Bu Tahta Oturmanın Yolu | İsa Mesih'in Liderlik Öğretisi

Episode 2 January 10, 2026 00:32:19
Bu Tahta Oturmanın Yolu | İsa Mesih'in Liderlik Öğretisi
Özgürce - Türk Hristiyanlar Anlatıyor
Bu Tahta Oturmanın Yolu | İsa Mesih'in Liderlik Öğretisi

Jan 10 2026 | 00:32:19

/

Hosted By

Tiranus - Herkes Duyana Kadar

Show Notes

Özgürce'nin yeni bölümünde Diyarbakır Protestan Kilisesi'nden Ömer Baysal ile 'Hizmetkâr Önderlik' kavramını ele alıyoruz. Modern önderlik yaklaşımlarının aksine, İsa Mesih'in alçakgönüllülük, fedakarlık ve hizmet odaklı liderlik modelini Kutsal Yazılar ışığında inceliyoruz. Bir kilise önderinin sadece bir 'unvan' değil, Mesih'le derin bir ilişki ve Rabbin halkına adanmışlık gerektiren bir 'çağrı' olduğunu konuşuyoruz. Luka ve Filipililer'den ayetlerle zenginleşen bu sohbette, Mesih'e benzemek, O'nun ayak izlerini takip etmek ve gerçek önderliğin nasıl olması gerektiğini tartışıyoruz. Yeni önder olacak kardeşler için ilham verici tavsiyeler ve derinlemesine düşüncelerle dolu bu bölümü kaçırmayın.

