Kutsal Kitap 2025 ve 2026 için Bizlere Ne Öğretiyor?

Episode 65 December 27, 2025 00:35:16
Kutsal Kitap 2025 ve 2026 için Bizlere Ne Öğretiyor?
Özgürce - Türk Hristiyanlar Anlatıyor
Kutsal Kitap 2025 ve 2026 için Bizlere Ne Öğretiyor?

Dec 27 2025 | 00:35:16

/

Hosted By

Tiranus - Herkes Duyana Kadar

Show Notes

2026 yılına girerken Hristiyan bakış açısıyla yeni yıl hedefleri nasıl koyulmalı?

Özgürce Podcast'in yılın son bölümünde, Özgür Uludağ ile birlikte Kutsal Kitap ışığında geçmişin muhasebesini yapıyor ve geleceği planlıyoruz. Bu bölümde, sadece geçici "yeni yıl kararları" almaktan öte, Romalılar 6:13 ayetinden yola çıkarak "kendimizi Tanrı'ya sunmanın" derin anlamını konuşuyoruz. Ruhsal disiplinler, başarısızlık korkusu ve Tanrı'nın yenilenen merhameti üzerine samimi bir sohbet sizi bekliyor. ** Bu Bölümde

Öne Çıkanlar:

2025 Özeti: Yılın ruhsal muhasebesi ve Hristiyan yaşamında süreç odaklı olmak.

52 Kitap Meydan Okuması: 2026'da haftada bir kitap bitirme hedefi ve yapamayanlar için eğlenceli "Cin Ali" cezası.

Romalılar 6 Analizi: Bedenimizi haksızlığa değil, doğruluğa araç etmek ne demektir?

Pratik Tavsiyeler: Hedef koyarken düşülen hatalar ve "kirlenen ayakkabı" sendromu.

Büyük İtiraf: Yüzüklerin Efendisi'ni (LOTR) izlememiş bir Hristiyan olmak.

Hristiyan inancı, kişisel gelişim ve teoloji dolu bu bölümle yeni yıla umutla başlayın.

Bağlantılar ve Sosyal Medya:

