Episode Transcript
[00:00:00] Speaker A: Arkadaşlar merhaba. Özgürce'ye hoş geldiniz. Bugün çok yeni bir yöntem şekilde sizlerle birlikteyiz.
Unutmadığımız, çok sevdiğimiz, değerli Selami Emre kardeşimle birlikteyim.
Hepinize merhaba.
Özlettin kendini.
[00:00:17] Speaker B: Aynen özletirim. Ama hiç kimse de yorumlarda falan nerede bu adam demiyor ya. Takip ediyorum bütün yorumları.
[00:00:26] Speaker A: O insanlar kendilerini biliyor.
[00:00:28] Speaker B: Herkes biliyor.
[00:00:29] Speaker A: Takipçilerin hepsi.
[00:00:31] Speaker B: Aklıma üç tane espri geldi. Üçünü de yapamıyorum.
[00:00:37] Speaker A: Tamam, haydi haydi.
Tut, tut. Bekle, sakin ol, sakin ol.
[00:00:42] Speaker B: Ben de özledim ya ama yeni bir sistem deniyoruz şimdi. O yüzden biraz farklı olacak herkes için.
[00:00:50] Speaker A: Kesinlikle. Bizler için de yaklaşık iki saattir kurmaya çalışıyoruz bunu, sistemi.
[00:00:55] Speaker B: Gerçekten öyle.
Ben arada çocuğumu uyuttum geldim. Yani öyle düşünün.
[00:01:01] Speaker A: Çok doğru, çok doğru, kesinlikle.
Biraz emek gerektiriyor. Yani yapacak bir şey yok. Ama seni tekrardan görmek, özellikle özgürce de seninle sohbet ediyor olmak çok güzel.
Güzel konularımız var. Sen yokken neler oldu, neler oldu? Sen çünkü Türkiye'de değilsin. Biraz anlatır mısın? Neredesin? Ne yapıyorsun?
[00:01:21] Speaker B: Evet, ya bensiz çok konu kalmışsın. Öncelikle bunu not aldım.
Yüzüklerin Efendisi'ne girmişsiniz son podcastta, ondan not aldım.
Tolkien'i bensiz konuşuyor olmanız gerçekten çok rahatsız ediciydi.
Çok güzel bir konuydu bu arada. Bu kahramanlar konusu bence çok iyiydi.
Gelen bazı yorumlar vardı bu konuda ama bence konuşulması gereken ve sizin de konuştuğunuz perspektif de aslında çok doğru bir yerdi.
Neyse, biz yurt dışındayız yaklaşık beş aydır. Maalesef Türkiye'de Hristiyan olmanın bazı zorlukları var.
Onlardan bir tanesi de eşini yabancıysa. Maalesef ki Hristiyan olan ve kilisede hizmet edenlere bir kod veriliyor. Nereden veriliyor, neden veriliyor bilmiyoruz. Dava açtık. Beş yıl sürdü davamız. Kazanamadık. Bütün mahkeme yollarımız kapanınca mecburen çocuğu da alıp Hollanda'ya taşınmak zorunda kaldık.
Ama devam ediyoruz yani çok özledim her şeyi.
[00:02:27] Speaker A: Yok bizler de seni özledik. O yapmak istediğim benim de çok şaka vardı şu an. Biraz böyle samimi şekilde gerçekten sizleri de özledik elbette.
[00:02:35] Speaker B: Kameralar kapanınca.
[00:02:36] Speaker A: Çocukları aynen çocukları yatırdıktan sonra saat böyle 11-12 gibi buluşmalarımız. Aynen. Yorucuydu ama çok güzeldi.
[00:02:44] Speaker B: Çok güzeldi.
Bir tarafa zaten bir laf lafımız yok aslında yani.
Yani bu maalesef gerçek bir şey. Bu ülkemizde Hristiyan olmanın getirdiği ciddi zorluklar var. Onlardan bir tanesini yaşıyoruz bizde.
gibi aslında herkes şey soruyordu yani senin eşin Hollandalı niye gitmiyorsunuz falan filan bizde her zaman söylediğimiz şey ben çok seviyorum ülkemi eşim de öyle çok bağlıydık ülkemize ama maalesef bu davayı kazanamamak resmi olarak ülkede kalma yollarımız kapandı. Apar topar eşimi çıkartacaklarına biz kendi rızamızla çıkma kararı aldık yani burada. Ama dua ediyoruz, hala seviyoruz.
Umuyorum yani ben zaten sık sık geleceğim Türkiye'ye yani mümkün olduğunca kendi toprağıma.
Ama onlar için de buralardayız şu an.
[00:03:41] Speaker A: Güzel, güzel.
Rabb bereketlesin.
[00:03:44] Speaker B: Elbette.
[00:03:44] Speaker A: Kurulu düzenimiz var.
Hollanda gibi bir yere gitmek çok zor olduğunu düşünüyorum.
Ya şaka yapıyoruz elbette.
[00:03:52] Speaker B: İzleyiciler seyredecekler, ya sanki Afrika'ya gitti, Kenya'da da.
[00:03:57] Speaker A: Sen şimdi oraya laf atmış oldun, bak.
[00:03:59] Speaker B: Eyvah.
[00:04:00] Speaker A: Fazla her konuştuğumuzda takipçilerimizin arasından birkaçı... Aynen.
[00:04:06] Speaker B: Kenya'da güzel.
Uganda'dan iyidir deyip oraya laf atayım.
[00:04:12] Speaker A: Mükemmelsin.
Ya şimdi aslında bugünkü konumuz seninle konuşmak istedim. Böyle genellikle insanlar Avrupa'da yaşarken ve Avrupa'dan Türkiye'ye gelen bu Almancı dediğimiz kişiler bazen geldiklerinde şey olur ya her zaman o arkadaşlarımızı ziyaret edip aslında böyle de bir baskıya maruz kalırlar kendileri.
