Dijital Kilise: Metaverse'te İbadet Gerçek Mi?

Episode 77 March 21, 2026 00:25:48
Dijital Kilise: Metaverse'te İbadet Gerçek Mi?
Özgürce - Türk Hristiyanlar Anlatıyor
Dijital Kilise: Metaverse'te İbadet Gerçek Mi?

Mar 21 2026 | 00:25:48

/

Hosted By

Tiranus - Herkes Duyana Kadar

Show Notes

Özgürçe'ye hoş geldiniz! Bu bölümde Özgür Uludağ kardeşimle birlikte "Dijital Kilise: Metaverse Üzerinden İbadet Mümkün mü?" sorusuna yanıt aradık. Modern çağın sunduğu dijitalleşme ve sanal gerçeklik platformlarının, dini pratiklerimizi nasıl etkilediğini, topluluk olmanın Hristiyan inancındaki merkezi rolünü ve "yavaş dönüşüm" prensibini masaya yatırdık. Covid-19 dönemindeki online ibadet deneyimlerinden yola çıkarak, fiziksel birlikteliğin neden vazgeçilmez olduğunu Kutsal Yazılar ışığında değerlendirdik. Dinleyicilerimizi, dijital dünyanın getirdiği kolaylıklar ile gerçek ve derin ruhsal gelişimin dengesini bulmaya teşvik ediyoruz.

