Episode Transcript
[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar merhaba. Özgür Hoca'ya hoş geldiniz. Bugün Ramazan Arkanı hocamla birlikteyiz tekrardan ve İsa Mesih'e o son 3 gününe bakacağız. Çarmıha gelişi ve o sessizlik cumartesi ve İsa Mesih'in dirilişi yani yarın kutlayacağımız olan Paskalya bayramı. Hocam hoş geldin.
[00:00:18] Speaker B: Hoş bulduk tekrar.
[00:00:19] Speaker A: Hocam kaldığımız yerden devam edeceğiz. Geçtiğimiz haftada hatırlattım. Yarın Türkan Şoray'da güzel bir kutlamamız olacak. Saat 2'de ve dediğim gibi herkes davetli. Kim gelmek isterse şehirsinden dışından davetlimizdir. Buyursunlar gelsinler. Güzel bir zaman geçireceğiz. Ama konuşacağımız konu biraz ağır.
Çok güzel bir günle bir şekilde bitiyor. Fakat çok da sorularımızın olduğu bir zaman çarpı. Öncesinde bir şey sadece sorayım. Bir video paylaştık yakın zamanda. Onda şuna değiniyoruz. Hristiyanlığın en büyük bayramı Noel değil, Paskalya'dır. Ve onu açıklıyoruz. Neden böyle bir şey diyoruz? Bir nevi onun detaylarına giriyoruz ama... Kilise tarihine baktığımızda Noel daha sonraları aklanmaya başlayan bir şey. Fakat havalilerin, kilise babalarının en önemli bulduğu nokta Paskalya. Paskalya'nın tarihi. Çünkü mesela İznik geçtiğimiz yıl, 1720 yılını kutladık. Onunla bile Paskalya'yı ne zaman kutlayacağız, onun tarihini netleştirmeye çalışıyorlar.
Yani başlangıçtan beri kutladığımız bir bayram. Senin düşüncen genel olarak ne? Paskalya'yı nasıl görüyorsun?
[00:01:23] Speaker B: Yani ben aslında birini diğerinden ayırt edemiyorum pek.
Çünkü yani Noel olmasaydı, Paskalya da olmasaydı.
Yani ikisi aslında yani ben buna bir bütün olarak baktım.
[00:01:35] Speaker A: Kesinlikle.
[00:01:36] Speaker B: Yani bu bir Tanrı'nın planının işleyişi yani Tanrı'nın ta yaratılıştan beri ilan ettiği bir gerçek var bir plan var yani insanı tekrar o yarattığı ilişki kurmak istediği sevdiği ve sevgisini paylaşmak için yüceliği için yarattığı o insanla o aden bahçesindeki kusursuz ilişkiyi o mükemmel ilişkiyi tekrar insan günaha düşüp Tanrı'ya itaatsizlik edip ondan ayrıldıktan sonra da Tanrı'nın restore etmek için ve insanı tekrar kendisiyle barıştırmak için gerçekleştirdiği planın bir sahnesi yani bu plan aslında yani bugün de bakacağımız gibi yani bu çağrımı geçen haftada söylediğimiz gibi yani böyle sürpriz bir şey değil aslında ta yaratılıştan beri ilan edilen bir şey. Hatırlarsan Adem ve Havva günaha düştüğü zaman ve Adem bahçesinden kovulurken Tanrı onlara ne yaptı? Yani bir kurban kesti değil mi? Ve ona kendi günahlarını, kendi kusurlarını o incir yapraklarıyla örtmeye çalışırken kendi gücüyle, kendi çabasıyla o günahın sonuçlarına çözmeye çalışırken o utancını kapatmaya çalışırken Tanrı dedi ki onlara hayır siz yani bu şekilde kendi utancınızı kapatamazsınız.
Yani o zaman ne yaptı Tanrı yani onlara deriden bir kaftan yaparak giydirdi. Deriden bir kaftan yapabilmek için de bir kurban olması gerekiyor değil mi? Yani bir hayvanın kurban edilmesi gerekiyor ve o Tanrı'nın sağladığı kurtuluşla, Tanrı'nın sağladığı daha doğrusu o kurbanla ne yaptı? Tanrı onların utançlarını örttü ve bunu gösterdi ki insanlara yani siz kendi çabanızla yani kurtulamazsınız, siz kendi iyiliklerinizle, yapacaklarınızla hiçbir şekilde benimle barışamazsınız.
Yani o günahınızın bedelinin ödenmesi lazım. Bu bedeli de siz ödeyebilecek güçte değilsiniz.
O yüzden Tanrı ne yapıyor? Ta o yaratılıştan itibaren bir kurtuluş planı hazırlıyor ve bu kurtuluş planında Adem'le avaret için giydirdiği o kaftandan tut bugün Fıtladığımız yani aslında Paskalya'nın tarihsel gelişimini nerede görüyoruz? Çıkış bölümünde yani eski antlaşmada Tanrı halkı Mısır'da köleyken ve o kölelik altında eziliyorken ve aynı zamanda Mısırlıların o köleliği altındayken Tanrı ne yapıyor? Halkını acıyor ve onları mucizeler aracılığıyla ne yapıyor? O kölelikten kurtarıyor. Ve kölelikten kurtarmak için de kullandığı yöntemlerden birisi nedir? Halkına diyor ki en son mucizede yani siz diyor bir kurban keseceksiniz, bir kuzu keseceksiniz ve onun diyor kanını diyor kapılarınızın süvelerine süreceksiniz ve ölüm meleği geldiği zaman da yani o kanı gördüğü zaman ne yapıyor onların üzerinden geçiyor yani ve daha sonra görüyoruz ki o kurban aracılığıyla onlar kurtuluyorlar ve daha sonra yani bunu simgeleyen birçok örneklerde görüyoruz ve İsa'nın beden alıp yeryüzüne gelmesi, Noel, çarmıha gerilmesi, aynı zamanda diriliş yani bunların hepsine aslında bir bir hikaye olarak bakmak lazım. Çünkü biri olmadan diğeri olması mümkün değil.
[00:05:35] Speaker A: Ama bayram olarak şey anlamında yani en üst noktası yani bu hikaye eklediğimiz en üst noktası bizim için Paskalya ve inancımızın yani Pavus Efendi devamlı dediği gibi eğer diriliş yoksa inancımız boşa. Yani ve dirilişin böyle bir önemi var. Çünkü bir iddia var orada. İddia ölümü yenildi. Lanet ortadan kaldırıldı. Ölüm laneti. Kendi üstümüze çektiğimiz bu cezayı Tanrı geldi, o cezayı bizim üzerimizden kaldırdı, bizi özgür kıldı. İddiası Diviş'e bağlı. Bu nedenle sadece ki geçmiş kilise tarihinde hep Paskal yendi. Noel de elbette çok güzel, kutladığımız bir şey. İsa Fişi'nin beden alıp aramıza gelmesi, Tanrı'nın beden alıp aramıza gelmesi. Fakat böyle bir konuya değinmiştik. Bir de elbette bu dönemde insanlar bir filmi tekrar tekrar izliyor bu dönemde. İsa Mesih'in o acısını çok güzel anlatan Mel Gibson'ın oyunlu filmi. Ben bile hatırlıyorum, lisedeyken, Adana'da lisedeyken okullar kaçıp izlemiştik. Bunu bir sevap puan olarak söylüyorum.
Okullar kaçıp arkadaşlarla gidip izlemiştik. Ve hiçbirim zahmet etmesini istedik o zaman. Fakat bizi etkilemişti.
