Episode Transcript
[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar merhaba. Özgürcüye hoşgeldiniz. Bugün tekrardan Selami Emre kardeşimle birlikteyim. Elbette Hollanda'yı çok özlese de bugün bizimle birlikte dayanıyor.
[00:00:10] Speaker B: Dayanıyorum. Oğlum bekle geleceğim.
Özgür abimle bir podcast çekip geliyorum.
[00:00:15] Speaker A: Bir tane daha ya bir tane daha.
[00:00:16] Speaker B: Bir tane daha çekeyim. Amcam bırakmıyor yine.
[00:00:19] Speaker A: Çok güzel bir podcast'imiz olmuştu.
[00:00:21] Speaker B: Oğlana araba borcun var.
[00:00:22] Speaker A: Babanı tuttuk oğlum bu yönde. Her şeyi oynayacak gerekir. Hak ediyor çocukcağız. Ama bugün seninle yapmak istediğim podcast. Aslında bir önceki podcast'e çok bağlı. O yüzden kolay olacak hocam. Yani kasmayacaksın kendini. Yormayacağım seni.
[00:00:37] Speaker B: Aynı frekanstan devam. Evet.
[00:00:39] Speaker A: Bir önceki podcastta neden bahsetmişken, bir önceki seninle yaptığımız podcastta, eminim arada birçok podcastımız olacak ama seninle yaptığımız son podcastta biz kutsal kitap okumadan önce, İncil'i kutsal kitabı okumadan önce ne yapmalıyız, neyi anlamalıyız, neyi bilmeliyiz ona baktık. 5 şeye baktık. 6 tane ama yani 5 artı maddeye baktık. Bugün de seninle birlikte 7 maddeye bakacağız. Yani kutsal kitabı okurken Ne yapmamalıyız ve ne yapmalıyız? Yedi, en çok yapılan hata nedir? Ona bakacağız. İlk başta seninle başlayalım. Sen ilk okuduğunda, ya şu taraf biraz kafamı karıştırdı, bu biraz zordu dediğin bir şey oldu mu? Çünkü sen Vahiy kitabını çok sevdiğini söylemiştin.
Bir şey ne kadar anladım bilmiyorum ama.
Hiç.
Bugün ne anlıyorsun? Yok tamam.
[00:01:32] Speaker B: Şöyle önceki bu podcast ne zaman yayınlanır bilmiyorum. Bir öncekinde de konuşmadık Galatasaray şampiyon.
[00:01:38] Speaker A: Doğru onu atladık.
[00:01:39] Speaker B: Evet Ramazan Arkan seni seviyorum biliyorsun.
Bir kere canlı yayınımıza geldi kızdı bize Beşiktaş falan.
[00:01:48] Speaker A: Doğru da canlı yayınımıza katıldı, doğru. Hatta mesajlar yazdı, tehditler falan.
Böyle hiçbir şekilde tehdit edemiyoruz kilisede.
[00:01:55] Speaker B: Kabul etmiyoruz.
Tehditlerinize yılmayacağız, rahatla saray. Hiç çaba harcamadan şampiyon olduk yine.
[00:02:02] Speaker A: Öyle deme. Şimdi eminim altına yazacak, haklısın hiç çaba sarf etmedin çünkü hakemler seni şampiyon ediyor.
[00:02:08] Speaker B: Fener kendi eliyle verdi. Evet, onu da söylemeden geçmeyelim ya. Bu kadar önemli bir şey.
[00:02:14] Speaker A: Teşekkürler.
[00:02:15] Speaker B: Ama diğer takımları da çok seviyoruz. Ben Fener şampiyon olsun çok istedim. Bir Galatasaraylı olarak. Söylüyorum ben bir Galatasaraylı olarak Fener'in şampiyon olması istiyorum ama...
[00:02:25] Speaker A: Onlar istemiyor.
[00:02:26] Speaker B: Sizin yönetim istemiyor ben ne yapayım.
Sizin futbolcular benden daha az istek. Benim isteğim biraz onlara aşılayalım.
Kutsal kitabı okurken bilmiyorum ben düzenli yani baştan sona okumayı çok seviyordum. Yani bu şey tabii ilk iman ettiğim yıllardan bahsetmiyorum ama şöyle bir enteresan bir şey vardı. Tabii ki de işte vahiy bölümü çok anlaşılması zor ve terimler, benzetmeleri yoğun olan bir kısım olduğundan dolayı insanın ilgisini çekiyor. Yani okumak istiyorsun. Böyle her yola çıktığımızda otobüs yolculuğunda açar böyle vahiy okumaya başlardım.
Yol boyu da bitirirdim yani o vahiy bölümünü. Anlarsın, anladın mı diye sorsan yani çok anladım sayılmaz.
[00:03:09] Speaker A: Ama Akisar var içinde. Birkaç şehir var.