View Full Transcript

Episode Transcript

[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar selam. Özgür C.'ye hoş geldiniz. Bugün [00:00:03] Speaker B: Özgür Uludağ kardeşimle birlikteyiz ve bugün konuşmak istediğim konu dijital kilise. Online üzerinden, metaverse üzerinden kilise olur mu? Tapınma, ibadet olur mu? Bunu konuşacağız. Hoş geldin Özgür. Olmaz. [00:00:15] Speaker A: Olmaz. Ve teşekkürler. Eğer yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim. Hoş bulduk [00:00:21] Speaker C: kardeş. Bu ne sorudur ya. [00:00:25] Speaker A: Ya illa Pastörs'ün insanları yorma kiliseye. Olmuyor mu bunun bir Metaverse'den [00:00:30] Speaker C: bir olayı? Yani sanal gerçeklik gözüyü takıp... Güzel oyun oynanıyor onu biliyorum. Ya arkadaşlar [00:00:38] Speaker A: bu geçtiğimiz pazar günü gençler konuşuyordu VR [00:00:42] Speaker B: için bir yere gideceklerdi. Birinin doğum günü müydü hatırlamıyorum da. Şey gülüyor aklıma bir Güldür Güldür'de miydi hatırlamıyorum hangi programdaydı şeyden bahsediyorlar. [00:00:52] Speaker A: Metaverse'den ev alacak adam. Şey almıyor böyle çok değerli bir bölüm almıyor. Gidiyor, yaşadığı, kirada oturduğu apartmanın aynısını alıyor. Esenlerde şey alıyor böyle. Sanal dünyada [00:01:07] Speaker C: bile bu kadar düşünüyor. Böyle bir vizyon [00:01:09] Speaker A: yani sana dünyada. Ama neden [00:01:11] Speaker B: olmasın ya? Ne güzel insanlar takılıyor orada. Düşüncen var mı? Yok genel [00:01:15] Speaker A: olarak illa kilise anlamında, ibadet [00:01:17] Speaker B: anlamında söylemiyorum. Ne düşünüyorsun insanların böyle metaverse üzerinden ya da online sohbet edip konuşması, tartışması, sohbet etmesi? Ne [00:01:25] Speaker C: güzel değil mi? Güzel bir şey. Güzel. Ama sanırı nedir? Yani biraz şeye benzetiyorum bunu. Çocuk yetiştirmeye. Çocuğumun elinde sürekli tablet varsa, sürekli telefon varsa, sürekli televizyonu açıksa, o çocuğu ben neye yönlendirmiş olurum? Aynı şey biz yetişkinler için geçerli ve şu an zaten ele geçirmiş durumda bizi. İnstagram hesabımı kapattım mesela bugün. [00:01:50] Speaker A: İki tane yeni hesap açtım. Sadece hizmet [00:01:54] Speaker C: yürüttüğüm hesap kalsın dedim. Kişisel hesabımı artık iptal ettim arkadaşlar. [00:01:57] Speaker A: Öyle mi? Evet. Çaka mı yapıyorsun gerçekten [00:01:59] Speaker C: mi? Hayır gerçek diyorum. Bak ya. Niye ya bir şeyler böyle sürekli alıp o videoyu izle öyle mi tasarlanmış ki? Sana verseydim olurdu. İyi takipçiliydi falan. Bizi izole ediyor bence bunlar. Çocuğu nasıl ki telefonla, tabletle, televizyonla izole ediyorsan bir yerde sınırı bilmediğinde insan da öyle oluyor. Zaten bence şu anda en büyük tehlikelerimizden birisi içe kapanıklık. Gen zi mi diyorlar. Yeni kuşağımız biz de çok eski kuşağımız gibi konuşmayalım ama. Çok geçti o. Ben de takip edemiyorum. Biz ne kuşağıyız onu da bilmiyorum. Ya zaten şey var içsel olarak böyle bir içine kapanmıştık. Böyle sosyal ortamlardan biraz daha geri durma. İşte hep bir sanal dünya içeride. Karışmayın bana bilgisayarımın başında. Oyunumu oynayayım. Bir yerde bu bizi yalnızlaştırmaya başlıyor. Yani kilisede de biraz oynatalım. Eğlenceli olur belki. Gidip şöyle metalörste avatar yaratıp kiliseye girmişsin, diz çökmüşsün. İbadetini ediyorsun. Güzel bir oyun. [00:03:03] Speaker A: Ama oturduğu yerden diz çöküyor eğiliyor. [00:03:06] Speaker C: Gözünü kapatıyor falan. Ama işte Tanrı bizi bir topluluk olmaya çağırdı. Yani en büyük tehlike o bence. Şey gibi değil yani iki kelime konuşabiliyor, ateş yakabiliyor. O modada girmeyelim. Teknolojinin nimetlerinden faydalanmalıyız yani kesinlikle. Ama işte kölesi olmamalıyız bana kalırsa ve Tanrı'nın kiliseyi ne için çağırdığını, topluluğu ne için çağırdığını unutmamalıyız. Aynen. Ben seninle [00:03:34] Speaker A: hala instagramı kapatmış olmanı şey yapamıyorum. Papaz.net'i takip edin, yalnız kalmasın arkadaş. [00:03:41] Speaker C: Olur. Belki hissi hesabım artık kalmayacak falan. Aynen. Artık tek biri özgür var, internetten [00:03:47] Speaker A: özgür. Sana merak ettim. İkimiz de temsil [00:03:49] Speaker B: ediyorum. Ya tamam o zaman. Bir yandan katılıyorum. Fazla bir eğilim oldu. Aslında yeni kuşaklar biraz daha tersine ilerlemeye başladı. Birçok alanda. İnsanlar şey sanıyor, her şey online'a, online'a, online'a devam edecek. Aslında bakıyorsun, yeni nesil biraz