Yani senin sen zaten rahat İçindesin, sen oradan, uzaktan konuşuyorsun diye düşündür. Ve bu rahat olma gerçekten yani sadece o maddiyatla mı alakalı, nelerle alakalı olabilir, o konu üzerine konuşmak istiyorum. Yani konfor, o rahatlık, ulaşmak istediğimiz seviye ve bunun bize olan etkisi ne oluyor? Ne kadar da hepimiz o konforu arzulasak da, konfor istesek de, konforlu bir hayat yaşamak istesek de, bunun bize etkileri neler oluyor? Hem yaşarken, hayattayken yani ona ulaşmadan önce ve aynı zamanda ulaştıktan sonra nasıl etkileri var?
Onu biraz seninle konuşmak istiyorum.
[00:05:20] Speaker B: 6 ay lütfen şey yazın Avrupa Birliği uzmanı diye.
[00:05:24] Speaker A: Öyle bir şey.
Editörümüzle konuşup oraya bir şey ekleyeceğiz.
[00:05:29] Speaker B: Güzel bir şey, başlık bir şey.
[00:05:31] Speaker A: Bizi Hoylada'dan bağladık. Oralar çok güzel. Siz değerini bilin.
[00:05:35] Speaker B: Buralar çok bozuldu arkadaşlar. Öncelikle.
[00:05:38] Speaker A: Kaç ay oldu sen gidelim bu arada?
[00:05:41] Speaker B: Ben daha 5 ay oldu. Çok konuşacağım.
Fazla bir birikimim var mı bilmiyorum.
[00:05:46] Speaker A: Ya seninle konuştuğumuz konulardan yani genel olarak konfor.
[00:05:50] Speaker B: Yıllardır dışarıya gidip geldik zaten başka ülkelere gittik geldik. Türkiye'ye gelen birçok kişiyle zaten vakit geçiriyorduk. Hepimizin ailesinde bir gurbetçi vardır. Benim halam Almanya'da yaşıyor, teyzem İngiltere'de falan. Ya ailesinde zaten gurbetçi olmayan yok, onu biliyoruz. Yani bizim de kurul düzenimiz olmasa şu beş ayda… Geri dön. Tabii ki de insanın bir konforlu bir hayat arayışı çok normal. Yani hepimizin başına, hepimizin gençlik yıllarından itibaren aklının bir köşesinde olan bir şey var, bir konfor alanı yaratayım. Yani kendi konfor alanım olsun, işte her şey ulaşılabilir olsun, kolay olsun, rahat olsun ve bazı aslında rahatlıklar işte başka yere göre lüks olabiliyor. Mesela buraya geldiğimizde şeyi fark ettik şimdi. Şimdi Türkiye'de şey pandemi ile beraber bu sanal marketçilik çok hızlandı. Dönerciden tavuk pilavcı sipariş götürüyor evine. Hani o kadar yaygın bir şey ki.
Özellikle işte marketler çok seri paketler hemen hızlı bir şekilde hazırlanıyor geliyor.
Buraya gelince fark ettik burada ekstra ücreti var. Biraz daha hantallar bu konuda.
Hani o konfor, o rahatlığa o kadar alışmışız ki.
Buraya geldiğimizde şey dedik, ya Hollanda sizce de biraz geri değil mi ya?
Geri kalmamış mısınız? Ya da işte şey, burada belediye işleri, işte bu resmi evrak işleri çok uzun sürüyor. Yani çok sağlam ilerliyor ama.
Çok hantal, çok yavaş ama Türkiye'de sen koşuyorsun randevudan randevuya yetişmek için. Yani şu kağıdı ver, aşağı kata in, yukarı çık, asansörle eksil, bire in falan. Burada mektup gönderiyorsun işte ve şey diyorsun, Rabbim lütfen ulaşsın, lütfen geri gelsin.
Yani biraz daha işte biz beş ay oldu başvuru yapalı. O kadar yavaş ilerliyor ki her şey. Doğal olarak bu konfor, bu alanı, bu lüks ya da işte bu kolaylıklar başka bir yerde lüks diye tarif edilebilir.
Buradan Türkiye'ye gidenler için de o aynı tepkiyi yaşıyorlardır. Yani burada yaşadıkları rahatlık Türkiye'de bir zorluk hissiyatı verebilir ya da burada onlara pahalı gelen şey orada ucuz gelebilir. Yani bu tarz bir karşılaştırma yapılabilir çok kolayca yani.
[00:08:21] Speaker A: Evet evet evet. Ya işte bu arayış içindeyiz. Devamlı bir farklı, bir üst, daha iyi.
Yani bizim gözümüzde de bazen ya orada çok hoşumuza giden birkaç şey var ve her kültürün kendi içinde zorlukları var. Bize zor gelecek olan şeyler var. Rahat olan şeyler var. Elbette hepsinin bir alışverişi böyle bir şey. Onu istiyorsan hem o hem o olmuyor.
ve elbette yurtdışına yaşayan insanların yaşadığı zorluklar, bazıları geri dönmeye başladı, geri dönenler var.
Fakat elbette bu sadece o konuyla alakalı değil, tüm yurtdışına çıkmadan da, araştırmamız devamlı bir rahatlık, konfor, zorluktan kaçmak tarafına da eğilebiliyor. Bu da şuna demek istiyorum, Sena Bey, CHPT'yle, EY'lerle bindiğinde birçok işi çok daha kolay ve hızlı yapabiliyoruz. Bunun getirdiği güzel taraflar var ama her alanda bunu beklemeye başlayın. her tarafta, her devamlı bir fıralanda olma isteği de doğuyor.
