Episode Transcript
[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar merhaba. Özgürce'ye hoş geldiniz bugün. Özgürce'de çok özel bir bölüm. Türkiye Protestan Kiliseleri Birliği Başkanı Ramazan Arkanı'na birlikteyiz. Ve son zamanlarda Hristiyanlık, özellikle papanın ziyaretinden sonra inancımız hakkında söylenen, uzun yıllardır söylenen o söylemlere cevap vermek istiyoruz ve bu konu hakkında düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz. Bununla direkt Ramazan Arkanı'ndan dinleyeceğiz. Hoş geldin hocam.
[00:00:24] Speaker B: Hoş bulduk.
[00:00:25] Speaker A: Hocam seni böyle çağırdık ama bu biraz daha özel bir durum ve seninle de öncesinde konuşurken bunu nasıl anlatalım? Çünkü amacımız burada bir cevap vermekten daha çok netlik kazandırmak. Söylenen sözlerin ne denmeye çalışılıyor? İnancımız hakkında, kişiliğimiz, karakterimiz hakkında ve hatta Türkiye'de yaşayan insanların bize bulan bakışı ne olmalı? Bir nevi o yönlendiriliyor. Bu konuda genel düşünceni alayım. Öncelikle papanın ziyaretinden başlayarak nasıldı bir protestan olarak Katolik Ortodox Kiliselerin bu birliğini görmek, nasıl bir tepki uyandırırız sende? Aynı şekilde sonra da söylemlerin detaylarına gireriz.
[00:01:06] Speaker B: Ya bu son zamanlarda özellikle Papa'nın ziyaretinden sonra medyaya baktığım zaman gerçekten şok oluyorum. Yani çünkü özellikle bu ziyaret öyle bir yankı uyandırdı ki yani herkesin bu konuda söylediği bir şeyler var.
Yani komplo teorilerinden işte gizli mesajlara veya ne bileyim işte farklı farklı birçok noktalara çekilerek herkes kendi grubunun bulunduğu noktaya çekerek farklı farklı mesajlar üretmeye çalışıyor.
Ve tabii ki bunu yaparken birçok aslında toplumda yaralar açıyor benim inancıma göre. Bunu görmek gerçekten çok üzücü bir şey. O yüzden ben burada yani ne Katoliklerin ne de Ortodoksların bir sözcüsü olarak ya da onları savunmak için gelmedim. Yani ben burada Katoliklerin ve Ortodoksların savunucusu olarak bulunmuyorum. Yani onların kendi grupları içerisinde bu açıklamalara nasıl yorumlar getirdiği onları ilgilendirir ve bu ziyaret daha çok onlarla ilgili bir ziyarettir. Ama diğer bir taraftan yani bu ziyaretler yapılırken ya da bu papanın ziyaretiyle Hristiyanlığı genel olarak tanımlayan ve genel olarak Hristiyanlığa yönelik bazı sözler var. Ve bu tabii ki bizi de için içine dahil ettiği için yani bazı düşünceleri ifade etmenin yararlı olacağını düşünüyorum.
[00:02:32] Speaker A: Bir yandan sevindik o ziyaretle çünkü Hristiyanlık gelmeden önce başladı zaten de geldiği zaman ve sonrasında iki hafta boyunca yaklaşık konuşuldu, tartışıldı. Elbette hiçbirinde bir hıristiyan bulunmadı bu tartışmaların da. Tartışıldı ekranlarda. İnsanlar düşüncelerini paylaştı. Neden geliyor? Amaçlar nelerdir? Biz bir anlamda pozitif karşıladık çünkü Güzel bir şey. Yani insanlar televizyon ekranlarından gördüler. Birbirine çok yakın olmayan Ortodoks ve Katolik'in bir anda böyle daha yakınlaşması sevindirici elbette. Bir Hristiyan olarak bunun için seviniyorum. Fakat dediğim gibi de o kadar söylenler oldu ki ama sadece bir gruptan değil, politikacısı da bunu yaptı, profesörü de yaptı.
[00:03:12] Speaker B: Ya da profesör Din adamları da yaptı.
[00:03:14] Speaker A: Profesör denen kişiler de bunu yaptı. Çünkü çok kaba, dataya bağlı olmayan, bilgiye bağlı olmayan söylemler ortaya atıldı. Ve seninle de konuşmak istedim. Senden, dediğim gibi yine bir Tekin başkanı olarak senden duymak istedim. Bu söylemler hakkında senin genel düşüncen ne? Ve nasıl etkiler yaratıyor? Mesela o ünlü söz. Müslüman mahallesinde salyangoz satmak. Varlığımız, ağzımızdan çıkan bir söz, bir kilise açmak, Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktır deniyor. Bu sözleri duyunca mesela ne hissediyorsun?