daha, özellikle yurt dışında, belki bize biraz daha geriden geldiğinden şey [00:04:08] Speaker A: oluyor. Onlar gelecekte, [00:04:11] Speaker B: biz geri... Ama yani orada gördüğüm, en azından okuduğum makaleler olsun, araştırmalar olsun. Gençler bile artık [00:04:18] Speaker C: şey, artık bıkmış durumda. İşte neyden dolayı onun içine girdiler, o dünyada izole oldular. Şimdi çıkmak istiyorlar, bana kalırsa. Doğru. [00:04:28] Speaker B: Biz de böyle bir önceki [00:04:29] Speaker A: jenerasyon olarak acaba nasıl olur? Oraya bir tane kilise mi açsak? Bazı kiliseler yaptı [00:04:35] Speaker B: biliyor musun bunu? Ne yaptı? Yurtdışında kiliseler Metaverse'de kilise [00:04:38] Speaker A: açtılar. Orada böyle müzik çalıyor. Ya Allah [00:04:41] Speaker C: diyip kiliseleri... İnsanlar geliyor [00:04:43] Speaker A: öyle kiliseyi doldurmuş filan. Pazar sabahı Metaverse'de... [00:04:47] Speaker C: Şey ne yaptı? Pastör? Bilmiyorum ne oldu? Nasıl? Kim orada? Evde koltuğunda gözlüğü takmış. Pastöre saldırdılar filan [00:04:55] Speaker A: Metaverse'de. Ortalık birbirine girmiş. Her neyse de, o zaman şeye dönecek [00:04:59] Speaker B: olursak, dijital ortamdayız artık. İnsanların çoğu Rabbin sözünü okuyabiliyor, YouTube'dan vaazlar dinleyebiliyor. Pazar günü neden önemli? Çünkü protestanlar olarak, dedim ya bunu başlangıçta konuşuyorduk, protestanlar olarak biz bunu biraz daha fazla hissettik bu dönemde. Çünkü Katolik ve Ortodoks kardeşlerimizin o Rabbin sofrasına olan odak noktası, bizde ise en üst nokta Rabbin sözünün vaaz edilmesi, anlatılması, paylaşılması. Eğer birisi dese ki ya ben bunu zaten dinledim patron ha evden dinlemişim ha buradan yani amaç o sözü edinmekse neden [00:05:35] Speaker C: evden yapamayayım bunu? Sadece oysa evet dediğin gibi onu iddia edebiliriz ama kiliseyi kilise yapan şeylerden en önemlileri neydi? Sadece protestans deyip geçmiyoruz. Sakramentlerin doğru uygulanması ve Rabbin sözünün doğru vaaz edilmesi. Bunu toplulukça yapmaya çağırıldık biz. Yani orada elbette ki bir vaiz, bir pastor çıkıp Rabbin sözünü anlatıyor, açıklıyor, halkına ilan ediyor. Ama bunu yaparken topluluk içerisinde çıkardığı o liderden, o önderden, o vaizden bahsediyor. Ve bir ikincisi, biz sadece vaaz dinlemek için kiliseye gitmiyoruz. Tanrıyı yüceltmek için, bir arada bulunabilmek için ve kutsal yazılarında dediği gibi bazılarının alıştığı gibi bir araya gelmekten vazgeçmeyin. O günün yaklaştığını gördükçe birbirinizi bu sözlerle teselli edin diyor. Yani kiliseye Rabb'i yüceltmek, Tanrı'ya tapınmak için gidiyoruz. Ama aynı zamanda kutsal yazıların bize yüklediği bazı sorumlulukları da yerine getirmek için gidiyoruz. Mesela birbirinize öğüt verin, birbirinize mezmurlar söyleyin, birbiriniz için dua edin, birbirinizin ağır yükünü taşıyın ve bir araya gelmekten vazgeçmeyin. Yani bütün bunları oturup bir sanal dünya üzerinde yapamayız. Bu demek değil ki yani tabii ki bu podcastleri niye yapıyoruz? Ya hiç izlemeyi kapatın ekranı. Karşı değiliz. Yani bir karikatür vardı işte yıllar önce bazı güruhlar, videolar izlenmesin, o kötü, bu kötü, müzik kötü, şu kötü, oradan oradan en son kanalıma like atmayı, abone olmayı, unutmayına geldi. dengeyi kurmak lazım. Yani bizi besleyen araçlardır. Ama bizim Tanrı'daki kimliğimizi geçtiğimiz programda konuştuğumuz gibi oluşturan şeye dönüşmemesi lazım. Bir araya gelmek daha farklıdır. Neden? Çünkü zaten Tanrı'nın kendisi beden aldı aramızda yaşadı. Yani değersiz bir şey olsaydı herhalde Rabbin kendisi bu yolu seçmezdi. İnsanların arasına girmeyi seçti. İnsanlara dokunmayı seçti. İnsanlarla yürümeyi seçti. İnsanlarla bir arada doğurmayı seçti. Doğru. Ya [00:07:53] Speaker B: orada düşünüyorsun sadece bilgi olsa ama İsa mesela alın kardeşim şunu okuyun ezberleyin adam olacaksınız değil yani bir Dediğin gibi, onların dertlerini dinledi, onların ailelerindeki insanları iyileştirdi, onları uyardı. Bunların hepsi bir ilişki aracılığıyla olan bir şey. Böyle bir hadi arkadaşlar toplanalım, aa herkes her şey yolunda mı? Pazarın amacı bu değil dediğin gibi. Pazarın amacı herkes iyi mi? Herkes burada mı? Tamam aferin çok güzel. Önümüzdeki hafta görüşürüz değil. Benim ihtiyacım var. Elbette o tapınma zamanına fakat özellikle kardeşlere. Tanrının bize ihtiyacı yok. O anlamda zaten biz tam ondayız. Fakat o zamanın amacı hem bir araya gelmek, Rabbin