View Full Transcript

Episode Transcript

[00:00:00] Speaker A: Kardeşler merhaba. Özgürce'ye hoş geldiniz. Bugün Ömer Baysal kardeşimle birlikte Diyarbakır'da, Diyarbakır Protestan Kilisesi'ndeyiz ve onunla birlikte önderlik üzerine sohbet edeceğiz. Hoş buldum. [00:00:12] Speaker B: Hoş geldiniz. [00:00:13] Speaker A: Normalde ben hoş geldim diyen tarafım ama seninle böyle uzun dönemdir bir mesajlaşma WhatsApp sesli mesajlarla ilerletiyoruz ilişkimizi ama geldik birkaç gün önce oturup kahve içebildik, konuşabildik. Sonunda böyle bir yüz yüze özgürce podcast yapabilme fırsatımız oldu. Bugün seninle çok konuya gireceğiz ama biraz kendinden bahseder misin? Özgürce'de ilk podcastımız. Biraz geçmişinden şu an ne yapıyorsun? Ailenden bahsedersen çok iyi olur. [00:00:42] Speaker B: Ben 91 doğumluyum. Diyarbakır'ın Suriçesi'ne doğdum. Hayatımın bir kısmını İstanbul'da oldu. Babam tahsilcilik yapıyordu İstanbul'da. Bir 6 yıl kadar, 6 yaşı 7 yaşına kadar İstanbul'da kaldık. Ondan sonra da okula başlayınca taşındık Diyarbakır'a. Sonra bütün hayatım burada devam etti. Sekiz yıl oldu evleneli. 2017 yılında evlendim. Ve şimdi öyle kilisede hizmet ediyorum. Diyarbakır kilisesinde hizmet ediyorum. Burada iman ettim. Burada böyle süreç devam etti. Şimdi hizmete devam ediyoruz burada. [00:01:11] Speaker A: Çok güzel. Ne zaman iman etmiştin? [00:01:14] Speaker B: 2009 yılında. İman ettiğimde 17 yaşındaydım. O süreçte başladı her şey. 18'e tam böyle Rabb'i tanıdım. Artık karar verdim. 2009 Haziran ayında karar verdim ve Temmuz'a vaftiz oldum. Ama böyle bir yıl birazcık böyle karmakaraya gitti. [00:01:32] Speaker A: Evet, eminim. Ona da bir gün gülümseyelim ama ben de 2009'da, Ağustos ayında ben ziyarete geldim burayı. Eminim belki bir karşılaşmışızdır. [00:01:42] Speaker B: Aynen. [00:01:42] Speaker A: Mesela bir pazar katılabildik. [00:01:44] Speaker B: Muhtemelen bence sen geldiğinde ben Mersin'deydim. Çünkü ben 2009'un 5 Temmuz'da, sizin Özgür'le Özgür Udala vaktisi olduğu aynı gün, Öyle mi? Aynı gün 6'sı oldu. Aynen. Ondan sonra ben Mersin'e gittim. O zaman evden kovuldum. İlk zamandı. İlk bir ayımdı. Mersin'e gittim. Almanya'da yaşadım 2 ay kadar. Temmuz 6'sı orada geçirdim. Ondan sonra Eylül'de Diyarbakır'a döndüm. Lise son sınıftım. Onu bitirmek için döndüm Diyarbakır'a. Bence denk gelmedi o yüzden. Burada olsam kesin denk gelirdi. [00:02:12] Speaker A: Bir de o zaman özgür oldu da kardeşimle. Özgürcan'ın diğer özgürü. Onunla da vaftiz kardeşliğin. Çok güzel, değerli. Buraya geldim. Gelmeden önce de biraz konuşuyorduk ama Diyarbakır Kilisesi'nde o yüz süreçten beri Ve kilisede bulunan herkese bunu görüyorum diyor. Bakın Protestan kilisesinin böyle bir dışarıdan böyle tanınıyor. Herkes hizmet ediyor. O yüzden böyle hizmet etmek zaten doğal. Ama onun üstüne bir de kilisede son kaç yılda vaaz vermeye ve diğer anlamda önlemeye başladın? [00:02:43] Speaker B: Şöyle, 2017 yılında diyakona tanıdım. [00:02:47] Speaker A: 17'De. [00:02:48] Speaker B: Evet, evlendiğimiz yıl. Hatta kama gecesini yaptım. Atama treni oldu cumartesi günü. Pazarda nikah treni oldu kilise ve herkes gelmişken bir kere çıksınlar adam diye. O zaman birkaç kardeş evvel atandır. O zamandan beri diyakonluk yaptım. İşte 2024 Kasım'ında da önder olarak atandım. O zamandan beri de şimdi hizmet ediyoruz. Öyle devam ediyor şimdi. Çok iyi, çok iyi. [00:03:16] Speaker A: Bu önderlik kelimesi, hem bizim bulunduğumuz coğrafya, dini ve politik fark etmeksizin bir önder olmak, bir önde bulunma, gruba ilham vermek veya yönlendirmek bizim için çok saygı duyduğumuz bir şey. Elbette öyle olması da gerekir eğer bir hak ediliş, bir Rabbin çaresi ile yapıldıysa. Fakat bunun Dini anlamda da görüyoruz, politik anlamda da görüyoruz. Bir taht kavgası zaten. Bu dilimizde de var zaten. Bir öndergeliğe çekildiğinde onun yerine kim geçecek? Ve bu güç kavgası vs. doğuyor. Kilisede bu dünyanın bir parçası, dünyanın içinde. İsa Mesih'e ait ama bu dünyada olduğundan dolayı bundan etkilenmiyor değil. Bunu Petrus, Pavlos Efendi zamanında da görüyoruz. Apollos Moses'in işini öldü diyor mesela Pavlos Efendi yazarken. Ben mi öldüm sizin için? Hayır Mesih. O yüzden ayrım yok ikimizin arasında. Bu orada da görüyoruz daha kilisenin başında. Sen nasıl görüyorsun bu Hristiyanlığın dışında? [00:04:15] Speaker B: Ya şöyle önce ben şeyi söyleyeyim kilise açısından. Yani kilisede hep şunların güzel bir sözü vardır. Hep der ki biz hizmete adam atamıyoruz. Adamın kişinin yaptığı hizmetin adını koyuyoruz. Yani kilisede önder ve diyakon olmaz. atanırken başlayan bir süreç değildir. Kişinin yapmış olduğu işin adını konulmasıdır. Yani çünkü bu bir şirket çalışması değildir. Bu birine böyle bir görev var, hadi gel bunu yap demek değildir. Kişi o görevi yapar, gerçekleştirir. O zaman kilisede onu bereketler. Tamam der, adını koyar ve ilerler. O yüzden hani bu önemlidir aslında. Yani dünyasal, dünyasal önderlik yani bizim buralarda da gördüğümüz bazen böyle cemaatler olur, farklı şeyler olur ki senin içerisinde de bu vardır. Maalesef, keşke olmasaydı ama. Yani önderlik dediğimizde, kelam da onu söyler, ağırlıklarını hissettirirler. Yani önder dediğinde bu coğrafyada önder güçlü olması lazım, önder ezmesi lazım. Eğer ezmiyorsa önder zayıftır, yaklaşımı vardır. O zaman birisi önderlik vasfına büründüğünde önce ezer. Ya şöyle bir şey vardır, şöyle söylerler. Genelde okullarda biz formasyon aldığımızda, üniversite okurken derlerdi ki bazen hocalar, gittiğinizde en iyi öğrenciyi bulun, en yaramaz öğrenciyi, onunla gücünüzü gösterin ilk gittiğiniz okulda. O zaman diğerleri onunla bunu yaptığınızı görürse sizden