Ve iki şey öğrendim, çok ilginç. Hem İsa Mesih'i oynayan karakter, hem de o birazdan deneyen Barabbas, İkisi de Hristiyan değildi, film çekildiğinde. İkisi de, birisi Çarmıh'tayken Hristiyan oluyor, Çarmıh'ın o gelişme sahnesinde.
Barabbas'ta, tam o özgür bırakılıyor ya, böyle bayağı bir deli gibi hareketleri var, İtalyan bir aktör. Deli gibi hareketler ediyor. Böyle Barabbas, böyle insan öldüren vahşi biri.
Orada dönüyor İsa Miske, göz göze geliyor sahnede.
O an farklı bir şey oldu, ne olduğunu tam bilmiyorum ama dedi, o andan sonra Hristiyan olma yoluna ilerlemeye başladığını anlatıyor ikisi de.
[00:07:24] Speaker B: Filmdeki o iki karakter.
[00:07:26] Speaker A: İkisi de Hristiyan değildi. O filmden sonra Hristiyan oldu ikisi de. Ve insanların da çok severek izlediği filmlerden bir tanesi elbette bu dönemde.
[00:07:36] Speaker B: Gerçekten çok etkileyici bir film ve bence yani İsa'nın o son zamanlarını çok harika bir şekilde yani dile getirmiş bir film.
[00:07:46] Speaker A: O acıyı hissediyorsun yani. Onu izleyip de hissetme bedeninde bir nevi hep hemen imkansız.
[00:07:52] Speaker B: Gerçekten de çok önemli. Çünkü biz kutsal kitabı okuduğumuzda yani bazen bunu görsel olarak bu şekilde anlamak bence çok harika bir şey.
Kutsal kitabı okuduğumuzda yani işte İsa'yı kırbaçladılar, İsa'yı dövdüler, yüzüne tükürdüler, şunu yaptılar, bunu yaptılar diyerek yani okurken böyle geçiyorsun ve gözünde çok fazla canlandırmıyorsun ve onun ne kadar önemli olduğunu, ne kadar ciddi bir şey olduğunu yani çok fazla hayal edemiyorsun belki.
Ama o filmde yani gerçekten hani o sahneler öyle gerçekçi bir şekilde canlandırılmış ki aslında İsa'nın yaşadığı gerçekten öyle bir şeydi ve belki de daha kötüsüydü. Yani orada o kırbaçların, o çivilerin, o dökülen kanların, o bütün yediği dayakların, yalnızlığın, bütün onu hayal etmeni o kadar güzel bir şekilde sağlıyor ki o film. Yani ve o zaman şunu anlıyorsun, Ya Rab, gerçekten yani sen benim için ne yaptın? Çünkü biz bazen günahı o kadar yani hafife alıyoruz ki ve günahın hani bedelini o kadar hafife alıyoruz ki insanın böyle bir bedel ödediğini hayal etmek ve görmek görsel bir şekilde bu film aracılığıyla o zaman bana şunu hissettiriyor ya aslında bunu benim yaşamam gerekiyor.
[00:09:27] Speaker A: Doğru.
[00:09:28] Speaker B: Yani bu acıları benim yaşamam gerekiyordu ve ben günahkarken, Tanrı'yı reddederken, ona itaatsizlik ederken, ondan ayrı yaşarken bilen Tanrı yine de beni sevdi ve beni kurtarmak için böyle bir bedel ödedi. Yani o film İsa'nın ödediği bedelin ne kadar ciddi bir bedel olduğunu ve ne kadar büyük bir şey olduğunu çok güzel bir şekilde sahnelemiş bir film. Yani biz de bunu aslında yapmaya çalışıyoruz. Yarın da yapacağız.
[00:10:04] Speaker A: Doğru.
[00:10:05] Speaker B: Eğer gelirse misafirlerimiz görecekler. Özellikle İsa'nın acılarına daha çok odaklanacağız. Onun tiyatro sahnesinde İsa karakterini ve Romalı askerlerin onu nasıl dövdüğünü sergilemeye çalışacağız. Geçen sene İsa karakterini oynayan arkadaşımız bayağı bir acı çekmişti. Gerçekten acı çekmişti bu arada. Bakalım yarın neler olacak.
[00:10:30] Speaker A: Bekleriz, bekleriz. Hocam orada bir şey diyeyim mi? İki pastor olarak böyle konulara girince de heyecanlanıyoruz. Çünkü şey de oluyor mesela, inancımızın temeli ama şey geliyor aklıma. İnsanlar, ya siz Hristiyan'dan istediğinizi yapıyorsunuz, ya siz de şu yok, yok. Ben Hristiyan oldum. Böyle ucuz bir lütuf değil. Bu hafta bize bunu hatırlatıyor. Bu lütuf, Tanrı'nın verdiği armağan, karşılıksız sevgi büyük bir bedel aracılığıyla mümkün kılındı.
[00:10:55] Speaker B: Ya ucuz bir lütuf olabilir aslında eğer sen gerçekten ne olduğunu bilmiyorsan. Anlatabiliyor muyum? Çünkü şey gibi düşün, hani bir hikaye vardır ya adam çırağına Değer nedir onu öğretmek istiyor. Çünkü çırak hani değeri pek bilen bir insan, değer vermeyi pek bilen bir insan değil. Adam çırağına yüzüğü veriyor, altın yüzüğü. Ama altın olduğunu tabii ki çırak bilmiyor. Diyor ki git diyor bu yüzüğü pazarda satmaya çalış. İşte 100 dolardan satmaya çalış. Atıyorum bedelini. Çırak gidiyor, bağırıyor pazarda 100 dolar, 100 dolar, 100 dolar diyor. Kimse yüzüğü almak istemiyor. Ondan sonra geliyor, usta diyor satamadım diyor. yani yüzüğü, tamam diyor git diyor satma ama diyor şu karşıdaki diyor kuyumcudan diyor hani bunun bedelini öğren gel diyor. Kuyumcuya gidiyor, yüzüğü veriyor ve kuyumcu yüzüğe 10 bin dolar biçiyor.
Ondan sonra çırak şaşırıyor ve ustasına gelip diyor ki ya ustam diyor pazarda diyor yüz dolar etmeyen yüzük diyor kuyumcuda diyor on bin dolar etti diyor ne yapalım diyor o zaman usta eline yüzüğü alıyor diyor ki işte bak diyor değerini bilen anlar diyor yani bunun gibi yani eğer sen İsa'nın yaptıklarını İsa'nın kim olduğunu daha doğrusu şuradan başlayayım sen ne kadar günahkar olduğunu ve o günahın bedelinin ne olduğunu ve o günahın bedelinden seni kurtarmak için yeryüzüne beden alıp gelenin kim olduğunu tanrı olduğunu bilmiyorsan ve onun senin için neler yaptığını ve nasıl bir bedel ödediğini kavramıyorsan ve senin gözün ruhsal olarak gerçekten o Tanrıyla ilişkide değilse ve sonsuz yaşamda değilse tabi ki bunun değerini bilmeyeceksin ve ucuz bir lütuf gibi göreceksin. O yüzden de insanlar sürekli bunu diyor ya Hristiyanlık ne kadar kolay bir inanç yani siz günah işleyin işleyin yani nasıl olsa İsa günahının bedelini çarmıhta ödemiş yani siz gene de cennete gideceksiniz. Ya öyle değil işte. Çünkü eğer sen gerçekten İsa'yı tanıyorsan, seviyorsan, biliyorsan, yaptıklarını anlıyorsan, yani özellikle şu çarmıh ve çarmıhtan sonrasını, o zaman senin yani hayatını aslında severek, isteyerek ve gönüllü bir şekilde ona vermen gerekiyor. Ve onun istekleri doğrultusunda hayatını yönlendirmen gerekiyor. Ama bunun değerini anlarsan.