[00:03:13] Speaker B: İzmir var, Bergama var yani Sard. Seviyoruz böyle şeyleri. Türk topraklarını okumayı da seviyoruz. Tanrı'nın o son yargısı kısmını anlamayı çok istiyordum. Yani biraz da okurken o da beni biraz heyecanlandırıyordu. Özellikle o Gökselkent'in inişi, yani İsa Mesih'in tekrar gelişi, o iman ettiğin Rabbin dönüşü ve onunla kucaklaştığın o sahne. O beni çok şey ilgimi çekiyordu, o yüzden okuyordum aslında biraz da.
Yoksa şey o benzetmeler ne anlama geliyor acaba diye çok kafa da yormuyordum. Okurken keyif aldığım şey, iman ettiğim Tanrı'nın o tekrar gelişi. Göksel kent geliyor.
Bizler imanla işte kitaplar açılıyor, her şey tamamlanıyor artık. Ve babamıza kavuşuyoruz. O sahneyi görmek beni çok mutlu ediyordu, onu okumak. Tabi işte orada ejderha betimlemeleri falan filan, denizdeki canavarlar nedir acaba diye düşünüyorsun ama gerçekten benim hızla okuyup gittiğim yer o göksel kentin inişiydi.
Onu seviyorum orayı okumaya, hala öyle. Ama benim yaptığım en büyük hata, bugün belki ondan bahsetmeyeceğiz ama bugün de ben artı bir ile geldim bu konu üzerine. Şöyle okumak, bugün ne okuyayım?
Haa, Yuhan'ın 18 geldi.
[00:04:31] Speaker A: Evet.
[00:04:31] Speaker B: İşte ertesi gün, bugün ne okuyayım?
[00:04:33] Speaker A: Aa, 2.
[00:04:34] Speaker B: Taylar 12. bölüm. yapmıyoruz.
Böyle okuyan kardeşler var, tanışıyorum yani onlarla. Tabii ki de İncil okuduysan. Sonuçta kutsal kitabı okuyorsun. Güzel bir şey yapıyorsun ama bugün bu konularla ilgili konuşmaya başladığımızda neden bunun uygun olmadığını aslında konuşacağız. Çünkü kutsal kitap okurken yapılan yedi yaygın hatadan ilki Bağlamı kaçırmak, bağlamı atlamak.
[00:05:04] Speaker A: Doğru. Yani orada senin dediğin şey, ya böyle hiç okumayın değil, okuyacaksan oku, yeter ki oku. Fakat eleştiri değil ama aynı zamanda biz de bu hataları yaptık. Yani bir kişiye söylemiyoruz bunu, biz de yaptık. Biz de yaptık, evet ben de yaptım. Bu nedenle diyoruz ki biz bu hataları yaptık. Yapmayın diye paylaşıyoruz. Bir anda yapıyorsanız da şimdi neden yapmamalıyız? Ne öğrendik de biz onu yapmayı durdurduk? Onu konuşacağız şimdi. o bağlama atlamak. Bir önceki videomuzda da değindik bayağı. Çok kısa bir şekilde sen açıklayabilirsen. Ondan sonra ikinci maddeye geçelim.
[00:05:38] Speaker B: Yani okuduğumuz bölüm şiirsel mi, tarihsel mi, peygamberlik mi? Yani hangi bağlamda okuyoruz onu? O metnin kendisi hangi bağlama ait? Onu bir önce görmek gerekiyor. Dediğim gibi yani bu konudaki bir önceki podcast'e de bakabilirsiniz. Yani bir şiir metnini düz yazı gibi okuyamayız, bir düz yazıyı şiir gibi okuyamayız, benzetmeleri.
direkt motomot ele alamayız yani göklerin egemenliği de tohum atan çiftçiye benzer yani ama gerçekten çiftçi değil yani o hani ona benzer diyor zaten bir benzetmeyi de düz direkt gerçekçi alamazsın o yüzden yani bağlamın ne olduğu hangi teknikle yazıldığı çok önemli
[00:06:21] Speaker A: Burada belki ekleyeceğimiz o yeni anlaşmada mektuplar var. Mesela örnek verdiğimiz o Galatya mektubu mesela. Galatya mektup yazılması demek, yazılacak bir konu vardı. Öncesinde ne oldu? Birinci konu mektubunu okuduğunda, Paulus Efendi çok ciddi konulara giriyor. Neden giriyor? Çünkü orada bir problem var. Öncesinde bir şeyler oldu ki bu mektup gerekti. Bunu bilirsek mektubu okurken, ya niye böyle bir şey yazmış? Rastgele yazmadı o. Bir problem gördü, bir sorun gördü ve o kardeşleri teşvik etmek ve günah varsa tövbeye çağırmak için yazılmış birçok konu var.
[00:06:55] Speaker B: Bu vahiy yazılış sebebi bir durum var.
Kiliseyi ilgilendiren, bugünkü kiliseyi de ilgilendirecek olarak çok ciddi bir sorun var. O zaman bu bağlamı kaçırmamamız gerekiyor, kesinlikle katılıyorum. İçerik olarak da bu yüzden de İncil'i açıp bir bölüm okumak tabii ki de yararlı ama bağlamı kaçırabilsin. Yani açtın, Yuhanna 17'desin, okudun ama neden o bölüm orada, hangi durumda yazıldı bilmiyorsun. Sonraki gün açtın, az önceki gibi ikinci tarihler çıktı.
