Episode Transcript
[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar merhaba. Özgürce'ye hoş geldiniz. Bugün Ramazan Arkan hocamla birlikteyiz ve bugün Advent'in dördüncü haftası. Yani sevgiyi temsil eden dördüncü mum hakkında konuşacağız ve yarın kiliselerimizde bu mumu yakacağız. Ama öncesinde gelin birlikte bu kelimenin anlamını birinden öğrenelim ve aynı zamanda İsa Mesih'in soyuna bakalım.
Hoş geldin hocam.
[00:00:21] Speaker B: Hoş bulduk.
[00:00:22] Speaker A: Hocam bugün çok güzel bir konu. Aslında sevgi kelimesi Hristiyanlığın en temel kelimesinin bir tanesidir. Yani Tanrı'nın direk Tanrı sevgidir denen o ayetini de bildiğimiz için. Bu dördüncü mum neyi temsil ediyor? Bir ona bakalım Advent içinde bu ilerleyiş içinde. Geldik dördüncü haftaya. Neyi temsil ediyor? Ve sonrasında da bu İsa Mesih'in soyuna bakacağız elbette de ama bir Advent hakkında genel düşünceni alabilir miyim?
[00:00:46] Speaker B: Yani advent dönemi aslında benim en çok sevdiğim dönemlerden birisi. Çünkü kurtarıcımız olan Mesih İsa'nın beden alıp aramıza gelişini ve o dönemlerde neler olduğunu anımsamak için, hatırlamak için gerçekten çok güzel bir fırsat. Çünkü bunu hatırlamak aslında inancımızı daha da çok güçlendiren, teşvik eden ve Tanrı'nın bizim için yaptıklarını hatırlayarak ona daha çok şükür etmemizi sağlayan ve yönlendiren nedenlerden birisi.
Tabii ki şu ana kadar 3 hafta kutladık. Adventin 3 haftasını da kutladık. Bunların hepsinin de özel bir anlamı var.
Ve aslında hepsi de İsa'nın yeryüzüne gelişiyle getirdiği bereketleri bize ifade etmektedir ve bunlardan en üstün olanı da sevgi. Yani biliyorsun Korintler 13. bölümde diyor ki kalıcı olan üç şey vardır. İman, umut ve sevgi. Bunlardan en üstün olanı da sevgidir diyor. Sevgi gerçekten yani bugün dünyaya baktığımızda insanlığın en açlık duyduğu, en çok aradığı duygulardan birisi. Gerçekten bu çok önemli ve bunun da kaynağı Tanrı'nın kendisidir. Biraz önce senin de söylediğin ayette dediği gibi Yani inancımızın en temel öğretilerinden birisi. Tanrı sevgidir ve Tanrı'yı bu şekilde tanımlıyor Kursa Kitap. Ve bu sevgi sadece kelimede ifade edilen bir sevgi değil aslında eyleme dökülmüş olan bir sevgi.
ve o zaman hem Tanrı'nın seni seviyorum dediğini kutsal kitapta görebiliyorsun hem de bu sevgiyi nasıl ifade ettiğini eylemiyle yaptıklarıyla nasıl gösterdiğini görebiliyorsun ki İsa'nın aslında beden alıp yeryüzüne gelişi Tanrı'nın bize olan sevgisinin en büyük ispatıdır. Çünkü biliyorsun Yuhanna 3. bölümde diyor ki Tanrı dünyayı yani insanlığı o kadar çok sevdi ki biricik oğlunu verdi ta ki ona iman eden hiç kimse mahvolmasın ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun yani Tanrı'nın oğlu İsa Mesih'i beden alıp yeryüzüne göndermesinin temelinde yatan en önemli etken Tanrı'nın insanlığa olan sevgisi.
[00:03:09] Speaker A: Doğru. Yani onu harekete geçiren, onu tetikleyen şey insanların kötülüğü değil, insanların suçu değil, hatta kendisi belki kızgınlığı değil, tam tersine onun sevgisi. Bir reaksiyonel bir Davranış değil, proaktif bir davranış görüyoruz Tanrı'dan. Yani olan sevgisinden dolayı dünyayı yaratıyor, olan sevgisinden dolayı insanlığı yaratıyor ve olan sevgisinden dolayı bizi kendi başımızın çaresine bırakmıyor, İsa Mesih'i gönderiyor. Fakat bu sevgi kelimesi aynı zamanda çok üstün bir şey olduğunu nereden anlıyoruz? Çok çakma versiyonları var halk dilinde. Yani biz hatta hafif öncesinde de biraz futboldan bahsettik. Hatırlıyorum Amerika'ya gittiğimde üniversitedeki arkadaşlarıma Galatasaray maçlarını gösterdim. Orada tribünler bağırıyor, ''I love you, hadi!'' onu bağırıyorlar. Şimdi aklıma geldi, hani biz futbolcuya da ''I love you'' dedik, seviyoruz dedik, yemeğe de seviyoruz, her şeyi seviyoruz. Bir sevgi kelimesi o kadar bireysel, çoğu zaman bencel bir şey ki, Tanrı'nın da sevgisini öyle algılıyor. Yani her an tükenebilir. Her an o... Yani yeteri varsa yeter kardeşim deyip böyle bir bıkıp eline sopayla inebilecek bir varlık gibi düşünüyoruz. Ama Tanrı'nın sevgisi çok farklı bir sevgi. Bunu elbette bir kelime var Grekçe'de o agape sevgisi. Onu nasıl tanımlıyorsun? İnsanların nasıl açıklarsın bu agape sevgisini?