Instagram: @tiranusherkesduyanakadar

TikTok: @tiranus_hristiyan

Facebook: Tiranus Herkes Duyana Kadar

View Full Transcript

Episode Transcript

[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar merhaba. [00:00:01] Speaker B: Özgürce'ye hoş geldiniz. [00:00:02] Speaker A: Bugün Özgür Uludağ kardeşimle birlikteyiz ve yılın son podcastı. Elbette ne konuşacağız? Geçtiğimiz yıl ne oldu? Önümüzdeki yıl neler planlıyoruz? Elbette daha çok bireysel anlamda ve aynı zamanda kutsal kitabın ışığında bu soruları nasıl yanıtlamalıyız? Ne demeliyiz? Hem geçmişe bakarken nasıl düşünmeliyiz? Geleceğe bakarken de kutsal kitabın ışığında ne görmeliyiz? Selamlar. [00:00:22] Speaker C: Selam arkadaş. [00:00:23] Speaker B: İyisin? [00:00:23] Speaker C: İyiyim sağ ol. Sen nasılsın? [00:00:25] Speaker B: İyidir. [00:00:26] Speaker A: Bu Noel heyecanı artı bir de pastörler. [00:00:28] Speaker B: Olarak yorgunluğunun tam böyle içindeyiz. [00:00:31] Speaker A: Ama güzel bir yorgunluk. Çok güzel bir yorgunluk. Nasıl gidiyor senin için? [00:00:34] Speaker C: İyi gidiyor. Güzel bir Noel kutlaması geçirdik kilisemizde. Yarın da Türkan Şoray Kültür Merkezi'nde herkese açık bir kutlama yapacağız. Saat 2'de Antalya'da bulunan herkesi de davet etmiş olalım. Kilise korosu güzel hazırlandı. Tiyatro olacak. İyi bir şey izlemek ve Noël'ün anlamını öğrenmek isteyen herkes davetlidir tabii ki. [00:00:54] Speaker A: Elbette, elbette kapılarımız açık herkese. Konu da direkt bu. Yani geçtiğimiz yıl nasıl geçti? Sen 2025'e baktın da... Özellikle çocuk olunca bence bir tık daha böyle hızlanıyor. Onların böyle devamlı gelişimini çok net görebiliyoruz ya. Belki kendimiz için değil de onların böyle baya bir fark var. Sağolsun. [00:01:12] Speaker B: Instagram hatırlatıyor bizi. [00:01:15] Speaker C: Yani hızlı geçti. Benim için haftalar, günler çok hızlı geçiyor zaten. Bir çok kişi için yıl sonuna geldiğimizde vay be diyoruz. Bir yıl daha bitti. Harbiden vay be yani. 2025'i de bitirdik. Ama güzeldi yani verimli bir yıldı. Kilise olarak, çocuklarımızla. Tabii ki değenmelerimiz oldu, zayıflıklarımız oldu. Ama her şeye rağmen güzel bir yıldı ya. Evet, senin için nasıldı? [00:01:40] Speaker A: Güzel, yorucu, çok değişiklikler oldu. Sağ olsun senin de içinde bulunduğun ve. [00:01:44] Speaker B: Karşı durum sayesinde birkaç değişiklik oldu. [00:01:47] Speaker A: Güzel değişiklikler oldu. Ama stüdyo elbette tam hız devam ediyor. Bir yandan podcastler, videolar, stüdyo işleri, iş işleri. Güzel, yorucu ama dediğin gibi çok akıp geçiyor. Yani durup dinlenmezsen ya da dinlemezsen şey oluyor böyle bir anda nasıl geldik buraya? Ama bir yandan da böyle aa 2026'da nasıl olacak? Ve mesela ki yılın o heyecanı yavaş yavaş Çünkü henüz yakın hala gelmiyor. Önümüzdeki yıl şunu yapacağım, bunu yapacağım. [00:02:13] Speaker B: Böyle mi olacak? [00:02:14] Speaker D: Bir de 2026'yı planlamaya başlıyoruz. [00:02:17] Speaker B: Ama işte insanlık tarafı da o ya. Yani bir anda böyle uyanacak, yeni yılda şey olacakmış gibi, farklı bir varlık ortaya çıkacakmış gibi geliyor. [00:02:27] Speaker D: Arkadaşlar, milli piyango cüz'ü çıkmayacaksa çok şey değişmeyecek. [00:02:33] Speaker C: O da çıfımasın, o da farklı bir olay olur da. [00:02:36] Speaker B: Çıkarsa da sen belki o kadar değişmezsen, belki etrafımdaki insanlar bir anda değişebilir. Ama her neyse. [00:02:42] Speaker D: Almadım ki çıksın. [00:02:44] Speaker A: Bakalım. [00:02:45] Speaker C: Ama 2026 için tabii ki planlar yapıyoruz. [00:02:49] Speaker A: Evet, sen yakın bir zamanda paylaşımda bulundun. Ben de korkarak cevap vermeyen insanlardandım. [00:02:54] Speaker B: Çünkü sen paylaşımın tam olarak neydi? [00:02:56] Speaker C: Ama burada sözünü aldım. [00:02:57] Speaker A: Evet, sözümü verdim. Burada da, bak videoda da var. [00:03:00] Speaker C: Sözü söz. Söz, yıl sonunda bu sözü kullanacağız tabii ki. Önümüzdeki yılın sonunda. Şimdi bu yıl sonunda demeyelim de. 2026'un Noel'inde göreceğiz. [00:03:09] Speaker D: Tabi ben yapamazsam ne göreceğiz bilmiyorum. [00:03:12] Speaker C: Yani şey yapmak istedim aslında, katılmak isteyen kişilerle bir meydan okumaya. Evet. O da kitap okumaya yönelik. Kafamda bir fikir var, onu belki birkaç kişiyle birlikte yaparız dedim. Sen de katılsaydın sağol. [00:03:24] Speaker B: Aynen öyle. Senin aklına bir fikir geldi dedin ki tek başıma ver. [00:03:27] Speaker C: Tek başıma yapmayayım. [00:03:29] Speaker D: Birkaç kişi birlikte yapalım. [00:03:30] Speaker C: Hem birbirimizi ileriye iteriz hem de tezgah ederiz. Doğru. [00:03:34] Speaker A: Farklı temalarda kitaplar da olsun. [00:03:35] Speaker C: Aynıyosun. [00:03:36] Speaker A: Yani bir dini kitaplar değil de. [00:03:38] Speaker C: Yok yok. Yani hem seküler hem teolojik kitaplar tabi ki. Hatta kafamda var şimdiden birkaç tane seküler. Güzel böyle insanlarda iz bırakan. Yüzüklerin Efendisi gibi. Mölde-i Evinlikleri gibi. Onları okuyacağım ya. Ama benim hedefim en azından. Umarım yapabilirim. İnsanlara da ilk söyleyeceğim şey bir yıl içinde 52 kitap bitirmek. [00:03:58] Speaker A: 52 kitap. [00:03:59] Speaker C: Yani haftada bir kitap. Amaç kimseyi böyle ya yapamadım diye suçluluk. [00:04:04] Speaker D: Değil, hatta kolaylaştırılmış bir yolu var. Yapamadın mı, Cin Ali Biloğlu'nu oku, bir. [00:04:09] Speaker C: Kitap bitsin en azından. Sonra diğer hafta farklı bir kitaba geç. Yapamayınca o suçlulukla değil. Yani nasıl devam edebiliriz, ona doğrulmak lazım. İkinci segment ama senin için geçerli değil. Senin için ilkiye, 52 hafta. [00:04:20] Speaker B: Tamam, teşekkür ederim. [00:04:21] Speaker C: Sağ ol. İkincisi yirmi beş kitap. [00:04:25] Speaker A: Güzel. [00:04:26] Speaker C: Hani orta halde yirmi beş kitap bitiririm. [00:04:29] Speaker A: İki haftada bir. [00:04:30] Speaker C: Üçüncüsü de on iki ayda bir kitap. [00:04:33] Speaker D: Ama ona cinali kabul etmiyoruz. [00:04:34] Speaker B: Bir ayda cinali yok ya zaten. Problem farklı. [00:04:39] Speaker D: Biraz daha kalın olsun yani. Bir de bir kardeşimiz ismi lazım değil Adanalı kendisi. [00:04:43] Speaker B: Baki. Onu eklemek zorundaydım. [00:04:46] Speaker D: Hemen mesaj attı. İşte kutsal kitap okuyoruz zaten 66 bölüm 66 kitap. Yok kardeşim onu zaten okumamız lazım. Bu yiyen kitaplardan bahsediyoruz. [00:04:55] Speaker B: Ben o kardeşimi, ben Adanalı olduğu için söylemiyorum ama çok güzel bir fikir yani 66 kitap. İncil'i okumayanlar onu yapsın. [00:05:02] Speaker A: Kutsal kitabı okuyanların üstüne bir de iki kitap bunu ekleyelim. Güzel olur. Güzel. Şey yapmayı düşünüyor musun? Nasıl insanlarla iletişimde kalacaksın? Çünkü başlamak kolay. [00:05:12] Speaker B: Herkes başlıyor