korkarlar. Şimdi bu aslında toplumun biraz da önderlik anlayışıdır. Yani o zaman önderliği bu şekilde değerlendiriyor. Birilerini ez ki sen güçlü olabilirsin. Önderliğe işte üzülmez, önder şöyle olmaz, böyle olmaz, şu yapmaz, bu yapmaz gibi birçok dünyasal şeyler vardır önderliği tanımlayan. Tabii ki de tarih içerisinde, kiliselerin içerisinde, Hristiyan tarihinde bu olmamış mıdır? Evet maalesef yaşanmıştı yani biz bunları inkar edemeyiz. Ama Mesih'in önderliği bu dünyası önderlikten çok farklıdır. Mesela yakın zamanda ülkemizde de mesela görüyoruz, yönetimde de görüyoruz farklı yerlerde de. Bir partinin başkanı değişince hemen bir anda dengeler bozuluyor, her şey farklılaşıyor. Çünkü onun üzerinde kurulmuş her şey. [00:06:19] Speaker A: Doğru. [00:06:19] Speaker B: Ve o zaman da sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor. [00:06:22] Speaker A: Doğru. Bir taraf seçme. Herkes güçlülüğünün yanında olmak istiyor. Yenenin tarafında olmak istiyor hiç kimse. Ne kadar da biz ideolojiyle yola çıksak da, yani ben şu fikre bağlayayım, baktığın işler kötüye gidiyor. Hemen bir taraf değiştirme. Bizim ülkemizde hep vardı ya, solcu partileri bir anda sağcı partileri. [00:06:39] Speaker B: Aynen. [00:06:40] Speaker A: İkisi kutup bir araya geliyor. Nasıl bir anda o tarafa atlayabildin? Çünkü oraya ideoloji yolu çıkmadı. O güçlü bir liderin arkasından çıktı. Lider seçiyor, ideoloji değil. Bunu dini anlamda da gördük. Çok yakın bir zamanda bir önderin vefatından sonra üç kişi bir anda aynı tahta çıkmaya çalışınca bölündüler. Ve bunu bütün ülke izledi. Bu dediğimiz gibi kilisemiz küçük olduğundan o kadar şey çıkmıyoruz kameralara, haberlere çıkmıyor bizim durumumuz ama Bir gerçek bu da. Neden böyle bir şey arzuluyoruz? Efendimiz bunu bize öğretmesine rağmen yani İsa Mesih'in öğretişinde devamlı bunu zaten vurguluyor. [00:07:24] Speaker B: Çok öylesine vurguluyor. Aynen öyle. [00:07:26] Speaker A: Ona değinecek olursan İsa Mesih'in önderliği deyince ne canlanıyor gözünün önünde? [00:07:31] Speaker B: İsa Mesih'in önderliği dünyasal önderlikle yanına getirdiğimizde aslında çok saçma ve basit bir önderlik gibi kalabilir. Çünkü İsa Mesih'in önderlik yaklaşımında şu vardı, ben yapıyorum, siz benim yaptıklarımı yapın. Yani İsa Mesih şey demiyor, işte şöyle yapacaksın, böyle yapacaksın. Bizim burada toplumda güzel bir söz var, derler ki hocanın dediğini yap ama yaptığını yapma. İsa Mesih diyor ki benim dediğimi yap ama yaptığımı da yap. Hiç problem değil. Arkandan gel. Zaten Hristiyanlık kelimesi oradan geliyor. İsa Mesih izleyen kişi demektir. O zaman onun önderliği de o şekildedir. Yani öğrencilerine bakıyoruz. Yani tavsiye ederim izleyen kişilere. Luka'yı her gün bir bölüm açıp okusunlar. Okurken de şuna dikkat etsinler. İsa Mesih'in öğrenciler arasındaki ilişki nasıldı? Nasıl bir ilişkisi vardı öğrencileriyle? O zaman o öğrenciler ilişkisine baktığımızda aslında onun önderilik anlayışını anlayabiliyoruz. Çünkü İsa Mesih kendisi yapıyor, yaptığını veriyor. Öğrenciler de şunu düşünüyorlar bence. Yani okuyorum Hüsayin Abla, o zaman da çoğu bunu düşünüyorum üzerinde. Öğrenciler şunu görüyorlar, ferisiler var, öğrencileri var. Sadükiler var, öğrencileri var. Din görevlileri var, öğrencileri var. Yani bir sürü grup var. O gruptan öğrencileri var. O gruptan liderleri kaftanlar üzerinde, işte ışık giyinmişler, herkes de taraftarlarında koşuyor. İsa Mesih'in öğrencileri bence şunu düşündüler, ha biz de şimdi birinin öğrencisi olduk. Artık biz de böyle hani toplumsal olarak söyleyelim, kallavi adamlar olacağız. İşte biz de kelleyiz artık bundan sonra. Öyle düşündüler bence. Ama İsa Mesih'e baktılar, Bu adam onlar gibi davranmıyor, onlar gibi yaşamıyor, onlar gibi konuşmuyor. O zaman bütün öndelik anlayışları değişiyor ama... Yani İsa Mesih hayattayken bence anlamadılar İsa Mesih'i. Ölümünden sonra farkına varıyorlar ne olduğunu. [00:09:22] Speaker A: Kesinlikle. Hatta yani sadece bu havalilerin İsa Mesih'le olan ilişkisini değil, aralarındaki ilişkiye de değer Mesih. [00:09:29] Speaker B: Veriyor Sizin İsa aranızda böyle olmayacak diyor. [00:09:32] Speaker A: Dünyada böyle, sizin aranızda böyle olmayacak. Olmamalı değil, olmayacak. Yani kilisedeyseniz benim göklerine gemenliğimde Bizim düzenimiz farklı. Birinci olmak isteyen sonuncu olsun. Hizmet etsin. Bu liderlik anlayışı dediğin gibi zıt. Diğerinde dünyasal anlayışta kapı bile açmıyor adam. Önder oldu. Kapısını mı açacak? Arabasının kapısı açılıyor, şoförü var, şu var. İsa Mesih'e bakıyorsun tam bir zıt. Daha fazla hizmet ediyor. Şey diyorum öyle ayetler üstünde yürümüyor. [00:10:06] Speaker B: Aynen. [00:10:06] Speaker A: En önde gidiyor. En tavırlıklarında bile. Bir örnek olarak versen kutsal kitapta. Şu ayeti okusunlar. Burada İsa Mesih önderliği ne kadar farklı olduğunu görebilirler dediğin neresi var? [00:10:17] Speaker B: Ya çok olabilir ama en temeldeki şey belki Yuhanna 13 olur. O meşhur İsa'nın öğrenci can ayaklarını yıkadığı an. Çünkü yani o ana İsa'yı getiren bir şey var. Çünkü o ana İsa'nın gelmesini sağlayan şey Zebedi'nin, Zebedi oğullarının annesiydi. Çünkü geldi dedi ki öğretmenimiz biraz yanlarında etrafında benimkilere yer ver. Biri sağımda biri solumda olsun dedi. O zaman İsa dedi ki sen ne hissediyorsun bilmiyorsun dedi. O zaman belki de acaba düşünüyorum tabi ki de bu sayede tablo yazmaz ama düşünüyorum acaba diyorum o çocuklar annelerini gönderdiler mi İsa Mesih'e? Git işte onu de ki öğretmene söyle bize yer versin. [00:10:56] Speaker A: Petrus'a ne geçiyor? [00:10:57] Speaker B: O gidiyor, o geliyor. Biz de gidelim. Git söyle. Onu düşünüyorum bazen. Acaba bunu yaptılar mı? Ama öğrenciler arasında bir çatışma vardı. Çünkü Halef olacak biri lazım. 