[00:04:27] Speaker B: Yani aslında kutsal kitaba baktığımızda agape sevgisi yani karşılıksız sevgi anlamına geliyor. Karşılıksız.
Yani gerçekten bugün baktığımızda insanlar birçok şeyi seviyorlar. Biraz önce senin ifade ettiğin gibi Hacı'yı I love you Hacı diye bağırmalarının sebebi stattaki insanların.
[00:04:47] Speaker A: Neden?
[00:04:48] Speaker B: Çünkü bir karşılık gördükleri için değil mi? Eğer Hacı o kadar iyi oynamasaydı, o golleri atmasaydı yine insanlar onu söyleyebilir miydi? ya da kötü bir futbolcu olsa insanlar yine onu söyleyebilir miydi?
Yani insanların sevgisi aslında karşılıklı bir sevgi. Yani bir şeye dayanan bir sevgi ve o dayandıkları şey de yok olunca o sevgi de yok oluyor ve Biraz önce söylediğim gibi bazen kelimeler, kullandığımız kelimeleri birçok şey için kullanmaya başladığımızda aslında o kelimelerin tanımı da zayıflamaya başlıyor ve o kelimelerin anlamı da zayıflamaya başlıyor. Sevgi kelimesini her şey için kullandığında Sanki dediğin gibi Tanrı'nın sevgisini de insan ne yapıyor? O şekilde algılamaya başlıyor, anlamaya başlıyor. Oysa ki kutsal kitaba baktığımız zaman Tanrı'nın sevgisi böyle bir sevgi değil.
Tanrı'nın sevgisi her şeye rağmen bir sevgi. Yani karşılıksız bir sevgi yani Tanrı seni boyundan posundan dolayı değil ya da yaptıklarından dolayı değil ya da iyiliklerinden dolayı değil ya da bunun gibi birçok ibadetlerinden dolayı değil ama seni yarattığı için.
Yani seni sen olduğun için seven bir tanrı ve arzulayan isteyen bir tanrı ve bu gerçekten yani çok müthiş bir tanım yani karşılıksız sevgi ve bunu sadece tanrıda görüyoruz ve zaten bunun da Sadece kelime olarak değil ama eylem olarak da ortaya çıktığını görüyoruz. Ve İsa'nın doğumu aslında Tanrı'nın sevgisinin dünyaya büyük bir ispatıdır.
[00:06:34] Speaker A: Doğru doğru.
Burada en çok gelen sorulardan bir tanesi, tamam Tanrı sevgidir, Tanrı seviyor, o zaman sen istediğin gibi yaşayabilirsin. Hristiyanlar kafalarına göre istediği günahları işler, günah var mı bile, ondan da emin değiller. Ve Tanrı sevgiyse, beni olduğum gibi kabul edecekse, o zaman ne anlamı var? Bu kadar kurala uymanın, hayatımın değişmesinin ne gereği var? Burada elbette o Tanrı beni bulunduğum halde de seviyor ama sevgisinden dolayı beni olduğum gibi de bırakmıyor. Hatta disiplin bile sevgisinden kaynaklanıyor diye biliyoruz kutsal kitapta.
[00:07:09] Speaker B: Tabii yani Tanrı'nın aslında yaptığı her şey yani hem kutsallığından yani Tanrı'nın yaptığı her şey kutsaldır. Yani kutsallığından hem de sevgisinden kaynaklanıyor. Şimdi biraz önce söylediğin gibi eğer bir kişi Tanrı beni olduğun gibi seviyor ve her şeye rağmen beni kabul ediyor ve yaptığım hiçbir şeyin önemi yok diye düşünüyorsa zaten o kişinin kafasındaki bence sevgi tanımı yanlış. Çünkü kişi mesela bir söz okumuştum diyor ki bir çocuk evde ne görüyor ne yaşıyorsa onu sevgi zannediyor. Anlatabiliyor muyum? Yani sen eğer sevgiyi insani ölçülere göre tanımlar ve değerlendirirsen elbette ki bu şekilde yanlış düşüncelere kapılabilirsin ve ya benim yaptığımın hiçbir şeyin önemi yok yani Tanrı beni her durumda kabul eder.
Tanrı her durumda insanı sever.
Yani insanı sevmek farklı bir şey ama günahtan nefret etmek farklı bir şey. Yani tıpkı şunun gibi düşün sen çocuğunu çok seviyorsun değil mi? Yani çocuğun için her şeyi yapabilirsin.
Çocuğun senin için çok önemlidir. Çocuğunu kabul edersin ama onun içindeki kanserden nefret edersin. Eğer kanserse. Çünkü bilirsin ki o kanser o çocuğuna zarar veren bir şeydir. O çocuğunu yıpratan ve o çocuğunu zayıflatan, o çocuğunu yavaş yavaş senden uzaklaştıracak olan, öldürecek olan bir şeydir. O yüzden senin kanseri sevebilmen mümkün değildir. Çocuğunu seversin ama onun içindeki o kanserden nefret edersin. Yani Tanrı insanı seviyor ve dediğimiz gibi hani bu yanlış düşünce bence bu kelimeyi nasıl tanımladığımıza bağlı. O yüzden kutsal kitapta diyor ki Allah'ın olan Rabbi, Tanrınız olan Rabbi, bütün yüreğinizle, bütün canınızla ve bütün aklınızla seveceksin. Yani düşün, eğer sadece akılla seviyorsak Tanrı'yı o zaman ne oluyor? Ha tamam, mantık olarak bu devreye giriyor değil mi? Yani ne olursa olsun önemli değil yaptıklarımın. Yani Tanrı seviyor, beni kabul eder. Ama eğer o sevginin içerisinde, o akılla tanımladığınız, sevginin içerisinde yürek de olmaya başladığında ne yapıyor? Duygularınız sizi, yani o gerçek sevgiyi hem hissetmeye hem de göstermeye yönlendiriyor. Yani tıpkı şey gibi sen eşine seni seviyorum, seni seviyorum deyip de ki mantık olarak seviyor olabilirsin akıl olarak ama eğer sen eşinden başka kişilere de yöneliyorsan yani o zaman bu soruyu sormak lazım değil mi? Gerçekten eşini ne kadar seviyorsun? Doğru. Çünkü gerçek sevgi seni eşine bağlar.
