni affettiyse, ben de o zaman bu kişiler bana karşı günah işlemişken, onlar istemezken beni, ben onları affedebilirim. Çünkü Tanrı'nın bana bunu yaptı. Yani aldığımızı vermek aslında. [00:23:25] Speaker B: Buna ilgili güzel bir mesele de var Kutsal Kitap'ta. Yani tefeciye borçlu iki kişi var der. Birinin borcu atıyorum günümüz parasıydı şu an yüz bin lira diğerinin bir lira on lira. Yani o borcu olan kişi yakalanıp yalvarıyor affet işte borcumu ödeyeceğim ya da ödeyemiyorum. O yüz bin lira borcu siliniyor. Sonra o 100 bin lira borcu silinen kişi gidiyor, kendisine 1 lira, 2 lira, 10 lira borcu olan kişinin yakasına yapışıyor. Borcu ödeyeceksin. Ödemiyorsan hapse atılacaksın. İşte borcunu ödeyene kadar da oradan çıkmayacaksın. Bu hikayeyi okuduğumda şey diyorum ya ne kadar iğrenç bir davranış. [00:24:03] Speaker A: Değil mi? [00:24:04] Speaker B: İlk okuyan herkeste de bu tepkiyi yaratıyor. Doğru. Ama sonra ibre bize döndüğünde peki ya sen? [00:24:10] Speaker A: Yani. [00:24:11] Speaker B: Affetmek. [00:24:12] Speaker A: Sen büyük borcu affedilen kişisin ve sana o günahı işleyen, sana o acıyı çektiren kişi de 1-2 lira. [00:24:19] Speaker B: Yani o kadar büyük bir fark var. O yüzden Tanrı'nın bizi bağışlama şeklini görürsek yani affedilen kişi için affetmek en azından biraz daha kolaylaşabilir. [00:24:31] Speaker A: Burada da şey demiyoruz, hadi o zaman Hristiyan mı diyelim hemen affet. Değil yani bir süreç. Bu da bir süreç. Yani affetmemiz gerekiyor. [00:24:38] Speaker B: Şifa almamız gerekiyor. [00:24:39] Speaker A: Aynen. Ve Tanrı da hamdolsun ki lütufkar, hamdolsun ki bizi anlıyor, bizi biliyor, yavaş yavaş öğretiyor, bizi geliştiriyor. Bir anda böyle mükemmel Hristiyan oldum değil. Gördükçe, yapamıyorum, yardımcı ol diyebileceğimiz bir affetimiz var. [00:24:52] Speaker B: Alçalmamız lazım bence. Yani kolay olmayacak. [00:24:54] Speaker A: Güç veren de Tanrı yani. [00:24:56] Speaker B: Kolay olmayacak dediğin gibi ama affetmek bir emirdir. Yani bizi zorlasa da anlamasak da ben özellikle bu konuda şeye karşıyım yani görüyorum yıllardır Hristiyan yok diyor ben affetmem sen kimsin ya ben anlıyorum acını anlıyorum da bana şu şey kabul edilmez yani bu söz sana affedeceksin derken hayır kardeşim ben affetmiyorum demek ne demek oluyor Tamam diyebilirsiniz zorlanıyorum, affetmek çok zor. Bunları anlıyorum ama tersi söylem... [00:25:29] Speaker A: Sert bir şekilde, kilise içinde. [00:25:32] Speaker B: Rabbin sözüne aykırıdır. O bizim lüksümüz değil, bizim harcımız da değil. Martin Luther King'in güzel bir sözü var. Affetmek zayıfın değil, gücünü bilen kişinin işidir diyor. Bizim ülkemizde biraz zayıflık olarak da algılanıyor. Ama güzel bir şey söylemiş o konuda. [00:25:53] Speaker A: Çok güzel, çok güzel. Sırada ne var patron? [00:25:56] Speaker B: İman etmek ya da Hristiyan olmak soruları bitirmiyor. [00:26:00] Speaker A: Evet. [00:26:01] Speaker B: Sorular hala var. Olacak. [00:26:04] Speaker A: Ve var şu an. Ben herkes için söylüyorum. Yani ben kendimden paylaşıyorum, diyorum ki benim de sorularım var. Gel birlikte soralım. Anlamak istiyorum ve şu ana kadar gördüğüm en samimi, en içten, en doğruya yakın cevaplar burada. Benim algılayıp algılamamam orada mantığımı yürütmeme anlamına gelmiyor. Anlamıyorum, anlamak istiyorum. Mantık yürütmeme için Tanrı bana akıl vermiş. Tanrıyı bütün aklınla seveceksin diyor. Aklımı sevmemin yollarından bir tanesi de bu. Yani kullanacağım, anlamaya çalışıyorum, düşünüyorum, taşınıyorum, soru soruyorum. Bu da ibadetimizin bir parçası. Sadece soru sormak devamlı bizim hayatımızın bir parçası olmayacak, ibadetimizin de bir parçası. ''Ya Rab anlamıyorum, imanım arttır, iman edemiyorum.'' [00:26:51] Speaker B: Sorun o zaten bence. İnsanlar iman edince sanki şey düşünüyor, beynini artık bir kenara atacaksın, artık inanıyorsun, bitti yani. Şüpheye düşemezsin, soru soramazsın, aklına bir şey gelemez. Kapatıyorsun beynini yani. Bazen öyle bir anlayış yok. [00:27:08] Speaker A: Kesinlikle. Bazen ateist, deist arkadaşlarımızdan, agnostik arkadaşlarımızdan gelen tepki de zaten bir önceki inançlarımızda gördüğümüz bir tepki. Yani körü körüne iman. Nasıl yani? Benim körü körüne iman ettiğimi direkt düşünüyorsun. Daha sohbet etmedik. Daha konuşmadık, daha sormadın bana. Hiç sorguladın mı Özgür bunu diye? Elbette