12 tane Havari var. Biri ihanet ediyor, on bir havari. Biri halef olması lazım. Ama ise hiçbirini halef atamıyor aslında. İsa Mesih tabi ki de üçler dediğimiz Petrus, Yakup, Yuhan ile ayrı bir ilişkisi vardı içerisinde. Ama yine de içerisinde onlara şunu demedi. Bu önder de şu önder de demedi. Dedi ki hiç sınavınıza böyle olmayacak. Ben ayaklarınızı yıkıyorum. Bana öğretmen diyorsanız ve ben eğer ki ayaklarınızı yıkıyorsam siz ne yapacaksınız? Siz kimsiniz ki yani ben Tanrı'nın ahsı olarak yeryüzüne geldim, insan kılıma büründüm ve size bunu yapıyorsam eğer siz kimsiniz ayak almayacaksınız? [00:11:47] Speaker A: Doğru, doğru, doğru. [00:11:47] Speaker B: Öğrenci efendisinden üstündür yani. O zaman İsa Mesih'in öğrencileri 10 Yuhanna 13. bölüme geldiğimizde orası bence öğrencinin zive noktasıdır. Çünkü temelde o var yani biz tabii ki de hani şey demiyoruz herkes ayak alsın bu bir törendir yani bunu herkes yapmaz ona değil. Hatta bazı kiliselerde vardır. Gider ayakları yıkar yılın belli zamanlarında ama sonra önderi arıyor, önderi yok ortada. Öndere ulaşamıyor kimse. Ayakkabıların ne anlamı kaldı o zaman? Yani insan dediği şey öğrencilerle insan nasıl ki hiç şeyse beraberse aynı zamanda önder de o şekilde olması lazım, hiç şey olması lazım. [00:12:25] Speaker A: Bir de o ayak yıkama olayı geldiğinde acaba kimin ayağını yıkayacağım? Seçici davranma. Burada ayak yıkadığı insanlar zengin değil. [00:12:32] Speaker B: Aynen öyle. [00:12:33] Speaker A: Güçlü değil, ezilmiş bir halk. [00:12:35] Speaker B: Bir de ona ihanet edecek olan kişinin ayağını yıkıyor İsa Mesih. Yani o da ayrı bir şey. [00:12:40] Speaker A: İhanet edecek, inkar edecek, yalnız bırakacak. Aynen öyle. Yani onların yüreklerini ve yapacaklarını bilmesine rağmen kendini alçaltıyor. Kimi alçaltabilir? Kendine sorusu doğuyor. Yani kim İsa gibi olabilir ya da İsa Mesih'te olup bizim arzuladığımız şey nedir o zaman? Neyi istiyoruz ki İsa Mesih'e benzeyelim? [00:12:58] Speaker B: Ya bence en temeldeki şey yürektir aslında. Yani hiçbir zaman hiçbirimiz İsa Mesih gibi olamayacağız. Ama İsa Mesih gibi olmaya doğru erişmeye çalışırken, o yolda giderken doğruyu yapmış olacağız. Çünkü İsa Mesih'in Tanrı sıfatı var aynı zamanda. Evet bir insandır ama Tanrı vasfı da var. Ondaki yürek bambaşkaydı. Biz onun gibi olamayacağız ama ona erişmek umuduyla yaşayacağız. O gün onu gördüğümüzde diyebileceğiz ki ya elimden geleni yaptım. Bu sadece görsel ya da eylemsel anlamda değildir. Bu yüreksel anlamdadır. Bir kardeşin yüzüne baktığında, onunla konuştuğunda, sohbet ettiğinde yüreğinde geçirdiğin şey seni yansıtır. O zaman herkes kendi kendini biliyor. Kimse senin yüreğini okuyamıyor. Herkes kendi yüreğini biliyor. O yürek de yola çıkıyor aslında. O zaman insan meselenin önderliği de biraz oradan geliyor. [00:13:47] Speaker A: Bu yürek tutumu değişim çok değerli benim için. Çünkü gerçekten o. Yürek tutumu ne zaman değişir? Bir şeyden eminsen. Ben bir şey kazanmaya amaçlamıyorum. Benim önder olmam beni daha iyi bir Hristiyan yapmayacak. Benim öne çıkmam, vaaz vermem beni daha iyi bir Hristiyan yapmıyor. Bu nedenle Artık daha tol. Yani sakinleşebilirsin. Rab çağırıyorsa, Rabbin çağırsa hiç kimse engel olamaz. Rab çağırmıyorsa çabalasan da yine bir boşa bir hareket oluyor. Güvenimiz kimde? Ona da oy verilir sonuçta. Yani benim yürek tutumumun amacı önder olayım mı yoksa Rab de kurtuluşumda. [00:14:21] Speaker B: Kim için yapıyor? [00:14:22] Speaker A: Yani en önemli şey olduysa... [00:14:23] Speaker B: Kesinlikle, kesinlikle öyle. Yani ben şimdi ilk iman ettiğim yıllarda kilisede kalıyordum. Önderler toplantı yapıyorlardı. Ben de işte o zaman da 18-19 yaşlarındaydım. İlahi açıyordum, temizlik yapıyordum, şey yapıyordum. Ya böyle birkaç yıl yürek durumunda bu vardı. Hani görsünler. Ama sonra düşünüyorum kendi kendime ya diyorum ki, ben kime yapıyorum bunu? Tabii bunu ilk zamanlar anlamıyordum. Ama birkaç yıl geçtiğinden sonra düşünüyordum artık. Ben kime yapıyorum? Yani 2-3 tane önder dediğim, abi dediğim, sahibi duyduğum insanlar için mi yapıyorum bunu? O evleri paspas atarken onlar için mi yapıyorum, onlar görsün diye mi yapıyorum? Zaman içerisinde Mesih'le yakınlaştıkça aslında bunların ne kadar gereksiz olduğunu anlamaya başladım. Yani bir önderin, Hristiyan bir önderin en büyük özelliği bence Mesih'le arasındaki ilişkidir. Eğer Mesih'le ilişkisi varsa hiçbir şeyden korkmasına gerek yok. O bana bunu mu söyledi? O benim adımda bunu mu düşündü? Ben bunu mu yapmam lazım? Şimdi de bu hareketi mi sergilemem lazım? Çünkü Mesih'e bakıyorsan Mesih'i yaşıyorsun, Mesih'i görüyorsun ama eğer ki gözün Mesih'e değil de ulusların önderlik anlayışındaysa o zaman bir yere varamıyorsun. [00:15:32] Speaker A: Beni saysınlar, beni görsünler. [00:15:34] Speaker B: Tabii, tabii ki de. [00:15:34] Speaker A: Burada ne ortaya çıkıyor aslında? Tanrı'nın beni görmesi yetmiyor. Evet. Ben dünyayı da istiyorum. [00:15:41] Speaker B: Hem o hem o. Aynen öyle. [00:15:43] Speaker A: İsa Mesih'in dediği gibi o para örneğinde de hem ona hem ona efendilik yapamazsın. [00:15:46] Speaker B: Tabii ki. [00:15:47] Speaker A: Bizim efendiliğimiz, bizim hizmetkarlığımız kime? Tanrı'ya mı yoksa bir insanın görmesine mi? Bence bu yüreksel tutumu ortaya çıkarıyor. O nedenle yüreksel tutumu önemli. [00:15:58] Speaker B: Bir de şunu da düşünmemiz gerekir. Bir kilise önderinin şu anlayışı olması lazım. Yani kilise Önder'in iş alanı değildir. Ya da Önder'in işte sayıları çoğaltacağı bir alan değildir. Kilise, Mesih'in