[00:07:28] Speaker A: Doğru, doğru.
[00:07:29] Speaker B: Hangi bağlam? Yuhanna ile bir bağlantısı nasıl olacak?
Bir paralellik kargaşası içerisine girebiliriz.
[00:07:37] Speaker A: Doğru.
[00:07:37] Speaker B: Hatalı bir bilgi sıralaması oluşuyor kafamızda esnere esnemez.
O yüzden gerçekten tavsiyem... O zaman şöyle diyebilir miyiz? Düzenli okumak daha iyi. Bir maddayı açıyorsan maddayı oku ve bitir.
[00:07:49] Speaker A: Öncesini oku, sonrasını oku. Eğer bir ayet seçeceksen bile o kendi bağlamını da gör. O zaman yazarın kime yazdığı, neden yazdığı bunu sormamız gereken sorulardan birkaçı. Hatta diyelim ki matta 20'yi okuyacaksın, gidip matta bölümünün girişindeki kutsal kitaplarımız da var. Hatta uygulamada da, kutsal kitap uygulamasında da var. Orayı açıp, ya bu giriş tam olarak mat'tan diğerlerinden farkı nedir? Onu sormak gerekiyor. Ki cevabını aldığında ya da okurken, ha bu nedenle böyle yazmış. Çünkü mat'ta şu kişilere yazıyordu bu müjdeyi, bu kişilerle paylaşıyordu yazarak. Ama ikinci hata, bu birinci hatayla çok bir ilişkisi olan... Bağlantılık.
[00:08:30] Speaker B: Bağlamından kopartmadan hemen devam edelim.
[00:08:32] Speaker A: Tek ayet üzerinden teoloji kurmak. Tek ayet üzerinden. Yani bir ayeti okudum, bu ayet basbell diyor, her şeyini varını yoğunu sat kardeşim, sat.
Hani dediğinde bir teoloji kuruyorsun ve bu çok garip ve kötü öğretilere yol açabilir.
Sen gülüyorsun, neden gülüyorsun? Ben ciddi bir şey paylaşıyorum burada.
[00:08:53] Speaker B: Şey geldi aklıma, anılarımız geldi yani.
Uzun zamandır podcast çekiyoruz ve çektiğimiz podcastlerin hepsinin sebebi biraz da bu. Yani bağlamından kopartılmış ayetlerimiz. Ve onların yorumlanması.
Mesela yaşadığımız bir kardeş, kilisemizdeki başka bir kardeşe bir anda tokat attı. Ve dedi ki öbür yandan çevirmeliydin. Ya şimdi konu bu böyle olmuyor. Sen bir ayeti alıp bağlamından kopartıp yani bana böyle gelirse, iyi ki o kardeşe vurdu. Çünkü başkasına gitse belki duvardan duvara sürtülebilirdi de bilmiyorum.
Şey, bağlamından kopartmak çok tehlikeli bir şey. Ya bu şey gibi, bugün biriyle konuşuyordum da yani evlendiğim kişi hamdolsun imanlı ama tek imanlı olduğu için bir kriter değil. Kutsal kitap böyle bir kriter vermiyor. Yani Rab'de olsun diyor ama onun haricinde evlilikle ilgili o kadar ayet var ki yani bir kadın nasıl olması gerekir, bir erkek nasıl olması gerekir.
Bağlamından kopartıp bir öznel bir cümleyle bir şey hareket edilemez. Bak bunların hepsi Hristiyanlığın içinden verdiğim örnekler.
Hristiyanlığın dışında da maalesef aynı şeyler yapılıyor. Yani hatta bağlamına tamamen kopartılmaya bile çalışıyor. İşte kutsal ruhla ilgili ayetler yani Yuhanna'daki. Oradaki kelime o değil de başka bir şey. Faraglit şu yani.
[00:10:20] Speaker A: yardımcı gelecek.
[00:10:21] Speaker B: Bu peygamber değil mi? Evet bu peygamber. Yani sen oradan bir şey alarak, tek bir kelime alarak bir öğreti, bir teoloji ya da bir argüman sunamazsın. Çünkü o kelimenin bölüm içerisinde, bölümün o kitapçığın içerisinde, parçanın içerisinde O parçanın da inciğin içerisinde bütünsel bir anlamı var. Sen içerisine küçücük bir şey çekerek bir argüman sunarsan ben de onun içerisinden ona vurarak domino taşı gibi seni yıkarım. Ya da başkası yıkar yani.
Çünkü o kadar kolay bir şey yapıyorsun. Zayıf bir şey yapıyorsun. Ya da Paulus'la ilgili işte şunlar var bunlar var. Ben arkadaki Gizem, orada arkada bir şey varmış gibi durmuyor.