zaten. [00:05:13] Speaker C: Evet. İşte zaten onu merak ediyorum. [00:05:15] Speaker D: 2026'Tan öne kadar kaç kişi kalacağız? [00:05:17] Speaker B: Bazen şey oluyor ya, spor merkezlerine yazılıyorsun, derslere katılıyorsun. Birinci ay böyle 30 kişi katılıyor. İkinci ay 25-20. Yıl sonunda gece sonunda 7-8 kişi böyle zar zor orada kalmış. [00:05:28] Speaker C: Umarım 7-8 kişi kalır. Ama umarım ben de kalırım. Eşlik etmek istiyorum. Güzel var ya. Az değil, bakılırım tabii ki. Uzun bir süreç. Ama yıl sonuna gittiğimizde eminim o neler okumuşuz, güzel geçmiş. [00:05:42] Speaker A: Belki bir WhatsApp grubu üzerine yaparsan izleyenler de belki eşlik etmek isterler. O linki biz videonun altında paylaşırız. İsteyenler oradan katılır. Ama elbette her ay bir kitap listesi. [00:05:54] Speaker C: Paylaşacağız destek olmak için birbirimize. Herkes kendi kitabını okuyabilir. [00:05:57] Speaker A: Elbette. [00:05:58] Speaker C: Ama biz de en azından yani haftada bir ya da ayda bir böyle bir liste paylaşırız. Okumak isteyen, almak isteyen onları alır. Doğru. Veya kendi kütüphanelerindeki kitapları kendilerine hedef olarak koyarlar. [00:06:08] Speaker A: Doğru. [00:06:08] Speaker C: İyi olur birazcık. [00:06:09] Speaker D: Bakalım. [00:06:10] Speaker C: Anlaşıyoruz seninle. [00:06:11] Speaker B: Ben aynen bir el sıkışalım şuradan. Aynen bir imzaladık. Ön anlaşmayı. [00:06:16] Speaker A: Çok iyi. Ama dediğim gibi bir bu tarafı var. Güzel hedefler koyuldu. Çok güzel. [00:06:22] Speaker C: Başka da koymayayım mı? [00:06:23] Speaker B: Yeter bu kadar. Ama abartmaya gerek yok. [00:06:25] Speaker A: Ama kutsal kitabın ışığından da bakmak istiyorum. Neden? Çünkü ister istemez geçmişi böyle örtbas edip bazen kötü geçtiyse, iyi geçmediyse hem bireysel anlamda, içsel anlamda, farklı yönleriyle geçmişe baktığımızda böyle bir utanç, bir keşke tarafı var. Yapmasaydım ya da yapsaydım. Geleceğe devamlı umutluyuz çünkü gelecek. Gelecekte şu an gibi bir şey yapmam. [00:06:47] Speaker B: Gerekmiyor onun için diye düşünüyoruz. [00:06:49] Speaker A: Geleceğe kutsal kitabın ışığında nasıl bakabiliriz? Yani hangi ayetler üzerinden, bunu düşünüyorduk birlikte de, hangi ayetler üzerinden biz bunu düşünebiliriz, sorgulayabiliriz? Nasıl bir başlangıç yapmak isteriz? [00:06:59] Speaker C: Ramazan 6-13 okuyarak başlayabiliriz. Güzel olur. Konuşmuştuk. Evet. [00:07:04] Speaker A: Buyur. [00:07:05] Speaker C: Diyor ki Romalılar 6. bölüm 13. ayet. Bedeninizin üyelerini haksızlığa araç ederek günaha sunmayın. Ölümden dirilenler gibi kendinizi Tanrı'ya adayın. Bedeninizin üyelerini doğruluk araçları olarak Tanrı'ya sunun. Amin. Yani tek bir ayet ama bence çok şey anlatıyor. [00:07:28] Speaker B: Baya bir konuşulabilir. [00:07:30] Speaker A: Amacımız da bizim düşüncelerimiz değil de kutsal kitap o zaman bize ne öğretiyor buraya baktığımızda. Yani önümüzdeki yılı düşünürken bu hedefleri koyarken onun öncesine kutsal kitabın ışığına nasıl hedefler koymalıyız? [00:07:42] Speaker C: Yani ayete baktığımda öncelikle haksızlığa araç etmeyin diyor bedeninizi, günaha sunmayın diyor. O zaman iki şeyi yani araç etmeyin, haksızlığa araç etmeyin, günaha sunmayın, Tanrı'ya adayın, kendinizi Tanrı'ya adayın ve doğruluk araçları olarak Tanrı'ya. İki tane birbirine zıt şey var aslında. Yani ayeti ikiye bölersek tamam. İlk kısımda bir şey söylüyor. Olumsuz yönünü söylüyor. Yani haksızlığa araç ederek günaha sunmayın. Diğerinde de diyor ki doğruluk araçları olarak Tanrı'ya çok biraz zıt kutuplarla Bize bir şey öğretiyor. [00:08:20] Speaker A: Doğru. İsterseniz böyle iyilik tarafında olduğunda ben bir şey karar verdim, ben yaptım. Kötülük tarafında ise yanlışlıkla yaptım ya da sanki kontrol bende değilmiş gibi düşünce olabiliyor. Geçmişe baktığımızda belki öyle yorumluyoruz fakat buradaki o Sözler mesela, üyelerini haksızlığa araç ederek günaha sunmayın. Sunmak demek, yani ben rastgele bir anda bir şey sundum değil de, plan yapılmıştır, düşünülmüştür, taşınılmıştır, tamam ben bunu yapacağım denmiştir. [00:08:47] Speaker C: Ya biliyorsun bir bakış açısı, dünya görüşümüzle ilgili bir şey var bence. Yani eğer bir şeye haksızlığa araç ederek günaha sunuyorsam, bu benim dünya görüşümle alakalı. Bence kimse durup dururken gerçekten Tanrı'dan korkuyorsa, Tanrı'yı seviyorsa, inanan bir yaşam sürdürmek istiyorsa, ya ben dur bugün bir günah işleyeyim ya da işte bu ay bedenimi nasıl kötü kullanabilirim demiyor. Evet. Ama dünya görüşümüz, zayıflıklarımız, bir konuya bakış açımız yani bunların hepsi bir paket olarak sanki geliyor. Bizim hareketlerimizi, eylemlerimizi yöneten ya da yönlendiren şeyler oluyor. O yüzden bence kutsal yazıların en önemli vurgularından biri düşüncelerinizin yenilenmesiyle değişsin. Yani bir düşünce var her şeyin arkasında. [00:09:30] Speaker A: Doğru. [00:09:31] Speaker C: Ya farkında olarak ya farkında olmayarak. Ama bir şey var ki biz o yöne gidiyoruz. [00:09:35] Speaker A: Dünya görüşü yani o fikirlerin geldiği bir dünya görüşü var. Yani bir hakikat kabul ediyorum. Büyük, genel bir hakikat. Onun altında da fikirler üremeye başlıyor. O zaman burada hani seninle de birçok podcast ile değindik. Değinmeye de devam edeceğiz. Çünkü çok en önemli kısım burası kimlik farkı var. Yani sadece durum orada ben şunu düşündüm, şunu planlı yaptım değil de bir kimlik. Benim kimliğim buysa ben bu kimliğe göre hareket edeceğim. [00:09:59] Speaker C: Aslında ikinci kısım zaten bence tam olarak onu söylüyor. Kimse kendi gücüm var, kendi çaban var ya da benim kararlarım şu bu değil. Düşüncelerinin yenilenmesi Tanrı'nın bize verdiklerini almakla ilgili. Burada da zaten dikkat edersen diyor ki ölümden dirilenler gibi. Bizi ne sayıyor? Yani onlara uygun o düşüncede, o yerde, bir konuma yerleştiriyor bizi. Ve diyor ki o konumda olanlar gibi bedenlerinizi ne diyor? Doğruluk araçları olarak Tanrı'ya sunun. O zaman bir düşünce değişimi var. Yani ben bu dünyaya mı aitim? Yoksa burada dediği gibi dirilmiş olanlar gibi farklı bir konumdayım, o zaman bakış açım, düşüncelerim, eylemlerim, yaptıklarımın hepsini etkiliyor bu. O yüzden en başta dedim ki bu bir dünya görüşüm meselesi. [00:10:43] Speaker A: Evet, Aziz Pavlos devamlı bahsediyor. Günahımızın içinde ölüyoruz biz. Bu ölümden dirilme de direkt onu hatırlatıyor bana. kölesiyim bir anlamda. Kutsal kitabın öğretisi yani izleyenler bilsin diye bunu da bir not olarak açıklayalım. Kutsal kitabın öğretisi bir kişi İsa Mesih'de dirilmediyse o anlamda günahında ölüdür, günahın kölesidir. Ondan özgür kılınabilir, kılınır. İsa Mesih'i yargıcıdır ve sadece bu mümkündür. Kılındıktan sonra hala bir yaşam seçimi var ama. Yani tamam ben yaşıyorum, artık günahın