ve gerçek sevgi onunla birlikte yani seni birleştirir, ayırmaz.
[00:10:19] Speaker A: Doğru.
[00:10:20] Speaker B: Ve mantıkla yürek bir olmaya başladığı zaman sen burada Tanrı'yı sevdiğini ifade edersin ve yürekten de onu hissederek eyleminde de onu uygularsın. İşte odur gerçek sevginin aslında. Tanı mı? Çünkü Tanrı'nın bize gösterdiği Tanı mı? Tanrı sadece seni seviyorum demiyor ama o sevgisini eylemiyle de gösteriyor.
[00:10:45] Speaker A: Doğru, doğru. Ve dediğimiz gibi de seni bulduğu durumda da bırakmıyor sevgisinden dolayı. Seni değiştirmek istiyor, dönüştürmek istiyor ama sana karşı bir sisteminden, bir şeyinden dolayı değil. Nasıl ki bir baba? Oğlunu, kızını disipline eder. Aynı şekilde Tanrı da bizim olmamız gerektiğini biliyor, ne olabileceğimizi biliyor ve bizi olduğumuz yerde de bırakmıyor. Günahın içinde, o yüzleşmede de bırakmıyor tek başımıza. Çok güzel bir şey aslında. Disiplini biz daha çok sevgi olarak algılamayız. Daha çok sevgi deyince aklımızda böyle her şey çok güzel, güzel sözler söyleriz. Ama o durumda da uyarılar vererekten sevgisini gösteriyor Tanrı bize. Disiplin ederekten sevgilisini gösteriyor. Sevgi çok büyük, kapsamlı bir söz. Dilelim kiliselerimizde de yarın bunu bolca konuşacağız, anlatacağız. Yüreklerimize işler. Hocam, bu sevgi kavramını bir yana bırakıp, bu sevginin o harekete geçişinden bahsettik. Oraya doğru ilerleyelim. İsa Mesih'in soy ağacı, Kutsal Kitap'ı okuyan çoğu insan için, özellikle o direkt Matta'dan başlıyorsan, Matta'da bir uzun bir liste var. Kutsal kitap, yani bir soy ağacı var. Çoğunu söylemekte zorlanıyoruz çünkü çok farklı isimler var içinde.
Adem'den başlayarak geliyor bize doğru. Hem Matta'da hem de Luka'da görüyoruz bu isteği. Bu listelere baktığımızda İsa Mesih'in soy ağacı hakkında bir giriş yapacak olursan ilk defa okuyan bir kişi nelere dikkat etmeli, ne algılamalı bu ayetlerden?
[00:12:02] Speaker B: Yani dediğimiz gibi hani İsa Mesih'in yeryüzüne gelişi Tanrı'nın dedik ya sevgisinin bir ifadesidir ve Matta'da aslında müjdesine giriş yaparken hemen ne yapıyor? İsa'nın soy ağacıyla başlıyor.
Yani genelde Noel'de ne görüyoruz? Etrafta hep böyle çam ağaçları var değil mi?
[00:12:21] Speaker A: Doğru.
[00:12:21] Speaker B: Süslenen çam ağaçları işte ne bileyim bu renklendirilen, ışıklandırılan çam ağaçları ve genelde insanların odak noktası biraz o oluyor Noel'de çam ağacı ama aslında bizim odak noktamız Mesih'in soy ağacı olması gerekiyor. Çünkü neden? Hem İsa'nın o soy ağacı bize birçok aslında derin bir mesaj veriyor. Kutsal kitaba baktığımız zaman hani maddenin girişini okuduğumuzda genelde sıkılabiliyoruz değil mi?
[00:12:52] Speaker A: Doğru.
[00:12:52] Speaker B: Veya bazı insanlar o bölümü aslında okumadan da geçebiliyorlar. Çünkü baktığımız zaman uzun bir liste işte şu şunun oğlu bu bunun oğlu İbrahim'den barışlayarak geliyor. Tabii ve gerek Matta'ya baktığımız zaman gerekse Luka'ya baktığımız zaman ikisi de İsa'nın soy ağacını bize gösteriyor ve genelde bunu sıkıcık buluyoruz ya da okumadan geçiyoruz çok fazla dikkat etmiyoruz ama aslında soy ağacında çok ciddi bir anlam var ve soy ağacı aslında kutsal kitaba baktığımız zaman Yahudi kültüründe en önemli şeylerden birisidir ve bugün de dünyaya baktığınızda aslında Yahudilerin soy ağaçlarının ne kadar titizlikle tuttuğunu gösteren birçok kanıtlar var. Neden? Çünkü soy ağacını Eğer sen soyunu kanıtlayabiliyorsan bazı bereketlere kavuşabiliyorsun.