[00:09:21] Speaker B: Aynen. Bu zorluktan kaçınma psikolojisi galiba zaten bütün hayatımızı yönlendiren şeylerden bir tanesi haline geliyor. Bir yerde bir zorluk yaşıyoruz ve başka bir şehre kaçmak istiyoruz. Yeşilçam filmlerinde de çok görüyoruz bunu yani gördük. Sürekli bir yere kaçma, bir yerde altın altınlar yere saçılmış topluyorsun hikayesi var ya da işte kan davalısından kaçıyor, işte tartıştığından kaçıyor, kaçırdığınızın ailesinden kaçıyor. O zorluktan kaçma psikolojisi bence rahat yaşama isteği hepimizde var. Burada da görüyorum yani buraya yerleşmiş kişiler var. Ara ara tanışıyorum ve hep o işte Türkiye'de zor şartlardan yakınıyor.
Ya da işte Türkiye'de yaşadığı zorluklardan dolayı işte buraya kaçmış, buraya gelmiş.
Çünkü böyle bir istek var. Ne kadar uzağa kaçarsanız kaçın, elinde sonunda hiç...
Çıktığınız yerden hiçbir şey almasanız bile, yani bir tost tanesi bile kalmasak yine de kendinizi oraya götürmek zorundasınız. O anıları, o birikimi, o düşünce yapısını, davranış yapısını, konuşma şeklinizi, bakış şeklinizi. Yani onu yanınızda götürüyorsunuz. Türkiye'de onu da bırakayım ve Kenya, güzel ülke Kenya'ya yerleşeyim desen kendini bırakamıyorsun.
O yüzden o rahatlıktan kaçma isteği var ama yine de o arka planla yine gidiyorsun yani.
[00:11:04] Speaker A: Doğruda o rahatlığa doğru kaçma, evet o arayış, devamlı ondan bitmeyen bir arayış var fakat Zorluk tarafından belki onu biraz yanlış anlıyoruz. Yani zorluk, zorluğa bakış açısı. Hayat zor olduğunda ondan kaçmak istiyoruz ama neden hayat zor oldu? Neden o zorluklarla karşılaşmaya başladım? Yani genel düşüncelerden bir tanesi bir. Zorluğa bakış açısı bir arıza değil, yanlışlıkla olan bir şey değil, normal bir okul gibi, normal bir şey gibi düşünülüyor. Burada İsa Mesih'in öğretilerine de baktığımızda insanların nedense Hristiyan olacağım dediği andan itibaren sanki her şeye gücü yeten Tanrı benim yanımdaysa bu eşittir hayatta zorluk yaşamayacağım düşüncesi ve İsa Mesih'in yani okusalar bilecekler. İsa Mesih diyor ki bana bunu yaptılarsa size neler neler yaparlar bir anlamda yani neler yapmazlar.
Bu nedenle de orada dikkat etmemiz gereken şeyden bir tanesi bu. Zorluk, İsa Mesih'in adlarından bir tanesi. Size bunu yapacaklar demesi çok ilginç. Yani cenneti vaat eden, onunla sonsuz bir birlikteliği vaat eden bir tadrı aynı zamanda bana bu dünyada yaşayacağım zorlukları da vaat ediyor.
[00:12:24] Speaker B: Ya çünkü kaçınılması gereken şey mi, büyüten şey mi?
Yani mesela çocuklarımızın yaşadığı zorluklarda bir böyle şey, her şeye müdahale etmiyoruz.
Bazen hatta şey diyoruz ya, hayal kırıklıkları çocuğu büyütür. Hayal kırıklıklarıyla yüzleşmeyi öğretmemiz lazım. Daha bugün yaşadık. Bir yeğenim oldu. Amca oldum, hamdolsun.
Sapasağlam geldi ve benim oğlum bunu duyunca ona bir hediye almak istedi.
Ve hemen şey dedi, okul otobüsü alalım. Daha önce de birine almıştık, onu gördü. O yüzden şey, bağlantı kurdu.
Ve gittik aldık bugün beraber. İşte o hemen buldu istediği otobüsü, aldı.
Parasını ödedik, eve geldik.
Evde onunla oynamak istedi ve biz dedik ki olmaz.
Bu aldığın hediye. Yani bir başkasına bir hediye aldın ve bunu paketledik. Paketliyoruz artık yani.
Ve çok üzüldü yani. Onun için çok zordu.
Oyuncağı fırlatmak istedi.
Ya büyük bir hayal kırıklığı çünkü onun için. Onunla oynamak istiyor ama yapamıyor. Önünde bir baba engeli var. Onun yaşı için, üç yaş için bir zorluk.
Ama onu anlatmaya başladık neden bunu yapmasını istemediğimizi ve bu hayal kırıklığıyla yüzleşti. Bu onu, ona bazı şeyler öğretecek ve o şekilde büyümeye devam edecek. Bazı prensipler ediniyor aslında.
Aslında zorluklar hayatımızda kaçınılması gereken değil, mücadele edilmesi gereken şeyler olduğunu da görüyoruz.
Ve İsa sadece bana bunu yaptılar, size de daha birçok şey yapacaklar demiyor. Aynı zamanda buna davet de ediyor. Çağırmağını yüklen ardımdan gel diyor.
Aslında bir hem bizi uyarıyor zorluklarla karşı yaşayacağımız konusunda hem de yüreklendiriyor ve Bu yani gerçekten büyük bir lütuf ve esenliği müjdeleyen, sevgiyi müjdeleyen ve anlatan, öğreten, bizlere veren Tanrı'nın böyle bir şey söylemesi bir çelişki değil. Tanrısal tarafta bulunan, Tanrı sevgisini kabul eden, o iman çağrısını kabul edenlerin şeytandan ve dünyadan başlarına geleceklerin de habercisi.