[00:03:44] Speaker B: Ya insan üzülüyor gerçekten bu sözleri duyunca. Özellikle bir siyasetçinin anayasayı savunan ve insanların dinine, diline, ırkına bakmadan Türk vatandaşı her bir kişinin hakkını savunmak için mecliste bulunan birinin ve gerçekten Türk siyasetinde yani ciddi rol oynayan birinin böyle açıklamalar yapması gerçekten ben bunu talihsiz bir açıklama olarak görüyorum. Bu açıklamayı ben de dinledim. Yani bu açıklamaya baktığım zaman Sayın Devlet Bahçeli özellikle bu açıklamada ilk önce papanın ziyaretinin ve yapılan ayinin aslında bir şova benzetiyor orada. Yani bu açıdan bence biraz yanlış bir tanım çünkü bir inancın yaptığı kutsal bir ayinin veya ibadetin bir şova benzetilmesi yani bu hoş bir şey değil. Yani orada insanlar şov yapmadılar.
Orada insanlar yani bir izin alarak aynı zamanda bir ayin gerçekleştirdiler. Kendi inançlarını bir şekilde ifade ettiler ve bir ibadet gerçekleştirdiler ve bu ibadete bir şov yakıştırması yapmak aslında çok bana göre talihsiz bir açıklama. Ve ardından da söylediği sözler bana göre biraz çelişki, kendi içinde de çelişki oluşturan sözler. Çünkü orada baktığım zaman söylediği sözlerden bir tanesi, işte biz Türkiye Cumhuriyeti'nde bütün inançlara ve vicdan hürriyetine saygımız vardır ve bunlara karşı da değiliz diyor.
Ama hemen ardındaki cümlede ama diyor Müslüman mahallesinde de salyango sattırmayız. Yani ilk cümlede yani bütün inançları kabul ettiğinizi ve saygı duyduğunuzu söylüyorsunuz. Hemen ardından kurduğunuz cümlede de o saygı duyduğunuz dediğiniz inancın temellerini, değerlerini salyangoza benzetiyorsunuz. Ve bu gerçekten çok bana göre çirkin bir açıklama.
Yani çünkü biz hiçbir zaman salyangoz satmıyoruz ve Hristiyan inancı da Hristiyan inancının inandığı kitap da bir salyangoz değildir.
Yani bu kutsal bir değerdir ve insanlar kendi kutsal değerlerine başka birileri böyle bir açıklama yapsalar ne hissederler? Yani dolayısıyla bizde kendi kutsal değerlerimize böyle bir açıklama yapılması yani bizi hoşnut eden bir şey değil ve gerçekten bana göre çok talihsiz bir açıklama.
[00:06:28] Speaker A: Buradaki o Müslüman mahallesinde salyangoz satmak, salyangozu direkt dediğimiz gibi bizler neyi paylaşıyoruz? İsa Mesih'in müjdesini. Onların da Hz. İsa diye adlandırdığı kişinin öğretilerini paylaşıyoruz. Paylaşıma salyangoz diyerek aslında pis, kötü, kirli diyerek kendi inancında bir nevi tehlike yapmış oluyorsun. Yani İsa Mesih'i ne öğretti? Bizim gidip de bir şey yaptığımız yok. Bir anlamda hatta ülkede son 100 yılda açılan bir tane kilise var. kabul edilen, devlet tarafından, devletimiz tarafından kabul edilen bir tane kilise var.
Nerede Salyongos? Kiliseler daha fazla kapandı. Binlerce kiliseden şu an geldiğimiz nokta ortada. Salyongos satıyorsak da satamıyoruz aslında.
Ama yine tepki görüyoruz. Fakat bir yandan da Avrupa'ya, Amerika'ya baktığımızda cami sayıları inanılmaz derecede artmış durumda.
[00:07:17] Speaker B: Ve gerçekten ben bu konuda biraz araştırma yaptım. Yani bu araştırmaya göre özellikle baktığımız zaman bugün Avrupa'nın birçok ülkesine baktığımızda yani Avrupa'nın birçok ülkesinde bugün festivaller düzenleniyor. Müslümanlar orada ibadet toplu ibadetler yapıyorlar ve bunu izin alarak yapıyorlar ve aynı zamanda bu ibadetlerini gerçekleştirebilmeleri için özgür bir şekilde yerel hükümetler güvenlik aynı zamanda sağlıyor onlara, izin veriyorlar ve gerçekten çok büyük kutlamalar yapıyorlar. Yani bugün Almanya'da 2750'yi aşkın cami var yasal olarak yani kayıtlarda ve Fransa'ya baktığınız zaman 2600'den fazla cami bulunmakta.