[00:13:40] Speaker A: Doğru.
[00:13:40] Speaker B: Ama değerini bilmeyen kişiye ucuz gelir tabii.
[00:13:43] Speaker A: Doğru, doğru. Elbette, elbette.
Güzel. O zaman şey geçelim mi hocam? Bu Çarmız sahnesinin o ilerleyişine bakalım. Çünkü son nerede bırakmıştık? İsa Mis diyor ki Petrus'a, sen beni üç defa inkar edeceksin. İsa Mis'i havarilerine alıyor. Havarilerini, üç tanesi yanında.
Daha bir tepeye çıkıyor. Bir Gesamane bahçesi canlandırılıyor elbette. Orada havariler uyuyakalıyor. O sahneye bir İçsel, orada dışsal olarak henüz bir acı çekmeye başlamıyor ama içsel olarak çektiği acıyı anlatıyor Kutsal Kitap bize net bir şekilde. Ve o sahneden itibaren tutuklanması, o süreci biraz açıklanmışsından nasıl gelişti o süreç?
[00:14:22] Speaker B: Yani İsa öğrencileriyle birlikte geçsemani bahçesindeyken İsa öğrencilerine benimle birlikte dua edin diyerek onlardan aslında bir dua isteği olduğunu görüyoruz.
[00:14:33] Speaker A: Doğru.
[00:14:33] Speaker B: Orada bile öğrenciler aslında İsa'nın bu basit isteğini yerine getiremediklerini ve zayıf düşüp orada uyuduklarını görüyoruz. Ve İsa ne yapıyor?
Yalnız başına bir yere çekiliyor ve orada yani bu kâse benden uzaklaşsın diyerek Baba Tanrı'ya dua ediyor. Yani aslında İsa Çarlık'ta başına gelecekleri biliyor. Yani İsa için çarlık bir sürpriz değildi.
Ve İsa düşünsene başına geleceklerini bildiğin halde kararlı bir şekilde yine de İsa ne yapıyor? Kendisini babanın isteğine teslim ediyor. Aslında burada şunu görüyoruz ki İsa Getsemani bahçesinde yani bu duasıyla ve bu itaatiyle Aden bahçesindekinin zıddını gerçekleştirmiş oluyor. Aden bahçesinde ne oldu? Tanrı insanı yarattığı zaman insan dedi ki hayır benim isteğim önemli, benim hayatım önemli, ben kendi dediğimi yapacağım ve kendisini aslında aynı zamanda orada yılanın hayatına teslim ederek onun isteğini yerine getirdi ve ondan dolayı da ne gerçekleşiyor? Büyük bir ayrılışın gerçekleştiğini ve günahın bedelinin ortaya çıktığını görüyoruz ve günahın sonuçlarının ortaya çıktığını görüyoruz ve İsa bu sonuçları görerek ne yapıyor?
beden alıp yeryüzüne geliyor ve kendisini o Getsemani bahçesinde ne yapıyor? Adem'in yaptığının tam tersini yaparak babaya teslim ediyor.
Diyor ki, benim değil senin isteğin olsun. Yani ben buraya senin isteğini yerine getirmek için geldim ve senin isteğin de nedir? Yani o günahın bedelinin ödenmesi ve o yüzden İsa orada gerçekten çok ciddi bir ruhsal savaşın içerisinde olduğunu görüyoruz. O günahın yaratılışından beri getirdiği o yükü İsa orada hissediyor ve yaşamaya başlıyor. O yüzden de aslında öğrencilerinden ayık ve uyanık kalıp dua etmelerini istiyor ve üç kez bunu istedikleri halde yine de öğrenciler bu isteğini yerine getiremediklerini ve uyuduklarını görüyoruz ve Düşünebiliyor musun? Yani orada İsa'nın bu basit isteğini bile öğrenciler yerine getiremediler.
Ve daha sonrasında tabii ki geçen haftada konuştuğumuz gibi Yahuda öğrencilerinden birisi felisilerle ve askerlerle birlikte geliyor ve İsa'yı göstererek bir öpücük karşılığında ona ihanet ediyor ve o zaman askerler biliyor ki o İsa ve hemen geliyorlar İsa'yı tutukluyorlar. Ve tutukladıkları anda İsa'nın aslında karşı koymadığını görüyoruz. Yani ve hatta orada İsa'nın öğrencileri askerlere karşı savaşmak istiyor. Hatta Petrus orada bıçağını çıkartıyor ve başka bir kölesinin kulağını kestiğini görüyoruz. Ve o zaman İsa yine bir mucize daha yaratıyor. Orada onun kulağını iyileştiriyor ve Petrus'u azarlıyor aslında. Yani diyor ki ben diyor istesem diyor hani bütün melekleri diyor buraya getiririm. Yani benim diyor buna gücüm var. Karşı koymak için gücüm var. Bütün bu beni tutuklamaya gelenleri yok etmek için gücüm var. Ben bunları yaşamak zorunda değilim.
Ama ben bunun için geldim." Ve kılıcını kınına soktuyor. Çünkü taşıyan kılıçla öldürülecektir diye. Aslında bu benim için çok teşvik edici bir şey. Çünkü Allah adına savaşmayı, din adına savaşmayı aslında İsa'nın reddettiğini gösteren de bir ayettir bu. Çünkü orada İsa'yı savunmak için, İsa'yı kurtarmak için ya da İsa'yı bir şekilde şey yapmak için öğrenciler harekete geçtiğinde İsa onları durduruyor. Diyor ki ben buna yeterim ve devamında da görüyoruz ki İsa tutuklanarak yüksek kurulun başkahının önüne getiriliyor. Orada başkahın onu yargıladığını, sorguya çektiğini görüyoruz ve sorguya çektiği zaman da Aslında söylediği sözler suçlamalar. Yani bugün de bizim karşılaştığımız suçlamalarla hemen hemen aynı. İşte halkı sattırdığını, yani yoldan çıkarttığını, gerek Pilatus'un önünde yargılanırken, gerek başkahinin önünde yargılanırken, İsa'nın hep bu şekilde suçlandığını görüyoruz değil mi? Oluşumuzu yoldan çıkartıyor. işte devlete karşı, millete karşı, vatana karşı ihanet eden ve ihanet etmeye yönlendiren bir kişi resmi çiziyorlar. Çünkü bu işe yarıyor.
[00:19:22] Speaker A: Doğru.
[00:19:23] Speaker B: İnsanları ayaklandırmak için ve bir nevi hani İsa'ya karşı onları kötü düşündürmeye ve onları kendi amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik bugün de aynı. bugün birçok Hristiyan için kiliseler için bunu söylüyorlar yani bunlar vatan haini işte ulusumuzu yoldan çıkartmaya toprağımızda bayrağımızda işte gözleri var işte yıkmaya çalışıyorlar falan filan diyerek ne yapıyorlar insanlar Hristiyanlığa ve Hristiyanlara karşı yani hep böyle bir düşman ve nefret dolu düşüncelere yönlendiriyor.
[00:19:59] Speaker A: Taktik değişmiyor o kadar.
[00:20:01] Speaker B: Zaman değişmiş Mekan değişmiş, kişiler değişiyor ama strateji hep aynı.
[00:20:08] Speaker A: Söylemler değişmiyor.
[00:20:09] Speaker B: Ve burada da zaten bundan dolayı İsa'nı unutmayın.