Yani soyunu kanıtlamadan aslında bazı imtiyazlara kavuşman ya da sorumluluklar alman Yahudi kültüründe mümkün değildi. O yüzden soy ağacını çok ciddi bir titizlikle tutarlardı ve baktığımız zaman hem siyasi hem de dini açıdan çok önemliydi soy ağacı. Çünkü o dönemde Tanrı halkını yönetecek olan yöneticiler, krallar, liderler yani o Yahudi soyundan, o soydan gelen kişiler, o soya ait olan kişiler olması gerekiyordu. Aynı şekilde tapınakta hizmet eden kahinler de ne görüyoruz? Belirli bir soya ait olması gerekiyordu ki Levi soyu olarak biliyoruz onu. Eğer sen soyunu kanıtlayamıyorsan bu görevleri de yapamazdın. O yüzden soy aslında soy ağacı kavramı Yahudi kültüründe çok önemliydi ve Matta ve Luca'ya baktığımız zaman ikisi aslında bize farklı bir soy ağacı veriyormuş gibi gösteriyor. Doğru, çok duyuyoruz biz bunu.
[00:14:53] Speaker A: Yani bak burada bu var, burada var. Bak yanlış.
[00:14:56] Speaker B: İnsanlar gerçekten bunu çok kullanıyorlar, ince, bilmeyen insanlar. Yani Matta'daki soy ağacına bakıyorlar, Ruka'daki soy ağacına bakıyorlar ve diyorlar ki ya baksana Kutsal Kitap'ta çelişki var. Matta'nın soy ağacı İsa'yı gösteren soy ağacı farklı. Luca'da İsa'nın soy ağacı farklı.
Ve evet farklı ama bunun bir amacı var. Bunun bir anlamı var. Yanlış olduğu anlamına gelmez. Çünkü o yazarın teolojik mesajına ve aynı zamanda kime hitap ettiğine göre aslında değişen bir soy ağacı kaydını görüyoruz. Matta yani baktığımız zaman ne diyor? Orada hemen İbrahim'den başlıyor değil mi? İbrahim oğlu, Davut oğlu İsa Mesih'in soy kaydı şöyledir diyerek yani direk İbrahim'den İsa Mesih'in soyunu gösteriyor.
[00:15:47] Speaker A: Doğru.
[00:15:47] Speaker B: Ve aslında buradaki Matta'nın amacı ney? Matta müjdesini daha çok Yahudilere yönelik yazmıştır.
Ve aslında Matta'nın buradaki amacı İsa'nın o soydan gelen ve İbrahim'e verilen vaatlerle birlikte, Davut'a verilen vaatlerle birlikte o tahta oturan, tahta oturacak olan kral olduğunu göstermek için ve o krallık soyunu ne yapıyor?
Bize ifade ediyor ve onun amacı daha çok Yahudilere yönelik.
İsa'nın vaat edilen kutsal yazılardaki Mesih olduğunu gösteriyor. Luka'nın soy kaydına baktığımızda direkt Adem'den başlıyor. Ve kadının soyundan başlıyor. Direkt Adem'den başlıyor. Ve Luka'nın mesajına baktığımızda ne görüyoruz? Luka Yahudilere yönelik yazmamıştır. Sadece.
Aynı zamanda diğer uluslardan olan insanlara da yazdığı için İsa Mesih'in bütün aslında insanlığın kurtarıcısı olduğunu göstermeye çalışıyor ve o yüzden ta İsa'nın soyunu ne yapıyor? Adem'den başlatarak Yusuf'a taşıyor. Evet Yusuf'a taşıyor. Ve orada biyolojik bir soy gösteriyor aslında.
Meryem'in kadının soyunu orada gösteriyor.
Ve hatırlarsan Tanrı'nın ta başlangıçtaki vaadi neydi?
Kadının soyundan gelecek olan şeytanın başını ezecek.
[00:17:25] Speaker A: O zaman birisinde gördüğümüz Matta'da, Matta'da Meryem'in soyundan gelen bir soy ağacı.
[00:17:31] Speaker B: İbrahim'in soyundan gelen.
[00:17:33] Speaker A: İbrahim'in soyundan ama Meryem ağacılığıyla gelen. En sonunda diyor ki Meryem'den Mesih diye tanınan İsa doğdu.
Luca da Meryem'den daha çok İsa görevine başladığı zaman 30 yaşlarındaydı. Yusuf'un oğlu olduğu sanılıyordu. Yusuf da Elioğlu, Mattatoğlu, Levio diyerek ilerliyor. Böyle bir fark var arada. Ama elbette biraz bazen gözden kaçıyor bu. Matta'da geçen soy ağacı biraz ilginç. Burada oğlu, oğlu, oğlu diyor.
Burada elbette babasıydı diyor mesela. Davut Uriye'nin karısından doğan Süleyman'ın babasıydı. Babasıydı diyor ama bir yandan böyle kadın isimleri de var.
Kadınlar da bahsediliyor. Hepsine değil. Uzziyya, Yotam'ın babasıydı diyor mesela. Yotam, Ahaz'ın babasıydı. Ama mesela ilk başta direkt baktığımızda Yahuda, Tamar'dan doğan Pereste, Zerah'ın babasıydı. Kadınlar da dahil oluyor bu soruyla ama diğer tarafta yok mesela. Bunu nasıl algılamalıyız? Neden bazı kişiler ön plana çıkarılıyor? Direkt babasıydı diyerekten de geçilebilirdi. Ama böyle bir, sanki orada bir kasten yapılmış bir şey var.