Hollanda, İngiltere, Belçika büyük İslam merkezleri bulunmakta buralarda ve insanlar özellikle özel zamanlarda Yani Kurban Bayramı gibi, Ramazan Bayramı gibi zamanlarda büyük festivaller düzenleyerek ve büyük ibadetler düzenleyerek yani kutlamalar yapıyorlar. Ve Birmingham'de mesela, İngiltere'de 20 bin kişinin katıldığı bir kurban bayramı namazı kılınıyor.
Yani ve bu ülkeler bu şeylere izin verirken yani onları bir tehdit unsuru olarak görmüyorlar. Aslında bir zenginlik olarak görüyorlar ve bir hoşgörü olarak görüyorlar, bir saygı olarak görüyorlar ve sonuçta onların ülkelerinde yaşayan başka inançlara inanan insanlar.
Yani ve onların ibadetlerini bir şova benzetmiyor, bir propagandaya benzetmiyor ya da onların arkasında, altında yani farklı bir mesaj aramıyor ve bu insanlara aslında bu olanaklar sağlanıyor.
Neden? Çünkü o ülkenin vatandaşları.
[00:09:15] Speaker A: Orada da bir parantez açayım ama yani hem o ülkenin vatandaşları ama sadece onlar için de yapmıyor.
Ülke dışarıdan gelen, insanlar için de aynı tepkiyi gösteriyor ve onların cami açmasına izin veriyor. Hatta onların görüşündeki dış ülkelerin, diğer ülkelerin cami yapmasına izin veriyor. Mesela Almanya'daki Köln Merkez Camii, Mesut Özil'in de açıkladığı o cami olayı mesela. Köln'de merkez cami var. Bizim diyanetin desteğiyle yapılmış bir cami.
[00:09:42] Speaker B: Ve Avrupa'nın en büyük camisi.
[00:09:45] Speaker A: En büyük camisi.
Koskoca fotoğrafları her yerde yayılarak açıldı.
Bu şey değil, salyangoz satmak değil. Biz kiliselerimizde 30-40 kişi, 50 kişi, 100 kişi bir araya gelince salyangoz satmak. Biz biraz görünür olunca, özellikle bir tarihi olay üstünden. İznik'e gitmesi sanki şey değil ki yani her yıl geliyordu. Üç ayda bir burada değil. 1700 yılının anısına yapılan bir ayin var. Ortodoks ve Katolikler bir araya gelmiş. Uzun bir aradan sonra ve bunu Salyangoz adı vermek yani biraz ikiyüzlük oluyor. Yani orada biz yapabiliriz, burada siz yapamazsınız.
[00:10:22] Speaker B: Aynen.
Yani aslında bunu sadece... Bir şey daha ekleyeyim.
[00:10:26] Speaker A: Orada biz yaparsak ve siz karşı çıkarsanız İslamofobi... Biz burada yapınca ve siz karşı çıkınca o zaman Adana'yı bulun. Orada İslam hafıfı var, koskoca merkez camii açılıyor.
Burada şey yok, Hristiyanlara karşı bir saygısızlık yok ama bir tane kilise açılmış son yüzyılda.
[00:10:44] Speaker B: Ya bir de şey var aslında bunun sadece Papa'nın gelişiyle ve yapılan bu İznik'teki ayinle ya da arenadaki İstanbul'da arenada yapılan ayinle sınırlandırmamak lazım. Bu söylevler, bu açıklamalar aslında yeni açıklamalar değil. Ben yaklaşık 28 yıldır bu hizmetin içerisindeyim. ve 28 yıldır televizyonlarda sık sık medyada gerek siyasetçilerin, gerek aynı zamanda din adamlarının ve bazı toplumda lider diye tabir ettiğimiz insanların medyaya çıkarak, televizyonlara çıkarak insanlara bu sözleri söylediklerine defalarca şahit oldum. Yani bu sözler yeni sözler değil ve bu sözleri söylerken bu insanlar aslında bu sözlerin gerçek olmadığına da bence inanıyorlar, gerçek olmadığını da biliyorlar ama toplumu Yani istedikleri yöne yönlendirmek için ve kafalarındaki o algıyı toplumda yaratmak için bu söylevleri kullanıyorlar. Çünkü insanlar bunları duyduğu zaman özellikle Hristiyanlar hakkında ve Hristiyanlık hakkında çok ciddi bir önyargıya sahip oluyorlar. Ve Hristiyanları ve Hristiyanların yaptığı bunun gibi etkinlikleri bazen öylesine lanse ediyorlar ki toplum içerisinde.