kendi kanıyla satının alınmış olduğu, kutsalların bir araya geldiği bir yerdir. O zaman bu kişilere bakarken o göze bakmak gerekiyor. Yani nasıl ki Mesih bize öyle baktıysa ve bizi kanıyla satının aldıysa, ona iman eden herkes öyledir. O zaman insanlara bakarken de o göze bakmak gerekiyor. Yani kilisedeki kişiler, kardeşler bir bedel karşı satına alındılar. [00:16:32] Speaker A: Doğru. [00:16:33] Speaker B: Mesih onlar için canlılığı verdi. Şimdi Mesih eğer ki bu halk için canlılığı verdiyse ve bu kutsallar toplumunu oluşturduysa o zaman bir önder kim oluyor ki ona farklı bir göze bakabilsin ya da ona hizmetçi gözüne bakabilsin veyahut onu daha farklı şekilde değerlendirsin düşünsün. Yani bizim aslında biraz onu düşünmemiz lazım çünkü bazen Bu iş gibi olmaya başlıyor. Gelip gidiyor işte ona bunu yapmam lazım, şuna gitmem lazım, böyle yapmam lazım. Ama aslında bu Tanrı'nın bize vermiş olduğu bir çağrı senin başta söylemiş olduğun gibi bir çağrı ve o çağrının da getirmiş olduğu bir sonuçtur. [00:17:08] Speaker A: Kesinlikle. [00:17:09] Speaker B: İnsanlarla iletişim kurmak, zaman geçirmek, sohbet etmek yani bu bir yük değil. Bu aslında Rabbin bize vermiş olduğu bir lütuftur aslında. [00:17:17] Speaker A: Doğru. Doğru. Kaç ayete bakmak istiyorum. Biraz önce dediğin bir bölüm var. O nedenle direkt aklıma Filistiler 2 geldi. [00:17:22] Speaker B: Aynen. Aynen. [00:17:24] Speaker A: İsa Mesih'in tutumu neydi? Onun düşüncesi neydi? Çünkü o kendini alçalttı. [00:17:30] Speaker B: Aynen. [00:17:30] Speaker A: Aynen. O yüzden istediğini kendisi yaptı ilk başta. Bu nedenle onu örnek alabiliyoruz. Paulus'un da kendisi için diyor, ben de gördüğünüzü yapın derken, beni örnek alın derken İsa Mesih diyor, ben yansıttığım Anlarda o anlamda beni de, siz de beni yansıtabilirsiniz. Ve o beşinci ayet, Mesih İsa'daki düşünce sizde de olsun. Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama kul özünü alıp insan benzeyişine doğarak ululuğunu bir yana bıraktı. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmı üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı. [00:18:07] Speaker B: Aynen öyle. Kesinlikle yani bu yani bu bölüm zaten bence her şeyi anlatıyor. Yani bu Filipiler ikinci bölüm bu ayetler yani öncesinde aslında anlattığı şey şu varsa bu varsa o varsa ama en sonunda bu ahçak gönüllü Mesih'e bağlıyor. Hepsi onda var. Bütün özellikler onda var. O bunu yaptı. O zaman siz de aynı şeyi yapın ve ona ayak oluna gidin. Ben şeyi söyleyeyim tabii ki de ben 34 yaşındayım. Bir yıllık önderim. Benden çok daha iyi önderler vardır. Yani ben öyle olduğumu iddia etmiyorum, söylemiyorum. Gerçekten de değer verdiğimiz böyle yani bu şey gibi anlaşılmasın. Hani iyisini yapıyoruz şeklinde kesinlikle öyle bir şey anlaşılmasın. Çok daha iyi önderler vardır. Rabbi yansıtan önderler vardır. Gerçekten bize yol gösteren önderler vardır. Yani hani biz bunları göz ardı etmeyelim. Önderin de özelliği odur bence. Deriz ya bir güzel bir söz var. Der ki bizler devlilerin omuzlarına basarak yükseliriz. O zaman aslında genç önderler de bu şekildedir. Yani onun bıraktığı ayak izini, kendisine önceki önderini bıraktığı ayak izinin üzerinden devam edip gider. O konuda yanlış anlaşılmıyor. Yani kimse burada farklı bir şey düşünmesin. İşte şöyle böyle yapıyor şunu söylüyor. Yani ben kesinlikle onu söylemiyorum. Çoğu daha iyi yaşayan önderler kesinlikle vardır. Ama hani kelamın bize öğrettiği bir model var. Bir rol model var. En iyi önder İsa Mesih'tir. Hani bu senin söylediğin, okuduğun bu ayetlerde olduğu gibi en iyi önder odur. Biz de onun arkasından gidiyoruz. Tabii ki herkesin önderlik anlaşığı değişebilir, tarzlar değişebilir, karakterler değişebilir. Kimse o konuda böyle yapmak zorunda diye bir şey söyleyemeyiz. Ama hepimizin zorunlu olduğu bir şey var. İsa Mesih'in hizmetkar önderlik modelini benimsinmek. Bu zorunludur. Bir kilise önderini yapması gereken şey budur. Dışarıdakiler onu benimsemeyebilirler. Ama bir kilise içerisindeki ön derin modeli, bu senin okuduğun ayettir. Mesihsa'daki düşünce sizde de olsun. Yani bu ayeti bile açarsak, canını vermesi, kendini feda etmesi, evinin barkının olmaması, hayatını rahbe adaması, öğrencilerine adaması, onlar sürekli içli dışlı olması, yani bunun gibi birçok şeyi sayabiliriz bu düşünceliğe ilgili. [00:20:25] Speaker A: Ululuğunu bir yana bıraktı kelimesi de önemli. Çünkü bu dünyada yükselme peşindeyiz ya. Bir bende bir şey olacağı iddiasının peşine giderken ihtiyacı görmemek, herkese yardımcı olamamak. İsa Mesih bunu yapabilirdi. Bir balıkçılarla zaman geçmek zorunda değildi. Daha zengin, daha varlıklı insanlar seçebilirdi. Fakat kendisi ne yaptıysa bir örnek olduğu için En alt tabakaya inip gitti, hayat kadınlarıyla da yemek yedi. [00:20:53] Speaker B: Aynen öyle. [00:20:54] Speaker A: En çok vergi çalan, vergi görevlileriyle de yemek yedi. Çünkü bir örnek veriyor. Ben onlardan üstün değilim. Onlara ulaşamayacak seviyede değilim. Onlara da ulaşabilmem gerekiyor. En alt tabakaya da inelim, en üst tabakada fark etmez. [00:21:06] Speaker B: Aynen, aynen. [00:21:07] Speaker A: Her yerde bulunabilecek bir hale gelelim. [00:21:09] Speaker B: Yani bir tane şey vardı, güzel tonlamalı belki duyarız der ki, Halktan siyasiler bunu kullanırlar. Halktan çok uzaklaştık. Şimdi yani bu durum böyle. İsa Mesih gerçekten hiç uzaklaşmadı. Yani dediğin gibi o sıradan insanların içerisinde hizmet etti. Onlarla beraberdi ve onlara öncülük etti. Hatta önceden de kızdı. Bırakın dedi. Niye böyle yapıyorsunuz? Bırakın gelsinler. Karışmayın dediler. Yani İsa Mesih'in o anlamda bize modeli Yani o uluğunu bir kenara