[00:18:29] Speaker B: Tabii. Yani aslında ilk başta şunu ifade etmek lazım. Neden Mat da İsa'nın soy ağacını yazarak müjdesine başlıyor? Aslında buradaki en önemli mesaj şudur. Hani tarihte birçok ne yapıyoruz? Hikayelere tanık oluyoruz değil mi? İşte bu Grek mitolojilerindeki hikayeleri birçok efsanelere tanık oluyoruz. Bazı efsaneler de insanlara ilham veren efsanelerdir ya da hikayelerdir. Ama bunlar yaşanmış hikayeler değildir. Yani mitolojik hikayelerdir. Ve bir anlam verebilir, belki bir ilham verebilir ama yaşanmış bir gerçek değildir. Bir mitolojik bir hikayedir. Ve mat da Yani direkt İsa'nın soyunu bize göstererek kimin oğlu olduğunu ve hangi soydan geldiğini aslında ilk olarak bu mesajı veriyor.
Yani biraz sonra anlatacaklarım size bu İsa Mesih'in müjdesi yani bir mitolojik bir hikaye değil, bir masal değil.
Hani bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde, Kalbur zaman içinde dereler teller iken işte pireler berber iken falan diye anlatılır ya böyle bir hikaye değil.
İsa Mesih'in hikayesi gerçek bir hikaye ve Matta buna vurgu yapıyor aslında. Demek istiyor ki İsa tarihte yaşamış olan gerçek bir kişidir. Aynı zamanda bu hikayede yaptıkları da gerçek bir hikayedir. Mitolojik bir hikaye değildir. Bir efsane değildir. O yüzden bence çok önemli birincisi soy ağacını göstermesi ve ikincisi de bu baktığımız zaman soy ağacında Dediğin gibi kadınları görüyoruz ama sadece kadınları görmüyoruz. Bak dikkat edersen o soy ağacında yani o kadar evrensel bir kavram var ki yani oraya baktığımız zaman ne görüyoruz? Krallar görüyoruz o soy ağacında değil mi?
Aynı zamanda zengin, soylu kişiler görüyoruz. Fakir kişiler görüyoruz. kadın görüyoruz, erkek görüyoruz, farklı konumlarda olan insanlar görüyoruz, günahkar insanlar görüyoruz ve burada aslında bu soy ağacının bize gösterdiği en önemli mesaj İsa Mesih'in müjdesi, İsa Mesih bütün insanlar için gelen bir kurtarıcıdır.
Yani cinsiyetine, milliyetine, ırkına, soyuna bakmaksızın herkesi aslında kucaklayan bir kişi olduğunu görüyoruz İsa'nın ve kabul eden bir kişi. Gerçekten çok ilginç biliyor musun? Neden?
Düşün sen ve ben belirli bir soydan geliyoruz değil mi? Ve biz dünyaya gelirken soyumuzu seçmez hakkına sahip değildik.
Öyle değil mi?
Yani kimin soyundan geldiysek o insanlar bizim soyumuzdaki insanlardır.
İstesek de istemesek de.
Bazen mesela insanların ne görüyoruz? Soylarıyla aslında övündüğünü görüyoruz değil mi? İşte ben evliya işte torunuyum ben işte bizim soyumuz peygamber soyuna dayanıyor ya da işte halife soyuna dayanıyor ya da işte kral soyuna falan filan ya da soyumuzda şöyle şöyle önemli kişiler var diyerek ne yaparlar soyundaki kişilerle övünürler ama hiç kimse Soyunda eğer bir günahkar varsa, kötü bir şey yapmış olan birileri varsa onu dile getirmek istemez değil mi?
[00:22:09] Speaker A: Ya da o kişinin o yönünü dile getirmez.
[00:22:11] Speaker B: Yani o kişiden bahsetmez bile. Çünkü o kişinin o soyda olmasından utanır. Anlatabiliyor muyum?
Yani sen hiç mesela benim soyum sopum belli değil diyerek övünen bir adam duydun mu? Ya da benim soyumda, benim sopumda işte ne bileyim fahişe var, yalancı var. Ya da işte hırsız var. Yani bunun gibi övünen birisini duydun mu? Yok. Yani biz kendimiz bir soy belirlemek istesek ne yaparız?
Soyumuza hep böyle önemli kişileri sokmak isteriz değil mi?
[00:22:46] Speaker A: Doğru.
[00:22:46] Speaker B: Ve nerede dürüst, güçlü, işte ne bileyim nüfus sahibi, işte belirli bir şeyler başarmış kişiler varsa aslında onları soyumuza sokmak isteriz değil mi?
[00:22:59] Speaker A: Evet.
[00:22:59] Speaker B: Ama biz böyle bir özelliğe sahip değiliz. O yüzden bana göre çok müthiş bir şey İsa'nın soyu ağacı çünkü İsa bu soyu belirleyen kişi düşün yani sen ve ben soyumuzu belirleyemiyoruz ama bu soyda adı geçen Her bir kişi kaza eseri. Tesadüfen oraya girmiş insanlar değil. Yani bizzat Tanrı'nın seçtiği ve Tanrı'nın belirlediği kişiler o soya girmiş.
Ve bakıyorsun o soya, yani o soyda yok yok. Anlatabiliyor muyum? Yani orada ne görüyoruz? 4-5 tane kadının ismini görüyoruz. Düşün yani o dönemin toplumunda kadınlara aslında o kadar değer verilmezken Yani İsa'nın soyunda 5 tane kadın görüyoruz ki bu kadınlardan Meryem hariç aslında diğerleri hep böyle ciddi aslında günah işlemiş olan insanlarla.