Yani biz yaptığımız zaman bunları yani dış güçlerin oyunu işte şov, Müslüman mahallesinde salyangoz satmak ya da ne bileyim bunun gibi devletin altını oymaya çalışan bayrağında toprağında gözü olan insanlar olarak tabir ediliyoruz. Ama kendileri aynı şeyi yani Hristiyanların daha yoğun bir şekilde yaşadığı Avrupa ülkelerinde yaptıkları zaman bu iyi bir şey oluyor onlar için.
[00:12:46] Speaker A: Gurur duydukları.
[00:12:48] Speaker B: Evet gurur duydukları ve bundan da sık sık bahsettikleri işte bak Müslümanlar Avrupa'da şunu yapıyorlar, Müslümanlar Avrupa'da bir cami daha açtılar, Müslümanlar işte 20 bin kişilik bayram namazı kıldılar, Müslümanlar işte Belçika'da şunu yaptılar, İngiltere'de bunu yaptılar, Almanya'da bunu yaptılar. Bunu anlatırken övünerek ve gururlanarak anlatılıyor ama kendi ülkelerinde azınlık olan gruplar ya da başka inançlar aynı onların yaptığı şeyleri bu ülkede yapmaya başladığı zaman bu kötü bir şekilde algılanıyor. Bu aslında sadece inancı yaymakta ve duyurmakta değil. Başka alanlarda da böyle. Bakın ben buna deprem zamanında da çok tanık oldum. Geçmişte de çok tanık oldum. Yani gazetelere falan da bununla ilgili haberler çıktı ki bunu gösterebilirim. Yani birçok örnekleri var. Müslümanlar insanlara yardım yaptıkları zaman, erzak yardımı, giyim yardımı ya da bunun gibi birçok yardımlar yaptıkları zaman bu iyi bir eylem olarak ifade ediliyor ve hayır olarak ifade ediliyor ama aynısını biz yaptığımız zaman yani işte bak görüyor musunuz Hristiyanlar işte yardım yaparak insanları Hristiyanlaştırmaya çalışıyorlar Hristiyanlar işte yardım yaparak insanları şöyle yönlendiriyorlar böyle yönlendiriyorlar falan filan Yani toplumda artık öyle bir önyargı var ki Hristiyanlar olarak biz iyi bir şey yapamayız.
Biz ne yapıyorsak yani arkasında muhakkak kötü bir niyet var, kötü bir amaç var, gizli bir propaganda var ya da işte bu vatanın bütünlüğüne yönelik bölücü bir tehdit unsuru var.
Yani bu şekilde bir algı yaratılmak isteniliyor. Ve bundan dolayı da yani birçok insan gördüğünüz gibi medyada videolar çekerek tepkiler koyuyor. Bu bence çok tehlikeli.
Ülkemiz için bence çok tehlikeli çünkü ülkemizin içindeki bulunan bütün bu grupları ayrıştırıyorsun ve aynı zamanda insanların yüreklerine şüphe tohumları ekerek ya da nefret tohumları ekerek onları belki bireysel eylemlere yönlendirebilirsin ki geçmişte bunun birçok aslında tanıkları olduk. Örneğin Malatya olayı.
Hatırlarsan Malatya katliamından önce Yani medyada özellikle Hristiyanlar hakkında yayınlanan birçok olumsuz haberler vardı. Hemen hemen her gün birçok televizyon kanalı Hristiyanlar hakkında olumsuz birçok yayınlar yaptıkları için ne oldu sonunda? Bazı kişiler vatanı, milleti savunmak, ya da inancını savunmak ya da bizim gibi tehdidi ortadan kaldırmak için hemen bireysel bir eylem gerçekleştirdiler ve üç kardeşimizi katlettiler. Bunun gibi birçok aslında olaylar var Türkiye'de. O yüzden ben özellikle siyasetçilerin böyle açıklama yapmasını çok tehlikeli görüyorum ve bunu aslında üzülerek izliyorum. Çünkü bu gerçekten insanlarda çok ciddi bir önyargı oluşturuyor.
[00:16:17] Speaker A: Evet, bunu dediğimiz gibi sadece politikacılar değil, profesörler, akademisyenler de yapıyor. Bir tanesine tanık oldum Twitter'da, X'de paylaşım yaptığında.
930 yıl önce aynı gün, aynı yapıldığı gün Haçlı Seferleri ilan edilmiş. Diyor ki Kastan Ogun seçildi. Ve orada ne yarattı? O tarihlerin eşleşmesiyle bir şekilde. O olmasaydı, bir gün sonrası olsa belki başka bir olay oldu.
O onunla eşleşecekti. Ben de dalgasını geçtim. Evet, 9 artı 3 eşittir, 12, 12, 12, oymak filan. Yani bir şeye bağlamak için hazırsan bir eşleştirebilirsin. Yani, ha bak bunu şöyle yaptı.
Bin yıl önce yine aynısını yaptı bunlar.