kölesi değilim fakat özgür kılınmış İsrailler gibi ah şu Mısır'da nelerimiz vardı deyip o geri dönmeyi istedi. Hala içsel bir savaş var. Bunu okuyunca o geliyor aklıma. Ölümden dirilenler gibi kendinizi Tanrı'ya adayın. [00:11:23] Speaker C: Yani bize bir anlamda kim olduğunuzu hatırlayın ve sonra nasıl yaşayacağınızı. [00:11:27] Speaker A: Ölüler gibi değil, dirilmişler gibi yaşayın. [00:11:30] Speaker B: Çünkü siz dirildiniz. [00:11:31] Speaker C: Ona göre de bir bakış açısı kazanıp ilerliyoruz. Yani Tanrı'ya itaat çaresi var burada. [00:11:36] Speaker A: Doğru. O kimliği biraz daha açacak olursak... Yani güzel bir kimlik. Hristiyan diyoruz. İsa Mesih'in talebesi olduğumuzu iddia ediyoruz. Paylaşımımız bu. Fakat Türkiye'deyiz. Yaşamın getirdiği zorlukların dışında bir de bu kimliğin getirdiği, İsa Mesih'in de vaat ettiği zorluklar var. Ben bu kimlikle çok zorlanabiliyorum hafta içinde, gün içinde ya da geçmişe baktığımda. Ben bu kimliği gerçekten yaşadım mı? Yoksa ben bu kimlikten bazen kaçtım isteyerek ya da bazen o bilinç altından, geçmişten gelen, o değişmemiş olan düşünceler, oradaki alışkanlıklar, onun bir küçük bir ev hapsi gibi böyle bir hapishanedeyim hala. Ya da böyle gelebiliyor. Ben kendime bunu kabul ettiriyorum. Artık her neyse. Sen bu kimlik... İçsel kimlik kavgasında nasıl başa çıkıyorsun? Çünkü burada direkt ona değiniyor. Suyumayın diyor. [00:12:26] Speaker C: Bu kolaydır demem hiçbir zaman, diyemem de. Hatta Kutsal Kitap diyor ki, ayakta dimdik durduğunun sana dikkat etsin, düşmesin. O yüzden her zaman duam, Rabbim bize merhamet et, yani bizi koru. Kötülükten uzaklaşmamız için gereken gücü ver. Tabii ki ölümden dirilenler gibi bir yaşama çağrılıyoruz ama hala bu dünyada bir yaşam sürüyoruz. O yüzden denenmeler dedik ya başta, 2025'te denenmelerimiz de oldu, zayıflıklarımız da oldu. Kesinlikle. Çocuk büyütürken çok denenmez hepimiz oldu. [00:12:55] Speaker A: Daha bu sabah. [00:12:55] Speaker D: Olmaz makam. [00:12:57] Speaker C: Özür diledik, sevdik her öbürü. Ama bir öğrenme sürecidir bence. Bir kere de bir paket halinde gelmiyor bu. Hristiyan yaşamı böyle ha oldum bitti denilecek bir yaşam değil. Hristiyanlığa giriş 101 kursu. Gelen herkese onu söylüyoruz. Kardeşim Hristiyan oldum dediğin şey, ha tamam şu sihirli kelimeleri söyledim artık. Hristiyanım demek değil, bu bir iddiadır sadece başlangıç olarak. Nedir? Tabi ki İsa Mesih'i Rabb'e kurtarıcı olarak kabul edip hayatımızı ona adıyoruz. Yani biz de egemen olmasını istiyoruz. Ama aynı zamanda da kelime manasıyla bir iddiadır diyorum. Hristos, mesihçi demek. O zaman nasıl mesihçiyim acaba? [00:13:39] Speaker A: Doğru. [00:13:39] Speaker C: Nereden öğrenecekler? En büyük problemlerden birisi o. Yani insanlara bakarak Hristiyanlık ya da şu, bu şey öğrenilemez. Biri beni değerlendirmek istiyorsa, burada bir rehber var. Ona bakar, benim iddiam doğru mu değil mi anlar. Ya da ben ona bakarım, gerçekten Hristiyan mıyım değil miyim? Hristiyan bir yaşam sürüyor muyum? Onu anlarım. Bu demek değildir ki hani zayıflıklarımız, zorluklarımız, savaşımız Haa bak işte bunu yaptın demek ki sen Hristiyan değilsin anlamına gelmiyor. Ama ben tamamen o yolun tersine mi gidiyorum yoksa o yolda yürümek için çabalıyor muyum? Çünkü bir gerçek var. Biz Mesih'te aklandık Hristiyan dilini kullanacak olursak. Ama aynı zamanda da bir kutsallaşma süreci içerisindeyiz. Dolayısıyla da o zayıflıklarla, o problemlerle ki 1. Yuhanna Mektubu zaten bununla ilgili. Tabii ki Tanrı'nın isteği günah işlemememiz ya da işte O'nun isteğine uygun olmayan bir yaşam sürdürmememiz. Ama aynı zamanda samimi olanlara orada bir güvence de var. Yavrularım diyor. Çok temiz bir dille, çok sahip. Yani babacan bir dille. Yani içinizden biri günaha düşerse adil olan Mesih sizi savunur. Bu tabii ki onu kötüye kullanmak değil ama samimiyetle Tanrı'yı Ya itaat etmek. Hayatımızda onu takip edip. Benim zorlandığım noktalar var. Ya gerek Türkiye'de yaşayan bir Hristiyan olarak, gerekse bir din görevlisi olarak. Hristiyan bir din görevlisi olarak. Ama aynı zamanda da her zaman bir şey var Tanrı'nın sözüne döndüğümde. Yani bak bu olmuyor diyebiliyorum ya da birileri en azından söyleyebiliyor. Daha da göz önünde olduğumuz için daha çok görülür bazı şeyler. En azından çaba gösteriyoruz diyeyim. [00:15:22] Speaker A: İyi ki o süreçten bahsettin orada. En değerli kısımlardan bir tanesi de o. Keşke olmasın da dediğimiz şeylerden bir tanesi. Keşke bir anda İsa Mesih'e benzesem. Keşke İsa Mesih'i kabul ettim ve direkt onu full, en yüksek potansiyele yansıtabilsem. Fakat bu aynı zamanda hem kendimi tanıma hem de Tanrı'yı tanıma fırsatı veriyor. Nasıl ki benim çocuğum öğreniyor. ''Aha babam bunu yaptım.'' Böyle bir tepki verdi. Beni tanıyor aslında. Benim çocuğum mu? Bir gündükken evet benim çocuğum. Şimdi benim çocuğum mu? Evet benim çocuğum. O gün beni ne kadar tanıyordu? Bugün beni ne kadar tanıyor? O gün ihtiyacı olduğu kadar tanıyordu. Bugün ihtiyacım olduğu kadar tanıyorum Tanrı'yı. Bir anlamda yani deneyimleyerek tanıyabiliyorum. Böyle yaptım beni tersledi mi? Benim için düşünceleri sen görürsün. [00:16:05] Speaker B: Öyle bir yüzleşelim mi? [00:16:07] Speaker A: Yoksa gel alçak gönüllükle gel, samimiyetle gel ama tövbekar bir yürekle gel. Bunu tanıdıkça bu sefer ha o zaman beni dövmeyi bekleyen bir tanrıdan değil, daha çok benim onun yaklaşımı bir baba. Beni davet eden bir tanrıdan bahsediyoruz. Bu da bence bu kimlik kargaşasında yaşadığımız o zorlukları yaşadığımız zorluk sırasında aşmamızı sağlıyor. Yani o zorluğu yaşadığımda ya ben burada tanrıyı mı yücelteceğim? Yani onun isteğini biliyorum. Çünkü dediğin gibi kutsal kitap bir rehber. [00:16:36] Speaker B: Onun isteğini görebiliyorum burada ama dünya da bana farklı bir şey diyor. [00:16:39] Speaker A: İkisi arasında kalmışım. Ne yapacağım? Yarabban'a merhamet et. [00:16:43] Speaker C: Ve kim olduğunu unutmayacağım bence. [00:16:46] Speaker A: Hangi anlamda? [00:16:47] Speaker C: Bu dünya bize yanlış fikirler de verebilir. Ya da benlik bizi suçlayabilir. Ya vicdanen rahatsız olabiliriz. Ki iblis için de kutsal yazılar suçlayıcılar. Kardeşlerimizin suçlayıcısı. Ama kim olduğumuz önemli. Hristiyanlar için kutsal yazıların söylediği en net kimlik tanımı Tanrı'nın çocukları. Yani çok değerli bir şeydir bence bu. Çünkü kimliği unutursak yönümüzü kaybederiz. Yani kimlik unutulduğunda yön kaybolur. O zaman her denenmeye düştüğümüzde, her sıkıntıya düştüğümüzde ya da yönümüzü kaybettiğimizde değil, bence önce kimliğimizi hatırlamamız lazım. Ülke düşünün, elçilikleri var, görevli elçileri var, büyük elçileri var. Onun yaptığı hiçbir şey kişisel olarak