[00:11:10] Speaker A: O politik şeyi çözdüm yani ben orada.
[00:11:12] Speaker B: Orada şu kelime geçiyor, ben arkadaki durumu anlatmaya çalışıyorum.
[00:11:16] Speaker A: Doğru.
[00:11:17] Speaker B: Tabii yani genel kabul edilen bir görüş değil benimki ama işte o olmuyor. O senin dediğin senaryo burada hiçbir şey de geçerli olamaz.
[00:11:27] Speaker A: Bu nedenle KUSAK tabii çalışırken, okullarda okurken bize öğretilen nedir?
Kutsal kitabın tamamına bakacaksın.
Ve bağlam dediğimiz şey bir önceki ayette, bir sonraki ayette değil. Tamamında bu öğreti hakkında eski anlaşmada ne öğretilmiş, yeni anlaşmada ne öğretilmiş, Paulus, Petrus, Matta, Markos, Yuhanna nasıl Tanrı'nın esinlenmesiyle kaleme almış bu konuyu bakmamız gerekiyor. İsa Mesih bu konu hakkında ne dedi?
[00:11:51] Speaker B: Yani İnstagram'da, TikTok'da nereye bakarsanız bakın.
Bazen öyle yorumlar geliyor ki, e İncil Tanrı'nın sevgisini savunuyor ama diyor ki kolunu kessin, gözünü çıkartsın. Yani tek bir yere mecaz yani mecazın ne olduğunu bilmeyen bir neşeniz zaten onu öğretemem.
[00:12:10] Speaker A: Mecaz benzetmeden.
[00:12:11] Speaker B: Benzetmez. Neyse şiirler. Ama yani o kadar düz ve bağlamdan kopuk okursan hayatta kalamayız yani. O çok gerçekten zor olur yani bizim için ya da şey hani O zehir içse bile ölmeyecek. Ve bunu direkt algılayıp...
[00:12:29] Speaker A: Son videomuzda gördüğüm bilmiyorum ama bu yılan konusu Amerika'da bazı kiliselerde o Paulus'un yılanı ısırıp ısırmasına rağmen ölmemesi. Diyorlar ki bak burada olmuş kardeşim. Bizde o zaman elimizde zehirli yılan alıp gezebiliriz. Boğaz edebiliriz. Elimizde onları tutarak. Böyle sallıyor yılanı böyle.
Sonunda ne yapacak? Isıracak. Yani bir delilik ki değil kardeşim.
O kadar çok bu öğreteye inanan kişi vefat ediyor ki.
Çünkü şey de değil. Yani ısırıktan sonra hadi doktora gidelim değil.
Çünkü orada ne oldu hikayede? Isırıldı, savruldu ve beklediler.
[00:13:08] Speaker B: Adam ölmedi.
[00:13:10] Speaker A: Orada diyorlar ki bekleyeceğiz. Herkes dua etmeye başlıyor. Tamam adam bayılacakken götürüyorlar hastaneye. iş işten geçmiş oluyor. Çok kolay kurtulabilecek bir durum.
Ama işte kötü yorumlamanın getirdiği.
[00:13:20] Speaker B: Kötü yorumlama bağlamından kopartma anlatılmak istenene uzaklaşıyoruz. Anlatılmak istenen şey bambaşka.
Aslında orada Tanrı'nın gücünün ne kadar engin ve derin olduğundan bahsediyor.
Rab mucizeler yapan bir Rab'dir. Ama aynı zamanda güvercin kadarsa filan kadar zeki olun diyor yani. O yüzden eğer bağlamdan çıkarsak, kopartılırsak bu bizim için gerçekten tehlikeli olur ve çok aslında yanlış öğretiler, sapkın öğretiler de buralardan yürür yani buralardan çıkar. İncil'de de biz Türkiye'de özellikle çok görüyoruz bunu yani bu bağlamından kopartılmış ayetler, sadece tek bir ayete bakmayı çok görüyoruz ve bu konuda da sizi uyarıyoruz. Yapmayın, yapmayın.
Bugünün manşeti yapmayın, yapmayın dediler.
[00:14:09] Speaker A: HOSCAKALIN Devam edelim mi? Evet. Üçüncü hata, eski ait hukukunu doğrudan bugüne uygulamak. Bu elbette Le Willer bölümünü okuduktan sonra, oraya vardıktan sonra... Ya hocam ama böyle bir şey demiş Rab, yani neden hala bunu uygulamıyoruz? Neden sanki bazılarını uyguluyoruz, bazılarını uygulamıyoruz? Diye böyle çok kafa karışabiliyor ister istemez. Yani çünkü dediğimiz gibi araştırmadan okursak, yüzeysel olarak baktığında bir ton kural var hocam. Neden yapmıyorsunuz? Yüzlerce kural var aslında. Ne giyeceğinden ne yiyeceğine kadar. Buna nasıl bir cevap veriyorsun genellikle? Nasıl yani kutsal kitaplarında nasıl bir cevap veriyorsun?