sözüne itaat etmek fakat aynı zamanda birbirimizin ihtiyaçlarını da görmek. Çünkü internet üzerinden saklayabiliriz. Eğer Instagram'a bakacak olsak herkesin hayatı mükemmel. Yani mükemmel bir fotoğraf. Sen [00:08:45] Speaker A: bilmiyorsun neler dönüyor neler. Sen 24 saat oldu mu kafadan? Hayır. Tamam 48 saat. Son 48 saatte neler oluyor şu an tahmin edemezsin. [00:08:56] Speaker B: Ama fotoğraflara bakıyorsun her şey çok güzel. Her şey çok güzel fotoğraf çekiyorsan, video çekebiliyorsan herkes hayran kalıyor senin yaşamına. Ama biliyoruz yani sonuçta en kral fotoğrafta insan. [00:09:11] Speaker A: O tarih şeyini silebilirsiniz ama Google unutmuyor. Geçmişinizi [00:09:14] Speaker B: silemezsiniz. Ama yani insanların ihtiyacı olan hani birlikte ağlamak, birlikte gülmek, insanların derdini dinleyip birlikte dua etmek bunun yerini hiçbir şekilde alamıyor. Ama mesela Covid zamanında hepimiz bir anlamda yaşamak zorunda kaldık bunu. Berbatım. Berbatım. Hatırlıyor musun? Nasıldı? Çünkü ben pastor değildim o zamanlar. [00:09:35] Speaker A: Covid zamanında... Çok yoruldum [00:09:37] Speaker C: ben. Çok [00:09:37] Speaker B: yoruldum. Nasıldı? [00:09:39] Speaker C: Çünkü... İnsanları teselli etmek için çok yoruldum. Aynen. Herkes korkuyordu. Herkes tek kalmıştı. Bir skeç vardı. Yani birinin bana dokunmasına ihtiyacım vardı. Ağlıyordu millet. Herkes birbirinden korkuyordu. Ya o bile gösteriyor insan sosyal bir varlıktır. Yani bir olmak için yaratıldık. Yani birbirimizden aslında teşvik alabilmek, birbirimizi bina etmek için kilise olarak bir araya getirildik. Çok güzel bir şey vardı okuduğum Mesih ya da Tanrı'nın kendisi. Şu an yapıyorlar ya hologram olarak işte uzaktan bağlanıyorlar. Üç boyutlu oradaymış gibi görünüyor. Tanrı isteseydi böyle bir ilizyon kullanamaz mıydı? Kullanır. Şu anda bile istese yapar. Her şeyi yapabilir. Ama az önce başta dediğimiz gibi o beden alıp aramızda yaşamayı tercih etti. Söz insan olup aramızda yaşadı. Ve ilk elçilere bakıyoruz, ilk kiliseye bakıyoruz. Onlar neye adlamışlardı kendilerini? Paydaşlığa, ekmek bağırmaya, duaya. Bunu bir araya gelerek yapıyorlardı. Biri diyebilir işte 2000 yıl önceydi o yüzden. Covid döneminde de diğer kişilerden de duyduğum tanıklıklarda da şunu görüyorum. Yok bu 2000 yıl önce olduğu için değil. Bu insanın en derin ihtiyaçlarından biri olduğu için böyle. Covid döneminde yine diyorum ben çok zorlandım. Birçok insanın da çok zorlandığını gördüm. Ve nihayetinde sözüm sözüm ona hani yasaklara uyarak o da ayrı bir tuhaflıktı da neler neler yaşadık. Bir araya geldik ihtiyaç duyduk. İnsanlar özledi. Ne ağlayanlar gördüm ben. Ya kilisede olmayı özledim, sizinle bir araya gelmeyi özledim. En uzakta olan, en kiliseye gelmeyen kişi bile o dönem onu demeye başladı. O bence Rabbin tasarrufunu gösteriyor [00:11:28] Speaker B: bizim için. O dönemde kilise olarak ne yaptınız? Yani pazar günü insanlar toplanamıyor. Ne oldu? [00:11:34] Speaker C: Ne bitti? İnternetten canlı yayın yaptık. [00:11:36] Speaker A: Gidip bunu bulabilirsiniz YouTube kanalında. [00:11:39] Speaker C: Çok garip şeyler. Yani canlı yayın yaptık. O dönem dışarıya çıkma yasakları da vardı zaten. Din görevlisi olduğumuz için o yasak muafiyeti kapsamındaydık biz. Şimdi bir suç işlemişiz gibi konuşmayayım. Biz gittik kilisede ibadet yaptık, canlı yayınladık, vaaz verdik, canlı yayınladık. Yani insanlar o dönemlerde izlediler. Ama tecrübe ettiğimiz şey yine, hiçbiri bir araya gelmek kadar zevk alamadı, bir araya gelmek kadar ibadet etmiş hissetmedi. Ya da işte birbirine destek olmuş hissetmedi. [00:12:12] Speaker B: Doğru, doğru, doğru. Son yurtdışı seyahatimde bir kilisede vaaz verecektim. O gün [00:12:18] Speaker A: şey oldu, sağ olsun demeyin de bir laf atacaktım. Her neyse. [00:12:21] Speaker B: O günde buz kapladı yerleri. Sabah ilk şeyi iptal ettik. Kilise olarak iki kere vaaz verecektim aynı kilisede. Birincisi iptal oldu. Sadece ikincisini yaptık. Saat 11'de olanı. Diğer bütün büyük kiliseler iptal etti. Bütün hizmetlerini o gün. Kilisede 50 kişi mi olacak, 60 kişi mi olacak? Normalde 700-800 kişilik kilise. Merak ederken kilisenin tamamı doldu. Diğer insanlar da, diğer kiliseden insanlar da geldi açık olduğunu duyunca. Çünkü insanlar istiyor, bir araya gelmek istiyor. Zaten hayatımızın çoğunu artık internet üzerinden