bu yaptığı anlamına gelmiyor o ülkede. Temsil ettiği ülkeye suçlama gidiyor direk. O zaman bizde de iki kutsal yazılar zaten o konuda çok acı bir şey de söylüyor bazı kişiler için. Hristiyan olduğunu söyleyip de Hristiyan gibi yaşamayan kişiler için. Başka uluslar arasında sizin yüzünüzden diyor Tanrınıza küfrediliyor. Neden? Temsil endiğin şeyi baz alıyorlar ve diyorlar ki yok yani bu buysa temsil ettiği şeyi de istemiyorum. Kişiye hedef almıyorlar hiçbir zaman. O yüzden yani Mesih'in adına leke getirmekten korkmamız lazım. Yani o kutsiyeti, o mükemmel ismi bir anlamda hayatımızda gerçekten hoş bir koku olarak yaymamız lazım ki insanlar bize baktığında Mesih'i görsünler. Ama bu, yine söylüyorum, bizim gücümüzle değil, bizim çabamızla değil. Kim olduğumuzu hatırlayarak ve Tanrı'nın merhametiyle, Tanrı'nın bize sağladığı kutsal ruhun gücüyle. [00:18:27] Speaker A: Amin. Şey tarafından bir gün seninle konuştuk, önümüzdeki yıl yapmak istediğimiz konulardan bir tanesiydi, o yargılamak. Çünkü bu dünya yargılayacak. Yargı kötü bir şey değildir. İyi bir yargıç varsa, yargı çok iyidir. Doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırabilir. Yargıç kötüyse o zaman adalet sistemine güvenemezsin. Ama yargıç iyiyse önünde durabilirsin eğer saklayacak bir şeyin yoksa elbette. Bazen senin de dediğin gibi bazı insanlar Hristiyan olduğunu iddia ediyor fakat onun gibi yaşamıyor. Kutsal kutabın öğretilerine uygun bir şekilde yaşamıyor. Bazen sen buna da ek olarak yargılamamamız gerekir kardeşimizi. Ama kardeşimi değil, o yaptıklarını ben yargılayabilirim. Ben yapmıyorsam aslında yapmayarak ben yargılıyorum. Diyorum ki ben bunu yapmak istemiyorum. Çünkü onu kutsal kitaba aykırı buluyorum. Aslında ben bir yargıda bulundum orada. Bizim aslında bu yargı tarafını bazen şey yapabiliyoruz. Sanki ben ondan daha üstünüm. Hayır. Hepimiz eşitiz. Kutsak taba bakıp, algılayıp, acaba ne demek istiyor? Bunu algılamaya çalışıyoruz ama bir gün buna da gireriz. [00:19:30] Speaker D: Beni sadece tanrı yargılar anlayışı var ya. [00:19:33] Speaker B: Tabii ki. [00:19:34] Speaker C: Ama bir de yargı, yargı dediğimizde bak o da önemli bir nokta. Şimdi affetmek dediğimizde bazı insanlar mesela nasıl ki affetmeyi her şeyden vazgeçmek, işte tamamen unutmak gibi zannediyorsa yok. Yani bazı şeyleri unutmak mümkün değil ama affetmek mümkün. Yargı içinde aynı kelime geçer. Yani yargı dediğinde İnsanlar hep olumsuz anlamını anladığı için şimdi bir kişi yargılanıyorsa, eyvah kötü bir şey oldu demek ki ya da bir şey oldu ki boğuldu. Yok yani yargı aynı zamanda bazı gerçeklerin de açığa çıkması için faydalıdır. Hatta daha da iyiye yönlendirmek için de faydalıdır. Yani yargıdan ziyade yola getirme diyorum ben aynı zamanda. Yani kutsal yazılar bunu her Hristiyan'a veriyor ödev olarak. Yani eğer bir kardeşin yanlış bir şey yaptığını düşünüyorsan git yumuşak huylulukla diyor ama orada üslup her şeydir. Yani yumuşak huylulukla onu yola getir diye bize bir görev veriyor, ödev veriyor. Ama ben bunu sadece gerçekten o yargı kısmını alıyorsam, doğruya yönlendirmek değil de direkt hüküm vermek diyeyim yargı yerine, o bir sıkıntı oluyor. O da bir ön yargı oluşturuyor. [00:20:42] Speaker B: Doğru. [00:20:42] Speaker C: Ama diğer açıdan... Hepimizin görevi birbirimizi korumak. Daha önce bir podcast'ta da söylemiştim zannedersem, sana aklıma geldi. Yani eğer kardeşim bir sorun içindeyse, bir sıkıntı yaşıyorsa ya da sıkıntılı bir örnek oluyorsa ben kardeş olarak onu uyarmıyorsam onu sevmiyorum demektir. [00:20:57] Speaker A: Doğru. [00:20:58] Speaker C: Ben seviyorsam kardeşimin iyiliğini düşünmem lazım. Dışarıdan nasıl göründüğü belli olmuyor mu? Ben niye korumayayım onun kimliğini? Niye korumayayım onun gerçekten nasıl yansıtıldığını? Yumuşak huyluluk o açıdan önemli. [00:21:09] Speaker A: Mesela dünyanın yargı şeyi öyle. [00:21:12] Speaker C: Yargılamak direkt hüküm vermektir. [00:21:14] Speaker A: Bittin. Aynen. Senle bir daha konuşmayacağım. Bu yargı değil. Yargının amacı dediğimiz gibi iyiyi de kötüyü ayırmak ve kalan iyiliği de kurtarmak oradan. Yani bir yola girdin ama dön. Ama yumuşak uyuluk. Senin dediğin de orada çok önemli. [00:21:26] Speaker B: Ağabey herkes o Twitter'a ekste girdiğimizi görüyoruz. Üstüm çok önemli. [00:21:29] Speaker D: Herkes birbirini geçiyor. [00:21:31] Speaker A: O zaman bir sonraki bölümde de şunu da inelim yani. Tamam 2025'e bakarken. Geriye bakarken evet düştük, kalktık, günah işledik, tövbe ettik. Böyle bir ya da ediyoruz. Böyle bir yoldan geldik. Geleceğe bakarken de bu sunmak kelimesi çok önemli. Yani günaha sunmayın, sonra diyor ki Tanrı'ya sunun. Bu sunmak bir proaktif bir rol veriyor bize. Yani bir anda kendisinden olacak değil. Nasıl ki ben kilalarmak istiyorsam yaptığım planda bir spor merkezine gitmek var. Şunu yemeyeceğim. Bir aksiyon almam gerekiyor. [00:22:00] Speaker B: Bir aktif bir rol. Hayırdır niye gülüyorsun? Seni nasıl biliyor dersler? [00:22:03] Speaker D: Sabah bir video izledim dedi. O aklıma geldi bu. [00:22:06] Speaker C: Buyur. [00:22:06] Speaker D: Kuzey Kore lideri diyete başlayacağını açıklamış. Herkes ağlıyordu. [00:22:10] Speaker B: O ağlıyor muydu? Neden ağlıyor muydu? [00:22:12] Speaker D: O ağlamıyordu. Belki diğerlerini de diyete zorlayacak diye ağlıyorlardı bence. [00:22:16] Speaker B: Ama bak arkadaş çevresinde de bu olmuyor mu? Birisi başlıyor diyete ya da bir şeye. Arkadaşlar siz de yapın. Bazen böyle 52 kitap tamam. Sen herkes yap ama... Sen yandın niye bizi yakıyorsun? [00:22:26] Speaker D: Kazide yakın yap. [00:22:27] Speaker C: Ama orada önemli bir nokta var. Tarafsız bölge yok. Yani sunmak diyorsun ya. Yani bir yere aitsin o zaman. [00:22:34] Speaker A: Bir yere sunuyorsun. Sunmamak yok. [00:22:36] Speaker C: İşte. Yani aslında Kutsal Kitap da o konuda çok nettir. İsa diyor ki benimle birlikte toplamayan dağıtıyor demektir. Doğru. Orada o zaman iyice bir düşünmemiz lazım. [00:22:47] Speaker A: Doğru. [00:22:47] Speaker C: Ben toplayanların tarafında mıyım, dağıtanların tarafında mıyım? [00:22:51] Speaker A: Ya da İsa Mesih'e haberler gelip diyor ya bak burada insanlar senin adınla mucizeler yapıyor. Bize karşı mı? Bana karşı mı? Benden yana mı? Ona bakın. [00:23:00] Speaker C: İşte bize karşı olmayan bizden yanadır diyor. [00:23:02] Speaker A: Evet. Bu nedenle biz de önümüzdeki yıla baktığımızda bir hedefler koyuyoruz. Amaçlar ediniyoruz. Biz sunmak istiyoruz. Ha kime sunacağız? Sunmamak mümkün değil. Zamanımızı kime sunacağız? Enerjimizi, maddi gücümüzü kime sunacağız? Sunacağımız çok şeyimiz var. İnsanlar yani ben öğrenciyim ne sunabilirim değil. Ben ev hanımıyım, ben iş adamıyım. Ne