Tanrı'nın Gölgesi Yeter: Mezmur 91 Işığında Zorluklarla Yüzleşmek

Episode 20 May 16, 2026 00:39:40
Tanrı'nın Gölgesi Yeter: Mezmur 91 Işığında Zorluklarla Yüzleşmek
Özgürce - Türk Hristiyanlar Anlatıyor
Tanrı'nın Gölgesi Yeter: Mezmur 91 Işığında Zorluklarla Yüzleşmek

May 16 2026 | 00:39:40

/

Hosted By

Tiranus - Herkes Duyana Kadar

Show Notes

Özgürce'ye hoş geldiniz! Bu bölümde Özgür Uludağ ile birlikte Mezmur 91'in derinliklerine iniyoruz. Hayatın getirdiği zorluklar, hastalıklar ve kaygılar karşısında Tanrı'nın himayesi altında olmanın ne anlama geldiğini, O'nun isimlerinin gücünü ve İsa Mesih'in acıları üzerinden Rab'be sığınmanın önemini tartışıyoruz.

Tim Keller'ın ilham veren tanıklığı ışığında, acının imanımızı zayıflatmadığını, aksine Tanrı'nın elini görme ve O'nun sevgisine bağlanma fırsatı sunduğunu ele alıyoruz. Bu bölümde, Tanrı'yı bir "acil durum camı" gibi değil, sürekli ikamet ettiğimiz bir sığınak olarak görmenin önemini vurguluyor, O'nun değişmez karakteri ve sonsuz sevgisiyle nasıl güven bulabileceğimizi inceliyoruz.

Bu derinlemesine sohbet, hem ruhsal olarak güçlenmek isteyenlere hem de zor zamanlarda umut arayanlara rehberlik edecek. Bize katılın ve Tanrı'nın himayesinde gerçek huzuru bulmanın yollarını keşfedin.