bırakıp... Burada diyor ki, çok ilginç bir şey var, diyor ki çarmıh üzerinde... Diyor ki, tanrıya hiç insanımızı kısarılacak bir hak saymadı. Ama kolu özünü alıp insan bezenin içinde doğarak uluğunu bir kenara bıraktı. İnsan biçiminde, insan biçiminde bürünmüş olarak ölüme... Çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğdi. Çünkü bu ölümün bir üst versiyonudur. Yani çarmıh üzerinde ölmek demek üstün başın olmadan, çarmıh üzerinde ölmek demek ahşarlanmak demek. [00:22:08] Speaker A: Lanetlenmiş biri olan. [00:22:09] Speaker B: Tabii ki tabii. Galtiyalılar onu söylüyor ki ağacı aslan lanetli de diye söylüyor. Yani İsa Mesih o laneti bizim lanetimizi kendi üstüne alıyor. Bu utançtır. Yani bazen düşünüyorum mesela Buradan yürüdüğümde işte taşlandığımı, bir şey olduğumu yani acaba düşünüyorum mu? Burada kendi kendime düşünüyorum. Ben gururumu ne yapacağım? Gururumu düşünürüm o anda. Şimdi beni görenler ne diyecekler acaba? Ne düşünecekler? İsa Mesih bunu yaptı. Yani haçını aldı. Yarı çıplak bir şekilde yolu yürüdü ve en sonunda o haça gitti. Demedi ağacı öğrenciler ne düşünecekler? Bununla sevindi hatta. Yani o yüzden bu gerçekten de bu durum yani o alçak yönlülüğü çarmıh üzerinde ölüme bile giden alçak yönlülüğü bize büyük bir emsaldir. Önderlik anlayışında. [00:22:53] Speaker A: Çarmıh'ın ilkten ardından sıra gel sözü. Can Mahi gelinmeden önce söyledi İsa Mesih. Yani bir öğrencilerini hazırlıyordu. [00:22:59] Speaker B: Tabii tabii. [00:23:01] Speaker A: Ama işte duymak ve anlamak, onu anlamak ve içselleştirmek kolay bir şey değildir. Dediği gibi sonradan yapıyorlar. Çünkü sonuçta o çarmıha bakıp sevdikleri Rablerini, terk ettikleri korkularından dolayı terk ettikleri Rablerini çarmıha lanetlenmiş biri olarak gördüler. Bu yürek tutulmanı düşünsene. Biz kral olacağız, biz şunu yapacağız. Yuhanna, Yakup falan yapmışlar. Kim sağda, kim solda. Günün sonunda İsa misli çarmıhta asılı ve gömüyorsun Rabbini. Ve onun yarattığı ağırlığı tahmin bile edemem. Ama işte beklentilerden doğuyor. Biz de kiliseye geldiğimizde bu beklentilerle ben pastor olacağım. Özellikle Ahmet abinin burada yıllardır verdiği bir emek var. Ve isterseniz onu örnek almak. Antalya'yı gezin. Mesela Ramazan abi var. Onunla birlikte örnek alıyorsun. [00:23:48] Speaker B: Aynen öyle. [00:23:49] Speaker A: Sanki onun gibi olma isteği doyuyor. [00:23:52] Speaker B: Aynen öyle. [00:23:53] Speaker A: Fakat bizim amacımız Ahmet abiye de Ramazan abiye olma olmak değil, isamesi gibi olmak. [00:23:56] Speaker B: Kesinlikle. [00:23:57] Speaker A: Bizim çok daha büyük bir önderimiz var. Kesinlikle. Onu yansıtmak, onu yansıtırken Ahmet abiye benzeriz, Ramazan abiye benzeriz. [00:24:03] Speaker B: Aynen öyle. [00:24:03] Speaker A: Ama onu yansıtmak bizim asıl amacımız. [00:24:06] Speaker B: Tabii, tabii. [00:24:07] Speaker A: O zaman son bir soru sorayım. Böyle kapatalım. Yeni önder oldun. [00:24:10] Speaker B: Bir yıldır. [00:24:11] Speaker A: Nasıl gidiyor? [00:24:12] Speaker B: Ya çok iyi gidiyor hamdolsun yani dediğim gibi gerçekten de bu kilisenin halkına önderlik yaptığım, bu kilisenin halkına hizmet etme gerçekten benim için büyük bir onurdur. Hepsi benim çocukluğumu biliyorlar. Ben bu kiliseye gelince 17 yaşındaydım. Çok yaramazlıklar yaptım, çok yanlışlar yaptım. Disiplin altına alınacak kadar yanlışlıklar yaptım bu kilisede. Ama hamdolsun ki gerçekten buradaki önderler de, buradaki kardeşler de sevgisini de üzerimizde hiç eksik etmediler. O zaman bu sevgi ya da bu merhamet diyelim, bu lütuf bugün buralara getirdi. Yani onların gerçekten o sabrı, o merhameti, o lütuf olmamış olsaydı gerçekten de çoğulları olurdu. Yani Kerem diyor ya, diyor ki onlara servet edeyim ki inilerek de işlerini inilerek yapmasınlar. Gerçekten de öyledir. Yani hiçbir zaman yani geç daha bir yıl oldu. Öncesinde hep böyle yani elimizden geleni yapmaya çalışıyorduk. Ama bu kilisenin halkı gerçekten de kendisine hizmet eden kişileri her zaman onurlandırdı. O yüzden de bu konuda gerçekten de onlara da minnettarız. Yani hiçbir zaman o şey olmaz. Tabii ileride ne olur Rabbilir. Yani bilmiyorum. 10 yıl sonra ne olacak bilmiyorum. [00:25:23] Speaker A: Kesinlikle. [00:25:24] Speaker B: Ama Yani bildiğin bir şey var konuştuğumuz gibi birincisi, kilisedeki her bir kardeşe baktığımızda hep onu düşünmeye çalışıyorum. Diyorum ki, Bu kardeş için Mesih canını verdi. Eğer Mesih Ulu'nu bir kenara bırakıp bu kardeş için canını verdiyse, o zaman benim de o değerden ona hizmet etmem gerekiyor. Onunla eğilmem gerekiyor. Yani o gerçekten bizim için önemlidir. Hep de öyle dua ediyorum. Diyorum ki, Rab bu düşünce ayrılmasın yüreğimden. Umarım da o şekilde de olur. Biz geçenlerde 6-7 ay kadar burada yoktuk. O zaman gerçekten buraya karşı bir özlem vardı yüreğimizde. Kiliseye de kardeşlere de. Gerçekten de bir özlem vardı. Çünkü burada doğup büyüdük. Yani ben bu kiliseye geldiğimde 17 yaşında toy bir gençtim. Çok yanlışlar yaptım ama hani bir kendi evinin içerisinde kendi evine, kendi halkına hizmet etmek kadar büyük bir onur yoktur bence. O yüzden de buna seviniyorum. Yani her sabah uyanıp bu kiliseye gelmek gerçekten benim için Büyük bir bereketi, büyük bir lütuftur Rab'den. Her zaman da adım attığımdan içeriye öyle seviniyorum. Bu kiliste kaldım yani iki yıl, bu kilisenin içinde yaşadım. Ve gerçekten de bu kilise benim için bir ev gibidir. Yani sığınabileceğim bir ev gibidir. Kilisenin halkı da aynı şekilde öyledir. [00:26:44] Speaker A: Doğru, doğru. Rab'bin kilisesi senin gibi bir sığınaktır insanlar için. [00:26:48] Speaker B: Kesinlikle öyle. [00:26:49] Speaker A: Benim önder oluşum bir daha