[00:24:00] Speaker A: Yani bir tek Ruth eşi vefat ettikten sonra evleniyor ama dediğin gibi diğerlerini normalde biz saklamak isteriz. Deriz ki bu kişinin ismini çıkaralım buradan argümanımızı daha kuvvetlendirir. Ama İsa Mesih böyle yapmıyor.
[00:24:12] Speaker B: Bak mesela orada Tamar'ın ismi geçiyor. Kifay'ın babasıyla aslında onu aldatarak onundan hamile kalmaya çalışan bir kadın.
[00:24:23] Speaker A: Evet.
[00:24:23] Speaker B: Yani Tamar'ın adı orada geçiyor. Doğru. Diğer bir ad Rahav. Yani Rahav eskantlaşmaya baktığımızda İsrail halkı vaat edilen topraklara girmeden önce ne yapıyor? İnsanlar gönderiyor oraya. Yani o bölgeyi araştırması için ve o bölgeyi araştırması için giden kişilere evini açan birisi ama Rahav fahişelik yapan birisiydi. Yani orada fahişelik yapan birisiydi ve daha sonra bakıyoruz Rut'u görüyoruz değil mi? Tamam Rut'ta yani böyle ciddi bir günah belki görmüyoruz kaydedilen ama Rut'un da orada önemi diğer uluslardan yani Ruth aslında Yahudi ırkından gelen birisi değildi. Yani o Moavlıydı.
Ve burada Tanrı'nın ailesine diğer uluslardan birinin de ne olduğunu dahil olduğunu görüyoruz. Doğru.
[00:25:19] Speaker A: Rahav için de geçerli. Bu şimdi... Tabii. ...rut için de geçerli. Bir sonraki de daha da ciddi. Çünkü durum daha da artıyor. Sadece farklı bir kadın değil. Direkt okunuşu. İşay, Kral Davut'un babasıydı. Davut, Uriye'nin karısından doğan Süleyman'ın babasıydı.
[00:25:32] Speaker B: Yani Urya, Urya'nın karısı.
[00:25:35] Speaker A: Rıddavut'un öldürttüğü adamın karısından doğan çocuk.
[00:25:39] Speaker B: Yani işte burada bunu görüyoruz ki yani soy ağacına baktığımız zaman orada kadınlar var. Orada erkekler var. Orada günahlı olan insanlar var, ciddi günahlar işlemiş olan insanlar var, soylu insanlar var, krallar var. Orada aynı zamanda yoksul var, fakir var. Yani bu aslında bize şunu gösteriyor ki, Tanrı'nın bizim için hazırladığı o kurtuluş sofrasında, evinde, onun masasında kral da fahişe de aynı masada oturabiliyor.
Yani zengin ve fakir de aynı masada oturabiliyor. Soylu ve soylu olmayan insanlar da aynı masada oturabiliyor. Yahudi, Yahudi olmayan insanlar da aynı masada oturabiliyor. Yani Nisa'nın getirdiği kurtuluş Herkes için ve burada ortak bir nokta var. Bak dikkat edersen bütün bu insanların hikayesine baktığımızda onların bu soya dahil olmasının tek bir açıklaması var. O da Tanrı'nın lütfu aracılığıyla o soya girmiş olan insanlar. Yani kendi yaptıklarıyla, iyilikleriyle, eylemleriyle ya da durumlarıyla, konumlarıyla alakalı değil. Tanrı'nın lütfu aracılığıyla o soya girmiş ve Tanrı'nın sevgisinden dolayı o soyun içerisinde olan insanlar eğer Tanrı lütuf göstermemiş olsaydı ki Yuhanna'nın mesajında bu bize söyleniliyor değil mi?
Lütuf İsa Mesih aracılığıyla geldi.
Yani İsa'nın soyu aslında bize bunu gösteren, Tanrı'nın lütfunu gösteriyor. Tanrı'nın lütfu olmasaydı, bu insanlar İsa'ya ait olmasalardı, Tanrı'ya iman etmeyen, onu kabul etmeyen, onunla ilişki içerisinde olmayan, onu benimsemeyen insanlar olsaydı o soya giremezlerdi. Ve o soy bize bunu gösteriyor. Lütuf, Tanrı'nın sevgisi.
[00:27:44] Speaker A: Gerçekten yani hepsi bir araya toplansa o kadar farklı insanlar var ki bu sofrada dediğin gibi.
Bunu İsa Mesih'in hizmetinde de görüyoruz ama. Yani o sofrayı tekrar topluyor bir araya getiriyor. Kendi soy ağacını oluşturuyor. Çünkü yemek yediği, oturup kalktığı insanlar arasında dini otorite de var, vergi görevlisi de var, günahkarlar da var. Hepsini bir araya topluyor ve onlara sağlıyor ve tek farkı var aralarında. Hani orada gördüğümüz gibi İsa Mesih'in hasta olduğunu kabul eden, doktora ihtiyacı olduğunu kabul eden insanlar. ve etmeyen insanlar. İkiye ayrılıyor aslında insanlar. Burada baktığımız insanlar da kendi istekleriyle değil, Tanrı'nın dediğin gibi lütfuyla bu sofrada yer buluyorlar. İsa Mesih'in soyunun bir parçası oluyorlar.