View Full Transcript

Episode Transcript

[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar merhaba, Özgürcüğe hoşgeldiniz. Bugün tekrardan uzun bir aradan sonra Özgür Uludağ kardeşimle birlikteyiz. Onu ne kadar özlediğinizi lütfen yorumlarda belirtmeyi unutmayın. Yoksa gelmiyor. [00:00:10] Speaker B: Gelmiyor. [00:00:11] Speaker A: Hoşgeldin Adaş. [00:00:14] Speaker B: Hoşbulduk, nasılsın? [00:00:15] Speaker A: Hamdolsun, iyidir. [00:00:17] Speaker B: Devam. Dosyanı açmaya çalışıyorum, bu sürede açtım. [00:00:19] Speaker A: Aynen, dosyanı aç. İyiyim, yorgunum, misafirlerim vardı. Onları sabah dört, dört buçuk gibi yolcu ettim. O nedenle hem yorgunluk var ama iyi oldu. Güzel bir zaman geçirdik. Sen ne yapıyorsun? Nelerle uğraşıyorsun? [00:00:34] Speaker B: İyi. Şükür koşturuyoruz. Sürekli bir şeyler var. Malumun. Çoluk çocuk. Evet, evet. Stres, gıntı falan. [00:00:43] Speaker A: İyi, iyi. Yani baştan söylemeseydin iyi olurdu. Çünkü hanımlar orayı en azından dinleyecek yani şimdi. [00:00:51] Speaker B: Güzel güzel. [00:00:52] Speaker A: Çocuklarla iyi gidiyor. Bizde de biraz böyle çocuk yetiştirme aksiyonu tam başlamış gibi yani 2-3 yaşındayken böyle çocuk yetiştiriyormuş sanıyordum da yok yani orada idare ediyormuşuz şimdi gerçek o denemeler başlıyor ama çok güzel onlar da büyüyor biz de büyüyoruz. [00:01:12] Speaker B: Onlar büyüyünce sorunlar da büyüyormuş ama. [00:01:14] Speaker A: Aynen. [00:01:15] Speaker B: Aynısı. [00:01:16] Speaker A: Adaşın var mı Ömer kardeşimizin canlı yayınları hakkında bir düşüncen paylaşmak istediğin bir şey? [00:01:21] Speaker B: Kardeşim iyi yapıyor canlı yayın mı yapıyor yoksa realist mi yapıyor? [00:01:24] Speaker A: aaa doğru riyaz yapıyor ama canlı yayın [00:01:26] Speaker B: yapmak istiyor diye izleyen belli izlemeyen belli [00:01:28] Speaker A: burdan haber veriyor yok canım biz paylaştık [00:01:30] Speaker B: onun videosunu özgürcüğüm biz bunu anlattık evet [00:01:37] Speaker A: güzel yapıyor arabadan ama canlı yayın yapmak [00:01:41] Speaker B: istiyoruz adamı tehditler bilmem küfürler ayıp yani değil sinirlenmişti biraz ama ya ister istemez [00:01:49] Speaker A: aynen eee güzel Çok nazikçe, güzel güzel, taze taze... Yok. Güzel bir şekilde anlatıyor her şeyi. Ağzına sağlık onun da. Ama dilerim bu hiç kimseyi korkutmaz, çekinmez. İnsanlara yani. Onun yapacağını sanmıyorum da. Bu teşvik olsun yani. Yapmamız gerekiyor. [00:02:04] Speaker B: İlla birkaç kişi bir şey diyor diye... Konuşan konuşsun yapacak bir şey yok. Rahatsız olan varsa girip izlemesin. [00:02:10] Speaker A: Sen de gaz veriyorsun. [00:02:13] Speaker B: Yorumlarda... Devam et Ömerciğim. [00:02:16] Speaker A: Ama bir canlı yayın, o nedenle ben önden söyledim, bir canlı yayın yapma isteğimiz var. [00:02:21] Speaker B: Yapacağız. Evet. [00:02:22] Speaker A: Ne kadar da insanlar böyle canlı yayın yaptığında, bu A.I. falan diyen çok oluyor. Ama A.I. olmadığımı böyle bir yarım saat kanıtlamak zorunda kalıyorum. [00:02:31] Speaker B: Şöyle, şöyle yapalım. [00:02:32] Speaker A: Ne yapayım diyorum, ne yapayım? [00:02:33] Speaker B: Ama yapıyorlarmış. [00:02:34] Speaker A: Nasıl? [00:02:36] Speaker B: Canlı mı? [00:02:36] Speaker A: Aynen. [00:02:36] Speaker B: Bütün artık böyle mimiklerin, konuşman, her şey. Dün... Görüntü değiştirme var da. Bir arkadaşımız bana bir test yaptı da gerçekte şeyi ayırt edemedim. [00:02:45] Speaker A: Öyle mi? [00:02:46] Speaker B: Yani gerçek dediğim AI çıktı, AI dediğim gerçek çıktı. Öyle arka arkaya yanlışlar işaretledi. [00:02:51] Speaker A: Ama X'de de, Grog'da da aynı şey olmaya başladı ya. Grog artık seçemiyor hangisi. Eskiden sorabiliyordum bu AI mi diye. Artık bilmiyorum. [00:02:57] Speaker B: Ne yapacağız? Ben de bilmiyorum. Korkmaya başladım. Hadi bakalım, hayırlı işler. [00:03:01] Speaker A: Ama en azından biz A.I. değiliz arkadaşlar. Yani A.I. derdi herhalde öyle şey. [00:03:06] Speaker B: Pastayım, öksürüyorum falan. [00:03:08] Speaker A: Çocukluğuna dönelim senin. Bugün seninle uzun bir süredir aslında mezmurlar bölümünü vaaz ediyorsun. Ama 91. mezmura birlikte bakmak istedim. Elbette farklı konulara giriyoruz burada. İsa Mesih'in o son haftasında birlikte kutsal haftaya baktık. Bir güncel olay olduğunda onun hakkında konuşuyoruz. Ama arada sırada yine Rabbin sözüne dönüp o ayetleri anlamak, idrak etmek. Hem nasıl yapıyoruz? Neler yani ayeti okuduktan sonra nasıl yaklaşmamız gerekiyor bu ayete? Nereden yani bir anlam çıkarmak sanki şey gibi oluyor. Bir fazla kazacakmışım gibi çok emek sarf ediyorsun ama aynı zamanda Birçok öğretim direkt orada duruyor aslında. Yani çok detaya inmeden de birçok değerli öğretiyi çıkarabiliyoruz kutsal kitaptan. Var mı senin böyle pratik olarak söylemek istediğin, Rabbin sözünü böyle okuyup ya idrak etmekte zorlanıyorum ya da kendime bir pay çıkarmakta zorlanıyorum yani kardeşlere? [00:03:59] Speaker B: Yani en başta biz de zorlanıyoruz bazen, onu söyleyeyim. Yani sonuçta her zaman okuyunca, aa yani burada bu var, şurada şu var diye okumuyoruz. Kendimiz de dua ediyoruz, anlamakta zorlanıyoruz bazen. [00:04:12] Speaker A: Kesinlikle. [00:04:13] Speaker B: Yani bazı ayetler var ki bence saatler günler oturup üzerinde kelime çalışması yapıp araştırmanı derinleştirebilirsin. Bir kişi hatta bir ara şey duymuştum işte şu an ayeti hatırlamıyorum ama bir ayet üzerine doktora tezi yapmış. Yani düşün o kadar girmiş içine hoş Türkiye'de şu an o bir ayette doktora tezi yapacak şeyde değiliz. Aynen. İlerleyemedik o noktada ama Yani genelde okuduğumda herkesin sorduğu gibi. Yani o dönem en başta bu ne anlama geliyordu? Yani sonuçta bunun yazıldığı bir dönem var. [00:04:50] Speaker A: Doğru. [00:04:51] Speaker B: Bir kişi tarafından yazılıyor, bir insan. Aynen öyle Tanrı'nın kullandığı, esinlediği kişiler bu sözleri bize aktardılar. Ama hani o geri arka plan araştırmalarından ziyade metin bize ne söylüyor. [00:05:04] Speaker A: Doğru. [00:05:05] Speaker B: Okurken daha çok ona dikkat etmeye çalışıyorum. Bu mezmurda özellikle seninle sohbet ederken de söylemiştim. Bir vaaz verdim kilisede. Vaazda şey dedim yani bir başlık bence burada onun himayesi altında güzel olur. Çünkü okurken bana onu hissettirdi. Yani onun himayesinin altında hayat daha değerlidir. Niye? Çünkü burada yani avcı tuzağından okuruz birazdan. Yani avcı tuzağından bahsediliyor. Gecenin dehşetinden, karanlıktan, işte yanımızda sağımızda kırılan binlerden on binlerden bahsediyor. Ve başımıza kötülük gelmeyeceğiyle ilgili vaatlerde bulunuyor. Tabii ki onları da konuşacağız. Yani hiç