[00:14:43] Speaker B: Ya şöyle Ramazan Arka'nın baş pastörümüzün verdiği bir derse katılmıştım. Çok beğeniyorum onun dersini.
[00:14:52] Speaker A: Tamam çok seviyorsun.
[00:14:53] Speaker B: Çok seviyorum kendisini. Buradan biraz daha sevme çünkü çok kızacak bir gün Beşiktaş yüzünden.
Ya şöyle eski anlaşmayı okurken biz motomot direk Tanrı'nın sözü, Tanrı'nın sözü, Tanrı'nın sözü, Tanrı'nın sözü, Tanrı'nın yasası diye gidiyoruz. Ama orada bir toplumsal bir durum da var.
Yani orada tanrısal ahlakı görüyoruz, Tanrı'nın yasasını görüyoruz.
Topluluk olarak birlikte yaşama standartını da görüyoruz. Toplumsal olarak birlikte yaşama standartıyla tanrısal yasayı birbirine karıştırıp yer değiştirdiğimiz anda bazı sıkıntılar yaşayabilirsin eski anlaşmayı okurken. Çünkü orada toplumun nasıl yaşaması gerektiğiyle ilgili bazı şeyler veriyor. Küf olduğunda işte odada şöyle kapatın, böyle yapın, şöyle yapın diyor. Bugün küf sökücü var. Yani şimdi o küf gördüğün zaman şöyle yapmalısınız diyor.
[00:15:49] Speaker A: Bir hastalık olduğunda şöyle.
[00:15:52] Speaker B: Çünkü o günün toplumsal durumu ve toplumun birlikte yaşayış şekliyle ilgili bir standart veriyor. Ama bu topluluk ilerleyen yıllarda aynı şeyleri devam ettirdi mi? Aslında onlar da devam ettirmediler. Yavaş yavaş farklı şeyler yapmaya başladılar. Çünkü o bir toplumsal yaşam standartıydı. Tanrısal yasa değildi. Yani emir bu olmazsa tanrılara karşı günah işlediniz.
gibi bir durum değildi. O yüzden bu toplumsal standardı bugüne aynı mentaliteyle nasıl uygulayabilirimi düşünmek bizim için değerli olur. Ama aynı şekilde uygulamayız.
[00:16:31] Speaker A: O yasanın verilmesinin arkasındaki o dediğin tanrısal yasa, yani tanrı neden böyle bir şey versin diye sorduğumuzda, araştırdığımıza, sorguladığımıza çıkan cevap aslında senin dediğin. Ama bazı şeylerde mesela Bakıyorsun Tanrı'nın mesela bir yasası var diyor ki şuna dokunmayacaksın, bunu yapmayacaksın, şunu yapmayacaksın ve yapan kişilerin cezası ölüm oluyor.
Yani burada şey olabilir ya bu kadar ciddi bir şeymiş yani sadece böyle bir toplumsal bir şey miydi bu? Orada bile demek istediğimiz onun arkasına gidip... Bu neyi yansıtıyor? Ha Tanrı'nın kutsallığını mı yansıtıyor? Tanrı'nın sözüne güvenmeyi mi yansıtıyor? Ha o zaman bugün de aslında ben Tanrı'nın sözüne güvenmezsem, ben Tanrı'nın kutsallığına o mükemmel olanın karşısındaki o korkuyla bulunmazsam benim için de bir tehlike var orada.
Birini ona boyun eğmezsem, onu kabul etmezsem.
[00:17:23] Speaker B: Ve İsa'nın gelişiyle lütuf çağı başladı. Ama eski anlaşmada yargının belirli yüzyıllar sonra gerçekleştiğini görüyoruz işte muavlardan işte tanrı 400 yıl bekliyor günahları önüne kadar geldi diyor yani onlarla ilgili ve tanrı bekliyor yani onların o yargısını bekliyor uyarılarını yapıyor. Ama İsa Mesih'in gelişiyle bir lütuf çağının başladığını da görüyoruz. Ya da eski anlaşmadaki kurban sistemiyle İsa Mesih'in kusursuz net tek kurban oluşunu görüyoruz. Eski anlaşmayı okurken direkt bugün aynı şekilde ortaya koyamayız. Çünkü eski anlaşma İsa Mesih'i vahyediyor, vaat ediyor.
Ve aynı zamanda İsa Mesih'in o kuracağı düzenin de bir temsilini de gösteriyor. O tapınak düzeni İsa Mesih'in bir temsilidir. Kusursuz kurban, fısıh kurbanı aslında İsa Mesih'in temsilidir. Yani İsa Mesih onu temsil etmemiştir. Ama onlar İsa Mesih, o İsa Mesih'i temsil etmiştir.
[00:18:30] Speaker A: Öngörge diyoruz, forşa da.
[00:18:31] Speaker B: Aynen, çok iyi. İyi diyorsun sen.