[00:28:27] Speaker B: Ve bu aslında bizim için de çok büyük teşvik edici bir şey. Çünkü neden? Bu soy hala devam eden bir soy. Bakın bu soy İsa Mesih'le bitmedi. Aslında İsa Mesih'le devam ediyor değil mi? Yani İsa ne yaptı? Bütün insanlığa bir kurtuluş yolu açtı ve Tanrı'nın ailesine dahil olma ayrıcalığı veriyor iman ettiğimizde ve Yuhanna'nın dediği gibi hani biz iman ettiğimizde ne oluyoruz? Tanrı'nın çocukları oluyoruz değil mi?
Tanrı'nın oğulları ve kızları oluyoruz. Dolayısıyla biz de o soya dahil olan kişileriz ve o soya da bizim dahil olmamızın tek bir sebebi varsa o da yine de Tanrı'nın lütfudur. Yani Tanrı'nın lütfu olmasaydı İsa Mesih beden alıp yeryüzüne gelip bütün insanlığın günahını Tanrı'dan insanı ayıran o uçurumu kapatmak için o günahı kendi bedeninde üzerinde yüklenerek çarmıhta o fedakarlığı yapmasaydı, o kurbanı vermeseydi ve ölüp dirilip tekrar yeryüzüne gelmese yani hiçbirimiz bu soya giremeyiz.
Hiçbirimiz kurtuluş bulamayız. Hiçbirimiz Tanrı'nın lütfuna kavuşamayız ve onun ailesinin bir parçası olamayız. O yüzden hepimiz aslında teşvik alabiliriz. O yüzden bu soy çok önemli. Çünkü bu soya baktığımız zaman kimse diyemez ki ya Tanrı beni nasıl kabul edebilir? Tanrı beni nasıl sevebilir?
Tanrı beni nasıl kucaklayabilir? Ya da ben nasıl kurtuluşa sahip olabilirim? Mümkün değil.
Ya öyle diyorsan soyuna bak. Yani düşün kutsal kitapta, yeryüzünde aslında hiçbir fahişe Rahav kadar yüceltilmemiştir.
Değil mi?
Ve kimse şimdi Rahava faişe diyemez. Çünkü o Tanrı'nın lütfuyla kurtulmuş, artık yeni bir yaratık ve Tanrı'nın soyuna girmiş olan birisidir. İbrahim'e baktığımız zaman onun yalan söylediğini görürüz. Davut'a baktığımız zaman yine onun zina işlediğini görüyoruz. İşte bu soydaki insanların çok ciddi günahlara, şu an günümüzdeki insanların düştüğü günahlara düşen insanlar olduğunu görüyoruz ve bu soy bize gösteriyor ki bu demek değil ki her şey bitti. Hayır, ben eğer Tanrı'nın lütfu olan İsa Mesih'in sağladığı kurtuluşu benimser, kabul eder ve onunla ilişki kurarsam o zaman ben de bu soya dahil olabilirim ve Tanrı'nın ailesinin bir parçası olabilirim ve soy bu şekilde devam eder. Yani bu çok harika bir mesaj bana göre.
[00:31:21] Speaker A: Kesinlikle yani o herkesin yer bulabilmesi büyük bereket ama bir de şey dedik ya Tanrı'nın sevgisi insanları olduğu yerde tutmuyor. Tanrı'nın sevgisi Rahav'la yüzleştiğinde onu orada o yaşamda bırakmadı. Değiştirdi. Aynısı diğer kişiler, Ruth için de geçerli, hepsi için geçerli ve Yahudi olanlar için de geçerli. Yakup'a baktığımızda yapmadığı şeyler kalmıyor. Tanrı'nın o lütfu onu yine değiştiren oluyor. Burada da Tanrı'nın sevgisine bu anlamı da bağlıyoruz. Tanrı'nın sevgisi bizi de ekliyor bu soy ağacına dediğin gibi fakat bizi olduğumuz gibi de bırakmıyor. Bizi değiştiriyor, dönüştürüyor.
[00:31:57] Speaker B: Aynen. Tıpkı başlangıçta söylediğimiz gibi bu insanlar hepsi kafasında belki farklı bir sevgi tanımı vardı.
Sevgi anlayışı vardı. Ama gerçek sevgiyle yüzleştikleri zaman Tanrı'nın lütfu ile Tanrı'nın sevgisiyle ne oluyor? Bu insanlar bulundukları konumu değişiyor. Durumları değişiyor. hayatları değişiyor. Ve neden? Çünkü gerçek sevgi değiştiren bir sevgidir. O sevgiyi tattığın zaman, o sevgiyi gerçekten anladığın zaman hayatın aynı kalması mümkün değil. Çünkü o sevgi seni değişmeye yönlendirir. O yüzden sevginin tanımını da burada gerçekten hem Tanrı'nın gerçekleştirdiği eylemde Mesih İsa'yla beden alıp gelişsinde hem de insanların onunla tanıştıktan sonra yaşamlarının değişmesinde yani görebiliyoruz bunu. Aslında önemli bir şey daha var bu soy ağacının bize gösterdiği o da nedir? Dikkat edersen burada adı geçen kişiler Tanrı'dan vaat almış olan kişilerde değil mi? Tanrı'nın İbrahim'e vaadini görüyoruz. Aynı şekilde Tanrı'nın Davut'a vaat verdiğini görüyoruz. Ve Tanrı ne yapıyor? Aslında İsa Mesih aracılığıyla bu eski antlaşmada bu kişilere verdiği vaatlerin hepsini gerçekleştiriyor. Değil mi?
Yani Mesih'in yeryüzüne beden alıp gelişiyle aslında Tanrı'nın eski antlaşmadaki verdiği birçok vaadin gerçekleştiğini görüyoruz.