sorunumuz olmayacak mı? Hiç hastalanmayacağız mı? Daha farklı şeyler olmayacak mı? Ama bütün bunları okurken şeyi fark ettim, hayatta ciddi sıkıntılar var. Zorluklarımız var, problemlerimiz var. Daha geçtiğimiz 1-2 hafta içinde okulda o yavrucaklara da kıyıldı. Yani bu gibi şeylerde insanın kaygısı artıyor. Sıkıntılar, zorluklarda yani ne olacak geleceğimiz diyoruz. Ya da çocuğumuza bir gelecek verebilecek miyiz diyoruz. [00:06:22] Speaker A: Doğru. [00:06:23] Speaker B: Mezmur Tanrı'nın görkemiyle başlıyor. Yani o beni etkilemişti bütün bunları düşününce. Tanrı'nın görkemi, Tanrı'nın özel isimleriyle sıfatlarıyla başlıyor. Ve onları hatırlamak güzel. Yani Tanrı her şeye gücü yetendir, her şeye egemendir. Bizimle bir antlaşması var. Vadine sadık bir Tanrı'dır. Ve bütün bunları bilmemiz gerektiğinden sonra sanki bu sorunlarla, sıkıntılarla ilgili konulara giriyor mezunum. [00:06:52] Speaker A: Doğru. Direkt başlangıçta Tanrı'yı tanıyan bir kişi olduğunu biliyoruz, yazarın. Tanrı için kullandığı isimler var. O her şey gücü yeten derken bir böyle çok söylenilen bir laf olduğu için değil. Söylüyor, ondan sonra açıklıyor her şey gücü yetmesi, ne anlama geliyor ve kapanış ayeti de, onu uzun ömürle doyuracak, ona kurtarışımı göstereceğim diyerekten bir onu tanıyorum ve onun yapacakları ortada ve onun arasında da senin dediğin gibi sıkıntılara giriyor, bu durumda ne olacak, şu durumda ne olacak. Tanrı gerçekten var mı bu kadar acının ortasında? Yine Tanrı'nın kendisini sorgulama bir zamanımız oluyor. İster istemez çünkü acının ortasında insan yalnız hissediyor. Hiç kimse sanki onun o hislerini düşünmeyecek, anlayamayacak durumda olduğunu düşünüyor. Bu çocuklarımız için de yine aynısı. Mesela benim oğullarımın okulunda, mahallemizdeki okulda anneler, babalar çocuklarını göndermemeye başladı. Yaklaşık bir 7-8 öğrenci gelmiyor. Derslere katılmıyor şu an. Çünkü ya yine olursa? Yani gerçekten yeteri kadar bir önlem alındı mı? Bu insanları korkutuyor. [00:08:02] Speaker B: Yani ilk baştaki korku tabii ki. Korumacı davranıyoruz. [00:08:05] Speaker A: Ama sadece kendimiz için yapıyoruz ama sevdiğimiz insanlar için bu seviyesi daha da artıyor. Ve o korkunun seviyesi arttıkça da endişeler, kaygılar bizi bir nevi şey yapıyor. Yani kötürüm. Fiziksel, ruhsal anlamda, içsel anlamda bir kötürüm olma durumumuz var. O zaman şöyle yapalım mı? Bir bakalım. Senin dediğin gibi Tanrı'nın himayesi ne demek? Tanrı'nın himayesi, Tanrı'nın isimleri neler burada? Onlara bakalım. İstersen ben okuyayım. Ondan sonra sen kaçıncı ayete kadar okuyayım? 1-2 mi yapayım? İlk iki ayeti? [00:08:35] Speaker B: İlk iki ayeti okuyalım. [00:08:36] Speaker A: Tamam. 91. mezmur şöyle başlıyor, yüceler yücesinin barınağında oturan, her şey gücü yetenin gölgesinde barınır. O benim sığınağım, kalemdir derim Rab için. Tanrımdır, ona güvenirim. [00:08:49] Speaker B: Yani yüceler yücesinin ve her şeye gücü yetenin. Arka arkaya kullanıyor. Yüceler yücesi, her şeye gücü yeten. [00:08:58] Speaker A: Sığınağım, kalem. [00:08:59] Speaker B: Tanrı'nın bir kere mutlak üstünlüğünü vurgulayarak başlıyor. Yani her şeyde egemen olan, her şeye gücü yeten, yüceler yücesi. Onunla ilgili bize önce bir açıklama yapıyor sanki. Yani bu şeylere girmeden önce. Yani sıkıntılar, zorluklar, problemler içerisinde Tanrı'nın himayesi korumasından ziyade en başta girdiği nokta o her şeyin üstündedir. Mutlaka küçüktüğündür. Ve Türkçe'de tabii ki biz tam olarak anlayamıyoruz. Bu İbranice isimler daha çok orijinal metinlerde görülüyor. Türkçe'de yani yüceler yücesi, her şeye gücü yeten. İşte büyük harfler Rab yazılısı. İşte bu ifadeler yaratan Tanrı. Hep Tanrı'nın özel isimleridir. Onu işte az önce dediğimiz gibi bazen kelime çalışmaları yapmak saatlerimizi alır ya da üzerinde düşünmek bize çok daha fazla şey açıklar. Evet. Burada Tanrı'nın dört özel isminden özellikle bahsediyor bir Elyon, Şaday, Yahve ve Elohim. Yani bunlar zaten Türkçe'de Elyon yüceler yücesi ya da Şaday işte her şeye gücü yeten. Burada Yahve Anlaşma Tanrısı'dır. Yani biz sadaka kalmasak da o anlaşmasına sadıktır. Ki Mısır'dan çıkış 3.14'te Musa'ya kendisini açıklarken bu ismi kullanmıştı. O, O'dur. Beni size ben, benim diyen gönderdi, deyin dedi. Ve Elohim, Yaratan Tanrı, Yaratıcı Tanrı. Özellikle yaratılış 1. bölümde onu görüyoruz. Elohim olsun diyor. O da ilginçtir. Yani doğası itibariyle çoğul bir ifadedir. Elohim. Yani üçlü birlik dediğimizde, baba oğul kutsal bu dediğimizde Elohim yaratandır. Yani o hep ilginç gelmiştir bana. Bu isimler de bu mezmurda rastgele sıralanmıyor sonuç olarak. Ya da rastgele bunun içinden başlamıyor. Yani bizimle ilgili bir dikkat çekici bir şey var sanki. Gözlerinizi önce bir buraya çevirin. Yani sağa sola kaygılara, zorluklara, düşmana, kırılganlıklara değil. Önce bir gelin, bak burada bir kişi var. Sizi ona götüreyim. Niye? Çünkü her şeyi o sağlayacak. [00:11:19] Speaker A: Yani işte bu çok derin, bazen de yanlış anlaşılmaya çok müsait bir konu. Acının varlığı ve aynı zamanda Tanrı'nın orada bulunması. Uzakta olan bir Tanrı değil diyoruz ama çok da acı çekiyorum. Yani ne kadar yakın, bunu durduracak kadar yakın değil mi? Fakat burada bir nevi Işık tutuyor ya da burada dediği gibi gölge, gölgesini gösteriyor orada barınma. Yani bu konuya bakarken bu hakikatleri düşünerek, onun ışığına bakarsak doğru görebiliriz. Çünkü ben karanlık bir yerden bakıp, ya Tanrı nerede ki kardeşim deyip orada durabilirim ya da Tanrı bu buysa ben bu durumu nasıl yorumlamam gerekiyor? Sonra da zaten onu açıklıyor. Yani bu bence değerli. Bir dua etmeden önce de bir durum oldu. Çok zor bir durumdan geçiyoruz. Bu durumda Tanrı hala değişmez. Karakteri nedir Tanrı'nın bu durumda? onu anarak başlamak doğru yorumlamayı da doğuruyor. [00:12:13] Speaker B: Kesinlikle. Tabii ki insan soruyor onu dediğin gibi. Nerede? Yani Tanrı zamanın üstündedir. Bizim zaman algımız ya da beklentimizin de dışındadır ister istemez. Ve onun planlarını da insanoğlu tam olarak bilmiyor. Yani kavrayamıyor. Sonuç olarak onun himayesi altındaysak ya da onun egemen olduğunu biliyorsak, her şeye gücü yeten oysa o zaman senin dediğin nokta önemli işte. Nasıl yorumlamalıyız? [00:12:43] Speaker A: Ünlü teologlardan, pastörlerden, Tim Keller'in vaazlarında devamlı şuna değinir. Buraya geldiğinde şey yapmaz. Evet arkadaşlar iyiyim yani böyledir yani bu olur yani Tanrı'nın egemeninde. Der ki haklısın yani çok anlamak zor. Fakat Tanrı dışarıdan bakıp dayanın arkadaşlar, sıkın dışınızı diğer tarafta benimlesiniz. Demiyor. Beden alıyor. Aramıza geliyor. O acılara ortak oluyor. O denenmelere ortak oluyor. Bu da ne demektir? Bizim denenmelerimiz de denenmiş ama günah işlememiş. Bir yol var aslında. Bize bir yol açmış bir Rabbimiz var. O acıya ya o kadar kötü bir şey değil demiyor. Acıya geliyor. Orada ağladığını görüyoruz. 