Yani bu yüzden bunu da görmemiz gerekiyor. Yani bu İsa Mesih'ten önce İsa Mesih'i vaat etti ve adım adım yani eski anlaşmayı okursanız kardeşler adım adım ki geçen podcast'te de sen de bahsettin o yaratılış konusunda da bize İsa Mesih'i işaret ediyor. Kim? Neden gelecek? Daha yaratılıştan itibaren neden gelecek? Nasıl gelecek? İşte yılanın başını ezecek. Nasıl kurban olacak bizim için? İşte Musa'nın Mısır'dan çıkışında o fısıh kurbanıyla aslında bu günahları nasıl örttüğünü görüyoruz.
Yani o yüzden eski anlaşma tamamen İsa Mesih'e bir ok gibi gidiyor. Ama İsa Mesih'in çağıyla başlayan, İsa Mesih'in gelişiyle başlayan lütuf çağına direkt koyamayız.
[00:19:26] Speaker A: Orada şey diyebilir miyiz ama? Yani yeni anlaşmada evet lütuf var fakat eski anlaşmada kurtuluş yine yasar acılığıyla olmadı.
Eski anlaşmada İbrahimler de dediği gibi onlar da imanla kurtuldular. Biz de imanla kurtulduk. Aslında aynı düzenekteyiz. Aynı şekilde kurtuluş mümkün. İman aracılığıyla. Kendine güvenmiyorsun, Tanrı'nın sunduğu yola güveniyorsun.
Orada yasadır fakat çok ciddi.
Sonuçları olan bir topluluk içinde yaşanan bir toplumsal bir yasa var orada.
Fakat bugün İsa Mesih o yasayı tamamladı. Devam etmesi gerekmiyor. Fakat İsa Mesih'in devam ettirdiği öğretiler var. Mesela o Şabat öğretisine geçtiğimizde ya da farklı öğretilere baktığımızda İsa Mesih yasayı bir yere koyuyor. Fakat yasanın bir amacı olduğunu işaret ediyor. Fakat kurtuluş sunamayacağını Pavlos Efendi çok net bir şekilde aktarıyor. Bu sadece bir ayna görevi görüyor diyor mesela yasa için. Bir ayna. Baktığımda ne görüyorum? Yapamıyorum.
Kurtulamıyorum. Ve bu bizi bir nevi kurtarıcının geleceğine, bir imana yönlendiriyor. Devam edecek olacak. Buna baktık. Yani dördüncü hata olarak mecazları düz okumak. Bunu bayağı bir değindik. Yani Tanrı'nın sağ kolu dediğinde, Tanrı'nın sağ kolu mu var kardeşim? Yani tamam o değil. Mecazen söylenmiş şeyler. Dağları yerinden oynatacak iman.
Hani nerede oynatsa hadi.
[00:20:47] Speaker B: Ben bununla ilgili bir anımı anlatayım mı ya?
[00:20:49] Speaker A: Anlat hadi.
[00:20:50] Speaker B: Ya çok utanırım da bunu. Kıza tut. Çok utanacağım da. Neyse.
Ya biz çocukken bu İsa'nın filmini izliyorduk. Bir tiyatro sahasında işte tüm kilise gitmiştik.
Orada işte o sözü söylüyor işte, işte hardal tanesi kadar imanınız olsa git şu denize atla. Ben küçüğüm yani.
Ben iman ediyorum Rabbim sana dedim ve dedim ki şu sandalye kalksın gitsin o zaman bu tarafa atlasın diye.
Çocuk mantığıyla okuyoruz yani.
Ve sonra sordum biliyor musun neden kalkıp gitmedik acaba yani.
Çünkü çocuk mantığıyla şey düşünüyorsun ya gerçekten bunun olması gerekmiyor mu?
[00:21:30] Speaker A: Daha da değil yani bir sandalye yani.
[00:21:32] Speaker B: Bir sandalye kaldıramadım daha.
Nasıl büyücü olacağım ben? Gandalf. Ya işte şey gerçekten bu çocuklarda şey yok ya mecaz bazen kavrayamıyoruz yani bazı noktalarda. Çünkü şimdi bir çocuk gibi okursan o mecazı o seni şey terse yatırır yani çünkü orada anlatılmak istenen şey bir mecaz bir şey bir betimliyor yani ya hareket et paslanmazsın diyoruz mesela tamam mı?
Nasıl yani insan paslanıyor mu yani hani bir demir gibi? Yok yani. Ha kireçlenir. Hani şey ama direk birebir kavramıyoruz yani. Abi otur otur küflendik ya dedin de bir adamın küflendin mi? Yani böyle bir şey yok ama orada ne anlatıyor? O böyle o sürekli oturmaktan artık hani harekete ihtiyacı var yani.
Bir mecaz var hayatımızda ve İncil'de de mecazlar var. Bunları öyle düz yazı gibi okursan çok hata yaparsın.
[00:22:29] Speaker A: Evet kesinlikle. Bence okuyanlar da çoğu zaten kasten ya
[00:22:33] Speaker B: da... Yok yok kasten yaptıklarını düşünmüyorum. Ama bazıları da kasten yapıyor bence.