sunabilirim? Zamanım yok diyorlar ki. Ne yapabilirim ki? Diğeri diyor ki zamanım Var ama maddi gücüm yok. Ne sunabilirim ki? Hep böyle elimizde var olanı küçümsemek, yani Tanrı'nın verdiğini küçümsemek oluyor. Tanrı'nın verdiğini küçümseyerek, ya bir şey yapamam belki, inşallah, maşallah diyerek. Ama kilo vermeye geldi mi ya da bir hedef koymaya geldi mi detaylarını yazıyoruz. Şu kadar şunu yapacağım, şunu yiyeceğim, şunu yemeyeceğim. Çok detaycıyız. Ama aynı şekilde Tanrı'ya sunduklarımıza da detaylı olmalıyız. Ki zamanı geldiğinde biz, bak fırsat elime geçti ve yaptım diyebilmek için. [00:23:54] Speaker C: Yani onun için dediğin gibi disiplin lazım. Yani planlar lazım. Yine temel derslerimizde insanlara anlatıyoruz. Bir uçak düşeceği için önlem almaz. Yani ya da düşerken önlem almaya başlamaz. O kadar şey anlatılıyor, o kadar şey açıklanıyor. Bindiğimizde başımızı ağrıtıyoruz. Bunu yapacaksınız, bunu yapacaksınız. Bunların hepsi bir önlem, bir disiplindir. [00:24:15] Speaker A: Doğru. [00:24:16] Speaker C: Bizim de disiplinlerimiz olması lazım ki gerçekten hem kötü anlamda hedeflerden uzaklaşabilmek için hem de iyi anlamda bazı hedeflere yakınlaşabilmek için. Yani bu Romalılar 6-16'da özellikle. Bu noktada çünkü o konuştuğumuz şey hani ya tarafsın, bu taraftasın ya bu taraftasın. Diyor ki, söz dinleyen köleler gibi kendinizi kime teslim ederseniz, sözünü dinlediğiniz kişinin köleleri olduğunuzu bilmez misiniz? Ya ölüme götüren günahın ya da doğruluğa götüren söz dinlendiğin kölelerisiniz. Yani herkes alışmışlıklarının kölesidir aslında bir anlamda. Burada da itaat ettiklerimizin bir anlamda kölesiyiz. Yani kimileri için tuhaf bir kelime olabilir. Aynı zamanda da bir söz vardır Türkçe'de insan neye yenilirse onun kölesidir. Yani kölelik hemen aklımıza farklı bir kölelik şekilleri gelmesin. Kutsal kitap da burada çok net söylüyor. Yuhanna 8'de de günah işliyorsanız günahın kölesisiniz diyor. Süreklilik arz eden şeylerden bahsediyoruz burada. Disiplin derken, savaşmak derken, önlem derken hiçbir önlem almıyorsam, hiçbir disiplin yoksa, umursamıyorsam demek ki ben tanrısal yaşam için çağrımı hafife alıyorum. Yani tanrı benden bir şekilde, bir yaşam şekli istiyorsa... Ya işte olursa olur, olmazsa olmaz diyorsam ben, demek ki ciddiye almıyorum onu. Doğru. O yüzden bahsediyoruz bu planlardan, disiplinlerden. Doğru. [00:25:44] Speaker A: Bazen şu da oluyor, yani yapamıyorum. Denedim Özgür, olmuyor. Sonra bu ayeti görüyorum. Sen okudun zaten o 6-16'dan sonra. 6-18'lere günahtan özgür kılınarak doğruluğun köleleri oldunuz. Köle kelimesi dediğim gibi çok ilginç. Yanlış tarafa çekilebilir. Fakat burada kullandığı amacı kölenin şey yoktur. Bir anlamda seçeneği yoktur. Yani o sözü dinler. O hangi sözü kabul ediyorsa ona uyuyacak. Buna da hani biz meyvelerine bakarız değil mi? Bakıyorum aksiyon bunu gösteriyor. O zaman sen bu söz değil bunu dinliyorsun. [00:26:16] Speaker C: Yine söyleyelim, süreci unutmayalım. Süreçtir. Yapamıyorum, evet. Ben de yapamıyorum birçok şey. [00:26:22] Speaker A: Doğru. [00:26:22] Speaker C: Ama yapmak için hala çabalıyorum. Bırakmadım. [00:26:25] Speaker A: Ama orada şey vardır Özgür. Yani süreç elbette fakat hiç kimse ya ben Tanrı'ya uyuyorum diyemez. Onu yapıyorum. Ha ben Tanrı'ya uymadığım için bunu yaptım. Bunu da kabul etmektir. [00:26:35] Speaker C: Günah işlemedik dersek Tanrı'yı yalancı duruma düşürmüş. [00:26:38] Speaker B: O zaman yine günah işlemiş oluruz. [00:26:39] Speaker C: Yine günah işlemiş oluruz. [00:26:40] Speaker B: Köle olmak böyle bir şey yani. [00:26:42] Speaker A: Ama doğruluğa köle olmak ilginç. Yani orada da onu kullanıyor. Artık sen öyle özgür kılındın ki doğruluk, iyiliği yapmak için sen özgürsün. [00:26:53] Speaker C: Orada çok güzel bir şey söyledin. İşte söz dinlerlik, onun kölesi olmak. Geçen, hatta bu sabah eşim bir şey söylüyordu. Ya da dün akşam bir şey oldu. Biriyle konuşuyorduk. İşte ya şöyle böyle yaparsın dedi. O da dedi ki özgür yapmaz onu. Yapamaz dedi. Yapmazdan ziyade. Niye? Çünkü inancımız böyle söylüyor. Ben onun kölesiyim bir anlamda. Yani söz dinlerdiğin kölesi. Benlik ya da vicdan ya da işte o anki çıkarım onu yapmamı isteyebilir belki. Ama işte o dediğin nokta önemli. Çok güzel bir nokta. Ben neye aitim? Ya da bunu yaparak neyin kölesi olacağım? Bir yasa altındayım. Tanrı diyor ki yapamazsın. [00:27:30] Speaker A: Doğru. [00:27:30] Speaker C: Ben demiyorum ki ben güçlüyüm, ben yapmadım ya da ben yapmayacağım. Rabina altında kendimi alçaltmaya çalışıyorum. Çaba gözünü veriyorum. Ve o söz beni ne yapıyor? Dizginliyor. Ben yapamam, doğru söylüyor. Yani yapmak isterim. İsterim belki bazı şeyleri ama yapamam. Yasak bu konu bana. [00:27:46] Speaker A: Doğru. Orada soru sormaya gerek yok. [00:27:48] Speaker B: Yani tam onu yapsam mı acaba demeye gerek yok. [00:27:50] Speaker C: Açık diyor zaten kutsal yazıda. [00:27:52] Speaker A: Doğru. [00:27:53] Speaker C: Doğru. Çok güzel. [00:27:54] Speaker A: O zaman kardeşlerimiz için nasıl bir yol önerebiliriz? Yani fazla zamanımız kalmadı. Yılın sonuna, önümüzdeki yıla her... bir ocağa. [00:28:02] Speaker B: Da beklemek zorunda değilsiniz, bugün de yapabilirsiniz bu dediklerimiz de. [00:28:05] Speaker A: Nasılsa olur da biz daha iyi bir plan yapabiliriz 2026 için. Çünkü şey geliyor aklına, senin dediğin gibi, proaktif bir şeyse zaman alır. Yani bir yanda ömzek yıl şunu, şunu, şunu yapacağım değil de oturayım bir düşüneyim. Hangi alanlarda eksiğim? Galatyalılara bakalım biraz. Yani orada hangi anlamlarda ben ruhun meyvelerinden biraz yoksunum ya da yoksun olarak görünüyorum? Ona bir bakalım ki bir yol çizerim. Hangi disiplinlere edinebilirim ki Önümüzdeki yıl biraz daha onu yansıtan, biraz daha özgür. 