2-3 defa yürüyüşüne bakarken kaybolduğunu ve onlar için yüreğinin ne kadar burkulduğunu. Yine Lazarus'un mezarının başında. Hepsinde şey ağlamıyor, yani acı çekerken ağlamıyor. Çarmıhtayken ağlamıyor. Kendi canı yandığında ağlamıyor. Ama insanlığın o acı çekişini gördüğünde yüreğinin sızladığını görüyoruz. Devamlı bu kelime kullanıyor. Yüreği sızladı, yüreği sızladı. O zaman Tanrı uzak değil, yakın bir çözüm yolu da sunuyor. Yani sadece orada da bırakmıyor. [00:13:49] Speaker B: Hamdolsun. Yani bir anne baba kendi evladı için nasıl kaygılanmaz. Bize bunu veren Rab'in kendisidir. [00:13:56] Speaker A: Doğru. Ve ben çocuğumun o acı çekişini engelleyemem. Doğru kararlar vermesini zorlayamam. Çocuğum o verdiği kararlarla yaşamak zorunda. Ama ben o acıda da onu yalnız bırakmam. [00:14:07] Speaker B: Bazen elini sobaya değmesin. [00:14:09] Speaker A: Ya da ben yetişemezsem özellikle. [00:14:12] Speaker B: Ama o bir de canımızı yakıyor sonuçta. [00:14:14] Speaker A: Evet, şey yapmıyorum yani. Aa ne olur bak demedim mi sana. Canı yanarsa o farklı bir şey. Bir sonraki ayetlere geçelim o zaman. 3 ve 4. ayetleri okuyorum. Şöyle devam ediyor. Çünkü o seni avcı tuzağından, ölümcül hastalıktan kurtarır. Seni kanatlarının altına alır, onların altına sığınırsın. Onun sadakati senin kalkanın, siperin olur. İşte bu zor olan kısım. İlk başlangıçta tamam o ışıkta bakalım dedik. Ama burada ölümcül hastalıktan kurtarır. Bu vaatler kurtarmazsa, kurtarmadığı da oluyor bir anlamda. Ama biz burada kast edilenle orada kast edilen aynı mı? [00:14:55] Speaker B: Yani iki şey var burada. Birincisi, Tanrı burada bir dil kullanıyor. Yani o seni avcı tuzağından, ölümcül hastalıktan kurtarır, seni kanatlarının altına alır. Onların altına sığınırsın, onun sadakati senin kalkanın, siperin olur. Hem bir kuş motifi gibi. güçlü bir savaşçıdan ziyade kanatları altına toplayan bir kuş ki İsa da bunu kullandı. İşte kaç kez tavuğun kanatları altına alması gibi seni almak istedim ama siz istemediniz dedi halkına. Yani bir kuş yavrusu olarak tasvir ediliyor Tanrı'nın çocukları. Savunmasızdır, kırılgandır ama aynı zamanda bir savaşçı gibi de güç gösteriyor Tanrı burada bize. Yani siper oluyor. O noktada hem sıcaklık hem savunma. Yani hem koruma hem kayırma var. Ama işte nasıl ve ne kadar. O senin dediğin nokta. Yani biliyoruz ki tuzaklar var, hastalıklar var, zorluklar var. Yani hasta oluyoruz, ölüyoruz. [00:16:00] Speaker A: Evet Tim Keller o biraz önce alıntısını yaptığım kişi birkaç yıl en azından iki yıl belki üç yıl kanserle yaşadı ve hatta bir magazin içinde yazdı bu konu hakkında siz dediler yani Hristiyan olmayan kişiler ne düşünüyorsun şu an yani bir tanrıya inanıyorsun ve şu an kansere yakalandın ve bu kadar tedaviden sonra hala iyileşemedin ve büyük ihtimalle iyileşemeyeceksin. Şimdi Tanrı hakkında ne düşünüyorsun? O açıklamasında devamlı şuna değiniyor. Bu son olmadığı için bir fiziksel acı, bir gün son bulacağı için Bu benim imanımı zayıflatmıyor. Tam tersine bu acının içinde bile ben Tanrı'nın elini hala görebiliyorum. Yalnız olmadığımı biliyorum. Fakat günahın getirdiği bu acıya ne kadar da tövbe etmiş bir insan olsam da bu dünyanın bir, henüz son bulmamış bir problemi var. O da günah problemi. Ve bu problemin de bedenimize etkisi var. Ne kadar da ben ruhen ve Tanrı'yla bir olsam da bu bedenim çürüyecek, bu bedenim son bulacak yani. Ya bu hastalıkla ya da 10 yıl sonra kendi ecelimle öleceğim. [00:17:03] Speaker B: Ama son bulacak bu. [00:17:05] Speaker A: Ha şimdi, ha o zaman. Fark etmez diyor yani bir anlamda. Yani fark eder ama şey anlamında. Yani buna odaklanmamak gerekiyor. Bir gün son bulacak. Şu an Tanrı'nın varlığını hala hissediyorum. Ve İsa Mesih'in çektiği acıları da hatırlama fırsatım oluyor. Bu değerli yani. Bizim anlatmak istediğimiz kardeşler Hristiyanlar. Çünkü bazı insanlar böyle yorumluyor. Gerçekten imanın varsa özgür hastalanmazsın. [00:17:32] Speaker B: Yürü git kardeşim. [00:17:35] Speaker A: Ama işte bu argümana çekenler oluyor. Bu ayeti alıp. [00:17:40] Speaker B: O ayeti tek değil. Az sonra göreceğiz. Kobralara basarsın işte... Yani zehir... Yapanlar oldu onları. [00:17:48] Speaker A: Hala yapıyorlar. [00:17:49] Speaker B: Yapıyorlar da. [00:17:49] Speaker A: Youtube'dan bulabilirsiniz bu arada. [00:17:51] Speaker B: Allah onların ne yapmasın diye. Ama işte bak Tim Keller harika bir şeyi keşfetmişti. O da neyi bu mezmurda benim dikkatimi çeken. O Tanrı'nın her şeye gücü yetenin yüceler yücesinin barınağında Oturabildiği için bunları söylüyor. Perspektiften bakabiliyor. Burada bu oturan kelimesini de kaçırmamak gerekiyor. Doğru. Ayette, tamam her şeyi yüceler yücesi diyor. Ama orada oturan, geçici bir ziyaret eden birinden bahsetmiyorum. Hani komşuluğu ya da misafirliğe geldim, yok. Bir ikamet yerimizdir orası. Tanrı'yı ama insanoğlu ne yapıyor genelde? Şey var ya, etrafta camlar var, acil durumda kırın diye yazıyor. Öyle görüyoruz. Yani evimiz gibi görmek yerine acil servis gibi görüyoruz. Acil durumda kırılacak bir cam gibi görüyoruz. Bir kısır döngü içerisine giriyoruz. Yani kriz geliyor ona gidiyoruz. Kriz bitiyor ondan geri dönüyoruz. Ama burada ifadesi ne? Orada otur diyor. Tabi ki zor olan şey burada 5-6 ayetlerinde de yine devamında da diyor yani. Ne gecenin dehşetinden, ne gündüzü uçan oktan, ne karanlıkta dolaşan hastalıktan. [00:19:03] Speaker A: Doğru. [00:19:03] Speaker B: Öleyini yok eden kırgından. Olmayacak demiyor. Yaşanmayacak demiyor. Ama bize bir yorum perspektifi veriyor. Doğru. Yani bunlar olacak. Ama biz Tanrı'da ikamet ediyorsak bir anlamda. Yüceler Yücesi'nin barınağındaysak. [00:19:19] Speaker A: Doğru. [00:19:19] Speaker B: O bizim geçici ziyaret yerimiz değil de. Yani bir ikametimizse O zaman yani bunlar olsa da korkmayacağız. Bence güzel bir örnek verdin. Yani o adamın hayatı muazzam bir hayattı. [00:19:33] Speaker A: Doğru. [00:19:34] Speaker B: Elbette bir insandı. Elbette zor sıkıntıları vardı. Sorunları vardı. Ama bıraktığı tanıklık güçlü bir tanıklıktı. Yani zor zamanlar gelince Tanrı'ya gidiyoruz. Ama fırtınalar bittiğinde zor zamanlar bittiğinde ondan geri dönüyorsak zaten bunların hiçbirinin bizim için bir anlamı olmayacak. Yani günü geldiğinde zaten suçlamak için hazır bekliyoruz. [00:19:55] Speaker A: Doğru, doğru. [00:19:57] Speaker