Ve her şey bir, yani akademik bir şey yok. Geçmişi yok. Bir tane soru sormamış. Bir kere demiş, ya arkadaşlar siz niye bu tarihte yaptınız? Soru yok ama bilgi kesin. Bundan eminiz.
E sen ne yaptın şimdi bütün halkı da buna yönlendiriyorsun. Senin hangi akademik yönün kaldı ki? Akademiyle alakan yok senin.
Ve bu ne oluyor? Bütün halk bu sefer kahvehane ağzıyla politika, teoloji, ilahiyat hakkında konuşmaya başlıyor ve senin dediğin gibi, onlar yapmayacak elbette akademisyen ama yolda geçen bir insan böyle düşünmüyor. Diyor ki senin dediğin gibi ben sinirleniyor, bir şeye kızıyor, hayatında belki birkaç problem var geliyor o hıncını bizden çıkarıyor. Kiliselere tehditler artmaya başlıyor.
Bunun sorumluluğunu üstlenmeleri gerekiyor.
[00:17:35] Speaker B: Yani aslında bu tehditlerin ortaya çıkmasının altındaki nedenler bunlardır. Yani başka bir neden aramamak lazım. Nedenler bunlardır. Ve insanın yüreği eğer kirliyse, niyeti kötüyse yani dediğin gibi her şeyi birbirine bağlayacak bir yöntem bulur.
Yani bunun için profesör olmaya, bunun için din adamı olmaya gerek yok, siyasetçi olmaya gerek yok. Yeter ki yüreğiniz kirli olsun, niyetiniz kötü olsun, niyetinizi ön yargı oluşturmak, nefret tohumları ekmek ve insanları ayrıştırmaksa o zaman Her günü birbiriyle gün olayında olsun yer olayında olsun muhakkak bir şeyler bulursunuz. Mesela denildi ki işte özellikle İznik seçildi bu ayinin yapılması için. Çünkü Haçlı Seferleri oradan başlatıldığından dolayı İznik seçildi.
[00:18:34] Speaker A: İznik Osmanlı'nın ilk başkenti o nedenle seçildi.
[00:18:39] Speaker B: Şimdi ya neredeyse yapsın bu adam? 1700.
yıl dönümü kutlanılıyor ve bu olay tarihte İznik'te gerçekleşmiş.
Dolayısıyla bunu İznik'te yapacak. Ya bu Kayseri'de gerçekleşseydi? Yani adam bunu Kayseri'de yapacaktı. Ya da Sivas'ta gerçekleşseydi, Sivas'ta yapacaktı.
[00:19:01] Speaker A: Evet, evet. Ve şu an hocam, bunun da şakasını yapacağım da, dikkatli atmak istemiyorum. Kayseri'li dedin. Mesela Papa Leo Kayseri'li falan diye olay çıktı. Direkt diyecekler ki tek başkan açıklama yaptı. Papa Leo Kayseri'de ayin yapacak ya da memleketine dönüyor. Biz bu kadar yüzeysel bilgilerle, İlerleyen, ne yazık ki, ne yazık ki ilerleyen bir durumdayız. Bir haber çıkıyor, adam bilmesi önemli değil. Onu birbirine bağdaştırıyor, hemen açıklıyor ve sonunda söylüyor. Bazılarınızdan, iyi yürekli, iyi niyetli olanlar, ya emin değilim ama. Ama 10 tane spekülasyon, 10 tane teori attın ortaya, en son duyuyorsun emin değilim. Onun ne işe kalıyor? Emin değilsen niye anlatıyorsun ya da emin olmadığını neden başına söylemezsin? Bu söylemler ne yazık ki kiliselerimize eminim yakın zamanda insanlar gelip yine bizim yüzümüze söyleyecek bu aynısını. Ya neden böyle yapıyorsunuz? Bak böyle açıklamalar yapıldı.
Yavaş yavaş o halkın arasına indikçe bizim kiliselerimize gelecek.
[00:19:55] Speaker B: Ya gerçekten yani ben özellikle şu papanın ziyaretinden sonra Yani o kadar çok insanla yani bu konuda muhatap olmak zorunda kaldım ki insanlar bize birçok sorular soruyorlar. Çünkü şu var, Papa olsun ya da Ortodoks lideri olsun fark etmiyor. Yani kim bu ülkede ne yaparsa yapsın, Hristiyanların hepsini aynı kefeye koydukları için. Anlatabiliyor muyum? Çünkü bizim insanlarımızda yani böyle bir ayrım yok.
Ya bu gruplar farklı, katolikler farklı, ortodokslar farklı, protestanlar farklı ya da bak bunu bunlar yapmış, o bunları ilgilendirmez, böyle bir ayrım kavramı yok.