sorguladım ve sorgulamaya devam ediyorum ve hala sorularım. [00:27:32] Speaker B: Sorgulamak da zaten bizi buraya getiren noktadır. Sorgulayarak geldik. Onunla ilgili yani sanırım Nebil Kureyş'in yine Allah'ı aramak, İsa'yı bulmak kitabından geliyor. Yani İncil'e meydan okumak için diyor kutsal kitabı araştırmaya başladım. Soruları var yani hatta meydan okumak için bir sıkıştırmak için. Ve diyor inanılmaz bir şekilde sonunda İsa'yı tanıdım, İsa'yı kabul ettim. Yani buradan çıkaracağımız ders ne? Hristiyan inancıyla soruları bastırmıyorsun. Tam tersine en dürüst imanlılar zaten en çok sorgulayan insanlardan çıkıyor. O yüzden diyorum yani bir kişi Hristiyan oluyorsa bilinçsizlikten değil, zaten sorguları onu bu noktaya getirmiştir. Yani o anlamda... Özellikle bizim bölgemizde. Sorudan korkmayın. Soru sormaya devam edin. Rabb'de durun ama. [00:28:25] Speaker A: Sırada bakmak istediğim şey sekizinci konu. Kardeşlerimizin bilmesi gereken kilise bulmak o kadar da kolay değil. [00:28:33] Speaker B: Evet. [00:28:33] Speaker A: Ne demek istiyorsun? [00:28:34] Speaker B: Birkaç şey var. Yani iki yönü var. Birincisi henüz Türkiye'ye şükürler olsun çok fazla gelmese de Amerika'da, Avrupa'da yaşanan bir şey. Sağlıklı kilise bulmak kolay olmuyor. Ne demek istiyoruz sağlıklı kilise derken? Gerçekten Tanrı'nın sözüne sadık, doğru öğreten, insanları sömürme amacı ya da farklı amaçlar gütmeden bir araya gelen kiliseler. Ama diğer açıdan da Türkiye'deyiz. Adım başı bir kilise yok. O bakış açısıyla da Türkiye'de olduğunuz için kilise bulmak kolay olmayabilir. Yani bugün çıksan adım başı bir cami var ama adım başı bir kiliseye rastlayamazsın. O bulunduğunuz şehre göre değişir biraz. [00:29:15] Speaker A: Doğru. [00:29:15] Speaker B: Antalya'daysanız şanslısınız birkaç kilise var ama atıyorum iki saat uzaklıkta İsparta'daysanız henüz bir kilise var diyemeyiz. [00:29:25] Speaker A: Doğru, doğru, doğru. Ama toplanan kardeşler olabiliyor bazen. En azından İbrahimler'de dediği gibi yani bir araya gelmeyi unutmamak gerekiyor. Bir araya gelmeye değer vermek gerekiyor. Çünkü birimize ihtiyacımız var. Bedeniz, bir aradayız olunca bir Rabbin bedeni olarak buluşmamız gerekiyor. Birçok şey de mümkün ama kilise olmayabiliyor ya da Bu ev grupları varsa mesela nereden bileceksin bir yerde bilgisi yoksa. Fakat editörlerimiz de buraya koysun şuraya bir yere bizim bir haritamız var. Google Maps üzerinden ayarladığımız ve orada Türkiye'ye kiliselerin en azından bildiğimiz kiliselerin adresleri orada var. Gidip ziyaret edebilirler. En azından telefon numarasından bir arayıp gelebilir miyiz diyerek sorabilirler. O iyi olur. Başka var mı bu konu için eklemek istediğin bir şey kilise bulmak hakkında yoksa 9'a geçelim. [00:30:09] Speaker B: 9'a geçelim Huzurcan. [00:30:11] Speaker A: 9'da ise insanların bence Hristiyan olmayı böyle bireysel bir karar olarak düşündüğünden dolayı bunun hayatına olacak etkisini bazen insanlar ölçemeyebiliyor. Biz de başlangıçtan uyarıyoruz ve İsa Mesih'in 10'daki sözlerine bakaraktan bir bedel ödenecek ve bu bedel sadece bireysel değil, ilişkiler ailemizle, eşimizle, dostumuzla, arkadaşlarımızla olan ilişkilerimizi etkileyebilecek. Her zaman olmak zorunda değil ama bunu gözü alarak Hristiyan olmamız gerekiyor. [00:30:45] Speaker B: Yani her şey toz pembe olmayacak Hristiyan olduğunuzda, işin basitçesi. Yani sevdiğim bir söz var diyor ki Efendimiz'e dikenden taş giydirdiler. Biz neden güllerden bir bahçe umarız? Yani İsa Mesih acı çekti. İsa Mesih zulüm gördü. Ve aynı zamanda dedi ki köle efendisinden üstün değildir. Bana zulmettilerse size de edecekler. Öte yandan yine dedi ki anne babasına çocuk kardeşine düşman olacak ve benim adımdan ötürü. O yüzden yani bilin ki belki aileniz tarafından kabul edilmeyebilirsiniz Hristiyan olduğunuzda. [00:31:24] Speaker A: Doğru. [00:31:24] Speaker B: Arkadaşlarınız tarafından reddedilebilirsiniz. İş yerinizde sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Türkiye'de maalesef bunu yaşayanlar var. Çokça var. Keşke herkes saygı gösterse. Keşke herkes şahsi meselelerle inanç meselelerini ayırmayı bilse. O kişinin kendi inancı onu ilgilendirir ama herkes aynı olgunlukta karşılamıyor. Ama İsa Mesih'i takip etmeye de değer. Yani İsa Mesih'i takip etmekten korkmasınlar, utanmasınlar. Yani bir bedel