Arkada bir şey arayanlar var.
[00:22:39] Speaker A: Yani. Beşinci hata sadece sevdiğim bölümleri okumak. Okuyan kardeşlerimiz... Ben İncil'i kabul etmiyorum ama şu bölüm çok iyi. Ve o var. Bence onda o kadar büyük bir problem yok ama imanlı olarak bizim dediğimiz gibi yanlış öğretilere yönelmememiz için Rabbin sözünün tamamına bakıp onun hepsini, hepsi bize verilmiş. Sadece bir kısmı değil, sadece kulağa hoş gelen kısmı değil. Tamamı Rabbin bize verdiği sözü ve bizi sözüyle yeniliyor, sözüyle değiştiriyor. Sözün ışığında ona benziyoruz.
İçimizden doğal olarak gelen bir şey değil bu.
Bu nedenle Rabbin sözüne ihtiyacımız var. Bu kitaba bir şiir kitabı gibi değil ya da çok hoşuma gidiyor diye değil. benim buna ihtiyacım var benim için ruhum için bir yiyecek büyümem için gelişmem için olmazsa olmazım diye yaklaşırsak bence bundan baya bir uzak kalırız bir sonraki hataya geçebilir misin sen bak istersen ona Yani bir
[00:23:39] Speaker B: sonraki hata da tek bir çevriye saplanmak. Onu geçen podcast'te de aslında konuştuk. Yani birkaç tane çevir var. Türkçe'de çok çeviri çeşitliliği yok ama yani isteriz buradan bütün gruplara dağıtalım. Gerçekten çok önemli bir konu. Farklı tabii ki de kelimeler üzerine düşünmek. Bununla ilgili dedik zaten bir podcast yapalım diye daha sonra ama gerçekten çok ciddi mesai harcanıyor İnci'nin çevresinde. Yani komisyonlar kuruluyor, Grekçe uzmanları, İbrahim İcek uzmanları falan.
Yani bu açıdan bence çok değerli İncil'i gerçekten iyi bir şekilde çevirmek için gayret gösterildi defalarca. Bizim Özgür Ulu da mesela Sayın Pastör'üm, o mesela eski çeviri de okuyor, eski Türkçe çevirisini de okuyor. Onu da havasına atsın yani.
İncil-i Şerif. Yani öyle okuyan kardeşler var.
Çünkü eski çevirde anlam bazen daha ağır hissettiriyor o Türkçe'yi duymuş, kulağa aşina olan kardeşlere. Evet ama o yeni gençler, o Türkçe'den zaten uzaklar ve bugün dil yaşayan bir dil, bunu defalarca konuştuk ya, o modern çeviriyle devam ediyor. Belki onlar da 15 sene sonra bunu eski çevir deyip belki bunu okuyacaklar yani bu daha ağır geliyor diyecekler. Ama bu farklı çevirlere bakabilirsiniz, güzeldir.
[00:25:02] Speaker A: Doğru, doğru, doğru. Ve son olarak da yalnız okumak, topluluksuz okumak. Elbette kutsal kitabı tek başımıza okuyabiliriz. Fakat bunu birlik içinde, topluluk içinde de okumamız, çalışmamız çok iyi olur gelişmemiz için. Çünkü tek başıma ben okuyup tamamını anlamam. idrak etmem, hayatımı uygulamam çok çok zor. Bunu topluluk için, kilise olarak, İsa Mesih'in bedeni olarak bir araya gelip yapmamız çok daha hayırlı olur. Ve elbette Hristiyan değilseniz de kiliselere katılmanız mümkün. En azından orada çeviri anlamında nasıl çevriliyor, yani çevir derken de nasıl uygulanıyor bu ayetler hayatımıza, nasıl yaklaşmalıyız, onun bir örneğini görebilirsiniz.
Ve bolca direkt Hristiyanlara sorabileceğiniz bir yeriniz olur. Bu çok önemli.
[00:25:47] Speaker B: Çünkü okurken bazı şeyleri anlayamayabiliriz. Yani bu çok normal. Tamam Türkçe okuyoruz ama sonuçta o mecazi anlayamayabiliriz. Bağlamı anlayamayabiliriz.
Dönemi anlayamayabiliriz. Bazen ben mesela hep onları sorarım. Çünkü işte bölümü okuyoruz ama o dönemde bunu okuyan ne anladı? Yani o kültürü bazen anlamak da çok önemli. O yapıyı. Ve Filipus örneği gibi yani o Etiyopyalı hadım adamın yanına gittiğinde Yeşe'yi okuyor.
Okuduğunu anlıyor musun dediğinde hani birine bana anlatmadıkça nasıl anlayabilirim diyor.