altı ay. Yedinci ayımıza daha yeni yeni giriyoruz. Yeni, biraz geriden geliyorum ama Rabbim ki sizin dediğiniz gibi onun sözünü paylaşmak büyük bir onur ama aynı zamanda insanı bir durduruyor. kendi sözünü değil, Rabbin sözünü paylaşıyorsun. Onun getirdiği bir ağırlık var, bir iyi bir yük var. Her yük kötü değildir, yük güzel bir şeydir aslında. Onu taşımak da çok değerli. Rabb'i ücret olsun böyle bir fırsatı, böyle bir çareyi bizlere verdiğin için. Rabb yönlendirsin hepimizi. Son olarak o zaman, son soru dedim ama bir son soru daha sorayım. Yeni önder olma yolunda ilerleyen ya da yüreğinde bu çareyi isteyen kardeşlere bir iki tavsiye versen, bir iki bir bilgelik paylaşsan, ne dersin? [00:27:33] Speaker B: Yani bence hedefteki şey, Önder olmak olmasın, hedefteki şey hizmet etmek ve Rab'bin adı meclisi sunmak. Bu hedef olursa Rab gereken her şeyi yapıyor, kapıları açıyor. Ama eğer ki önder olmak için bir şeyler yapılıyorsa, önder olduktan sonra daha kötü oluyor maalesef. O zaman kilise yerle bir oluyor. Ama temel hedefteki şey önder olmak değil, isim almak değil. Temeldeki şey hizmet etmekse, Rab'bin adını yüceltmekse o zaman Rab onu da bereketliyor. Tavsiyem o olur. Yani kiliseye, kilisede olmak, hizmet etmek yani bu bir yere ulaşmak için evet bir amaç değil yani bir yere ulaşmak için bunu yapmayın. Gerçekten hizmetmek için hani bu olsun. O zaman Rab devamını sağlıyor. Yani yine söyleyeyim hani dediğim gibi hani çok çok iyi yönderler vardır Türkiye'de. Gerçekten de hani saygı benim çok çok saygı duyduğum her zaman böyle ne zaman sıkışsam böyle aradığım abi böyle bir şey oldu ne yapalım dediğim Ahmet abi de aynı şekilde öyledir. O açıdan bizim için gerçekten büyük berekettir. Yani hep böyle onların elini hissetmek önemlidir ve saygı duymak önemli. Yani bence bir önderin en büyük iteli o olması lazım. Önder, ahte vefa göstermesi gerekiyor. Yani kendisinden önce onu yetiştiren, onu bir yere getiren kişiler gerçekten de saygı duyması lazım. Değer vermesi lazım. Sadece kendisi yetiştiren değil ki, senin içerisindeki büyükler için de aynı. Timoteus diyor ya, genç kızlara kardeşinmiş gibi, yaşlılara annenmiş gibi. O şekilde onlara saygı duymak gerekiyor. Ve onların hikmetlerinden de her zaman yararlanmak gerekiyor. O şekilde düşünmek gerekiyor. Yani ben ondan çok korkuyorum. Son zamanda sanki Türkiye biraz o noktaya doğru gidiyor. Önder olmak, pastor olmak çok kolaylaştı aslında. Hemen kişi ben pastor oldum deyip işte her şey değişiyor, farklılaşıyor. Ama yani bu isim, bu isim bir ağırlığı var. Mesih diyor ki, nasıl canını verdiysem siz de onlar için canınızı verin. Yani bu, bu ismi almak demek Artık kaftanını giyip ölüme hazır olmak demektir. Hem ruhsuz anlamda acı çekerek Rabbin halkı için hem de aynı zamanda da Mesih'e hesap vererek. Çünkü Rabbin öne gittiğinde hesap soracak her bir can için. O yüzden bunu düşünmek gerekiyor. Yani önder olmak kolaydır. Çok kolaydır. Yani hemen güzel 3-5 kutsal kitap laflarını söylersin her şey güzel gider. 1-2 yılda kişi önder olabilir. Ama o önder olmak demek Mesih'i yansıtmak demek olmuyor maalesef. O yüzden O'nun arkasından gidip O'nun ayak hızlarını, O'nun yaptığını takip etmek gerekiyor. [00:30:18] Speaker A: Bu dünya, kilise bu dünyanın gözüyle birilerini lider olarak, önder olarak hatırlatır. [00:30:22] Speaker B: Aynen öyle. [00:30:22] Speaker A: Bu hiç kimseyi önder yapmaz. [00:30:24] Speaker B: Tabii ki. [00:30:24] Speaker A: Rabbin sözü önemlidir. [00:30:26] Speaker B: Kesinlikle. [00:30:26] Speaker A: Rabbin çağrısı önemlidir. Ve senin dediğin gibi bir sürece dahil olmak. kendini alçaltmak, senden önce gelenlere saygı duyarak, aile birliğini koruyarak, ayrılarak değil de birlik içinde hareket ederek bunu yapmak alçak yönlülük gerektirir. Ama doğrusu da odur. İlla bir şey olmak için olmak değil. [00:30:46] Speaker B: Yani bir son tavsiyem şu olur. Yani bunu gerçekten yüreğinde avcı ödenen kardeşler 1-2 Timoteus ve Titus'u çok iyi anlaması lazım. Bir diğer şey ise bence Yuhanna'yı böyle bir baştan başlayıp okuyup ama okurken odaklanacağı şey Mesih'le babası arasındaki ilişki nasıldı? Yani Yuhanna bu çok derinden veriyor gerçekten de. Yani çok derin bir kitap ve Mesih'le babası arasındaki ilişkiye bakınca o zaman aslında işin open odasını çözmeye başlıyoruz. Çünkü oradan geliyor her şey. Babayla ilişki varsa o zaman gidiyor. Yani dike ilişki güçlüyse yata ilişki güçlü oluyor. Ekstra bir çaba sarf etmek gerekmiyor. O yüzden bir tavsiyem o olur. Yani Yuhanna'yı böyle birinci bölümden başlayıp üzerine üstlederek mesele o bu arası nasıl bir ilişki vardı. Yani onu düşünerek o şekilde de Rabb'le aramızdaki ilişkiyi güçlendirmek gerekir. [00:31:40] Speaker A: Ağzına sağlık. [00:31:42] Speaker B: Rabb bereketlesin. [00:31:43] Speaker A: Amin, amin. Türkiye Kilisesi'ni bereketlesin. Kardeşler, çok teşekkürler bizlere eşlik ettiğiniz için. Sorularınız, düşünceleriniz varsa bize yazın. Alt tarafta zaten mesajlarda da, yorumlarda da bilirsiniz. Çok seviniriz. Videoyu beğenirsiniz ve kanalımıza abone olursanız çok iyi olur. Aynı zamanda Diyarbakır Protestan Kilisesi'nin kendi YouTube kanalı var ve her pazar canlı yayınla paylaşıyorlar tapınma vaatlerini. [00:32:06] Speaker B: İsim Diyarbakır Kilisesi diye geçiyor. [00:32:07] Speaker A: Diyarbakır Kilisesi. [00:32:08] Speaker B: Aynen o şekilde geçiyor. [00:32:09] Speaker A: YouTube'da öyle derler. [00:32:09] Speaker B: Instagram'da hepsini öyle geçiyor. [00:32:11] Speaker A: Çok iyi. Aynı zamanda diğer sosyal medya hesapları da mevcut zaten. Takip ederseniz oradan da sorularınızı sorabilirsiniz. Kendinize iyi bakın, esen kalın.