B: Tanrıyı da tanımamışız demektir belki de. [00:19:59] Speaker A: Yani bir de her şey iyi giderken... Rabb'e şükretmeyip, kötü gittiğinde, ''Ey Rabb, gerçekten varsan, neredesin?'' O zaman eğer bu argümana bakacak olursak, sağlıklı olduğunda o zaman Tanrı'yı her zaman görüyor muydun? Onu mu iddia ediyorsun? Yok, o zaman da ilgilenmiyordun. Şimdi suçlayacak dediğin gibi biri var ortada. Orada bile bence insanların o acı içinde bile söylemeye çalıştığı gerçekten var mı? Yani böyle bir Tanrı, böyle bir ilah, beni anlayan, benim ihtiyacımın farkında olan, beni duyan, Ve bu Tim Keller'ın hikayesinde ve birçok ünlü Hristiyan'ın bu acı yolculuğunda, hikayelerinde de o yani acı çektim. Onu görmezden gelmiyorum. Tim Keller'ın da çocukları vardı. Torunlarını görmek, daha fazla zaman geçmek o da isterdi. Fakat böyle bir yaşam var. Ben bunu şey başkaldırmak için bir alet olarak kullanabilirim. Ya da Tanrı'yı tanımak için ve etrafındaki insanlara Tanrı'nın sevgisini paylaşmak için daha da büyük bir platform olmuş aslında. Düşünsenize normalde paleşinam yiyeceği yerlerde artık herkes onu dinlemek istiyor. Çünkü imanlı olsun ya da olmasın herkes acı çekiyor. Kansere yakalanıyor. [00:21:03] Speaker B: O nasıl olacak? [00:21:05] Speaker A: Onun tepkisi ne olacak? [00:21:07] Speaker B: Bu mezmur güzel bir şey söylüyor. Tanrı'nın gölgesi yeter. Hani bizde bir söz vardı. [00:21:11] Speaker A: Orada barınmak, orada oturmak. [00:21:13] Speaker B: Biz birbiriyle ilgili diyoruz yani gölgesi yeter. Baba için özellikle kullanılan ifadelerden birisidir. Bu onu söylüyor. Tanrı'nın gölgesi yeter size. O ayağa kalktı mı herkes susar. O ayağa kalktı mı düşman dağılır. Zaten bahsettiği şeyde az sonraki ayetlerde de ona değineceğiz. O güçlü savaşçıdır. [00:21:33] Speaker A: O zaman o ayetlere bakalım. Oradan devam edelim senin kaldığın yerden. Yanında bin kişi, sağında on bin kişi kırılsa bile sana dokunmaz. Sen yalnız kendi gözlerine seyredecek kötülerin cezasını göreceksin. Sen Rabbi kendine sığınak, yüceler yücesini konut edindiğin için başına kötülük gelmeyecek. Çadırına felaket yaklaşmayacak. [00:21:56] Speaker B: Muazzam. Hadi bakalım. [00:21:57] Speaker A: Değil mi? [00:21:58] Speaker B: Az önce konuştuğumuz şey yani. [00:22:00] Speaker A: O zaman burada bahsettiğin şey o değil. [00:22:02] Speaker B: Yani işte imanlı hastalanmaz. İmanlı işte ne diyeyim hastaneye gitmez. İlaç almaz. [00:22:10] Speaker A: Doğru. [00:22:10] Speaker B: Şu olmaz bu olmaz. Bunu söyleyen arkadaşlarımız da var. Ben de çok şey söylemek istiyorum ama söyleyemiyorum. [00:22:17] Speaker A: Yani bir yandan da onları da şey yapacak olursak. [00:22:20] Speaker B: Anlıyorum. [00:22:20] Speaker A: Anlıyorum geldikleri noktadan. [00:22:22] Speaker B: Çünkü rap bizim neyse. Gerçek değil. [00:22:25] Speaker A: Doğru. [00:22:26] Speaker B: Yaşıyorlar çünkü. Bunu savunup da hastanelere düşenleri gördüm ben. Yani hani imanlı yaşamazdı bunları. [00:22:33] Speaker A: Doğru. [00:22:34] Speaker B: Yani bir şey savunuyorsan bir zahmet ucunun nereye gideceğini de düşün. Ya da yani birçok imanlı çıkıp tarih içerisinde dedi işte yılan Zehirlerse bile ölmeyeceksin. Al dedi, yılanı ısıttırdı, öldü gitti. Yani Tanrı onu mu söylüyor? Ve bir de iblisinin kullanmayı sevdiği ayetler de var burada. Onu da göreceğiz birazdan. [00:22:54] Speaker A: Doğru. Doğru doğru doğru. [00:22:55] Speaker B: Tanrı risk aldı, hadi beni dene demedi hiçbir yerde. Aynen. [00:23:00] Speaker A: Bu bence o tarafa kayabiliyor. Yani ey Rab göster gücünü ki insanlar iman etsin ama burada Tanrı'nın isteği, Tanrı'nın planı ne? [00:23:09] Speaker B: İmanlılar hastalanır, imanlılar ölür, imanlılar acı çeker. Yani buradan mesele bunlar olup olmayacak. Hatta bu mezmur zaten hiçbir şey olmayacak demiyor. Bunlar olurken Tanrı'nın amacı dışında bir şey olmayacak. [00:23:22] Speaker A: Ve o mesela bahsettiği şey yanında bin kişi sandığı on bir kişi kırılsa bile demek istediği yer bir savaş anı. Yani imanlı olarak o savaşın içindesin. Yani savaş yok demiyor. Kargaşa olmayacak demiyor. Olduğunda bunlar olsa bile etrafında seni yalnız bırakmayacağım. [00:23:39] Speaker B: Romalılar 8.28'de en değerli hatırlatıcılardan biridir. Tanrı'nın kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağırılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz. Yani mezmurun geldiği nokta biraz sanki o. Yani hiçbir şey olmayacak değil. Bunlar olurken Tanrı senin olacak ve olan şeyler de Tanrı'nın amacına hizmet edecek. O yüzden girişte neyi dedim? Yani bu ilk iki ayı boşuna bu isimler sıralanmıyor. Her şeye gücü yeten oysa, en yüce olan oysa yani o zaman bunlarda bir amaç var. Yani onun denetimindedir. Onun elinin altındadır. Yani soru o yüzden dedim yani onun himayesinin altında mıyız yoksa? Ya yok işte isyan içerisinde miyiz? Genelde insanoğlu o tür tepkileri veriyor. Ya gerçeklikten kaçıyor ya yüzleşmek istemiyor ya da sığınacak bir yer arıyor. Yani işte diyor gel sığınak burada. [00:24:40] Speaker A: Orada şeyde diyebilir miyiz o zaman biraz önce bahsettiğimiz kardeşlerimizin yani imanlıysan hastalanmazsın iyileşirsen bir nevi o diğer grup, diğer bir uç nokta Tanrı'ya başkaldırarak bunu yapıyorsa, diğer grupta yine yanlış bir öğreti, diğer grupta bir nevi bunu bir ilan ediyorum, evrene gönderiyorum bu mesajı, iyileşeceğim diyerek de bunu kendine kale, kendine barınak yapabilir. Asıl barınağımız Tanrı'nın kendisi, ne olursa olsun. [00:25:10] Speaker B: Ya ölsem de yaşasam da. [00:25:12] Speaker A: Aynen onlar da dediği gibi, Rab bizi kurtaracak, kurtarmazsa bile. [00:25:16] Speaker B: Aynen öyle. [00:25:18] Speaker A: İyileştirmeye gücü yeter mi Tanrı'nın? Elbette gücü yeter. İyileştirmezse bile yine övgüye layıktır. Yine hayatımıza layıktır. Bunu ilan edelim ikisi. İki yolda da Tanrı'yı öveceğim. Ya böyle ya öyle. [00:25:30] Speaker B: Kötülerin cezasını göreceksin diyor. Seyredecek göreceksiniz. Sorumuz yine şu zaman algımız. Yani şu anda mı göreceğiz? Bir yıl sonra mı? Üç ay sonra mı? Ya da hiçbir şey olmayacak mı? Mesih'in en büyük getireceği iki şey vardır. Adalet ve merhamet. Yani vahiy bölümü bence çok harika açıklıyor bunu. O adaleti ve merhameti getirecek diyor uluslara. herkesin özlediği şeyi. Yani o zaman bu ayette yerine gelmiş olacak. Biz sadece şey istiyoruz yani hemen şimdi olsun. [00:26:04] Speaker A: Doğru. [00:26:04] Speaker B: Çünkü zaman onun için değil, hoş bizim içindir. Biz bizim zamanımızda olsun istiyoruz. [00:26:10] Speaker A: Kesinlikle. [00:26:11] Speaker B: Ama yani burada birçok şey görüyoruz