Yargılandığını görmüş.
[00:20:14] Speaker A: Evet. Yüksek Kurulun önünde yargılanıyor. O Luka'daki bölümde de son soru, sen Tanrı'nın oğlu musun? Onun cevabı, söylediğiniz gibi, ben O'yum. Artık tanıklığına neye ihtiyacımız var dediler. İşte kendi ağzından duyduk. İsa Mesih için bir nevi ölümünü garantileyen şey bu oluyor. Yani son nokta bu. Daha da artık bizim şeye ihtiyacımız yok, dışarıdan bir tanıklığa ihtiyacımız yok. Kendi ağzıyla söyledi ama öldüremiyorlar. Böyle bir yetkisi yok Yüksek Kurulun o zamanki sistemde.
onu birine götürüyorlar, vali Platus'un önüne. Vali Platus dediğimiz gibi bir önceki podcast'te Fısıh Bayramı'nda Sezariye'den kalkıp yürüyüş önüne gelirdi. Yürüyüş önünde bir başkaldırış olursa hemen önüne yürümek için. Ve böyle bir durumda da Platus'un önüne çıkarılıyor. Farklı suçlamalar var. Pilatus onu bir nevi affetmek istiyor diyor ki ben hata görmüyorum.
[00:21:01] Speaker B: Pilatus yani o suçlamaları dinlediği zaman yani ki İsa hakkında da daha önce duymuş birisin yani Pilatus.
Yani suçumuz değil onun için. İsa'yı orada sorguya çekiyor ve İsa'da aslında öldürülmeyi hak edecek bir suç göremediğini zaten kendisi söylüyor. Ve o zaman Ferisiler ne yapıyorlar?
halkı daha da kışkırtarak yani bu adam işte krala karşı ayaklandırdı. Krala vergi vermesinin doğru olmadığını söyledi. Yani Sezar eğer bu adamı affedersen sen Sezar'ın tarafında olamazsın diyerek valiyi aslında bir nevi tehdit ettiler ve vali her ne kadar ihsada o suçu göremese de onu bağışlamak, affetmek istese de ki bunun içinde her imkanı da deniyor aslında. Çünkü ne görüyoruz? O dönemde aynı zamanda uygulanan bir gelenek de var. Her yıl vali Platüs ne yapardı? Yahudi suçlulardan birini serbest bırakırdı. Onların bayramı olduğu için, onları onurlandırmak için, iyi görünmek için onlara ve İsa'yı aslında salıvermek istiyor. Bağışlamak istiyor.
Ve diyor ki işte diyor sizin için diyor İsa'yı salıvermemi ister misiniz? Kimi salıvermemi istersiniz? Ve orada düşün yani bütün o halk ve Yahudi yetkililerin yönlendirişiyle insanlar kimi serbest bırakılmasını istiyor. Barabas'ın. Yani Barabas kim? Yani bir suçlu, kötü birisi. Kötülük yapmış olan birisi.
[00:22:41] Speaker A: Ve adam öldürülmekten hapsatılmış ve başkaldırılmış da. Evet.
[00:22:46] Speaker B: Ve böyle bir adamı İsa'nın yerine tercih ediyorlar.
[00:22:50] Speaker A: Doğru.
[00:22:51] Speaker B: Vali aslında İsa'yı salmak istiyor. Ve en sonunda onu kamçılatıp bırakmak istiyor.
Yine de cezalandırıp ama halk diyor ki hayır onu çarmıha gel, çarmıha gel, çarmıha gel diyerek defalarca bağırarak orada halkı da gahyana getirerek o zaman artık Vali Pilatus bakıyor ki ya diyor eğer ben hani bu halkın isteğini yerine getirmezsem o zaman halk ayaklanacak.
Yani orada daha kötü bir şeylerin olmasını engellemek için ne yapıyor Vali Platus? Hemen elini yıkıyor. Yani bir gelenek. Yani bu adamın kanı bedden sorulmasın diyerek.
Yani siz istediğiniz için ben bunu yapıyorum. Ben istediğim için.
[00:23:36] Speaker A: Mesuliyet kabul etmiyoruz burada.
[00:23:38] Speaker B: Yani kendisine göre öyle bir şey yapıyor orada ve daha sonra ne yapıyor? Onu askerlere teslim ediyor ve onu çarmıha germek üzere daha sonra askerler ne yapıyor?
Golgota Tepesi denilen yere çıkartıyorlar. Yani bu Golgota Tepesi de aslında şehrin dışında yani insanların cezalandırıldığı bir yer.
Ve yani bunu görüyoruz ki İsa oraya sürülüyor. Ve nasıl çarlığını taşıyarak, dövülerek, küfredilerek, alay edilerek, insanlar onun yüzüne tükürerek İsa'nın çarlığını Golgotha'ya taşıdığını görüyoruz.
[00:24:22] Speaker A: Orada Mesih olarak kabul ettikleri, en azından bir kısa bir dönemde olsa övdükleri kişiye bunu yapıyorlar. Çünkü bir nevi onu bir sahte peygamber olarak görmeye başlıyorlar. Çünkü sen bir şey ilan ettin ve şu an düştüğün duruma bak, bizden daha beter durumdasın. Nasıl böyle bir vesihme olur? Ve o anda Sinirlerini de bir nevi... Çünkü çok kişi kurtarmaya çalıştı onları. Hepsi mahvoldu, yok oldu. Roman ezdi, geçti onları. Ve İsa Mesih de bir nevi sahte bir peygamber gibi. Sen kendini ilan ettin, bak düştüğün duruma bak.
[00:24:52] Speaker B: Yani insanlar orada kızdılar.
[00:24:54] Speaker A: Neden?
[00:24:55] Speaker B: Çünkü kendi kafalarındaki, hani geçen haftalara söyledik ya, kendi kafalarındaki beklentiyi İsa Mesih gerçekleştirmedi.
Çünkü onlar düşündüler ki yani İsa politik bir lider olacak, askeri bir lider olacak. Tıpkı Davut gibi. Çünkü gelecek olan kurtarıcı Davut'un tahtına geçecekti değil mi? Ve onların kafasındaki o kurtarıcı da yani öyle olacaktı. Savaşan politik bir lider. gücü ele geçiren ve halkını özgürleştiren ve diğer halklarının üzerine çıkaran ve egemenlik kuran bir lider beklediler ama İsa onların gözündeki gibi böyle dünyasal bir lider olmak için gelmedi. O aslında dünyasal bir zafer kazanmak için değil, ruhsal bir zafer kazanmak için ve ruhsal olarak halkı yenilemek için Ama insanlar bunu fark etmediler. O yüzden ne yapıyorlar? İsa onların beklentilerini gerçekleştirmediği için de o gün o ferisilerin sözüne inanıyorlar. Onların galyanına geliyorlar ve İsa'yı çarmıha götürmek için Golgata Tepesi'ne giderken küfrediyorlar, alay ediyorlar. Çünkü biz sana umut bağladık. Senin kurtarıcı Mesih kral olduğunu zannettik. Ama sen bizim umutlarımızı boşa çıkardın.
bizim kurtarıcımız olamazsın. O zaman yazıklar olsun sana küfür edilerek hani cezalandırın, öldürün bu adamı, yok edin. Yani çünkü umutlarını gerçekleştirmedin İsa.
[00:26:27] Speaker A: Doğru, doğru, doğru. Ve orada onu yapıyorlar. Yani o İsa Mesih çarpmağa doğru giderken. Fakat Çarlılık'ta ilginç birkaç olay oluyor. İsa Mesih çarpmağa geldikten sonra sağında iki kişi var.