Yani Tanrı şey demiyor ben seni ölümle yüzleştireceğim ben seni şununla şöyle yapacağım şu zorluğu da ben sana yaşatacağım demiyor aslında ama yaşayacaksın.
[00:15:01] Speaker A: Doğru bu dünyanın gerçekleriyle yüzleştiriyor.
[00:15:03] Speaker B: Gerçekleriyle yüzleş. Şey demiyor çık manastıra git.
Kapat kendini. Yani bazı Hristiyanlar bunu yaptılar.
Maalesef hiçbir şey elde edemediler.
Ama Tanrı'nın İncil'i de kendisi bunu söylemiyor. Çık git manastıra kapat kendini bu dünyadan ayrıl. Hiç kimseyle görüşme.
[00:15:23] Speaker A: Doğru. O kaçmak için ona ben de karşıyım ama çok güzel değerlerimiz var. Manastır öğretilerinden, kilise babalarından.
Kapı dokyalı babalarımızı kızdırmayalım.
[00:15:34] Speaker B: Ben manastıra gittim, çok beğenirdim. Gerçi şey anlamında değil, bu bir İsa öğrencileriyle birlikte dağa doğru yürüdüler, orada kaldılar, dua ettiler, dinlendiler. Yani bir geri çekilme anlamında tabii ki de Tanrı'yla zaman geçirmek için bu dünyanın Meşgalesinden biraz uzaklaşmaya ihtiyacımız var Tanrı'yla sessiz bir zamana ve güzel bir inşa edilmiş bir manastır bence çok iyi olurdu.
Ama aynı zamanda burası bizim bir konfor alanımız, kaçtığımız, bütün dünyayla sonsuza dek ilişkilerimizi kestiğimiz bir yer değil.
[00:16:18] Speaker A: Elbette orada sadece ekleyecek olursam bence bazı insanlar için o yalnız kalmak çok zor bir zaman olur. Yani dikkatini dağıtmadan kendisiyle yüzleşmesi o da çok büyük bir zorluk. Fakat bunu ilerletecek olursam bu arada güzel bir bilgi vereyim.
Önemli bir adım. Bir psikologla görüşmeye başladım. Dün ilk seanstı, ilk danıştı, ilk defa böyle bir durumla duruma dahil oldum. Ne olduğunu ben de biliyordum.
Aynen. Ama şöyle bir şey var.
Anlatmaya başladım.
Bir hafta önce görüşmüştük. Orada nelerden, ne tür travmalarım olduğunu sordu. Ben de açıkladıkça böyle, wow, wow deyince böyle devamlı her açıkladığımda ben üzülmeye başladım kadıncağız için. Şöyle de bir şey var, okuduğum konulardan bir tanesi de bu travmaların bile yani hayatımızda da geri dönüş, dönüp baktığımızda bak bunlar oldu, böyle acılar çektim, böyle zorluklar çektim dediğimiz şeylerin de getirildiği bir...
Büyüme gelişim var, inkar edilemez.
Elbette her zaman pozitif de olmuyor bu.
Değişimler, mesela bazen diyoruz ki çocukken bu oldu, bu nedenle bu kişi bunu yapmaya eğilim gösterdi diyoruz ve ha bak burada bir yol, bir ayrım vardı ve bu yolu seçti.
Bu elbette onları şey yapmıyor, o suçtan ya da o yaptığı artık günah artık neyse. Ondan da muaf kılmıyor ama bir anlamda anlıyoruz durumu. Yani bir anda gelişmedi onlar. Fakat aynı zamanda bu iyiye de yönelik bir büyüme olabilir. Bu nedenle biz zorluklarımıza baktığımızda bazı belki benim yaşımda olan birkaç üniversitenin arkadaşımla sohbet ettiğimde zorluklara bakıp bu annemden dolayı, bu babamdan dolayı, şu dedemden dolayı diyerekten bir geçmişe bakıp travmaları suçlayıp o tramboların yaşattığı, eklediklerini bazen görünmezlikten geliyoruz. Bu da benim için ilginç bir şey. Yani o tramboluyor ve o senin daha gelişmene yardımcı oluyor.
[00:18:32] Speaker B: Bir de ters tepki veriyoruz bazen aslında. Sen söylediğin şey çok doğru, güzel.
Bir an aklıma şey getirdi de, Adem ve Havva işte Adem bahçesindeyken tanrı geldiğinde işte Adem hemen dönüp yanıma koyduğum kadın işte şu yılan sürekli bir işaret etme isteği yani.
Bazen bu travma ya da işte zorluklarla ilgili düşündüğümüzde hemen aklımıza şey geliyor ya işte onun suçuydu.
Yani aslında durumu çözmek için uğraşmıyoruz.
Paketi bir yere koymaya çalışıyoruz. Bunu inanç arayışındayken de yapıyoruz ya da inancımızla ilgili sorular sorarken de yapıyoruz. İşte şu dünyanın haline bak.
Sen suçlusun.
Yani o zorluklar, o problemlerde vicdanımızı rahatlatacak bir çözüm olarak paketi bir yere bırakıp kendimizi masumlaştırıyoruz ve bunu aslında travmalarımızda da yaşadığımız zorluklarda da yapıyoruz. Bütün suç oraya ait ya da bütün suç bütün o problemin kaynağı odur diye bir işaretleme yapıyoruz ama bu perspektifi değiştirmek Bir yandan da bizim elimizde o zorluk süreçleri içerisinde iyi bir şekilde geçersek dediğine katılıyorum. Tabii ki de her zaman pozitif değerler olmuyor ama yani inançsal açıdan benim gördüğüm şey bu.
Ne kadar o zor zamanlardan geçersek Efe'nin tanıklığında kullandığı bir söz vardı. Yıllardır çok severim o sözü. Yani geriye baktığımda Tanrı'nın ayak izlerini gördüm.