yapıyoruz. Alışverişimiz de buradan olmaya başladı. Yiyeceğimizi de buradan alıyoruz. Her şeyi buradan yapıyoruz. İnsan artık birini görmek istiyor, biriyle tanışmak istiyor, birine sohbet etmek istiyor. Ama işte böyle ikilemin arasında da yönetmemiz gerekiyor bunu. Yani ne kadar bu, ne kadar birliktelik, ikisinden yani buradan ne alabilirim, ne kadar faydalı olur bu, ama buna ne kadar ihtiyacım var. [00:13:19] Speaker C: Ya düzgün kullanırsak çok faydalı. Sanal medya, yeri gelir metaverse, ondan sonra ne bileyim farklı YouTube kanalları, web siteleri, online seminerler, dersler muazzam bir şeydir bence, erişim fırsatıdır. şu an hiç olmadığı kadar avantajıza sahibiz yani kendimizi geliştirmek için yani özellikle Hristiyanlar adına konuşacak olursan ruhsal gelişimimiz ve teolojik olarak ilerleyebilmemiz için muazzam fırsatlar var ama hiçbiri haftanın ilk günü İsa'nın öğrencilerinin bir araya geldiği gibi bir araya gelmemize engel olmamalı duyuyorum çünkü bazı kişiler diyor ya biz internetten ibadet ediyoruz Bir ara çok yaygındı. Şimdi belki onu, o da yine onu gösteriyor sanırım. İnsanlar fark ettiler. Yani yok bu şekilde olmaya esas olması gereken bu değil. Fiziksel olarak bir araya gelme ihtiyacını görüyoruz [00:14:13] Speaker B: orada. Doğru. Şimdi ikimiz de pastoruz. İster istemez böyle kilisede sorun yaşayan insanlar oluyor. Dostlukları bitiyor artık neyse. Bazı insanlardan şunu duyuyorum. Ya çok sorun yaşadım ben online bireysel takılıyorum artık. Hristiyanlığım, bireysel yaşıyorum. Bu ama yargılamak için söylemiyorum bunu. Bunun söyleme amacı, yani onlar bir köşeye sıkışmış hissediyor. Tek bir tane kilise varsa mesela şehirde, bulunduğu şehirde. Mesela bir abimi tanıyorum. Şehirde yaşıyor. Tek bir tane kilise var. O yüzden söylemek istemedim adını da. Yani o şey dedi, ya ben bağ kuramadım pastörle. Pastörle bir türlü ilişkim şey olmadı. Yani insan kabul görmüş hissetmedim. Nasıl bir tepki verirdin, [00:14:50] Speaker C: ne derdin yani? Yani oturduğum yerden konuşmak kolay. Yani yani yani. Onu şey yapmak istemem yani. Her durum kendine özeldir. Kesinlikle. Onu söyleyeyim bunu söylemeden önce. Kesinlikle. Ama orada önceliğimiz nedir? Biz Tanrı için mi oraya gidiyoruz? Yoksa o A şahsı için, B pastörü için, şu için, bu için. Yani eski teologlardan birisinin çok güzel bir sözü var. Mükemmel kiliseyi arıyorsanız ve bir gün bulursanız gitmeyin. Çünkü siz gittiğiniz gün o mükemmel olmayacak. Hepimizin çünkü sorunları var. Hepimizin hayal kırıklıkları var, zorlukları var. Mükemmeli arıyoruz da biz neyiz? Yani. Ama yani şunu söylemek isterim o tarz kişilere. Sorun çok ciddi değilse, sorun yanlış bir teolojik yaklaşım değilse, sorun Tanrı sözüne aykırı hareket etmek değilse, onlar ayrı tartışılır. Evet. Yine de gitmek lazım. Yani belki Tanrı gerçekten o birinin duasıyla, birinin sohbetiyle, O hoşlanmadığın kişinin bu ağzıyla bile sana seslenebilir, sana konuşabilir, yüreğinde bir şeyler başlatabilir. Hani bizim sadık olmamız gereken kişi Tanrı'dır. Pastör değil, A şahsı, B şahsı değil. Rab'e adanmışlıktır. Ve yani Tanrı'nın topluluğuna koyuluyorsak bir şekilde kutsal ruh her birimize armağanlar, yetenekler verir kilisenin gelişmesi için. Yani elbet Tanrı işini yapacaktır. Yani Tanrı'nın adaletine güvenmek lazım. Ve Tanrı'yı hoşnut etmek bizim amacımız olmalı. Yoksa her şeye alınırız. Bir ikincisi de bence kutsallaşma yolculuğumuz için bunlar gerekli. Yani örnek vereyim. İsa diyor ki size zulmedenler için dua edin. Size kötülük edenler için iyilik dileyin. İşte düşmanlarınızı sevin. İnsan içine çıkmayınca bunları nasıl yapacağım? Karikatür yine yapmışlar. Bir papaz giymiş cübbesini geçiyor. Sesleniyor. Mübarek diyor. Ne yapıyorsun uzun zamandır günah çıkarmaya gelmiyorsun diyor. Evden çıkmıyorum ki diyor. Günah istemiyorum diyor. Öyle değiliz yani. Bir şekilde gitmemiz gerekiyor bir şeylere. Ya insanlar, [00:17:05] Speaker B: ya kolay kendini ikna etmek. Yani ben gidersem daha da kötü olabilir. Ya da hani ben buradan iyiyim. Yani onlara da sorun çıkarmayayım. Farklı farklı sebep söylemek kolay. Fakat Tanrı'nın çağrısı bir araya gelen. Toplanın. Kilise olarak İsa Mesih'i baz ederken Tanrı kiliseyi nasıl sevdiyse, Mesih kiliseyi nasıl sevdiyse diyor Pavlos Efendi. Bireyden değil, elbet Tanrı herkesi seviyor. Fakat kilisesine çağrısı var. Bu bizim için çok