varsa ödenmesi gereken, şunu hatırlarsınlar ki esas bedeli İsa Mesih ödedi, biz değil. Yani bazen onu yaşayabiliyoruz. İnsanlar acı çekince işte ya işte İsa'nın uğruna nelere katlanıyorum, acı çekiyorum falan. Sanki İsa onlar için çarmıha gelinmemişler de onlar İsa için çarmıha gelinmiş gibi konuşuyorlar. Ama Rabbimiz buna layıktır. [00:32:20] Speaker A: Evet kesinlikle ve gözlerimizi nasıl ki affetme konusunda olduğu gibi gözlerimizi Tanrı'ya dikersek, O'nun yaptıklarına odaklanırsak bu zamanları atlatmak daha kolay oluyor. O'nun değdiğini, O'nun buna layık olduğunu bilmek o anda bir ilaç gibi geliyor. Bu nedenle ilişkimize odaklanmamız gerekiyor Tanrı'yla. [00:32:38] Speaker B: Ve destek alacak kardeşleri de çoktur unutmasınlar. [00:32:41] Speaker A: Kesinlikle doğru. Son adımımız 10. konu. Limitli değil. Daha fazlalarını yorumlarda eklersiniz. Ama Hristiyanlık sana mükemmel hayat vadetmiyor. [00:32:53] Speaker B: Nasıl nasıl? [00:32:55] Speaker A: Hala bekliyorum. [00:32:57] Speaker B: O öyle değil miydi? [00:32:58] Speaker A: Aynen. Bu bir öncekiyle çok bağlı aslında bir ilişkisi var ama genel olarak hayat için yani sadece bir fiziksel bir zorluk ya da ilişkisel bir zorluk değil. Genel olarak vaad edilen bu değil. [00:33:10] Speaker B: Yani şöyle bir çarpık anlayış var, ülkemizdeki tabirle söyleyecek olursak, sanki hak yolundaysan her şey harikadır senin için, harika olacak. Tam tersi, sen Tanrı yolunda yürüyorsan dünya sana karşı olacak. Yani dünya sana zorluk çıkaracak, dünya sana sıkıntı çıkaracak. [00:33:28] Speaker A: Kesinlikle. [00:33:29] Speaker B: Dünya seni bağnazlıkla, gericilikle suçlayacak. Ya 2026 yılında halen bu saçmalıklara mı inanıyorsun diyenler olacak. Ama bilin ki yani bu ilk değil, son da olmayacak. Hayatta zorluklarınız olacak ve Hristiyan olsanız bile nihayetinde hala bu dünyada yaşıyorsunuz. O yüzden Hristiyanlık bize mükemmel bir hayat vaad etmiyor. Her şey güzel olacak diye toz penme bir hayal de sunmuyor. Ama bir gerçek sunuyor. En karanlık, en zor zamanında bile yalnız olmayacaksın. Tanrı'nın en büyük vaadi odur. Yani karanlıktan geçerken seninle olacağım. Ateşten geçerken, sulardan geçerken seninle olacağım. Ve İsa Mesih de, Yuhanna 16'da onu söyledi. Bu dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun ben dünyayı yendim dedi. O zaman gözümüzü kutsal yazılarda da dediği gibi imanımızın öncüsü ve tamamlayıcısı İsa'ya dikelim. [00:34:23] Speaker A: Doğru. [00:34:23] Speaker B: Ona bakınca bazı şeyler değişecektir. [00:34:26] Speaker A: Belki yorumlarda bu konunun başlığını değiştirmemiz gerekebilir. Yani sana mükemmel hayat vadetmiyor. Evet vadediyor aslında. En mükemmel, olabilecek en mükemmel hayat Tanrı'yla tanımak ama bu güllük gülistanlık. [00:34:37] Speaker B: Fiziki olarak. [00:34:39] Speaker A: Her istediğim olacak böyle her şey. Tanrı benim yanımda sanki bir Beni koruyan, kollayan, bütün tehlikeleri savuran, aman canı yanmasın diye uğraşan bir varlık gibi. Sanki benim için çalışan bir varlıkmış gibi anlaşılmaya dönüyor. O olmaması gerekiyor ama mükemmel bir hayat mı? Evet, yaşanabilecek en mükemmel hayat. [00:34:57] Speaker B: Kesinlikle. Sadece fiziki olarak korkuları olan bir hayatmış. [00:35:00] Speaker A: Birazcık, birazcık o düşe kalka. [00:35:03] Speaker B: C.S. Lewis güzel bir şey demiş Acı Sorunu kitabında. Hristiyanlık acıyı ortadan kaldırmıyor ama acıyı anlam veriyor. Yani anlamsız değil. Tanrı'da da o anlamı bulabiliriz. [00:35:16] Speaker A: Kesinlikle, kesinlikle. Çünkü O acının ortasına adım attı. O acılı dünyada bırakmadan, göğe alınmadan önce O kendisi o acıları yaşadı, çekti. Anlıyor, böyle bir yakın bir Rabbimiz var. Çok güzel. Yeter mi bu? 10 taneyi paylaştık. [00:35:33] Speaker B: Yorumlarda çok daha fazla var. Belki başka kardeşlerimizden gelir. [00:35:36] Speaker A: Belki part 2 yapılır ileride. Bir önümüzdeki yıl bir ikinci bölüm eklenebilir. [00:35:40] Speaker B: Olabilir. Bir 10 şey daha gelişir. [00:35:42] Speaker A: Bir 10 şey daha eklenir. Ama ağzına sağlık. Çok teşekkürler. [00:35:45] Speaker B: Senin de öyle. [00:35:46] Speaker A: Sizlere de çok teşekkür ederiz kardeşler. Bize eşlik ettiğiniz için. Varsa düşünceleriniz bu konu hakkında eklememiz gereken, çıkarmamız gereken yorumlarda bahsederseniz çok seviniriz. Kendinize iyi bakın. Esen kalın.