O yüzden diyor ya kutsal yazılar Tanrı'nın vaatleri Mesih'te evettir.
Yani ve bunu görüyoruz ki Mesih Tanrı'nın vaatlerini de gelişiyle gerçekleştirmiştir.
O zaman bu bize de bir teşvik verir değil mi? Yani bugün de günümüzde biz bu dünyada yaşarken kutsal yazılara baktığımız zaman Mesih'in bize birçok vaatler verdiğini görüyoruz. Tanrı'nın vaatlerinin kutsal yazılarda gerçekleşiyor. O zaman demek ki Tanrı bu kişilere verdiği vaatleri gerçekleştirdiyse bize de verdiği vaatleri gerçekleştirecektir.
[00:34:19] Speaker A: Doğru.
[00:34:20] Speaker B: Tanrı vaatlerini yerine getiren, verdiği sözü tutan Tanrı'dır. O zaman bu bana bir güven verir.
Çünkü neden bilirim ki Tanrı bana verdiği vaatleri de gerçekleştirecek. Çünkü bunu daha önce yapmış bu kişilere, sıradan kişilere yapmış. O zaman ben de sıradan bir kişiyim. Ama İsa Mesih'in lütfuyla o soya dahil oldum. O zaman ben de Tanrı'nın vaatlerine sahibim.
O yüzden kutsal yazılar diyor ya, Mesih'e iman ettiğimizde biz de o vaat edilenlere kavuştuk.
[00:34:56] Speaker A: Evet, evet. O zaman bir sonraki sefer matlabire okuduğumuzda burada anlamamız gereken sadece bak çok güzel garip isimleri olan insanlar değil de bu kişiler Tanrı'nın karakterini ortaya çıkarıyor. Tanrı güvenilirdir, Tanrı sözünü tutar ve Tanrı herkesi kullanabilir. Ve burada hatta insanların günahlarını bile iyiye çeviren bir Tanrı olduğunu görüyoruz. O da çok dikkatimi çekiyor. Günah işliyor orada Kral Davud. Kral Davud'un o günahı işlemesini saklamak yerine, hatta çoğu insan dediği gibi peygamberler günah işlemez, burada Tanrı'nın sözünde açık açık o kişinin günahı paylaşılıyor. Ve bu da bize bir, elbette günah işlemek için teşvik değil, işlediğimiz günahlarda bile, geçmişteki günahlarımızda bile Tanrı'nın bir karakterinden dolayı onları iyiye çevirme, bizim karakterimizi geliştirmek Bazen o günahı ortaya çıkararak yapıyor bunu. Bunu insanların bereketi için bizi teşvik ediyor hala bugün Tanrı'nın sözü. Rabbim ücretlik olsun. Gerçekten çok derin. O zaman hocam kapanışta da var mı eklemek istediğim birkaç şey? İnsanların bu sevgi deyince ne anlamaları gerekiyor?
[00:35:58] Speaker B: Biraz önce dediğin gibi aslında biz bazen Tanrı sözünü okurken Yani öylesini bazen okuyup geçiyoruz. Ama aslında odaklandığımız zaman, bu soy ağacındaki olduğu gibi, aslında bu soy ağacındaki her bir kişiye odaklandığın zaman, onun hayat hikayesini bildiğin, öğrendiğin zaman... Ve ona rağmen Tanrı'nın bu kişiyi sadece kurtarması değil, bak bu kişiler aynı zamanda Tanrı'ya hizmet eden de kişilerdi değil mi? Yani Tanrı öyle bir lütuf gösteriyor ki sadece kurtarmıyor ama aynı zamanda onlara hizmet etme ayrıcalığı da veriyor. Ve işte bu ancak lütuf ve Tanrı'nın sevgisi sayesinde gerçekleşiyor. O yüzden yani Noel gelirken tabii ki ağaçlarımızı süsleyelim. Çam ağacıydı, şuydu buydu vesaire gibi.
Ama sadece bunları bir süs olarak görmeyelim. Ama gerçek ağaca yani Mesih'in soy ağacına da odaklanalım. Çünkü bu soydan gelen o kurtarıcı birçok insanın hayatını değiştirdiği gibi senin benim de hayatımı değiştirdi ve daha birçok kişinin de hayatını değiştirmek istiyor. O yüzden yani gerçekten Mesih'in sevgisini gösteren aslında çok harika bir soy ağacı. Yani bunu da unutmamak lazım ve Tanrı'nın sevgisi gerçekten çok derindir. O yüzden Paulus Efeslere yazdığı mektupla diyor ya, Tanrı'nın sevgisi ne yüce, ne kadar derin. Yani gerçekten bu sevgiyi anlamaya Rabb bizi kutsal ruhuyla yönlendirsin ki hayatlarımızda gerçek sevginin tanımını gerçekten bilerek Tanrı'nın lütfuyla değişsin.
[00:37:44] Speaker A: Amin, amin. Kardeşler o zaman siz davetlisiniz. İsa Mesih'i tanımıyorsanız, henüz onu kabul etmediyseniz soy ağacında bu evde sizlere de yer var.
Gelin onunla bu Noel zamanında tanışın. Dileğimiz, arzumuz bu. Bu konuda da düşünce ve sorularınızı yorumlarda paylaşırsanız ve özellikle Instagram ve TikTok kanallarınızdan bize yazarsanız size geri dönüş yapar, sorularınıza daha net bir şekilde cevap vermiş oluruz. Kendinize iyi bakın. Bir sonraki özgürce programında görüşmek dileğiyle.