Yani doğru hatırlıyorsam Efe'nin bir sürü videoları izledim ama eminim Efe'dedir.
Şu an bir şüpheye düştüm. Çok kötü.
Ama Efe'deydi diye hatırlıyorum.
Neyse yani o bir hikaye yani.
Görümde işte kendi ayak izi ve Tanrı'nın ayak izlerini görüyor sahilde.
Zor bir zamandan geçerken tek bir ayak izi görüyor ve Tanrı'ya bu zor zamanda neden yanımda değildin dediğinde o da diyor ki aslında o ayak izi benimdi yani senin değil.
Sen olsa da benim kucağımdaydın diyor. Yani çok tatlı bir Bazen o zor zamanlardan geçerken gerçekten yalnız hissediyoruz.
Bu yüzden daha çok bir konfor alanı arıyoruz kendimize. Bizi koruyacak, bizi sahiplenecek, bize sarılacak birini arıyoruz. Ama farkında olmadığımız şey Tanrı'nın kendisi.
Aslında o zor zamanda güç kaynağı olarak yanımızda duruyor. O zorluklardan biz geçerken bizi öyle yani git ve yürü demiyor. Bizimle birlikte yürüyor orada.
[00:21:32] Speaker A: Doğru doğru. İsa Mesih'in bu ayeti dünyanın sonuna kadar sizinleyim. Sizinleyim. O sözü elbette hem gönderiyor ama bizimle de gidiyor.
Sana, seninle paylaşmak istediğim bir ayet var. Bu ayeti hem bir bakalım hızlıca. Bu ayet üzerinden belki biraz konumuzu nasıl daha derinleştirebiliriz, onu görmek istiyorum. Yakup, birinci bölüm. Yakup'un da bolca konuştuğu şeylerden bir tanesi bu yaşadığımız zorluklar bu hayat içinde.
Şöyle diyor, birinci bölüm, ikinci ayet. ''Kardeşlerim, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük sevinçle karşılayın. Çünkü bilirsiniz ki imanınızın sınanması dayanma güdünü yaratır. dayanma gücü de hiçbir eksiği olmayan, olgun, yetkin kişiler olmanız için tam bir etkinliğe erişsin.
Buradaki o sözü elbette büyük sevinçle karşılayın diyor, çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde.
Normalde yapmadığımız bir şey. Denemeler, acılar, o zorluklar devamlı karşımızda. Fakat ilk teklimiz sevinçle karşılamak olmuyor.
Neden Yakup'un aracılığı ve Tanrı bizden bunu istiyor?
[00:22:46] Speaker B: Ya çok zor bir konu çünkü bir yandan da yani o ilk tepkinin sevinçli olmaması.
Biz buraya taşınırken hatırlarsın ya seninle zaten birçok birkaç özellikle böyle birkaç kardeşle yakın arkadaşlarımla hep konuştuğumda hepiniz biliyorsunuz yani şey diyordum ya bu bir bizim hayatımızda Rabbim bir tasarısı yani çok mücadele verdik kalabilmek için dava açtık.
Derdimizi anlatmaya çalıştık, olmadı ve gitmek zorundayız şimdi.
Ama Rabbim bir bildiği vardır diye geldik.
Geldikten sonra da sen dedim, Rabbim bildiğin şey neydi ya? Acaba biraz açar mısın bu konuyu? Çünkü çok zor, yani başka bir kültüre ittin beni. Yani başka bir kültürde duruyorum şu an. Dilini bilmiyorum.
Tamam, eşim Buralı, o çocuğun Buralı'nın dilini biliyor ama benim için her şey yabancı.
Yani en basit örneği, ben çok bunu söylüyorum ama yani mesela biz doksan iki diyoruz sayı olarak, onlar iki doksan diyor. Önce ikiyi söyleyip sonra doksan diyor.
Yani bu bile algoritma olarak…
[00:24:00] Speaker A: Doğru, senin bugün bir dersin vardı değil mi?
[00:24:02] Speaker B: Evet, bugün Hollandaca dersim vardı.
[00:24:04] Speaker A: Aferin evladım, çok güzel öğreniyorsun. Beni biraz ağzını açarak konuş dedi.
[00:24:08] Speaker B: Yani bu bile o kadar zor ki yani her şeye yeniden başlıyorsun, her şeyi yeniden anlamaya çalışıyorsun ve o sırada bu geçtiğin zorluklardan ve bir kurulu, gerçekten bir düzenini bırakıyorsun. Her şeyimizi bıraktık yani.
Doğru. Var olan eşyalarımızı sattık, çıktık.
Doğal olarak sıfır geldik ve şey gibi oldum yani nasıl sevineyim, neye sevinmem gerekiyor, nasıl sevineceğim ben şimdi?
[00:24:37] Speaker A: Doğru.
[00:24:38] Speaker B: Ve hamd olsun Rab gerçekten İşte böyle düşününce ve dua edince Rab o sevinmek için birçok şeyle gösteriyor bizlere. Dua ettiğimiz konular gerçekleşiyor. Hatırlarsın senle geçen konuşuyorduk.
Şöyle sorunlarım var böyle sorunlarım var dedim ama şu Rab gerçekten cevap ver dedim. Sen dedin ki ya bu kadar sorunun içerisinde bu sana sevinç veriyorsa ne güzel.
Çünkü gerçekten zorluklardan geçtiğimizde iman yolculuğunda şeyi hissediyorsun yani.
Bin adıyla yürüyoruz ve bu gelen zorluklar var.
2000 yıl önce elçilere olduğu gibi bugün bize aynısı oluyor.
Buna sevinmek gerekiyor ama çok zor. Şu işte ayetin devamı bu bize şunu gösteriyor.