İki tane hırsız, iki tane ölümü hak ettiğini kendileri de kabul eden. İki kişi var. İsa'ya söyledikleri sözlerden biri tanesi, ''Sen mesik değil misin?'' Hâlâ aynı, aynı beklenti. Hâlâ çarmıta isamesi beklenti. ''Sen mesik değil misin? Hadi kendini de biz de kurtar.'' diye küfretti. Ne var ki öbür suçlu, onu azarladı. ''Sende tanrı korkusu da bir yok.''
[00:27:00] Speaker B: diye karşılık verdi.
[00:27:01] Speaker A: ''Sen de aynı cezayı çekiyorsun. Nitekim biz haklı olarak cezalandırılıyor, yaptıklarımızın karşılığını alıyoruz.'' Oysa bu adam hiçbir kötülük yapmadı. Bir diyalog var orada. İsa abisi o saldırıları hala Çarmıha'da son anda bile yaşıyor o saldırıları.
[00:27:16] Speaker B: Ve bunu sürekli aslında görüyoruz değil mi? Yani bir yerde İsa'nın o kurtarıcı kimliği ortaya çıkıyor. Bir yerde insanlar onunla alay ediyor.
Yani Platus onu suçsuz görüyor değil mi? Ama insanlar onu öldürmek istiyor. Burada da yine aynı şekilde Çarmıha baktığımız zaman İkisi de suçlu. İkisi de o cezayı hak etmiş ve burada ilginç bir diyalog var suçluların arasında. Suçlulardan birisi İsa'yı yani oradaki kalabalığa katılıyor aslında. Oradaki kalabalığın sesini duyuyor ve oradaki kalabalığın yaptıklarından etkileniyor ve İsa'yı tanımadığı halde bilmediği halde değil mi? İsa'yı işte o da o çarmıhta onunla birlikte aynı acıları çekerken Yani alay ediyor yani İsa'yla. Hani sen Mesih değil misin?
Hani kendini de bizi de kurtar, göster kendini. Ve İsa'yı o kalabalığın şeyine uyuyor. Bakış açısına. Ve orada diğer suçlu ise diyor ki, ya diyor sen de ben de suçluyuz. Biz bunu hak ettik. O yüzden biz buradayız.
Ama bu adam da diyor, yani bu adam suçsuz olduğu halde yani bu çağrılıkta.
[00:28:36] Speaker A: Evet.
[00:28:37] Speaker B: Yani ilginç yani oradaki o suçlunun yani İsa'nın o masumiyetini dile getirmesi ve orada Tanrı'nın aslında bence yani dokunuşuyla Yani o adamın gözleri açılıyor ve İsa'nın hem günahsız suçsuz olduğunu fark ediyor ve hem de kendisini kurtarabilecek güçte olduğuna inanarak İsa'ya diyor ki ey İsa egemenliğine girdiğin zaman beni de anımsa. Ve İsa ona büyük bir vaat veriyor ki biz de hepimiz bu vaatiye umut bağlıyoruz. Bugün sen benimle birlikte diyor cennette olacaksın. Yani düşün aslında orada o çarlıkta İsa'nın son anda bile misyonunu simgeleyen bir hikaye görüyoruz. İsa yani o suçlu kendi kendisini kurtaramaz ve artık hayatının sonuna gelmiş ve ne yapıyor orada kendisinin suçlu olduğunu kabul ediyor, günahlı olduğunu kabul ediyor.
İsa'nın kim olduğunu fark ediyor ve İsa'nın aynı zamanda onu kurtarabilecek güçte olduğuna inanıyor ve İsa'ya iman ediyor, güveniyor ve İsa'nın vaadine inanarak İsa ona diyor ki bugün sen benimle birlikte cennette olacaksın.
Yani aslında İsa'nın o geliş misyonu Orada da tekrar ne yapılıyor? Resmediliyor. Yani çünkü insanın o çarmıha gerildiği zaman o suçluya söylediği o vaat yani sadece ona verilen bir vaat değil. Bugün bizim için de.
[00:30:15] Speaker A: Kesinlikle.
[00:30:15] Speaker B: Çünkü biz de günahlıyız. Biz de o çarmıhtaki o iki suçlu gibi suçluyuz. Biz de ölümü hak ettik. Biz yaptıklarımızdan dolayı, günahlarımızdan dolayı, isyanlarımızdan dolayı, itaatsizliğimizden dolayı o cezayı hak ettik. Ama eğer biz de oradaki diğer suçlu gibi bunu fark edip orada bizim için kendini feda eden, bunu hak etmediği halde bu cezaları çeken, bu bedeli yüklenen ve bu bedeli ödeyen Tanrı kuzusu olan İsa'ya imar edersek, biz de yani tıpkı oradaki suçlu gibi öldüğümüz zaman cennette olacağız.
İsa bunu söyledi bize.
[00:31:02] Speaker A: Burada şey de çok ilginç hocam, ey İsa kendi egemenliğine girdiğinde, bir egemenlik kelimesini yerine kavramı var orada, İsa burada egemenliği, biliyor musun Pilatus'un dediği, burada değil, benim egemenliğim göksel bir egemenlik, ruhsal bir egemenlikten bahsediyor ve havalevi onu terk etmiş. Dini otoriti ona karşı, onların hiçbiri görmemiş tam olarak, yandaki hırsız, Bu, hakikati görüyor ve orada tövbe ederek dönüyor. Yani o kadar yani bir şey, o kaybolan, o belirtmesi geliyor insanlardan ister istemez. Orada devamlı yanında bulunan insanlar orada yok ama onu görüp... O merhameti, onun egemenliğini, gücünü, fedakarlığını orada gören, suçsuz olarak yaşadığını gören insan iman ediyor. Çok ilginç yani. O bizim için iman, bu nedenle imanımızın temel haftalarından biri. Çünkü diğerlerine de benzetmeler var, öğretiler var, farklı belki anlamayabilirsin. Ama burada çok net. Yani İsa Mesih her şeyi çok net bir şekilde ne olup bittiğini anlatıyor. Vefat ettiğini görüyoruz sonra. O son nefesinde.
[00:32:01] Speaker B: Ve burada bana göre çok önemli bir şey var. Yani hani şey var ya, bazen hepimiz aynı şeye bakarız, aynı şeyi görürüz ama aynı şeyi düşünmeyiz, aynı şeyi hissetmeyiz.
burada o gerçekleşiyor. Yani düşün İsa orada çarmıhtayken aslında bütün gözler onun üzerinde değil mi? Romanlar İsa'ya bakıyor, ferisiler, din bilginleri İsa'ya bakıyor, bu suçlular İsa'ya bakıyor ve öğrenciler İsa'ya bakıyor ama herkesin düşündüğü ve hissettiği şey farklı. Orada Romalılar İsa'ya baktığı zaman ne görüyorlar? Yani bir soytarı görüyorlar. Yani ve dalga geçiyorlar. Ha işte Yahudilerin kralıymış. Hatta öyle bir yafta asıyorlar İsa'nın çarmıhına. İşte Yahudilerin kralı diyerek bir yafta asıyorlar ve onun önünde eğiliyorlar. onun elbisesi üzerine kur'a çekiyorlar, dalga geçiyorlar, ona şarap içirmeye çalışıyorlar, Yahudilerin kralıymış, hadi çarmıhtan in falan diye dalga geçiyorlar. Ve onların gözünde İsa bir soytarıydı. Ve düşün yani onların icat ettiği, yani Romalıların icat ettiği en kötü cezalandırılma şekliyle o çarmıhta İsa asılıydı.