Dolayısıyla herhangi bir Hristiyan bu ülkede bir şey yaptığı zaman Bütün bu genelleme yapılarak bütün Hristiyanlara mal ediliyor ve dolayısıyla da bize karşı da biz protestan olmamıza rağmen bize karşı da birçok sorular geliyor ya da işte insanlar tepkiler gösteriyorlar. Ondan dolayı yani buna dikkat etmek lazım çünkü bu sadece belirli bir gruba değil. Ve dediğin gibi herkes bir açıklama yapıyor ve açıklaması birçok muhtelif şeylere dayanıyor. Yani tarihsel kanıtlara dayanmadan yani insanlar birçok açıklamalar yapıyorlar. Geçenlerde yine bir Instagram'da video izledim. Cübbeli Ahmet Hoca verdiği bir vaazda ya da öğretide cemaatindeki insanlara İznik Konsülü'nü anlatıyor.
İznik Konsülü'nde işte bütün rahipler bir araya gelmişler. İşte İncil'i değiştirmişler ve o konsülde iki tane rahip aslında onlar Müslüman olmuşlar. Daha doğrusu onlar doğru rahiplermiş. O dönemde İsa'nın gönderdiği vahiyye gerçekten inanan insanlarmış. Ve bu insanlar, bu iki rahip işte ne yapmış? Orada itiraz ettikleri için İznik Konsönü'nde İncil'in değiştirilmesine itiraz ettikleri için işte o kişiler tarafından hatta orada verdiği rakam 70 kişi.
Ve aslında İznik Konsülü'ne baktığın zaman yaklaşık 300 kişilik, 300-400 kişilik bir katılım var. Ama orada Cübbeli Ahmet Efendi'nin söylediği rakam 70-80 kişi ve o 70-80 kişinin içerisinde iki tane rahip İncil'in değiştirilmesine karşı gelmiş.
İşte diğer rahipler de ya bu adam bizim sırrımızı ele verecek. Bak biz burada İncil'i değiştiriyoruz. Bu sırrı ele verecek. hemen bunları öldürelim, öldürmüşler onları ve onları kilisenin içine gömmüşler.
Ve Cübbeli Ahmet Efendi'nin liderlerinden biri, kendi cemaatinin işte liderlerinden birisi de İznik'e onlarla birlikte gittiği zaman İşte orada ona vahiy gelmiş ve işte oradaki öldürülen rahiplerin mezarının orada olduğu ortaya çıkmış. İşte kazı sonucu o mezarlar, o iki rahibin mezarı ortaya çıkmış.
Ya o kadar hayal ürünü ve gerçeklere dayanmayan, tarihsel kanıtlara dayanmayan insanlar ortaya bilgiler atıyorlar ki Yani bunun amacı çok net ve belli.
Cübbeli Ahmet Efendi de biliyor ki İznik konseyinde yani bu olay gerçekleşmedi.
İznik konseyinde iki tane rahip çıkıp da biz İncil'in değiştirilmesine izin vermeyiz diye bir şey söylemedi ya da öldürülmedi. O biliyor bunları ama böyle hurafeler yaratarak açıklamalar getirerek işte cemaatindeki insanları ve Türk toplumunu onu takip eden kişileri yanlış yönlendirerek ve bir ön yargı oluşturarak onların kafasında Hristiyanlıktan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Yani aslında ne kadar acınacak bir durum değil mi?
Yani sen insanlara kendi inancını doğru bir şekilde anlatarak onları etkilemek ve onları eğitmek yerine bunu yapamadığın için Ne yapıyorsun? Diğer inançları yani karalayarak insanlar hani bizden ayrılırsa oralara da gitmesinler. Hristiyanlığı insanların kafasında öcüleştirelim ki, kötüleyelim ki insanlar oraya adım atmasınlar. Bir önyargı oluşsun ve böylelikle Hristiyanlaştırmaktan insanları bu şekilde kullanarak uygulamaya çalışıyorlar.
[00:24:39] Speaker A: Ne yazık ki çok yapılan. Sadece o yapmıyor, çoğu hepsi farklı hikayeler uydurarak yapıyor ve ona karşı çıkılmıyor. Çünkü sonuçta bir dini otorite, herkes, çoğu insanın gözünde.
[00:24:49] Speaker B: Ya bak mesela burada bunu da söylemek de gerekiyor. İznik konseyiyle ilgili siz zaten bir program yaptınız. Bununla ilgili gerçekten... Doğru.
[00:24:58] Speaker A: Mark Madrigal ile yaptık.
[00:24:59] Speaker B: Tabii.
Banu ile yaptınız. Mark Madrigal ile yaptınız ve birçok yani bu yayınları gösterdiniz.