Sevinçle karşılamamız gerekiyor çünkü bir aşaması var bu denenmenin. Yani denendikçe denenmelerin aşamalarını geçtikçe bize bir şey katıyor.
Diyor ki üçüncü ayette bilirsiniz ki imanın sınanması dayanma gücünü arttırıyor. Yani bu denenmelerle karşılaşıyoruz.
Sevinçle karşılamamız lazım çünkü final güzel olacak. Bununla karşılaştığımda Dayanma gücüm artıyor.
Dayanma gücüm arttıkça hiçbir eksiği olmayan yetkin kişiler olmaya başlıyoruz. Tam bir etkinliğe erişiyoruz. Aslında o anın denenmesi belki çok zor, çok yorucu, seni zorlayabiliyor ama Rabbin senin için olan tasarısı sana sevinç katıyor.
Sıkıntıdan keyif almıyoruz.
Yani şey, kendimizi acı çektirmekten keyif alın. Ayet bunu söylemiyor yani. Acı çek, kırbaçla kendini vur. Bundan bahsetmiyor yani. Ama finalde o eriştiğin şeyin mesajı bile... O tanrıdaki lütuf sana sevinç katıyor.
[00:26:41] Speaker A: Doğru doğru. Amaç o değil fakat olacağını hani demiştik ya o garanti yani zorluklar gelecek.
Bunu ilişki tarafında yorumlayacak olursam eşimle birlikte olan onunla olan ilişkimde zorluklar elbette yani zor zamanlardan geçtik. Çocuklar olduktan sonra, olmadan önce, ilk evlendiğimizde çok zor. Birinci yılımız çok zordu bizim için mesela.
Fakat geriye baktığımda o anların meyvesini... Yapmasam yok. Yok ama geri gelince bir gün konuşulur. Çünkü geriye dönüp baktığımda bak orada Rab bize bunu öğretiyordu. Orada Rab bize bunu şunu öğretti. Orada dinleyebildim. O kadar zor bir zamandan geçiyordum ki dinleme fırsatım oldu Rab'be. Çünkü çoğu zaman o kadar eminsin. Ya ne kadar da iyi gidiyor.
[00:27:32] Speaker B: Her şey çok güzel.
[00:27:33] Speaker A: Bak bunu da güzel yaptık. Şu da çok iyi gidiyor. Ama şey yok dinlemekte zayıf oluyorsun. Ta ki o zorluk geldiğinde orada bir durmamız gerekiyor. Burada da bir, sadece bir ayet daha okumak istiyorum. Bence bu en güzel kutsakta paradokslarla dolu. Ama en güzellerinden bir tanesi bu ikinci konutlar 12.9'da Paulus Efendi şöyle diyor, gücüm güçsüzlükle tamamlanır. Yani orada bir güçsüzüm, işte o zaman Tanrı'nın gücünü daha net bir şekilde görme. Onun gücüne, ihtiyacıma o kadar muhtacım ki o ihtiyaçtan doğan Tanrı'nın varlığını çok daha net görebiliyoruz hayatımızda.
O da bana aslında sevinç katıyor ve bir zorluk olduğunda, zorluk yaşamaya başladığımda acaba Rab kendisini bana nasıl gösterecek bu durumda? Çünkü ona muhtacım, onsuz yapamam.
Ona o kadar muhtacım ki o bir şey yapmak zorunda.
O bir nevi beni bazen biraz heyecanlandırıyor. Zorluk yaşında bir şekilde biz buradan çıkacağız ama Rabbim acaba bunu nasıl bize sağlayacak?
Onu bekliyorum.
Sen o son podcast olmadığın için sana bir fırsat vereceğim birazdan. Tolkien'e bağlayacağım konuyu. Hadi bak, Tolkien oğluna yazdı. Bunu birçok defa bahsettim ama belki ilk defa izleyen bir kişi varsa bile onun da duyması gerekir. Tolkien, oğlu Chris'e bir mektup yazıyor eşi vefat ettikten sonra ve ona bu konudan bahsediyor. Yani yaşadığı zorluktan bahsediyor.
Eşini kaybetmenin verdiği o üzüntüden bahsediyor. Ve şöyle ekliyor diyor ki, kötü olan diyor şeytan, kötü olan Başlangıçtan beri diyor, devamlı, çok aktif ve başarılı bir şekilde bu kötülüğü yapmaya devam ediyor, çok başarılı.
boşuna.
Çünkü tek yaptığı kötü olanın o toprağa, o sertleşmiş katı toprağa meyve verebilmesi için bir nevi eşmiş oluyor, toprağı kaldırmış oluyor ve bunu da direkt dirilişe bağlıyor. Diyor ki, dirilişi mümkün kılan İsa Mesih'in çarmıhta ölümüydü. İşte o zorluk O kutlayan havalileri tahmin edince böyle İsa Mesih aralarında belirdiğinde o sevinç, o inanılmaz o an çarmıh aracılığıyla mümkün kılındı. Çarmıh olmasa o olmayacaktı. Öyle olmayacaktı en azından.
[00:29:56] Speaker B: Tolki baba ya. Ya bu arada geçen podcastta konuştuğunuz her bir söze altına imza atarım Tolki'ye ne ilgili. Ve yani söylediği şey de doğru yani. Evet şeytan baştan bu yana bu kötülük işini çok başarılı bir şekilde götürüyor. Bunu böyle yapıyor olması ama çarmıhta yenilmediğini göstermiyor. Yani aslında sadece boşa eşeliyor.
Hala.
Diriliş büyük bir sevinç getiriyor. Ne kadar kötülük yaparsa yapsın, ne kadar zorluk çıkartırsa çıkarsın. Tolkien'in her bir sözü bence, her bir cümlesi çok değerli üzerine düşünülmesi gerekiyor.