Other Episodes

Episode 62

December 13, 2025 00:27:13
Episode Cover

Noel Pagan Geleneği Mi? Yoksa Derin Bir Anlam Mı Taşıyor?

Noel bir pagan geleneği mi, yoksa İsa Mesih'in doğumunun kutlandığı kutsal bir bayram mı? "Özgürce Podcast"in bu özel bölümünde, bu sorunun cevabını tarihi ve...

Listen

Episode 18

February 22, 2025 00:52:36
Episode Cover

Sizden Gelen Yorumlar - Berberi Korsanlar, Barnabas İncili ve Nikolas Kopernik | Özgürce Podcast

Bu bölümde Özgürce podcast'inin sunucusu Özgür Jerdan ve konuğu Emre Uflazoğlu sizden gelen yorumlara yanıt veriyor. Barnabas İncili, Kutsal Kitap, Hristiyanlık ve ünlü astronom...

Listen

Episode 17

February 15, 2025 00:58:09
Episode Cover

Molla'nın Yanından Tapınma Önderliğine - Eren Atik ile Özgürce Sohbet

Eren Atik’in hayatına dokunan samimi bir sohbetle tanışmaya hazır mısınız? Özgürce Podcast'in bu bölümünde, "Molla'nın Yanından Tapınma Önderliğine" başlığı altında, Eren’in Alevi ve Şii...

Listen