Bu yayınlara katılan bu arkadaşlar ne yaptılar? İznik konseyinde olan olayları bak tarihi belgelerle açıkladılar değil mi? Hem ruhsal hem de tarihi belgelerle açıkladılar. Hem Hristiyan hem Hristiyan olmayan kanıtlarla ortaya koydular. Yani bir kanıt ortaya koydular. Yani İznik konseyinde Papazlar ya da rahipler İncil'i değiştirmek için bir araya gelmediler ki orada açıklanması gereken Hristiyanlığın temel doktrinleri aslında temel bir doktrin oluştu.
[00:25:43] Speaker A: Doğru, İsa Mesih'in kimliği.
[00:25:44] Speaker B: Doğru. Yani bu kavram bozukluğunu düzeltmek için o konsey oluştu orada.
ve ortaya çıkan tarihi belgeler de kanıtlar da zaten bunu gösteriyor. Yani ama işte bu konsil ne yapıldı? İşte Cübbeli Ahmet Efendi ve bunun gibi birçok kişi tarafından kullanılarak İşte İncil değiştirildi, papazlar bir araya geldiler, işte İncil'i değiştirmek için dört tane İncil seçtiler, hatta bunu masaya koydular, masayı salladılar, işte üstünde kalan dört tane İncil'i seçtiler. Bunun gibi yalan yanlış birçok hurafeler. Ya bunlar gerçekten acınacak aslında açıklamalar.
[00:26:27] Speaker A: Kesinlikle.
[00:26:27] Speaker B: Yani ben bunu mesela şey olarak görmüyorum, kültürlü ve bilgili, eğitimli bir kişinin yapacağı bir açıklama olarak görmüyorum.
[00:26:36] Speaker A: Ciddiye alınmaması gereken bir açıklama.
[00:26:37] Speaker B: Evet, ben ciddiye almıyorum gerçekten.
Ve birçok kişinin de ciddiye almadığını o videoların altında yazan yorumlara bakarak da görebiliyorum.
[00:26:47] Speaker A: Çok doğru. Hocam kapatırken de evet yanlışlardan bahsettik, etkilerden bahsettik hem dini hem politik açıklamalardan. Hocam son olarak da son birkaç dakikada da şuna değinmek istiyorum. Elbette çok negatif şeyler var ama pozitif olarak biz halkımızı nasıl yönlendirebiliriz, ne tavsiye edersin? O kişileri dinlemeyeceklerse ne yapmaları daha doğru olur? Hristiyanlık hakkında bilgi edinmeleri istiyorlarsa? Ya da gerçekten ne oldu akademik anlamda? Ve benzeri konularda düşüncelerini değiştirmek değil de geliştirmek için, sorgulamak için ne yapmaları gerekir? Çünkü çok zor. Haber kanallarına bakınca başka bir şey verilmiyor. Birkaç Müslüman bir araya geliyor, Hristiyanlığı tartışıyor. Birkaç politikacı bir araya geliyor, yine aynı söylemleri tekrarlıyor.
Değişen bir şey olmuyor.
[00:27:30] Speaker B: Yani İsa'nın çok harika bir sözü var İncil'de, diyor ki insanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın.
Yani aslında bu çok güzel bir prensip. Biz bize neler yapılmasını istemeyiz, biz bize neler söylenilmesinden rahatsız oluruz, aynısını bizler de başkalarına yapmayalım. Yani Avrupa'da baktığımız zaman insanlar bunları yaptığında nasıl gurur duyuyorsan veya övünüyorsan ve bununla seviniyorsan, E o zaman ülkendeki insanlar da bunu yaptığında yani bunu bu şekilde algılamamalısın. Çünkü bu aslında ülkeye zarar veren bir şey değildir. Türkiye'nin tarihi zenginliğini, kültürel zenginliğini uluslararası alanda duyurmaktır. Yani bunları aslında biz bir fırsat olarak görmeliyiz.
Ve aynı zamanda gerçekten biz anayasada buna inanıyorsak, anayasa gerçekten bizim anayasamızsa değil mi?
Anayasanın 24.
maddesi ne diyor? Herkes, bütün Türk vatandaşları din ve vicdan hürriyetine sahiptir. İstediği inanca inanabilir, ibadet edebilir ve inancını da duyurabilir.
Yani işte o zaman biz anayasayı, bize verilen hakkı kullanmaya başladığımızda Yani bu da Müslüman mahallesinde salyangoz satmak gibi benzetmelerle açıklanmasın.
[00:29:05] Speaker A: Evet.
[00:29:05] Speaker B: Yani çünkü sen bana bu hakkı vermişsin ve ben bu hakkımı kullanıyorum. Yasa dışı bir şey yapmıyorum. Tamam.