değerli. Yani birlikte bir hareket ediş, bir aradaya gelerek, bir araya gelmeye eksik. Eksiltmeyin, unutmayın. Yani bu kendimizi bir önceki videodaki gibi kendimizi inkar etmeye de bağlı. Yani ben orada böyle hissediyorum, tamam Özgür'ün dediğini yapacağız, Tanrı'nın dediğini mi yapacağız? Özgür'ün dediğini yapacaksak gitmeyeceğiz kiliseye. Tanrı'nın dediğini yapacaksam, tamam sorun var, dua ederek ben gideceğim o kiliseye yine. Belki ben oradaki birine bereket olacağım ya da o kişi bana bereket olacak ama gitmemiz gerekiyor. Tanrı'ya güvenmemiz gerekiyor orada. Bir şey daha değindin, orada bir süreçten bahsettin. Onunla da yavaş yavaş kapatabiliriz birazdan da. Birisi şöyle demiş, dijital hız, Mesih'in sunduğu yavaş dönüşüm ve sabır sürecine aykırıdır. Çünkü biz alıştık ya böyle basıyorsun, kaydet diyorsun, kaydediyor. Basıyorsun, geç diyorsun, bir sonraki seviyeye direkt geçiyor. Ama ben o kadar hızlı ilerlemiyorum. Bu metaverse, bu inşa etmeler, dünya inşa etmeler vesaire çok hızlı [00:18:25] Speaker C: oluyor. Gerçek de değil. İşte sorun o. [00:18:28] Speaker B: O yüzden sanal medya. Ama düşünce olarak tamam Patron biliyorsun artık değiş. Hala değişmedin ya diyerekten böyle farklı yanlış beklentiler içine sokabiliyor bu bizi. Yani var mı düşüncen [00:18:41] Speaker C: bu konuda? Yani Mesih'in dediğin gibi dönüştürme süreci yavaştır. Yani sanal medya, her şey sanal. Gerçeklik algısı kayboluyor dediğin gibi. Hız olmaya başlıyor. Şu an 10 saniyelik videoyu bile izleyip bilgi alayım. Biz niye yapıyoruz 30 dakika falan diyeceğim. Geçiyor mille. 10 saniye. Bir dakika. Aa yok benim bu kadar zamanım yok. Bana hap bilgiler lazım. Yani o hep yüzeysel kalıyor. O hiç derin bir yere inmiyor ve sabırsızlık üretiyor. Ama baktığında Mesih yavaş yavaş işliyor. Yani iksir bir dönüşüm kolay değil. Bugün bir kişiye ha şu sorunun var hadi şöyle yap da dönüş diyemezsin. Yani bunun için çaba lazım, emek lazım. Bir anlamda birliktelik lazım. Bu yüzden kutsal yazılar hem bazılarının alıştığı gibi bir araya gelmekten vazgeçmeyin diyor. Hem de birbirinizin yükünü taşıyın diyor. Bunu tek başıma yapabilmen mümkün değil. Mesih'in yolu o yüzden bir anlamda yavaş bir dönüşüm yoludur. Bir içerik üretme platformundan bahsetmiyoruz kiliseden bahsederken. Doğru. Ama bu sanal platformlar [00:19:43] Speaker B: bir yandan o birbirimizin yükünü taşıyın kelimesini şey olabiliyor. Ya ben X'de bir şey gördüm, çok üzüldüm, ağladım. Burada bir şey gördüm, tanımadığım adam, tanımadığım biri, hiçbir gücüm yok o anda bir şey yapmak için. ya ne kadar kötü, aa işler acısı. Yan komşun belki o da aynı durumda ama gidip sormuyorsun. Yani şey gibi, bu kendimi iyi hissettirebilir aslında bu sosyal medyalar ve sanal platformlar çünkü aslında ben o kadar kötü bir insan değilim ama yanındaki komşun aynı durumda belki, sen [00:20:13] Speaker C: gidip sormadın bile. Oradan bilgi [00:20:15] Speaker B: alıyorsun sadece. Oradakine üzüldüğünü düşünüyorsun ama aslında üzülmüyorsun [00:20:18] Speaker C: tam olarak. Çünkü bir şey yapmıyorsun. İbadet de öyle. Tabii ki Rab'in sözünden bahsettik ama amaç sadece orada bilgi almak değil. Yani ben bilgi alayım oturduğum yerden bu bilgi yok. Amaç birlikte var olmaktır. Yani kiliseyi kilise yapan zaten olur. Yoksa Tanrı kimseyi tek başına oturup bilgilenmeye çağırmadı. Tam tersine kutsal yazılar diyor ki salt bilgi yani sadece derdimiz bilgiyse bilgi insanı kibirlendirir diyor. O zaman onu nereye koyacağız? Ve o [00:20:48] Speaker B: da direkt tüketim şeyini ortaya çıkarıyor. Hadi bir vaaz ver dinleyelim. Tüketmeye gelmiş orada bile bir şeyin bir alıcı sadece. Ama birinci yüzyıldaki kiliseye, ikinci yüzyıldaki kiliseye bakıyorsun o zulüm altında Rabbin sofrası. Bir yere gelip yemek yiyorlar, bir paydaşlık var, bir zaman geçirme var, Rabbin sofrası var. Ve bunu kendi başına yapamıyorsun. Düşünsene saklanıyorlar bazen ya da devamlı hapse atılma tehlikesi var. Paulus Efendi'nin yaptığı gibi insanları arıyor hapse atabilmek için, attırmak için. Bu ortamda bile bir araya gelip Rabbin sofrasını yapıp birlikte yemek yiyorlar, birbirlerini evlerinde ağırlıyorlar. O zaman gider. İşte o zaman aslında bizim pazar günde bakış açımız biraz bu olmalı. Ben kardeşlerle birlikte bir araya geliyorum. Bir sofrada oturacağız. Rabbim bedenini ve kanını bir temsilen o ürünler