Ve onlar için İsa yani bir hiçti. Ferisiler amaçlarına ulaştığını zannettiler. Değil mi? Yani İsa çarpıkta ölürken. Çünkü ta İsa'nın hizmet hayatı boyunca kimlerle hep uğraştığını görüyoruz. Ferisiler de din bilginleriyle değil mi? Ve Ferisiler din bilginleriyle İsa'yı hep yok etmek, öldürmek istediler. Ve onu hep kıskandılar. Çünkü halk onları bırakıp İsa'nın peşinden gittiği için, onların öğretilerinden çok İsa'nın öğretilerini dinlediği için, İsa daha popüler olmaya başladığı için ve İsa insanların sevgisini kazandığı için, onu takip ettikleri için din bilgileri ve fenistiler İsa'yı hep yok etmek istediler. Hep bir tehdit olarak gördüler. Çünkü dini otoriteleri sarsılıyordu. Zaten budur değil mi? Dinin yarattığı şey. Yani aman sistemimiz bozulmasın, aman otoritemiz yerle bir olmasın, aman işte insanlar bizden uzaklaşmasın, aman insanlar yani bizi terk etmesin diye o dini sistemi daha da çok önemserler. Gerçekten insanların ruhsal hayatı yerine Tanrı ile ilişkileri yerine daha çok o sisteme önem verirler. Ve İsa'da o sistemi tehdit ettiği için onu yok etmek istediler. Ve zannettiler ki İsa'yı yok ettik. Yani orada aynı zamanda öğrenciler yani İsa'ya baktılar.
Onlar da büyük bir hayal kırıklığına uğradılar.
Ya biz bu adama umut bağladıydık. Ya biz bu adamla hani bir egemenlik sürecektik. Yani biz her şeyimizi terk edip bu adamın peşinden gittik ve şimdi bak yani gözümüzün önünde yok ediliyor bu adam. Yani bütün hayallerinin bittiğini ve İsa'yı da sevdikleri için, İsa'nın da bu şekilde cezalandırılmış olması, ölüyor olması onlar için çok ciddi bir hayal kırıklığı. Ve herkes farklı düşünüyor, farklı hissediyor. Çok sevdiğim bir şiir vardı. Yani Amerikan bir vaiz yazdı galiba onun. İşte bugün Cuma ama pazar günü gelecek diye. Yani işte ferisiler, Kurtarıcımı çarmıha gerdiler. İşte onlar onu yok ettiklerini zannettiler. Romalı askerler onu ellerinden ayaklarından çivilediler. Onu tamamen yok ettiklerini zannettiler. Bugün cuma ama pazar günü gelecek diye böyle bir şiiri var. Çok harika bir şiir. Youtube'da bulabilirsiniz onu.
Ama bunu görüyoruz ki Cuma günü gerçekten böyle bir gündü. Yani bütün o Tanrı'nın kurtuluş planı için hazırladığı gerçek fısıh kuzusunun insanların günahı için bedenini ve kanını sunduğu bir gündü.
karanlık bir gündü, zor bir gündü ama işte Paulus'un dediği gibi nokta orada değildi. Yani hikaye orada bitmedi. Eğer hikaye orada bitmiş olsaydı o zaman aslında Hristiyan inancı diye bir şey olmazdı ve imanımız boş ve Paulus'un 1. Korektör 15. bölümde dediği gibi herkesten daha acınacak bir durumda olurduk.
Ama hamdolsun ki orada bitmedi. Ne görüyoruz? Pazar günü ki yarın bunu kutlayacağız, İsa'nın ölümden dirildiğini. Yani İsa çünkü orada çarmıha gerilirken, ölürken ne yaptı? İşte yani çok ciddi sözler de söyledi. İşte baba ruhumu senin ellerine teslim ediyorum dedi. Ve öldükten sonra onu aldılar Aramatyalı Yusuf adındaki zengin bir adamın Kayanbezarı'na koydular.
[00:37:12] Speaker A: Evet.
[00:37:12] Speaker B: Ve artık İsa öldü diye herkes düşünürken, kimi bunun yasını tutarken öğrenciler ve kadınlar gibi Romalılar sevinirken, Felisiler, din bilginleri sevinirken, ne görüyoruz? Yani o günün sabahında İsa'nın ölümden dirildiğini, o mezarda çıktığını ve mezardan görkemli çıktığını görüyoruz ve bunun tanıklarını da orada görüyoruz. Çünkü ne yaptı? Filistiler İsa öldükten sonra valiye dediler ki ya bu adam hani ölümden dirileceğini söylemişti. Sonra işte insanlar kandırabilir falan diyerek ya da öğrencilerin onun cesedini çalabilir diyerek o mezarın başına Romalı askerleri nöbetçi olarak diktiler. Ve orada askerler olmasına rağmen bir meleğin o taşı yuvarlamasıyla İsa'nın dirilmiş, görkemli bir şekilde o mezardan çıktığını gören askerler ne yapıyor?
Orada korkudan elleri ayakları titriyor. Ve İsa'nın dirilmiş bir şekilde ve daha yüceltilmiş bir bedenle karşımıza çıktığını görüyoruz. Ve işte bizim umudumuz orada.
Eğer İsa dirilmemiş olsaydı yani o zaman aslında şunu görüyorduk ki İsa'nın diğer insanlardan hiçbir farkı olmuyordu ve ölü bir kurbanın da yani bizi kurtarması yani mümkün değildi ama İsa'nın dirilmiş olması hem Tanrı'nın o şarmıhtaki kurbanı ettiğini görüyoruz ve günahın bedelinin ödendiğini görüyoruz hem de İsa'nın dirilmiş olması artık bizim için de bir umut oluyor. Çünkü bizim için de artık bir sonsuz bir yaşam var ve o sonsuz yaşamda da Yani İsa'yla birlikte olabiliriz ve İsa bizi kurtarabilecek güçtedir. İsa ölümü yendiği için biz de O'na güvendiğimizde, iman ettiğimizde ölümü yenmiş oluruz. Ve sonsuz yaşamda O'nunla birlikte, Tanrı'yla birlikte olabiliriz.
[00:39:21] Speaker A: Paskaliler dediğin gibi onları içiriyor. Aynı zamanda İsa Mesih'in yalan söylemediğini, yani o da önemli. Çünkü İsa Mesih dirileceğini söylemişti. Evet.
Hatta melekler, havaletler ne diyor? Dememiş miydik? Siz niye geldiniz? Niye beklemiyorsunuz bunu? Söylememiş miydi bu?
[00:39:37] Speaker B: Zira olan ölümleri arasında arıyorsunuz.
[00:39:39] Speaker A: Yaratılış 3. Yılanın başı ezilecek. Elbette İsa Mesih günahın bedelini ödedi. Elbette birçok şey yaptı. Ama asıl vadeden şey orada yılanın başı ezilecek. Orada başının elindeki o ölüm korkusunu onun elinden alıyor. Artık ölüm ve korkusu kötü olan elinde değil, İsa Mesih'in elinde. Egemenlik onda. Bir egemenlik sürmeye başlıyor. Bekledikleri egemenlik değil ama çok daha üstün bir egemenlik.
Paskalya bu nedenle, Paus'un da çok net bir şeyle aktardığı gibi, imanımızın kayası.
Yani dönüm noktası o. İsa Mesih yaşamıyorsa, İsa Mesih dirilmediyse, vay halimize.
[00:40:16] Speaker B: Yani gerçekten herkesden acelenecek durumda oluruz ve Hristiyanlık inancı diye bir şey olmaz.