Other Episodes

Episode 65

December 27, 2025 00:35:16
Episode Cover

Kutsal Kitap 2025 ve 2026 için Bizlere Ne Öğretiyor?

2026 yılına girerken Hristiyan bakış açısıyla yeni yıl hedefleri nasıl koyulmalı? Özgürce Podcast'in yılın son bölümünde, Özgür Uludağ ile birlikte Kutsal Kitap ışığında geçmişin...

Listen

Episode 7

December 07, 2024 00:31:16
Episode Cover

Ayaz Ata mı Noel Baba mı? Advent'in 2. Mumu ve Örnek Esenlik Hikayesi

Bu bölümde, Özgürce podcastinin sunucuları Özgür Jerdan ve Antalya İncil Kilisesi Kaleiçi Pastörü Özgür Uludağ, Advent’in ikinci mumuna odaklanıyor. Ayaz Ata ile Noel Baba...

Listen

Episode 4

January 24, 2026 01:01:49
Episode Cover

İnanç Savunması Nedir? Zor Sorulara Nasıl Cevap Verilir? | Senem Ekener

Bugün Senem Ekener ile inanç savunması nedir ve Kutsal Kitap'taki en iyi örneklerimiz kimlerdir üzerine derinlemesine bir sohbet gerçekleştirdik. Senem, inanç savunmasının sadece akademik...

Listen