aracılığıyla biz hatırlayacağız ve sonra çıkıp birlikte bir sohbet edeceğiz. Birbirimize hatırını soracağız, halini soracağız. böyle bir dünyada bu kadar hızla değişen ya da değiştiğini iddia eden bu dünyada bir hakikatin ortaya çıkması için bir fırsat yani bir dur deyip pazar günü bir dur deme günü. Yani şabattan da bahsetmiştik bolca zaten [00:21:55] Speaker C: ama. Yani hele ki bir kültür bizim kültürümüzde de onu besleyen güzel bir alışkanlık var. Yani oturup bir akşam yemeği yemek, oturup bir dostta bir çay kahve içmek, sohbet etmek. Gece 10'a kadar. Yani bu bizim zaten kültürümüzün de güzel bir parçası bence. Yani seviyoruz zaten bir araya gelmeyi. Ama işte bazen sosyal medya olsun, dijital dünya olsun o gerçeklik algımızı kırmak için meydan okuyor olabilir. Yani faydalanalım ama bir amaç haline dönüşmesin ya da bir kimlik inşa etmesin bizi [00:22:31] Speaker B: de. O zaman son kapanışa şöyle diyebilir miyiz? Yani o zaman teknolojinin, sosyal medyanın amacı nedir? Yeri nedir? Kısaca buna bir [00:22:39] Speaker C: değinelim. Bence bizi geliştirir. Hangi anlamda? Yani hem ruhsal anlamda hem de bilgi anlamında. Ama derinleştirmek bence bizi bir araya getiren şeydir. Nasıl diyeceksin? Örnek vereyim. Açtım sosyal medyada şöyle bir şey izledim. İşte ya kardeşinle iyi geçinmen lazım. Dostunu sevmen lazım. Birbirinize yardım etmeniz lazım. Yeri geldiğinde Sana kötülük edenleri bir kişi konuşuyor. Bizi bu şekilde bilgilendiriyor. Bu bilgi tek başına bizi dönüştürmüyor. Onu bedene dökmek bizi dönüştürüyor. Bir araya geldiğimde, ya buna mı yapacağım? Bunu dediğin kişilerle yapabilirim. [00:23:18] Speaker A: Bu kişiciğine geçelim bu... [00:23:20] Speaker C: Onu kastetmiyordu sanki falan. O bizi dönüştürmeye başlıyor. Yoksa sadece bilgide kalıyor. Ve bence en büyük sorun da o. Birçok şey bilmeye başlıyoruz ama onlar da gelip geçici oluyor. Artık o kadar hızlı tüketime alışmışız ki derinleşmediğimiz bilgi bence bilgi değildir. Günün birinde [00:23:39] Speaker B: gider. derinleşmemiş ya da uygulanmamış, uygulanamayacak olan bir bilgi. Artık o kadar yer kalmadı diyorum ya. Daha ne kadar bilgi alabilirim bu dünyadan? Chet Chippity sağ olsun devamlı bana bir şeyler [00:23:50] Speaker A: anlatıyor. Sonunda diyor, şunu da söyleyeyim mi sana? Bak bunu da öğreteyim mi sana? Lan sus iki saniye. Yazdığını yapayım ilk başta. Şunu nasıl tamir edecekmişim bir göster. [00:24:00] Speaker B: Ama şey var dediğin katılıyorum artık yavaş yavaş bu bilgi yığından ya ben nasıl bir şey bir pay çıkarabilirim? Neyi uygulayabilirim? Uygulayabildiğim kadar ver bana. Ve ben bunu Rabbin sözünde daha net görüyorum. Kutsal ruhuyla beni yönlendirirken bana böyle al evladım bütün hepsini şimdiye al. Değil de beni böyle gözümü açıp ha bak burada da şu alana dikkat et Özgür. Bak şimdi buna bakalım. Bir bitki gibi. Bir yeşertiyor, bir büyütüyor, buduyor ama zamana ihtiyacı var. Bir profesörümün dediği, kaç kez söyledim podcast'ta da yine söylemeye ihtiyacı duyuyorum. Sözü şuydu, Tanrı acele etmez. Tanrı bir bütçe gibi büyütür. O yüzden o acele etmiyorsa biz de acele etmeyelim. Tanrı'nın bize öğretmek istediği şeyler var. Bu da zamanla olacak bir şey. Yani bir anda bilgiye dindim diye benim hayatım değişmiyor. Sadece bilgiyi hatırlayan ya da makinede hatırlıyor. Ezberlenme gerek yok. Burada [00:24:52] Speaker C: yazıyor zaten. Duymakla kalmayın. Sözüm uygulayıcısın. Uygulayıcılar olalım diyorum. [00:24:57] Speaker B: Son kitap. Aynen. Aynen. Ona geliyor. [00:25:01] Speaker A: Yani Antalyancı Kilisesi'nin bir metaverse kilisesi olmayacak mı? Ey Ramazan Arkan! Buradan sesleniyoruz. Ama güzel bir konu. Bence üzerine [00:25:11] Speaker B: düşünülmesi gereken bir konu. Eğer bir şehirdeyseniz... kilise varsa ya da orada bir kilise yoksa bir kardeşler topluluğu varsa teşvik ediyoruz. Lütfen bir araya gelmeyi önem verin. Elinizden geldiği kadar kardeşlerin hepimizin günahı hatası var. Gelin birlikte birimizi affeden, daha lütufkar, daha merhametli olun. Aynı [00:25:30] Speaker A: İsa Mesih bize yaptığı gibi bizim günahlarımızı [00:25:33] Speaker B: bilmesine rağmen o yine geldi kendini feda etti. Ondan aldığımızı komşularımıza, özellikle kilisedeki kardeşlerimize vermeyi unutmayalım kardeşler. Kendinize iyi bakın. Bir sonraki programda görüşmek dileğiyle. Ha videoyu da beğenirseniz seviniriz.