Çok güzel bir film var aslında tavsiye edebilirim. Antonio Banderas'ın oynadığı Vücut The Body diye bir film.
Orada bu dirilişin aslında önemi çok güzel bir şekilde şey yapmıyor. Tabii ki filmin bütün sahneleri yani Hristiyanlık mesajı içeren bir sahne değil. Kutsal kitaba uygun olmayan sahneler de var ama orada şöyle bir sahne var. Yani filmin bütün şey, kurgusu bunun üzerine. Arkeologlar Yerşalim'de yani Kudüs'te bir mezar buluyorlar. ve mezarın üzerinde Nasıralı İsa yazıyor ve içinde de kemikler var.
Bütün film bunun üzerine kurgulanmış bir film ve o zaman hani bunun bütün her şeyi değiştireceğini düşündükleri için bu olay Vatikan'ın kulağına gidiyor. Vatikan hemen birileri görevlendiriyor ve görevlendirdiği kişi de araştırması için Antonio Banderas, o da bir rahip ve gidiyor işte bütün bu olayları araştırıyor, ediyor falan filan. Orada başka bir rahiple tanışıyor ve bu rahip işte en sonunda filmin yani sonlarına doğru bu yıllarını vermiş yaşlı bir rahip. o kemiklerin İsa'ya ait olduğunu düşünüyor ve inanıyor ve ondan sonra kendisini bir yerden atarak intihar ediyor. Çünkü yani şunu görüyor ki ya ben bütün bu yıllarımı boşuna yaşamışım ve bütün bu hani şey benim için artık umut yok. Boş bir hayat yaşamışım diyerek orada kendisini öldürüyor. Ama filmin sonunda aslında ortaya çıkıyor ki yani o İsa'nın kemikleri değil yani o zaman başka bir İsa adı verilmiş bir kişinin mezarı olduğu falan filan ortaya çıkıyor ama filmde vurgulanan şey bu. Yani eğer o kemikler İsa'nın kemikleriyse, İsa dirilmediyse ve mezarda bölüyse Hristiyanlık diye bir şey olamaz.
[00:42:23] Speaker A: Doğru.
[00:42:23] Speaker B: Ve Hristiyanlar da boşa yaşamış olur. Yani bu gerçekten çok güzel bir mesaj ve bizim mesajı da çok güzel anlatıyor. Yani Paskalya yani İsa'nın dirilişi olmamış olsaydı, sen de ben de hala günahlarımız içerisinde, mahvolmuş bir durumda, herkesten acınacak bir durumda olurduk. Ama hamdolsun ki öyle değiliz. Çünkü İsa dirildi.
neden İsa dirildiğini hem İsa ölmeden önce defalarca söylüyor dirileceğini yani ölümünü söylediği gibi dirileceğini de defalarca söylüyor hem kutsal yazılarda bu defalarca dile getiriliyor. Kendisinden önceki kutsal yazılarda kendisinden sonraki yazılarda da. Hem de dirildikten sonra öğrencilerine görünüyor, kadınlara görünüyor ve 500'den fazla kişiye göründüğünü kutsal kitap söylüyor. Yani İsa'nın dirildiğine dair birçok Gerçek kanıtlar da var. Hem tarihsel kanıtlar hem ruhsal kanıtlar da var. Ve o yüzden biz gerçekten İsa'nın dirildiğine inanabiliriz. Bir gün belki o kanıtlarla ilgili bir program da yapabiliriz ama İsa'nın dirildiği yani tarihsel bir gerçektir.
[00:43:39] Speaker A: Doğru. Doğru. Amin. Bir film var. Yine sen böyle film şeyleri tavsiye ediyorsun.
Lee Strobel'ın hayatını anlatan Lee Strobel ünlü Chicago Suns gazetesinde yazar.
bir Hristiyan arkadaşım diyor ki, ne yapmalıyım, neyi yok edersem bir anlamda Hristiyanlık inancında, neyi yenersem, ben benim kendi işimi tekrar kazanabilirim.
Tekrar o bu Hristiyan saçmalığından çıkabilir. Diyor ki, Diriliş. Eğer diriliş olmazsa, o zaten ortada bir inanç yok ve hayatını bunaldıyor ve sonunda kendi sır istemliyor, araştırmaların sonunda. Onun hayatını anlatan The Case for Christ filmini kesinlikle tavsiye ederim. Yani araştırmalar var, deliller var elimizde. Büyücü bir ateist olan Cosmic Skeptic adıyla tanınıyor. Alex, su ismini unuttum şu an. Onun bir videosunu yayınladık. Tiranos'un Instagram ve bütün sosyal medya hesaplarında. O bunu konuyla alıyor. Diyor ki, iki aslında şey var ya, yani İsa Mesih dirilmedi çünkü o ölmedi, göğe alındı Müslüman arkadaşlarımızın dediği ama ateist, agnostik, deist arkadaşlarımızın daha çok öne sunduğu ya böyle bir olay olmadı ve o havaliler uydurdu, yalan söyledi. İhsan Mısır'ın öldüğünü herkes kabul ediyor ama diriliş olmadı.
Bedeni belki çaldı ya da çalınmadı. Sadece bu hikayeler uyduruldu ve söylendi. Bu arada biraz saçma geliyor başlangıçta çünkü o en azından bir 30-40 yıl boyunca arkadaşlar burada, mesela burada diyebilirlerdi. İnsanlar elimizde bir delil oluyordu o zamanlar. Roma'da öyle bir kayıt yok. Fakat onun vardığı sonuç şu.
Diyor ki yani ben diyor bir Skeptik olarak vardığımız sonuç bir kişi olsa diyor, İsa Mesih diri gördüğünü söyleyen, bir şey gördü, bir rüya gördü, bir görüm gördü deyip geçebiliriz. Ama topluca bunu görmeleri bir. Ondan sonra bu gördüklerinden o kadar eminler ki ölme kadar gidiyorlar.
[00:45:28] Speaker B: Evet.
[00:45:28] Speaker A: Ve diyor ki insan naif olarak ölebilir. Yani ya ben bunu öldürürsem, Ölürsem bu şekilde ben cennete gideceğim deyip insan öldüren ve ölen insanlar var. Teröristler var. Bu kişiler inanıyor gerçekten cennete gideceğine. Naif bir şekilde ama inanıyor. Ama diyor burada yalan olduğunu biliyorlar ve ona rağmen ölmeyi göze alıyorlar. Bu yaşanmış bir şey değil. Son dakikada neden? Arkadaşlar biz öldürmüştük bunu.
[00:45:54] Speaker B: Yani hayatını yaşamaz ve hayatını da onun için feda etmez.
[00:46:00] Speaker A: Doğru.
Ve bunlar el olarak diyor ki yani ben diyor biz Hristiyan olmuyor biri olarak bu konu hakkında ne yapacağımdan emin değilim. Bu adamlar hayatlarını feda etti ve tarihsel bir olay orada skeptik olarak zorlandığını kabul ediyor. Ve genel olarak o zaman Paskalya'yı kapatacak olduysak bu videomuzu bizi dinleyen Hristiyan olmayan kişilere çağrımız ne? Yani Paskalya'yı nasıl görmeleri gerekir? Görmeleri iyi olur ve Paskalya'nın nasıl bir iddiası onlar için ne? Hristiyan olmayanlar için.