ki onun amacına hizmet ediyor. Yani Tanrı o da büyük bir lütuftur. Kötülüğü bile kendi iyi amacının içinde kullanabilir. Nasıl diye şaşıranlar olabilir. İsa Mesih'e çarmıha geldiler. Bu bir kötülük değil miydi? Kötülüktü. Ama Tanrı'nın planına hizmet etti. Orada anlamadığımız bir gizem var. Yani Tanrı muazzam bir şekilde insanların o kötü tasarısını kendi iyi amacı için muazzam bir yola dönüştürdü. O yüzden övülmeye layıktır. [00:26:42] Speaker A: Orada o zaman o Tanrı'yı barınak etmek, barınak olarak görmek, orada kalmak bu nedenle önemli. Benim istediğim değil, senin istediğin olsun derken de Tanrı'ya doğru sana güveniyorum. Ben gözlerinde gördüğüm hiç hoş değil. Çok zor zamandan geçiyorum ama gözlerime güvenmek istemiyorum. Bir seçim var orada. Barınağa sığınmak yani kaleye çekilmek, sığınağa çekilmek nedir? Tehlike var. Ben bu tehlikede kendi başıma var olamam. Kalede bulunmam, barınağa çekilmem gerekiyor. Orada kalmam gerekiyor. Bir aslında ilan ediyorum. Ben kendime güvenmiyorum. Ben Tanrı'ya güveniyorum. İşte bu sıkıntıların ortasında, hastalıkların ortasında. [00:27:18] Speaker B: İşte bak insanlar genelde bir yer arıyor ama Tanrı ya bu mezmur bir kişiye çağırıyor. Biz bir yer arayışındayız ama kişiye gel diyor. O da Rabbin kendisi. Yani sığınmak ve bir de o birinci ayette oturandan bahsediyordu. Her şeye yani yüceler yücesinin barınağında oturan. Burada da yüceler yücesini konut edindiğin için Konut edinmekten bahsediyor. Yani kaçtığımız bir sığınak yeri değil. [00:27:49] Speaker A: Doğru. [00:27:49] Speaker B: Evimiz, yerimiz, esas ikametimiz. [00:27:52] Speaker A: Kalıcı. İlerleyeyim o zaman. [00:27:54] Speaker B: 11-12 ayetlerini okuyalım. [00:27:56] Speaker A: Tamam. Çünkü Tanrı meleklerine buyruk verecek. Gideceğin her yerde seni korusunlar diye. Elleri üzerinde taşıyacaklar seni. Ayağın bir taşa çarpmasın diye. [00:28:06] Speaker B: Şeytanın sevdiği bir ayet. İzmir'de kullandığı bir ayet. Evet. [00:28:10] Speaker A: Bu ayetleri çok iyi biliyor. [00:28:13] Speaker B: Yani şeytan bu mezmuru kullanıyor. İsa Mesih'i denemesinde. Ama çarpıtıyor. Yani ney dedi? Kendini at, kurtulacaksın. Çünkü bak böyle bir vaat var. O zaman anlıyoruz ki bu mezmur İsa'yla ilgiliydi. Niye? Çünkü İsa cevaplar da veriyor bazı noktalarda. Orada bir değiş tokuş bir şeyler de var. Yani şeytan sinsiydi. Niye bu ayeti kullandı? Yani o zaten yalanın babası, o zaten suçleyici, sinsi bir düşman. [00:28:43] Speaker A: Kesinlikle. [00:28:44] Speaker B: İlginç bir ayet seçiyor burada. Kiminle ilgili konuşuyor? İsa'ya konuşuyor. [00:28:48] Speaker A: Doğru. [00:28:49] Speaker B: Ama İsa'dan karşı bir tepki alıyor, reddediyor. Tabii ki İsa bunu. Niye? Çünkü iman Tanrı'yı test etmek demek değil. Zaten problemimiz var. Az önce konuştuk ya. Yani biz bir teste tabi tutuyoruz sanki. [00:29:01] Speaker A: Doğru. [00:29:02] Speaker B: Yani ama iman o değil. Yani aynı şey biraz bana şeyi hissettiriyor. Yani görünmeyen şeyler elbette var. Yani burada Tanrı meleklerine buyruk verecek diyor. Ama hangi amaçla, neyle? Mesela 2. Krallar 6'da Elişa hatırlayanlar vardır. Çevresi kuşatılmış ordularla. Artık yenilmek üzereler. Elişa'nın uşağı geliyor. Efendim hani geçti artık işimiz bitti biz geçmiş olsun. Ama Elişan ne yapıyor? Dua ediyor. Rab gözlerini aç diye. Elişan'ın uşağa çıktığında dağları Rab'in ordularıyla dolu olduğunu görüyor. Yani Rab'in melekleriyle dolu olduğunu görüyor. Gerçek gördüğümüz şeyden çok daha farklı olabilir. Yani burada da benzer bir şey görüyoruz. İmanlı hayatın sıkıntıları içerisinde olabilir. Düşebilir. Bazı yanlış şeyler görünebilir. Ama Tanrı hala hareket halindedir. Tanrı'nın melekleri hala hareket halindedir. Tanrı'ya güvenerek yaşa diyor. Tanrı'yı test ederek yaşa deyin. Doğru. Orada problem o algımız. Test edeyim mi yoksa güveneyim mi? [00:30:07] Speaker A: Doğru. Yani o test etme tarafında da yani bir şeyi yapalım ki hani bak burada vaadi o vardı. Hadi yap bakayım. Bakalım yapacak mı Tanrı? Bu da test etmek. Ama bir vaadi, bu vaat hala geçerli. Mesela yeni antlaşmada gördüğümüz seni yargıçların önüne çıkaracaklarında şey düşünme diyor, plan yapma, şunu mu söyleyeyim, bunu mu söyleyeyim. O anda Kutsal Rus sana verecektir diyor o sözleri. Bu demek değildir ki arkadaşlar bana sorun. Yani bunu test edeyim bakalım verecek mi vermeyecek mi değil. Yok o an gelirse o zaman kaygılanma. Bir nevi görüp o yorumlama kısmına girmememiz gerekiyor. Ama yorumlamayı çok seviyoruz. Ya bu olacak arkadaşlar, hadi yapalım. Ya da bak bu buna çok kötü bir durum. Yorum tarafını bırak. Kötü dediğimiz şey bize 6 ay sonra çok iyi ki olmuş diyen insanlarız sonuçta. Bence kötü olarak görüyoruz her şeyi. Ama Tanrı'nın plandaki o yer neresi bilmiyoruz. Bir nevi orada da biraz sakin olmamız, yorumlamakta, insanları yönlendirmekte biraz daha yavaş olmamız iyi olur. Çünkü biz bilmiyoruz. Anlatırken yavaş hareket etmemiz iyi olur. [00:31:11] Speaker B: Olay nedir? Ne için oluyor? [00:31:13] Speaker A: Son bir iki ayet daha okuyorum. Aslanım kobranın üzerine basıp geçeceksin. Genç aslanı yılanı çiğneyeceksin. Beni sevdiği için onu kurtaracağım diyor Rab. Beni iyi tanıdığı için ona kale olacağım. Bana seslenince onu yanıtlayacağım. Sıkıntıda onun yanımda olacağım. Kurtarıp yücelteceğim onu. Onu uzun ömürle doyuracak. Ona kurtarışımı göstereceğim. [00:31:37] Speaker B: Yani burada birçok ayet İsa ile ilgili kullanıldı yeni ayette. Yani bu okuduğumuz şeyler. [00:31:44] Speaker A: Doğru. [00:31:45] Speaker B: Ama aynı zamanda da ilginç bir tezat var. İsa bunların tersini yaşadı. [00:31:50] Speaker A: Doğru. [00:31:50] Speaker B: Ama onun için söylenen çok şey var. [00:31:53] Speaker A: Doğru. [00:31:54] Speaker B: Yani işte orada da acaba ne anlıyoruz? Ya da nasıl anlamalıyız? Burada gecenin dehşetinden Korkmamaktan bahsediyordu. Gündüz uçan oklardan, düşman saldırılarından bahsediyor. Uzun ömürden bahsediyor. Ama İsa geç semanide biliyoruz ki çok ciddi bir baskı altındaydı. O gecenin korkusu bir anlamda üzerine çökmüştü. Veya işte çarmıhta birçok insanın ok gibi sözleri, düşmanca sözleri, haşalayıcı sözleri, hakaretleri, küfürleri Aynı zamanda uzun ömür ama bu fiziki dünyada da öldü. Hem de çok daha uzun demeyeceğimiz bir ömürle öldü. O zaman yani bunları niye yaşadı diye soruyor insan. Bu mezmur onunla bağlantısı varsa İsa tam tersini yaşadı. Esas zaten müjde de burada ortaya çıkıyor. Yani İsa hatta korunmadı tam tersine terk edildi. 