Birçok Tolkien, Yüzüklerin Efendisi kanalına Kanalı takip ediyorum. Bunu daha önceki podcastlerde de söyledim. Ama izleyicilere söylüyorum yani gidin takip edin izleyin. Türkçe de çok güzel. YouTube'da güzel kaynaklar var artık eskisine göre.
[00:30:52] Speaker A: Doğru.
[00:30:53] Speaker B: Ve yani İncil'i nasıl referans alarak ve üzerine derin düşünerek bir ütopya, bir mit yarattığını ve bunu nasıl iyi bir şekilde vurguladığını görebilirsiniz. Gerçekten büyük bir ilham kaynağı.
[00:31:10] Speaker A: Doğru.
[00:31:11] Speaker B: Ve sadece Yüzüklerin Efendisi değil, bence senin en sevdiğin özelliğin bu konuda.
Mektupları çok kullanıyorsun. Çünkü Tolkien'in kişisel dünyasını da görüyoruz burada. Yani sadece bir yazar değil, gerçekten derin düşünen, gerçekten Tanrı'yı anlamaya çalışan, Tanrı'nın o görkeminden keyif alan bir adam Tolkien. Ve eğer mektuplarını okursanız oğluna C.S. Lewis'e, orada onun tabii bir de İngiliz beyefendisi, kendisi biraz sert bazı yönleri ama yine de çok değerli düşünceler edinebilirler izleyiciler.
[00:31:55] Speaker A: Kesinlikle, kesinlikle.
[00:31:56] Speaker B: Ve bu noktada Kendisi de çok zorluklar yaşayan biri aslında ve bu zorluklardan kaçmak yerine bunların üzerine daha çok derin düşünmüş. Arkadaşlarını mesela savaşta kaybediyor Tolkien.
[00:32:10] Speaker A: Doğru, doğru.
[00:32:11] Speaker B: O kurduğu Çay Partisi grubunun.
Ve o hepsi ona güveniyor aslında bu İngiliz mitinin, Ütopya'nın yazılması konusunda. Ve onlara benim kanaatimce birkaç elfi özellikle arkadaşlarına göre yazıyor, tasarlıyor.
Ama o zorluk zamanlarında Tanrı'ya sığınıyor, o konuda derin düşünüyor. Kaçmayı tercih etmiyor.
Yani o çok değerli bir örnek aynı zamanda.
[00:32:45] Speaker A: Doğru doğru. İnsanların konforlarından çıkan güzel bir, ya şu hikaye oradan geliyor.
Çok konforlu bir zamanım vardı, zamandan geçiyordum. Şunu yazdım, değildim. Ya en sevdiğimiz müziklere bakıyorsun, en sevdiğimiz şarkılara, ilahilere hatta bakıyorsun.
Bu yüzden aslında konfor aramak, konfor peşinde koşmak, tekrar başa bağlayacak olursak başımızdaki konuya, onu aramak bir nevi O zorlukları hiçe sayıp, o zorlukların bize öğrettiği dersleri çıkarmayıp, tam zıttına koşmaya çalışıp, hem onun meyvesini yemiyoruz ama onun travmasıyla konfor arayışında, o sonsuz tatminsizliğin peşinde koşma ihtiyacı duyuyoruz. Anlıyorum, hepimiz hayatımızın bir döneminde bunu hissettik, o keşke şu, bunu da yaşamıyor olsam, Yine bağlayacağız ama ne yapalım ya. Frodo'nun o sesi yani. Keşke bana gelmeseydi o yüzük ama... Artık yani senin elinde olan bir şey o yüzük. Orada, ama sana verildi, sen şimdi ne yapacaksın?
Böyle bir acıdan geçiyorsun, o zaman şimdi sen ne yapacaksın?
Bizim de kutsal kitaba bakıp gördüğümüz şey, eğer Tanrı seninle ise, gerçekten böyle bir iddian varsa, Şeyh Egemen Rabb seninle. Ve seni oradan çıkarmıyor, kayıp çıkarmıyor.
Kadı Aziz Ali İmdadı'yı, onlar alıp götürmüyor seni, fakat Sen orada sonuna kadar ilerliyorsun ve seninle birlikte.
O bana daha şey veriyor, yani bir hani o uzak değil benim acıma, bana yakın.
emek açımı görüyor ve İslami'sinin bunu kaç defa yaptığını görüyoruz. İnsanların acısına, dışlanmasına, dindar insanlar tarafından hiç şey sayılan insanları gördüğünde verdiği tepki çok derin ve çok içten gelen bir duygu. Bu da bizim Tanrı'nın bize bakış açısını ve acılarımıza, zorluklara bakış açısını gösteriyor aslında.
[00:35:01] Speaker B: Bize uzak bir başkainimiz de yok yani İbrahimler de diyor ya yani O yüzden bunu görmek lazım. Bir de belki buradan pratik bir nokta olarak da yani bu her zaman yaşadığımız şeyler, bu zorluk hayatımızda olacak.
Bunlar hayatın getirdiği çok normal şeyler ve tabii ki de çok üst bizi zorlayan şeylerle karşılaşacağız. Böyle yukarıdan konuşmaya da gerek yok. Bazen kendimi o konumda bulmak istemiyorum hiçbir zaman.
O konumda gördüğüm kişileri de tatlı bir şekilde uyarmak istiyorum. Böyle bir zorluktan geçiyorum. İsa sana yardımcı olacak.
Güzel bir cevap ama yeterli değil. Çünkü gerçekten birinin onun dua partneri olarak biriyle yürümeye ihtiyacı olabilir o kişinin. Yani zorlukta birbirimize destek olmamız lazım.
Aynı zamanda gittiğimiz kilisede de zorluk yaşayabiliriz. Gittiğimiz kilisenin içerisinde zorluklar olabilir. Kilise değiştireceğimiz, sorunlardan kaçacağımız, problemlerden uzaklaşacağımız anlamına gelmiyor. Tam tersine.