[00:46:32] Speaker B: Ya bence şuna bakmak lazım. Yani birçok şeyler duyuyoruz ya da insanlar konuşurken kulak aşinalığı oluyor ve insanlar bazen bunlara inanıyorlar. Yani tıpkı aslında İsa'nın o çarmıhında ve dirilişinde olduğu gibi. Çünkü Yani orada çarmıhta ne görüyoruz? Herkes birbirinden etkileniyor değil mi? Gerçekten insanın kim olduğundan dolayı o görüşte değiller. Birilerinden etkilendikleri için o düşüncenin, o görüşün içerisindeler. O yüzden bence birçok insan da Türkiye'de İsa'yla ilgili düşüncesi ya da fikri Yani gerçekten araştırıp gördüğü için değil, sadece kulaktan doğma, birileri onlara ya işte İsa sadece bir peygamberdir, İsa sadece işte şöyledir, İsa sadece işte böyledir diye kendi inançlarına göre anlattığı için düşünen, İsa hakkında bir kimlik oluşturan insanlar. O yüzden bence araştırmak çok önemli. Yani dediğin gibi o kişinin de hayatında araştırdığın zaman görüyorsun ki ya bunlar yani bir mitolojik hikaye değil. Bunlar gerçekten yaşanmış hikayeler ve bunların tanıkları ve kanıtları da var. Yani o zaman bu gerçekten araştırılmaya değer. O yüzden özellikle dinleyicilerden yani duyduklarına değil de kendi araştırmalarına göre yönelmelerini isterim. Birincisi o. İkincisi de yani şimdi bazı şeyleri hayatınızda gerçekleştirebilirsiniz, zorlayarak.
[00:48:06] Speaker A: Tamam mı?
[00:48:07] Speaker B: Ve onu gerçekleştirerek dersiniz ki, ya bakın ben bunları yaptım, demek ki ben bu kişiyim diyebilirsiniz.
[00:48:14] Speaker A: Anlatabiliyor muyum?
[00:48:15] Speaker B: Ama her şeyi yapabilmeniz, yani o kişi olduğunuzu kanıtlayabilmek için mümkün değil. Yani benim demek istediğim şey, kutsal kitabı okuduğunuzda, yani öyle bir bütünlük var ki, gerek geçen hafta baktığımız gerekse bu hafta baktığımız konularda ne görüyoruz? Ya bunlar bir tesadüf olabilmesi mümkün değil.
Ve bu kadar tesadüfün bir kişinin hayatında gerçekleşebilmesi mümkün değil. Çünkü İsa'nın doğumundan dirilişine kadar hatta dirilişini de bırakalım tekrar geleceği günü de bekliyoruz değil mi?
Yani İsa öldü dirildi ama göğe alındı ve tekrar gelecek ikinci bir gelişi daha var o da artık her şeyin sonu olacak ve kendi egemenliğine bizi götürecek. Şimdi O kadar çok söylenilen yani İsa daha yeryüzüne gelmeden önce İsa ile ilgili o kadar çok peygamberlik sözleri var ki İsa'nın yaşamı doğumu yapacakları söyledikleri çarmıhı ölümü dirilişi ile ilgili ya bu kadar tesadüfün bir kişinin hayatında gerçekleşmesi mümkün değil.
O zaman demek ki eğer bu mümkün değilse ve İsa'da bunların gerçekleştiğini görüyorsak, o zaman demek ki İsa gerçekten kurtarıcıdır. Gerçekten Mesih'tir, gerçekten kraldır ve bizi de içinde bulunduğumuz bütün o günahtan kurtarıp Tanrı'nın egemenliğine götürebilecek tek kurban kuzusudur. Biz ona iman eder ve yaşamımızı onun eline teslim edebilirsek o zaman güvende olabiliriz ve sonsuz yaşama kavuşabiliriz. Yani bütün bunları görmek lazım. Yani sadece duyarak duyduklarımıza inanmak değil, araştırdığın zaman zaten biraz önce söylediğin gibi bu adam Bu inancın yanlış olduğunu ve karısını o inançtan döndürmek için, ona inancının yanlış olduğunu ispatlamak için bir araştırmaya giriyor ve daha sonra ne görüyoruz? Kendisi artık kanıtlara ve tanıklara bakarak Bütün o şeyleri, okuduklarını inceleyerek diyor ki, ya bu gerçek, ben de buna inanmalıyım.
[00:50:37] Speaker A: Doğru.
[00:50:37] Speaker B: İşte bunu görecek insanlar. Aslında bu seçenek, Paskalya'nın seçeneği hepimizde var. Ne görüyoruz Çarbık'ta? İki tane suçlu, biri kalabalığın sesine uyuyor, İsa'yı reddediyor, onlara katılıyor, inanıyor ve dalga geçiyor. Diğeri inanıyor ve kurtuluyor.
Dirilişte de aynı şekilde yani dirilişe baktığımız zaman ne görüyoruz? İsa dirildiği zaman askerler onun dirildiğini gördüler değil mi?
Ve Ferisiler askerlere para vererek hani ya işte onun dirilmediğini söylersiniz işte biz sizi kurtarırız diyerek onun peşinden gittiler.
Yani dirilmiş İsa'yı gördükleri halde inanmayan insanlar var.
Ama diğer bir taraftaysa gerçekten ona gerçek olduğunu kabul edip inananlar var. Yani siz hangisini yaşamayı tercih edeceksiniz?
O sizin seçeneğinizdir.
[00:51:35] Speaker A: Ama bu kadar kanıtın, bu kadar delil körü körüne iman değil. Bizim bahsettiğimiz araştırılabilir, sorgulanabilir, mantık üretilebilir bir inanç ve davetimiz de bu. Yarın Gelebilirseniz çok severiz.
Elbette çok güzel bir zaman geçireceğiz birlikte. Ve her zaman kilisenlerimiz açık.
Biz bir post yayını gördüm hocam, bayağı oldu aslında da, şey, kiliselerimize davet, böyle kiliselerimiz nerede?
Pastörlerimiz kim? Orada bir şey ekledim. Orada sorularımızı sorabileceğiniz samimi bir ortam. Biz soru sormaya devam ediyoruz Hristiyan olarak. Ben buna iman ettim, her şeyini kabul ediyorum değil.
Ben İsa Mesih'i kabul ettim, sorularım var hala.
[00:52:15] Speaker B: Kiliselerimiz onun içinde açık.
[00:52:17] Speaker A: Gelin samimi sorularınız varsa seve seve soralım. Bizler de sorarız, birlikte sorarız soruları. Ama birlikte araştıralım.
Ve kutsal kitabımız açık. Bu anlamda kapalı bir kitap değil. Gelin, birlikte araştıralım, öğrenelim. Antalya'daysanız bekleriz elbette sizleri. Ve Antalya'da değilseniz, linkimiz var Instagram'da. O link aracılığıyla şehrimizde bulunan kiliseleri de görebilirsiniz. Kesinlikle tavsiye ederim. Bir gidip bakın. Eminim Paskali için çok özel aktiviteleri olacaktır. Ve sizleri de aralarında görmek isterler.
[00:52:44] Speaker B: Yani bu yarın Türkiye'nin hemen hemen her yerindeki kiliselerimizde Paskalya kutlaması olacak. Bence gidenin bu tecrübeyi muhakkak yaşayın. O bölgenizdeki kiliseyi ziyaret ederek.
[00:52:57] Speaker A: Evet, güzel olur. Ağzına sağlık hocam tekrardan. Kardeşler Paskalya bayramınızı kutlarız. Rab sizlere esenliğini versin, yüreğinizi bu coşkuyla doldursun. İsa Mesih dirildi ve o gerçekten dirildi ve sizlerle.
Kendinize iyi bakın, esen kalın.