22. mezmurda bir çok şey görüyoruz yine. İsa'nın çarmıhta söylediği sözlerden birisini beni neden terk ettin diye konuşuyor. Evet. Burada imanı için bir gerçek açıklanıyor bence. O da nedir? Yani sen korunabilirsin diye o terk etti. Mesih'te tamamlandı kesinlikle bu. [00:33:17] Speaker A: Kesinlikle. [00:33:17] Speaker B: Ama bizim bakış açımıza göre değil, Tanrı'nın bakış açısına göre. [00:33:22] Speaker A: Doğru. [00:33:22] Speaker B: Tanrı'nın tamamladığı çok daha muazzam bir şey var. Sen sığınak bulasın diye o dışarıda kaldı. [00:33:29] Speaker A: Doğru. [00:33:30] Speaker B: Yani o terk edilişi yaşadı. Zamanın mecmuru o gözle okuyunca Mesih merkezi bir okuma yaptığımızda bize muazzam bir şey açıklıyor ve biliyoruz burada aslanın kobranın üzerine basıp geçecek. Hadi hemen yapalım. Ama ruhsal gerçek nerede? Yani ruhsal gerçek şu, düşman o eski yılan diye açıklar vahiy bölümü. [00:33:53] Speaker A: Doğru. [00:33:54] Speaker B: İsa yılanın başını çarmıhta ezdi diyor kutsal yazılar. Düşmanınız iblis kükreyerek dolaşan avını yutacak aslan gibi dolaşır diyor. O aslanın başını da ezen Mesih'in kendisiydi. [00:34:06] Speaker A: Doğru. Burada söylediği gibi. Burada o zaman şey demek değil hocam. Gidip bir kobra bulup bir aslan var. Hindistan'a gitmeniz gerekiyor. [00:34:14] Speaker B: Yani onda açıklanıyor. Biz yani Mesih'te bu şekilde galip geliyoruz aslında. Yani çok daha ruhsal, çok daha muazzam bir açıklama var. Ama insanoğlu hep fiziki dünyanın içinde yaşadığı için her şeyde fiziki dünya için yorumluyoruz tabii ki. Ama Tanrı ruhsal olarak da birçok şeyi açıklıyor yani fizikinin yanında. [00:34:36] Speaker A: Doğru. Burada yani bütün ayetlere baktık. Her birinin farklı farklı güzel hayatımıza etkisi var ama orada beni iyi tanıdığı için, Tanrı'yı tanımanın mümkün olması buradan belki de dinleyenler için en büyük teşvikimiz de bu. Yani Tanrı'yı tanımak mümkün. Mümkün kılındı. Biz O'nu tanımayan, biz O'na düşman olanlar için, bizim yerimize alan kişi sayesinde, İsa Mesih aracılığıyla bu mümkün kılındı. Artık biz O'nu tanıyabiliriz ve biz O'na o sevgi bağıyla Aden bahçesinde olduğu gibi tekrar bağlanabiliriz ve bu yolu yapan, mümkün kılan İsa Mesih o acıyı çektiği için bu sağlandı bize. [00:35:15] Speaker B: Orada varlıklar veriyor. [00:35:16] Speaker A: Aynen. [00:35:17] Speaker B: Yani bir sürü şey yazmıştım ben daha önce. Yani kurtarırım, korurum, cevap veririm, yanında olurum. [00:35:26] Speaker A: Yanında olurum, evet. [00:35:27] Speaker B: Yani onurlandırırım, doyururum, kurtarışımı gösteririm. [00:35:32] Speaker A: Neden? [00:35:32] Speaker B: Beni sevdiği için diyor. Sadece biz sevdiğimiz için mi? Genel bir okuma yapmamız lazım. Kutsal kitap aynı zamanda diyor biz seviyoruz çünkü önce o bizi sevdi. [00:35:43] Speaker A: Doğru. [00:35:44] Speaker B: Ve sevgiyle bunu yapıyor bir tanrı. Sevgiyle bu vaatleri veriyor. Yani o değerli bir şey de bence hissettiriyor hepimize. En büyük hissettirdiği şey bana şu iman bir performans işi değil. Sevgi işidir, bağlılık işidir. Tanrıyla bağlanmadır. Yoksa şunu yaptım, şöyle çalıştım, şu kadar yaptım, şu kadar ettimden ziyade bence bu kadar sevdim demek lazım, bu kadar seviyorum demek lazım. Bizi güvende hissettiren şeylerin hepsi bunun yanında çok boş kalıyor. Hani bazıları paraya güveniyor, bazıları sağlığa güveniyor, bazıları güce güveniyor ama bunların hepsi gelip geçecek hiçbiri bizi ölümden kurtarmaz. [00:36:21] Speaker A: Doğru, doğru. Aslında iyi ki orayı açıkladın. Yani ilk kısım o sevgi. İsa Mesih'in Tanrı'ya olan sevgisinden dolayı mümkün olan bir şey var. O sevgisinden dolayı Tanrı'ya itaat edişi, kendine alçaltışı ve bize de bir yol sunması, O'nun sevgisi aracılığı, bizim O'nu Tanrı'yı tanıyor hale gelmemiz. Gerçekten çok değerli. Ağzına sağlık patron. Çok teşekkürler. Paylaştığın için eminim büyük bereket olmuştur kiliselik kardeşlere de. Var mı kapanışta söylemek istediğin bir şey? Bu himaye konusunu belki biraz çok kısaca ona değinerek kapatalım. Yani himaye deyince bu egemenlik deyince göklerin egemenliğinden bahsediyoruz mesela. Eski anlaşmada öyle söylemesek de bu himaye ise Tanrı'nın barınağından, şimdi bu göklerin egemenliğinden. Kısaca bunu oraya bağlayacak mısın? [00:37:07] Speaker B: Yani himaye, egemenlik ama aynı zamanda da korumadır her şeyden ziyade. Yani bir şeyin himayesi altındaysan ve o kişi güçlüyse özellikle yani sana esas güvenliği veren O'dur. Ve bu mezmurda da bence O'na çağırıyor. Yani en güvenli yer sorunların olmadığı, sıkıntıların olmadığı, çok güçlü egemenliklerin olduğu bir yer değil. Tanrı'nın olduğu yerdir. O'nun egemenliği öyle bir egemenliktir. O'nun himayesi öyle bir himayedir. O yüzden Tanrı'ya yakın olmak istiyorsak onun eli altında kendimizi alçaltmalıyız. Genelde insanlar o zorlukları yaşamak istemez ama kapatırken belki onu söyleyebilirim. Genellikle Tanrı'ya en yakın olduğumuz yer en karanlık zamanlarımızdır. Ve bazen o bataklıkta Tanrı'ya yüzümüzü çevirebilecek de tek şeydir. O yüzden öyle bir şey yaşıyorsak Yani sadece bilelim ki Tanrı uzakta değil, yalnız da değilsiniz. Amin, amin. [00:38:05] Speaker A: Tüm hikayelerinde hazır böyle o kadar bahsettik kendisinden bugün. Vaaz verirken, insanlarla acı çeken insanlarla paylaşırken en zorlandığım kısımlardan bir tanesi bazen şey olabiliyor, insanlar hastanede tam ölmek üzereyken iman ediyor. Dışarıdan insanlar bakınca, bana bak son dakikada ya tutarsa diyerekten böyle son dakika bir hamlesimiz gerçekten iman etti mi diye soruyor. Fakat Tim Keller'ın cevabı şu oluyor, insan her şeyi kaybettiğini, hiçbir şeyi tutamayacağını anladığı an gözlerindeki o netlik dünyada bulamadığı bir netlik. Çünkü artık şey yok, ya yarın şunu mu yapsam derdi yok. Yarının olup olmayacağını bilmiyor. Bu sefer her şeyi net görmeye başlıyor. Her şey boşuna. O sayıda devam dedi ki, eğer her şey boşunaysa ben Tanrı'yı yaratan, yaşamın kaynağı olan Tanrı'yla bağ kurmak istiyorum diyor. Ve acı bu anlamda da bizim için siyasluysa da bağlayacak olursak Tanrı'nın bir megafonu. Bu acılarda Tanrı'ya son dakika çağrısı değil, ilk O'na koştuğumuz, O'na güvendiğimiz, devamlı yanında durduğumuz, durmamızı sağlayan bir megafon. Rab bereketlesin, yüreğimizi hem sınasın, göstersin. Ama dilerim aynı zamanda bazı sorularınız olmuştur, düşünceleriniz olmuştur Özgür kardeşim için. Lütfen O'na sorun. Ama Papaz net üzerinden Instagram sayfası üzerinden canlı yayınlara başlayacak Özgür Ardaşım diye umuyoruz. Bizler de eşlik edeceğiz. Hep beraber Diyarbakır'daki kardeşlerimizle birlikte umarım canlı yayınlarımız olacak. Bize eşlik etmenizi umuyoruz. Kanalımıza abone olup videomuzu beğenirseniz çok seviniriz. Kendinize iyi bakın, esen kalın.