Other Episodes

Episode 32

May 16, 2025 00:34:17
Episode Cover

İznik Konsili Öncesi Hristiyanlık | Serdica (Sofya) ve Milano Fermanı

Özgürce Podcast | 3. ve 4. Yüzyılda Şehitler ve Zulüm: Siprianus, Papa Pius ve Hristiyanlara Karşı Baskılar Bu bölümde, Özgür Jerdan ve Antalya İncil...

Listen

Episode 20

March 08, 2025 00:36:22
Episode Cover

Özgür ve Ferah Uludağ ile Hristiyanlıkta Kadın: Kutsal Kitap'tan Perspektifler

Özgür ve Ferah Uludağ ile Hristiyanlıkta Kadın: Kutsal Kitap'tan PerspektiflerKadınların Hristiyanlıktaki yeri ve Kutsal Kitap'taki rolleri hakkında merak mı ediyorsunuz? Bu videoda, Özgür ve...

Listen

Episode 55

October 25, 2025 00:35:20
Episode Cover

Türkiye'de Özgürce Hristiyan Olmak: 1 Yıllık Podcast Maceramız

Özgürce podcast olarak birinci yılımızı geride bırakmanın heyecanını yaşıyoruz! Bu özel bölümde, sunucularımızla birlikte geçen 55 bölümün enlerini, unutulmaz anları ve "Emrece" darbesi gibi...

Listen