13. ayette diyor ya ölümden dirilenler gibi olabilirim. Senin dediğin mesela kutsal kitabı okumak. Elbette onu 66 kitabın hepsini okumamız şart. Çünkü rehberi bilirsek içini dışını başını sonunu bu sefer o anlamda birçok kararı biz değil Tanrı'nın verdiğini görürüz. Bu bir ama farklı var mı tavsiyelerin? Sen kendini nasıl yapıyorsun? [00:29:01] Speaker C: Bence önce şu, bir gerçek Tanrı sadece emir veren bir Tanrı değil, aynı zamanda yürek değiştiren bir Tanrıdır. Yani her zaman Kutsal Yazıların dediği gibi, Tanrı'nın kudreti eli altında, kendinizi alçaltın diyor. Bu O'na sığınmaktır. Yani zayıflıklarımızda, zorluklarımızda, düşüncelerimizde Tanrı bize gerçekten bir yürek vereceğini vaat etti geçmişte. İsa Mesih aynı zamanda kendi esenliğini verdiğini söyledi. Kutsal ruhun bize yardımcı olacağını söyledi. Bunların altında bir kere kendimizi alçaltmamız lazım. Hani ben yapacağım, benim hedeflerim bu, bu, bu dersem yani biraz zor yapacağım çünkü herkes eminim aynı şeyi yaşadı. Daha 2025'in başında da çok hedef koymuştuk ama hangilerini yapabildik? Genelde listenin %60'ı, %70'i, %80'i... İyimser rakamlarla. İyimser rakamlarla yapılmamış oluyor. Gerçekçi olmak lazım. Hedef koyarken ben şunu yapacağım diye bir liste yapmak lazım. O hedefe götürecek adımlar nelerdir? Aynı zamanda bence çevremize bir iki tane böyle dost, arkadaş, rehber toplamamız lazım. Eğer bir konuda gelişmek istiyorsak, bir konuda değişmek istiyorsak ya da bir şeyi yapabilmek istiyorsak belki de hesap verilebilecek, denetlenebilecek, birbirimizi kontrol edebileceğimiz, hani yorulduğumuzda kolumuza gelecek bir iki kişiyle yapmak daha iyidir. Yani, işte ben bir 10-20 kişiyle daha. [00:30:26] Speaker D: Da garantiye almak için. [00:30:28] Speaker A: En büyük problemlerden bir tanesi yeni yılda. Aksatırsan bir hedef koyarsın. [00:30:32] Speaker B: Gelen gün de bu hedef bayağı bir yüksek bir hedef olur. Bilmiyorum birinin güzel videosunu izlemişsindir, ben de aynısını yapacağım diye böyle bir hedefle başlanır. [00:30:40] Speaker A: Ama tökezlediğimizde bir yandan böyle umutsuzluk çöker. [00:30:43] Speaker C: Merhamet, kendimize de merhamet etmeyi unutmayalım. [00:30:45] Speaker A: Merhamet etmeyiz ve Tanrı'nın merhametinin her gün yenilendiği. Yani tamam ben bugün düştüm ama kalk. [00:30:51] Speaker C: Kitap basit bir örnek. Yani yapamazsan tamam. Kaldığın yerden devam et. Sorun değil. Hemen bir kısa bir kitap. [00:30:58] Speaker D: Hemen bir Cinayi oku. [00:31:00] Speaker B: Cinayi oku. Toparladık efendim. Ön bir arada biraz daha fazla oku. [00:31:03] Speaker D: Yani o işin şakası ama yani birçok. [00:31:06] Speaker C: Konuda gerçekten Tanrı'nın merhametine güvenelim. Ya kötü bir alışkanlığımız var bizim. Herkes bence evet der buna. Ayakkabı, yeni bir ayakkabı aldığımızda mesela. [00:31:17] Speaker D: Hoş Türk milleti çok şey yapmıyor. [00:31:19] Speaker C: Direkt basıyor üstüne kirleti ama... Ne yaparız? Çok dikkat ederiz değil mi? Aman kirlenmesin. Hani ufak bir toz geldi, bir çamur geldi hemen temizleriz. Ama günler geçtikçe o ayakkabı yıprandıkça ya da işte kirler geldi tamam sonra yaparım o kir geldi. Ona alışmaya başlayınca artık korumuyoruz. Artık temizlemeye çalışmıyoruz. Veya işte bir kıyafeti kirlenen biri daha fazla kirlenmesini umursamaz. Zaten kirlendiler. Hayatta da bazen onu yapıyoruz. Yani ya işte tamam zaten bu oldu artık böyle yok. Tanrı da böyle değil. Tanrı her zaman merhameti bol olan bir Tanrı'dır. Rab'in sevgisi hiç tükenmez. Merhameti hasta son bulmaz diyor o atlar. O yüzden onu yine söylüyorum kudretle eli altına sığınalım. Yani Tanrı eminim bir şekilde sözü aracılığıyla, kardeşler aracılığıyla, kilisesi aracılığıyla. İnsan anlamasa da Tanrı şu ya da bu yolla konuşur diyor ya kutsal yazılı. bir şekilde eminim bizi yine doğru yürü yörüngeye sokacak yani. [00:32:18] Speaker A: Noel'de kutladığımızda o ya yani biz ona gidemezken o bize geldi. O zaten hazır. O zaten gerekli olan her şeyi yaptı. Merhameti de her gün yenileniyor. Bu nedenle biz her gün bıkmadan, usanmadan nasıl ki o bizim peşimizden devamlı bizi çağırıyor tövbeye bizler de devamlı o tövbeye Cevap verebilir. [00:32:36] Speaker C: Korkmasınlar. Korkmayın gerçekten. Yapmaktan korkmayın. Bıkmayın. Yarıda bırakmayın. Gidin birini bulun. Birini anlatın. Biri omzunuza girsin. Yorulacaksınız. Zorlanacaksınız. Hayat çok ağır gelecek. [00:32:49] Speaker A: Kesinlikle. [00:32:50] Speaker C: Ama yılmayın. Yani hem Tanrı'ya güvenin hem de gidin kardeşiniz çoktur. Sizi kaldıracak, sizin omzunuza girecek, sizi sırtlayacak, ileriye itecek kardeş çoktur kilisede. Gidin. Mutlaka size yardımcı olacak biri var. [00:33:03] Speaker A: Doğru. Doğru. Çok teşekkürler. Yani bunu hem kilisemize çok güzel örnekliyorsun Özgür. Hem paylaşarak bu yaşadığın zorlukları ama aynı zamanda disiplinleri. Çünkü bazen onlar geride kalabiliyor. Yani güzel bir anlatım, İsa Mesih'in müjdesi çok değerli fakat aynı zamanda o müjdenin de getirdiği bir heyecanla o yolda da emin adımlarla ilerlemek gerekiyor. Çok teşekkürler. [00:33:23] Speaker C: Eline sağlık. [00:33:26] Speaker A: Bir sorun var ama. [00:33:27] Speaker B: Kapanışta biraz gülümsedim, ondan gülümsüyordum biraz önce. Şey kitabı diyelim okuyamadık. [00:33:31] Speaker C: Ne yapıyoruz? Yüzüklerin Efendisi. Hayır. [00:33:36] Speaker D: Bu arada ben bir şey itiraf edeceğim. [00:33:38] Speaker B: Hayırdır? Daha başlamadan mı itiraf ediyorsun? [00:33:42] Speaker C: Açıklıyorum. [00:33:43] Speaker B: Hayırdır? [00:33:44] Speaker C: Yüzüklerin Efendisi'ni izlemedim ben henüz. Harry Potter'ı da geçen yıl izledim. [00:33:49] Speaker A: Harry Potter'ı? Ya Yüzüklerin Efendisi'nden Harry Potter'ı... Bak Harry. [00:33:52] Speaker C: Potter severler çok var sakın sakın. Game of Thrones da izlemedim. [00:33:56] Speaker B: Dün akşam Harry Potter severle Tolkien'in müjdesini paylaşıyordum da sonunda izlemeye karar verdi onunla oturup izleyeceğiz. Ama biraz kırıldım mı diyeyim de. Arabanın tekerlerini keseceğim de. [00:34:08] Speaker C: Ama izleyelim birlikte. [00:34:11] Speaker A: Kitaplarını okuyalım. [00:34:12] Speaker B: Yok okuyacağız. [00:34:13] Speaker A: Çünkü kitapları daha güzel. Sağ olsun Peter Jackson abimiz güzel iş çıkardı. Ama kitapları kadar elbette mümkün değil. [00:34:20] Speaker D: Daha detaylı, daha güzel. [00:34:21] Speaker A: Kesinlikle. [00:34:22] Speaker D: Kardeşim sana bir cinayet getiririm onu bitirirsin. [00:34:25] Speaker B: Yok sağolsun çocuklarımla böyle her akşam okuyorum. [00:34:27] Speaker C: Olmaz. [00:34:28] Speaker B: Cinayet diyorum ya cinayetten daha mutlu. [00:34:29] Speaker D: 52 kitap yapanlara nasıl bir şey yapalım senle konuşuruz onu şöyle 10 tane cinayet okuyabilirsin falan diyelim. [00:34:35] Speaker B: Yok yok o fazla olur artık. [00:34:38] Speaker C: Yapacağız bir şekilde. [00:34:39] Speaker B: Whatsapp grubunda konuşuyoruz lütfen linklerde takip edin oraya bir grup koyarız ve en azından bir mesaj paylaşırız oradan. Yıl sonu bir mesaj daha aynen. Tamam, çok iyi. [00:34:49] Speaker A: Ağzına sağlık, yüreğine sağlık. Dilerim ikimiz de Rabb'in yollarında daha sadık bir şekilde yürüyüp O'nu yansıttığımız bir yıl olur. [00:34:58] Speaker C: Amin. [00:34:58] Speaker A: Sizler için de duamız, düşüncemiz bu kardeşler. O'nun yollarında yürümek, günahtan özgür kılınan ve ölümden dirilmiş olan sizleri de bu yola davet ediyoruz. Gelin İsa Mesih'in o güzel, o değerli yolunda yürüyelim hep beraber. Kendinize iyi bakın, esen kalın. [00:35:13] Speaker C: Hepinize mutlu növeller, mutlu yıllar. [00:35:15] Speaker A: Mutlu yıllar.