O sorunun nasıl aşılacağını kutsal kitap bize gösteriyor.
Ona göre bizim adım atmayı öğrenmemiz lazım. Atamıyorsak bunu öğrenemiyoruz. Senin söylediğin yer bence benim hayatım için en vurucu yer oldu.
Birçok defa.
Eğer bir yerden kaçtıysam oranın hiçbir zaman bereketini alamadım.
Ama hep oranın o yaşadığım sorunlarını hayatımın ilerleyen dönemlerinde yaşadım.
En böyle sıradan basit örneğim, daha 19 yaşında bir otelde, beş yıldızlı bir otelde ağa garson oldum, birinci garson. İşte rütbem hızlı ilerliyor yaşıtlarıma göre.
Bir sorun yüzünden çok sinirlendim aşırı derecede ve restoran müdürü de hani beni bir sonraki sene artık şef olabileceğimi söylüyor, yetiştirmek istediğini söylüyor ve ben istifaya bastım ve gittim yani. Çünkü 19 yaşında bir Mersinli'ye göre çok havadan konuşuyordu.
Çok üstten konuştu benimle.
Bastım gittim.
Hep o sorun uzun yıllarca iş hayatımda aklımda kaldı.
Böyle beni zorbaladılar, şöyle hakaretlere uğradım.
Çözüme izin vermedim. Yani restoran müdürünün bunu çözmese de izin vermedim. Direkt istifa ile ayrıldım. Ve hep o soru, o travmatik anı kaldı hayatımda. Yani o sorunun çözümünü izin verseydim ne olacağını bilmiyorum hala.
Hiçbir zaman bilemeyeceğim. Belki paralel evrende başka bir emre izin verdiyse. Ama yani senin dediğin orijinal çok bence değerli de bir şey. O zorluk anı da hikmetli ve sakin olmak ve o doğru adım atmak bir sonraki yaşayacağımız şeyler için iyi bir yol haritası da verebiliyor bize. Paulus'un sözü önemli yani zayıfız o an ama Rab gücümüz.
[00:38:18] Speaker A: Doğru.
[00:38:19] Speaker B: Bunu unutmamalıyız.
[00:38:21] Speaker A: Kesinlikle. Dediğimiz gibi yüreğimizin arzusu isteği olsa da var olan durumumuzun böyle bir rüyadaymış gibi ondan kaçmak yerine orada bulunmak, oradan ders çıkarmak, oradan öğrenmek, oradan Rabbim bizi daha nasıl yetkin ve etkin, etkin ve yetkin insan nasıl yapacak acaba bu durumda? Ben biraz daha ona nasıl benzeyeceğim?
Aslında arzumuz, dileğimiz bu dünyada yaşadığımız zaman içinde ona daha benzemek, o yarışa koşmak, ilerlemek, Seni görmek çok güzel, seninle sohbet etmek her zaman bu yeni formatta da ama birkaç haftaya buraya geliyorsun diye duydum.
[00:39:04] Speaker B: Yani umuyoruz, geleceğiz. Burada oturma izinleri vesaire halletmeye çalışıyorum. Ondan sonra Antalya'da olacağım.
Yani ben de çok özlemişim.
AROG filmindeki bu ayağına uzun zamandır top değmedi diyen adam gibi.
Uzun süredir podcast çekemedi.
Kamera yüzü görmedi.
[00:39:24] Speaker A: Bu formattan sonra farklı bir format daha yapacağız. Sen geldikten sonra bu da izleyicilerimiz için.
[00:39:29] Speaker B: Stüdyoda birkaç gece yatacağız gibi.
[00:39:31] Speaker A: Aynen aynen.
[00:39:33] Speaker B: Ama gerçekten çok özledim.
[00:39:34] Speaker A: Bakacağız.
Aynen.
[00:39:36] Speaker B: Tiran Öztürk'teki yorumları takip ediyorum, videoları takip ediyorum gerçekten.
Benim için de ayrı bir bereket oldu. Yani onu da söyleyeyim izleyenlere. Sadece burada podcast çekmiyoruz. Aynı zamanda da izleyici tarafımız da var. O bana çok ciddi teşvik veriyor yani.
Şu aralar favorim Senem abla.
[00:39:57] Speaker A: Değil mi bu aralar? Senem ablayla ben yani Senem ablayla Mark abinin videoları çok motive ediyor beni. Onları tekrar tekrar dinleme fırsatım oluyor elbette.
Fakat şeyi de söyleyeyim senle birlikte cap canlı yayınları sen oradayken uzaktan yapacağız. TikTok, Instagram, YouTube ve Facebook kanallarımız üzerinden çok yakında geliyor.
[00:40:21] Speaker B: Bekleyin, geliyoruz.
[00:40:22] Speaker A: Çok yakında bir üç ay önce söyledim ama bakalım bir üç ay sonra en geç bir üç ay sonra.
[00:40:27] Speaker B: Bize göre çok yakında ya.
[00:40:29] Speaker A: Aynen doğru.
[00:40:30] Speaker B: Hollanda'ya göre mesela burada işler biraz yavaş yavaş.
[00:40:33] Speaker A: Senin ikamet işi gibi olacak biraz ama ne yapalım.
[00:40:36] Speaker B: Aynen yapacak bir şey yok.
[00:40:37] Speaker A: Arkadaşlar çok teşekkürler bizlere eşlik ettiğiniz için. Bu konu hakkında düşünceleriniz varsa yorumlarınızı bekliyoruz. Lütfen sorularınızı sorun. Belki bir sonraki podcastta Emre kardeşimle birlikte cevaplama fırsatımız olur.
Kendinize iyi bakın. Esen kalın.