Other Episodes

Episode 14

January 25, 2025 01:03:21
Episode Cover

Bolu Yangını: Kader mi, İhmal mi? Aden'den Günümüze Sorumluluktan Kaçış ve Allah'ı Suçlamak!

Bolu Yangını: Kader mi, İhmal mi? Aden'den Günümüze Sorumluluktan Kaçış ve Allah'ı Suçlamak! Özgürce podcast serisinin bu özel bölümünde, Özgür Jerdan ve Pastör Metin...

Listen

Episode 22

May 30, 2026 00:30:42
Episode Cover

Kutsal Kitap okurken Yapılan 7 Yaygın Hata: İncil'i Doğru Anlamak

Kutsal Kitap okurken yapılan yaygın hatalar nelerdir? İncil'i doğru anlamak için nelerden kaçınmalıyız? Bu bölümde, Kutsal Kitap'ı okurken düşülen 7 yaygın hatayı inceliyoruz. Bağlamı...

Listen

Episode 27

April 26, 2025 00:17:01
Episode Cover

Paskalya'nın Gücü: İsa Mesih'in Dirilişi, Umut ve Yenilenme

Paskalya'nın Gücü: İsa Mesih'in Dirilişi, Umut ve YenilenmePaskalya Bayramı'na özel bu bölümde, Özgür Jerdan ve Pastör Özgür Uludağ ile İsa Mesih'in dirilişinin anlamını ve...

Listen