Yani bu ülkenin polisi var, askeri var, emniyet güçleri var.
[00:29:17] Speaker A: Evet.
[00:29:17] Speaker B: Eğer bu ülkenin bütünlüğüne zarar verecek herhangi bir eylem yapılıyorsa Ya o zaman gereken yapılsın.
Eğer öyle bir eylem girişimi varsa gereken yapılsın.
Ama insanlar Hristiyan oldukları için inançlarını başka insanlara duyurmaya başladıklarında da bu salyangoza benzetilmesin. Çünkü benim inancımın salyangoza benzetilmesi, ibadetimin şova benzetilmesi ve yaptığım ibadetin, eylemin de işte tehdit olarak görünmesi yani gerçekten beni tedirgin ediyor ve benim gibi birçok kişiyi tedirgin ediyor. O zaman biz haklarımızı nasıl yaşayacağız? Ya o zaman deyin ki ya Türkiye Cumhuriyeti olarak biz böyle bir hak vermiyoruz. Anayasadan biz bu hakkı çıkartıyoruz.
[00:30:15] Speaker A: Doğru.
[00:30:16] Speaker B: Sadece bu inanca inanan insanlar bunu duyurabilir, uygulayabilir. Böyle bir anayasaya madde koyarsanız o zaman biz de en azından nasıl bir ülkede yaşadığımızı bilerek ona göre hareket ederiz. Sen hem anayasada böyle bir hak veriyorsun, Daha sonra da o hakkı biz kullanmaya başladığımızda, uygulamaya başladığımızda yok bunu yapamazsın diyorsun. Yani bu adil değil. İnsanların kafasında da yani bir polemi yaratır. Ya ben ne yapmalıyım?
Gerçekten biz bunun stresini yaşıyoruz çoğu zaman. Özellikle bu dönemlerde, bak mesela Noel'e yaklaştığımız dönem, Biz eskiden caddelere çıkardık, parklarda böyle Noel korolarıyla stand açarak İncil dağıtırdık insanlara, inancımızı duyururduk ve güzel bir renk olurdu aslında Antalya'da, özellikle Paskalya ve Noel zamanlarında.
Ama şimdi bunları yapamıyoruz. Çünkü ne zaman yerel hükümetlere gidip bu konuda hani izin istesek işte farklı farklı birçok bahaneler kullanılarak işte ya işte şu an kritik bir dönem yani bu toplumda ciddi bir tepki yaratır, güvenliğinizi sağlayamayız ya da güvenlik endişesi uyandırır. O yüzden böyle bir şeyi yapamazsınız.
Biz yıllardır bak Yaklaşık 8 yıldır böyle bir şey artık yapamıyoruz. Böyle bir şey yapamıyoruz.
Ve bizim hakkımız elimizden alınıyor. Ve sadece bizim değil, Türkiye'deki yaşayan bütün azınlıklar aslında bu sorunları, problemi yaşıyorlar.
[00:32:05] Speaker A: Evet, evet. Ne yazık ki öyle. Dileriz daha adil, adaletin ya da kanunların uygulandığı bir sisteme doğru ilerleriz. Çünkü dediğin gibi sadece biz değil, biz belki birçok şey yaşadık, bir belli bir yaşa geldik ama genç kardeşlerimiz için de, çocuklarımız için de bu tehlike uyandırabilecek bir seviyeye gidebilir. Bunun için daha dikkatli, Söylenen söylemlerin, o sözlerin, açıklamaların daha dikkatli ve saygı çerçevesinde yapılması hepimiz için iyi olur.
Son olarak da ben bir araştırma yaptım bu salyangoz olayını. Dedim salyangoz olayı neden bizde bu kadar yani bütün Müslümanlarda var mı yok mu? Ekşisözlüğe girdiğimde orada şeyi gördüm. Fas'ta adamlar el arabasıyla satıyormuş salyangozu. Onda da bu Hanefi mezhebiyle Maliki mezhebinin arasındaki farktan dolayıymış. Yani onları da yiyebiliyorsun. Burada yani bu bütün Müslümanlar için de geçerli değilmiş. Yani Türkiye'deki Müslümanlara salyangoz satmakmış. Onu da öğrenmiş olduk. Buradan böyle bir şekilde bitirelim. Ağzına sağlık hocam. Çok teşekkür ederim. Arkadaşlar, bize eşlik ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Umarım daha fazla bilgi sahibi olmuşsunuzdur. Aynı şekilde düşüncelerinizi ve yorumlarınızı bekliyoruz. Paylaşın bizlerle, seve seve cevaplamak isteriz. Ve son olarak da beğendiyseniz videomuzu beğenmeyi, kanalımıza abone olmayı unutmayın. Kendinize iyi bakın, esen kalın.