Ve o konuşmaya başlar ve İsa'yla ilgili olan o ayetleri ona açıklamaya başlıyor. Bir adam sonunda diyor ki ya vaftiz olmama ne engel var işte şurada da su var yani.
aslında o İncil'i okuduğumuzda biz de o Etiyopyalı adam gibi kalıyoruz yani burada ne anlatmak istiyor gerçekten ne tanrısal harika ne bu tanrısal harika ne o zaman topluluğa ait olmak bu konuda gerçekten çok yararlı oluyor çünkü bilen bir kardeşe ya da pastöre ya da öndere gidip sorup onlarla konuşabiliyoruz onlarla tartışabiliyoruz ve bizim Tanrısal anlayışımız o. Tanrı olan sevgimizi gerçekten geliştiriyor yani.
[00:27:02] Speaker A: Evet yani bir pastor olarak şey olabilir benim için. Tam onu biliyorum ama yaşayan kardeşlerimi görünce, çünkü benim deneyimlerimden dolayı belki o alanda gelişmem o kadar olmadı fakat bunu yaşayan birini gördüğümde o bana bir öğreti oluyor. İşte uygulama.
İşte Rabbin sözünün beden almış hali yani o anlamda. Bir fırsat veriyor, görme fırsatım oluyor.
[00:27:24] Speaker B: Topluluğa dahil olmak bir törpü aynı zamanda. Çünkü İncil'i okurken bazen eğer bizi rahatsız eden bir şey varsa atlayabilirsin. Ama topluluk içinde o atladığını başka bir kardeş fark edebilir.
Yani o davranışlarından, meyvelerinden İncil'de söylediği gibi o meyveler bizi gösterebilir.
[00:27:45] Speaker A: Doğru.
[00:27:45] Speaker B: Ya da bazen fark etmeyebiliriz yani ama dışarıdan ya kardeşim hani bak bu sayede böyle söyledin.
[00:27:54] Speaker A: Evet.
[00:27:55] Speaker B: Farkında mısın gel dua edelim beraber dediğinde bir yanlışı devam ettirdiğini hayatında fark edebiliyorsun ve bu sayede de değiş edebiliyorsun. O yüzden asıl topluluğa dahil olmak bizi de törpüler, Rabbin sözünde güçlendirir, Rabbin sözünü daha iyi anlamamızı sağlar.
[00:28:14] Speaker A: Evet. Bu kadar tehlikeye rağmen yani yanlış öğreti olma ihtimale rağmen bizim sizden beklentimiz ya da sizin yapmanız gereken okumak. Yeter ki okuyun. Yani bizim de devamlı yaptığımız gibi ya ben okudum bir kere okudum iki kere okudum değil. Devamlı okunması gereken bir şey. Devamlı benim hayatım ilerledikçe, gözlerim bazı şeylere açıldıkça, Rabbin sözünde daha farklı şeyler görebiliyorum. Farklı şekilde yorumlama fırsatım oluyor kutsal kitabın ışığında.
Bu çok değerli ve bunu birlikte yaparsak çok daha fazla meyvesini alırız ve İsa'nın...
[00:28:51] Speaker B: Bu sürekli okuyanlar için de geçerli. Çünkü bir kutsal kitap okurken yaratılış işte o meyve konusunda falan. Bir konuda çok yanlış düşünüyormuşum mesela ama farkında değildim. George abi sağ olsun. Bir gün hasat dersinde işte ders veriyor işte konuşuyoruz. O an fark ettim ve yanına gittim. Abi dedim ben hani meyvenin günahı olduğunu. O dedi ki yok yani Tanrı günahı yaratır mı yani? Ve o an aa dedim evet bir saniye ya ben yanlış bir perspektif yani yanlış bir bağlamda okumuşum bunu. Ve sonra fark ettim okuyunca kutsal kitabın da mesajı bu değil aslında. Yani ben sadece o farklı bir şey olmuş yani kafamda yani Coruc abi orada beni düzeltti yani onunla o konuşmamız beni gerçekten çok ciddi düzeltti o yüzden de çok değerli yani kutsal kitap okuyun her zaman düzenli bir şekilde okumamız lazım düzenli yemek yemek gibi yani bu ruhsal besinimiz bu Tanrı'yla ilişkimiz bu Tanrı'yı burada anlıyoruz dua etmek de öyle Ve yani bu hataları yapmayalım ki daha iyi okuyalım. Bu yedi hatayı yapmayalım ki okuduğumuzu daha iyi anlayalım. İncil'in mesajını daha iyi kavrayalım. ve bir arada okumanın da büyük faydalarını, bereketlerini tadına varın diye aslında söylüyoruz. Çünkü topluluk olarak okuduğunda farklı kişilerin perspektiflerini, tanıklıklarını duyduğunda o ayetle ya da birbirini törpülemeye başladığında gerçekten o Rabbin İncil'de bahsettiği o Tanrı'nın bedeni kavramını daha somut bir şekilde görüyorsun hayatında. O yüzden çok değerli.
[00:30:28] Speaker A: Ağzına sağlık. Çok teşekkürler. Güzel konulara değindik. Elbette hatalar var. Hepimizin de yaptığı, yapmaya devam ettiği ama yol yakınken dönelim azizler. Sorularınız, düşünceleriniz varsa bu konu hakkında elbette yorumlarda bekliyoruz.