Other Episodes

Episode 48

September 06, 2025 00:41:29
Episode Cover

6-7 Eylül Olaylarında Neler Oldu? DİN, POLİTİKA ve Geçmiş Acılar‼️

Özgürce'nin bu bölümünde Metin Özkay hocamla birlikte Türkiye tarihinin önemli ve acı olaylarından 6-7 Eylül 1955 Pogromu'nu derinlemesine inceliyoruz. Bu yıl 70. yıl dönümünü...

Listen

Episode 15

March 17, 2025 01:06:31
Episode Cover

Çocukluk Anılarımız, Neden Hristiyan Olduk ve Köfte Piyaz - Emre Uflazoğlu ile Derin Bir Sohbet

Çocukluk, Neden Hristiyanlık ve Köfte Piyaz - Emre Uflazoğlu ile Derin Bir Sohbet | Özgürce Podcast Bu keyifli podcast bölümü Özgürce'de sizlerle!   ️ Bu...

Listen

Episode 61

December 06, 2025 00:22:53
Episode Cover

Gerçek Noel Baba Ortaya Çıktı: Hikayesi Türkiye'den!

Özgürce podcast'in bu özel bölümünde, dünya çapında bilinen Noel Baba figürünün ardındaki gerçekleri mercek altına alıyoruz. Konuğumuz Özgürcerden ile birlikte, Noel Baba'nın aslında Antalya'nın...

Listen